bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu17
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri8
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam18
- hamas denince akla gelenler11
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- ben geldim naneler4
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- travestiden dayak yemek3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- hüseyin aktepe2
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- tinto brass7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- eoka'nın amacı4
- terapi niteliğindeki şeyler13
- emre belözoğlu9
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- reha muhtar vs erol köse2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- müslüman2
- sizin derdiniz islam2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- bim vs a1012
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- kişisel gelişim kitapları2
- türklerin özellikleri5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- nervio43
- miss universe 20265
- mika kase3
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- o 8 0 diyen biri vardı5
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- begüm polat2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- müge anlı2
Fransa’da çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse.
Burada bir kelime var, "décapiter".
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var.
Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor.
Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca, büyükelçi "Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız , bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok.
Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk:
"Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz.
Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve:
"Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek:
"Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
OKUYUCUYA NOT: Kendine kurtarıcı arama. Kötü gidişe kim dur diyecek dendiğinde sağa sola bakmadan BEN VARIM diyecek olan sensin. O birisi sensin. O birisi benim diyen milyonları oluşturmak için ne duruyorsun. Herşey zıddıyla kaimdir der Gazzali. Kötülük varsa iyilik de vardır. Kötülük çoğaldı. Şimdi iyileri çoğaltmanın zamanı.
Birisinden diğerine selam olsun...!
Burada bir kelime var, "décapiter".
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var.
Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor.
Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca, büyükelçi "Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız , bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok.
Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk:
"Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz.
Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve:
"Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek:
"Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
OKUYUCUYA NOT: Kendine kurtarıcı arama. Kötü gidişe kim dur diyecek dendiğinde sağa sola bakmadan BEN VARIM diyecek olan sensin. O birisi sensin. O birisi benim diyen milyonları oluşturmak için ne duruyorsun. Herşey zıddıyla kaimdir der Gazzali. Kötülük varsa iyilik de vardır. Kötülük çoğaldı. Şimdi iyileri çoğaltmanın zamanı.
Birisinden diğerine selam olsun...!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar