bugün
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- moderatörlere sesleniş5
- sözlük yazarlarının tatlıları3
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı8
- gammaz çetesi çökertildi11
- aylık 440 bin lira iyi para mıdır sorunsalı4
- renault 9 broadway3
- g'i l d'e d l'i l y3
- memduh bashgan14
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız9
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi22
- emret komutanım ahmet başçavuş3
- nihoşun ölümü16
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- benkimki7
- tuba büyüküstün7
- mohamed salah ghaly8
- sturm graz3
- sevmediğiniz iki yazarın kavga etmesi2
- trabzonspor6
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay2
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- simko39
- rambo ariel ortega8
- asteğmen6
- ev temizleyen erkek5
- pop dinleyenlern başka müzik türlerini eleştirmesi3
- fenerbahçe5
- bi tavuğu kaç tokatla pişirebiliriz2
- tarhana içen kıroyla işim olmaz yürüü diyen kız2
- cem küçük8
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- zadar2
- clemence baptista2
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- umurumda değil2
- çağatay ulusoy2
- en iyi müzik türleri2
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek11
- sibenik2
- sırrı süreyya önder5
- dincilik2
- uyumanın en zevkli olduğu an3
- özgür özel'in tutuklanması9
- helikopterlerin mantıksız davranması3
- meal kuran değildir26
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- varazdin2
Fransa’da çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse.
Burada bir kelime var, "décapiter".
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var.
Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor.
Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca, büyükelçi "Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız , bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok.
Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk:
"Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz.
Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve:
"Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek:
"Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
OKUYUCUYA NOT: Kendine kurtarıcı arama. Kötü gidişe kim dur diyecek dendiğinde sağa sola bakmadan BEN VARIM diyecek olan sensin. O birisi sensin. O birisi benim diyen milyonları oluşturmak için ne duruyorsun. Herşey zıddıyla kaimdir der Gazzali. Kötülük varsa iyilik de vardır. Kötülük çoğaldı. Şimdi iyileri çoğaltmanın zamanı.
Birisinden diğerine selam olsun...!
Burada bir kelime var, "décapiter".
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var.
Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor.
Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca, büyükelçi "Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız , bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok.
Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk:
"Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz.
Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve:
"Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek:
"Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
OKUYUCUYA NOT: Kendine kurtarıcı arama. Kötü gidişe kim dur diyecek dendiğinde sağa sola bakmadan BEN VARIM diyecek olan sensin. O birisi sensin. O birisi benim diyen milyonları oluşturmak için ne duruyorsun. Herşey zıddıyla kaimdir der Gazzali. Kötülük varsa iyilik de vardır. Kötülük çoğaldı. Şimdi iyileri çoğaltmanın zamanı.
Birisinden diğerine selam olsun...!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar