bugün
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- odanın içine baykuş girmesi9
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- sözlük kezoları7
- meyveli soda içen erkek7
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak3
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- parmak patates vs elma dilim patates7
- yeni parti39
- hiç ufak tefek mükremin olmaması4
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- gece yatağın altından uzanan el5
- cinleri olan sözlük kızı5
- hogwarts cadılık büyücülük okuluna davet mektubu4
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- soğan salatası6
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- havanın buz gibi olması4
- gece yatağın altından sözlük yazarı çıkması4
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek4
- cin mısır kabilesi5
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- iştahın kapanması7
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- türkler barbar ve köpektir7
- hoşlanılan kızın yeni partili çıkması2
- gece duyulan kahkaha sesleri fobisi3
- mercimek çorbası4
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- muhalefete muhaliflik yapmayın2
- korku romanı yazmak3
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- nervio'nun aşkıma yanıt vermemesi5
- yeni tanışılan biriyle cinsel seks yapmak2
- en güzel sevişme13
- korkmuş bir sözlük kızını teselli etmek3
robert musil imzalı bir roman.
"hayalete dönüşmüş bir toplumun gerçekliği karşısında kuşkular içinde kalan bireyci insan, bunun arkasında daha derinlikli, daha gerçek başka bir gerçekliği; yaşamın artık tükenmiş 'normal' durumun ötesindeki anlamını, bütünlüğünü ve zenginliğini arar."
ernst fischer
"hayalete dönüşmüş bir toplumun gerçekliği karşısında kuşkular içinde kalan bireyci insan, bunun arkasında daha derinlikli, daha gerçek başka bir gerçekliği; yaşamın artık tükenmiş 'normal' durumun ötesindeki anlamını, bütünlüğünü ve zenginliğini arar."
ernst fischer
(bkz: niteliksiz adam)
atlantiğin üzerinde barometrik bir minimum vardı; bu minimum doğuya, rusya üzerinde biriken bir maksimuma doğru yol aldı ve kuzeyden dolanıp bu maksimumdan kaçınmak gibi bir eğilim sergilemedi. izotermler ve izoterler de kendilerine düşeni yaptılar. hava sıcaklığı, ortalama yıllık sıcaklıkla, yani en soğuk ve en sıcak ayların dereceleriyle ve aylık düzensiz hava sıcaklığı dalgalanmalarıyla doğru orantılıydı. güneşin ve ayın doğuş ve batışları, aydaki, venüsteki, satürnün halelerindeki ışık değişimleri ve daha pek çok önemli olay, astronomik yıllıklardaki ön belirlemelere uygundu. havadaki su buharı en yüksek yoğunluk noktasındaydı, nem derecesiyse düşüktü. biraz eski moda olmakla birlikte, gerçek durumu oldukça iyi dile getiren bir cümleyle söylemek gerekirse; 1913 yılının güzel bir ağustos günüydü.
klasiklerle nasıl taşak geçilir? işte böyle geçilir demiş ve girişinde neden "modern" edebiyata dahil olduğunu açıkça gösterir robert bizleere.
klasiklerle nasıl taşak geçilir? işte böyle geçilir demiş ve girişinde neden "modern" edebiyata dahil olduğunu açıkça gösterir robert bizleere.
romanın başında, "ki ilginç ama buradan bir sonuç çıkmayacak" bölümündeki kazanın ardından iki insanın konuşması, kadının kazayı teknik bir sorun olarak içine sindirmesi ve dahası rahatlaması beni en etkileyen anlatıdır:
"hanımla ona eşlik eden bey de yaklaşıp, kafaların ve eğik sırtların üzerinden yerde yatana bakmışlardı. sonra geri çekildiler ve duraladılar. hanım, kalbiyle midesi arasındaki boşlukta acıma diye nitelendirmekte haklı olduğu, nahoş bir şey hissetmekteydi; bu, ne olduğu belirsiz, felce uğratıcı bir duyguydu. bey, bir süre sustuktan sonra ona şöyle dedi: "burada kullanılan bu ağır kamyonların fren mesafesi çok uzun." hanım, bunu duyunca rahatladığını duyumsadı ve sıcak bir bakışla teşekkür etti. bu sözcüğü herhalde daha önce de duyduğu olmuştu, fakat fren mesafesinin ne olduğunu bilmiyordu ve bilmek de istemiyordu; bu iğrenç olayın böylece belli bir düzene sokulması ve kendisini artık doğrudan ilgilendirmeyen bir "teknik soruna" dönüşmesi, ona yetiyordu. şu anda ambülansın canavar düdükleri de duyulmaktaydı; arabanın gelişindeki çabukluk, bekleşenlerde bir tatmin olmuşluk duygusuyla doldurmuştu.bu toplumsal düzenekler hayranlık uyandırıcıdır. -görevliler yaralıyı ambulansa alır, ambulansın içi hastane gibidir- orada bulunanlar, neredeyse yasalara ve düzene uygun bir olayın gerçekleştiği yolunda haklı bir izlenimle ayrıldılar."
konuyla ilgili ernst fisher'in denemesi -aynı zamanda kitabın önsözü- mevzuyu çok güzel analiz etmiş:
anlamını kavramadığı ama kendisine tanıdık gelen herhangi bir söylem, onu rahatlatabilmektedir. tedirginliğin sesi bastırılmaktadır ve burjuva insanı, sorumluluğundan kurtarılmıştır. iğrenç olan, artık onu ilgilendirmemektedir. iğrençlik teknik bir soruna dönüşmüştür. bu sorun konusunda yetkili olanlar, artık uzmanlardır, teknisyenler, politikacılar, bürokratlardır, herhangi biridir. sorumlu olmayan tek kişi burjuva "bireyidir"! "
"hanımla ona eşlik eden bey de yaklaşıp, kafaların ve eğik sırtların üzerinden yerde yatana bakmışlardı. sonra geri çekildiler ve duraladılar. hanım, kalbiyle midesi arasındaki boşlukta acıma diye nitelendirmekte haklı olduğu, nahoş bir şey hissetmekteydi; bu, ne olduğu belirsiz, felce uğratıcı bir duyguydu. bey, bir süre sustuktan sonra ona şöyle dedi: "burada kullanılan bu ağır kamyonların fren mesafesi çok uzun." hanım, bunu duyunca rahatladığını duyumsadı ve sıcak bir bakışla teşekkür etti. bu sözcüğü herhalde daha önce de duyduğu olmuştu, fakat fren mesafesinin ne olduğunu bilmiyordu ve bilmek de istemiyordu; bu iğrenç olayın böylece belli bir düzene sokulması ve kendisini artık doğrudan ilgilendirmeyen bir "teknik soruna" dönüşmesi, ona yetiyordu. şu anda ambülansın canavar düdükleri de duyulmaktaydı; arabanın gelişindeki çabukluk, bekleşenlerde bir tatmin olmuşluk duygusuyla doldurmuştu.bu toplumsal düzenekler hayranlık uyandırıcıdır. -görevliler yaralıyı ambulansa alır, ambulansın içi hastane gibidir- orada bulunanlar, neredeyse yasalara ve düzene uygun bir olayın gerçekleştiği yolunda haklı bir izlenimle ayrıldılar."
konuyla ilgili ernst fisher'in denemesi -aynı zamanda kitabın önsözü- mevzuyu çok güzel analiz etmiş:
anlamını kavramadığı ama kendisine tanıdık gelen herhangi bir söylem, onu rahatlatabilmektedir. tedirginliğin sesi bastırılmaktadır ve burjuva insanı, sorumluluğundan kurtarılmıştır. iğrenç olan, artık onu ilgilendirmemektedir. iğrençlik teknik bir soruna dönüşmüştür. bu sorun konusunda yetkili olanlar, artık uzmanlardır, teknisyenler, politikacılar, bürokratlardır, herhangi biridir. sorumlu olmayan tek kişi burjuva "bireyidir"! "
"...oysa olasılık yalnızca sinirleri zayıf kişilerin düşlerini değil, fakat tanrının henüz uyanmamış niyetlerini de kapsar."
"insanlık, incilleri ve tüfekleri, tüberkülozu ve tüberkülini üretir. demokratiktir, kralları ve soylularıyla birlikte; kliseler inşa eder, kliselere karşı üniversiteler kurar; manastırları kışlalara dönüştürür ama kışlalarda askeri rahipler görevlendirir."
"insanlık, incilleri ve tüfekleri, tüberkülozu ve tüberkülini üretir. demokratiktir, kralları ve soylularıyla birlikte; kliseler inşa eder, kliselere karşı üniversiteler kurar; manastırları kışlalara dönüştürür ama kışlalarda askeri rahipler görevlendirir."
bilim altında ezilen insanın ve toplumun çöküşünü anlatan romandır. Ulrich niteliksizdir, çünkü artık büyük düşünceler hiçbir işe yaramamaktadır ve düşünmek eylemi belli uzmanlara, "nitelikli" insanlara bırakılmıştır. Ulrich, polis tarafından sorguya çekildiğinde kendisinin "serbest çalışan bir bilim adamı" olduğunu söyleyemez, çünkü içinde yaşadığı topluma göre bu bir nitelik değildir. Önceden insan yaşıyorken, artık olayların karşısında edilgen bir konumda bulunan hayvandan farksızdır. Bilim durmadan ilerlemektedir ve insan sadece tanımlamalarla, açıklamalarla yetinir. Artık bir Goethe, Shakespeare gibi büyük düşüncelere sahip olup büyük şeyler yaratmanın zamanı geçmiştir. Onlar birer delidirler. Musil'in isyanı ise bu edilgenlik durumuna ilişkindir. Ona göre insan tarihin ürettiği bir varlık ya da suların sürüklediği bir kütük olmamalı; tarihi bizzat insan yazmalıdır. Ancak kahramanlıklar çağı geride kaldığına göre bu nasıl yapılacaktır? Bence Musil'in aradığı cevap budur.
Peki insanlar artık neleri nitelik diye adlandırıyorlardı? Pratik hayatlarında işlerine yarayacak bilgiye sahip olmayı, kendilerine para kazandıracak işlerde çalışmayı vs. Bu yüzden ki, büyük düşünceler felsefe, edebiyat gibi alanlarda kendi uzmanlarının ellerine bırakılmıştır. Eğitim denen şey ise, insanlara pratik bilgi dediğimiz şeyleri aşılamaya çalışan kurumlardır. Ve işte bütün eğitimine, onca bilgisine rağmen en insanca üretimi anlamsız bulan bu toplumsal hayvan, insanlığını yitirmiş bir "nitelik"ler yığınıdır.
Peki insanlar artık neleri nitelik diye adlandırıyorlardı? Pratik hayatlarında işlerine yarayacak bilgiye sahip olmayı, kendilerine para kazandıracak işlerde çalışmayı vs. Bu yüzden ki, büyük düşünceler felsefe, edebiyat gibi alanlarda kendi uzmanlarının ellerine bırakılmıştır. Eğitim denen şey ise, insanlara pratik bilgi dediğimiz şeyleri aşılamaya çalışan kurumlardır. Ve işte bütün eğitimine, onca bilgisine rağmen en insanca üretimi anlamsız bulan bu toplumsal hayvan, insanlığını yitirmiş bir "nitelik"ler yığınıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar