bugün
- teomancalmasur23
- ukrayna rusya belarus kadınları5
- true mi döver gocu mu5
- kim cha eon6
- atam tayyip erdoğan'ı eleştirip prim kasmak6
- yeni parti7
- halloween kutlamayı yasaklamak5
- türk solu14
- jeffrey epstein9
- türkiyeliyim ve mutluyum15
- sözlükte aksiyon ve sataşma6
- ekrem imamoğlu'nun istanbul'a 10 metro yapması4
- kemal kılıçdaroğlu2
- kel ve at kuyruklu kötü adam6
- sözlükçü erkeklerin zevksiz olması3
- kudüs üç semavi din için önemlidir11
- ak partiyi savunan dayılar10
- tarih dizileri6
- yemen3
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın17
- mevsim değişmesinin kombinlere etkisi5
- nervio12
- okulda zil çalmasının gereksizliği4
- eti form kepekli bisküvi2
- aliyev'in türk devletleri zirvesi ne katılmaması6
- kızların yara izi olan erkeklere bayılması4
- simko35
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- sözlük kızıyla kavga eder misiniz5
- bir kızın peşinde koşan erkek sayısı5
- motorun yatak sarması6
- herzevekil4
- yazar donuzlayan erkek gizli eşcinseldir7
- üçler yediler kırklar11
- azgınlıktan bayır domuzuna dönmek3
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi21
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- fransız arabalarının aşırı dandik olduğu gerçeği6
- sözlükçü kızların tam bir sazan olduğu gerçeği4
- pipisiyle düşünenler buraya2
- sibel can'ın nutellalı memeleri6
- insan doğuştan iyi midir17
- rafael leao'nun sürekli gülmesi3
- mısıroğlunu ciddiye almak2
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması7
- ömer üründül ün galatasaray başkanı olması5
- sikiyi mikiyi gırarsın2
- 30 ekim 2026 adanaspor kırıkkalespor maçı4
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz2
- fenerin yeni hocası kim olacak6
hem insan sağlığı, hem de çevre açısından çok zararlı bir kimyasal madde.
kanserojen, yutulması halinde toksik, uzun süreli ve/veya tekrarlı maruziyette organlara zarar vericidir. çevresel açıdan da çok toksik özelliktedir. ilaveten bir kalıcı organik kirleticidir.
kanserojen, yutulması halinde toksik, uzun süreli ve/veya tekrarlı maruziyette organlara zarar vericidir. çevresel açıdan da çok toksik özelliktedir. ilaveten bir kalıcı organik kirleticidir.
1980 yılında, rusya'nın ufa şehrinde yuri shevchuk tarafından kurulan rus rock grubudur. en popüler parçaları (bkz: osen)
Anadolu’da türkülere konu olmuş böcek ilacı;
Yazın karpuz yüklü kamyondan düştü
Tekerin ikisi üstünden geçti
ilacın yerine ddt içti
Oy memişim çekti çekti ölmedi.
Ölür diye başlarından saldılar
Lapor edip Ankara’ya yazdılar
Böbreğinen ciğerini çaldılar
Oy memişim çekti çekti ölmedi!
Yazın karpuz yüklü kamyondan düştü
Tekerin ikisi üstünden geçti
ilacın yerine ddt içti
Oy memişim çekti çekti ölmedi.
Ölür diye başlarından saldılar
Lapor edip Ankara’ya yazdılar
Böbreğinen ciğerini çaldılar
Oy memişim çekti çekti ölmedi!
dtt'le ilgili bir hikayedir. özellikle ddt'nin türkiye de kullanılmaya başladığım dönemlerde bu hikayeye dayanır. bu 60 darbesi olaylarında halk satın alabileceği temizlik ürünleri bulamayıp bitlernirken amerika tarafından ülkemize bedava gönderilmiştir. bir nevi hakaret etmek amaçlı.
gayet dinlenilesi parçaları olan rus rock grubu.
kalıntıları yaklaşık 15 yıl varlığını sürdürür.
DDT 1874 yılında bir Alman kimyacısı olan Othmar ZEiDLER tarafından bulunmuştur. 1939 yılında isveçli kimyacı Paul MEULLER tarafından böcek öldürücüler araştırlırken bunun böceklere karşı olağanüstü etkili olduğu görülmüştür. Madde kullanıldığı her yerde mücizesini göstermiştir. Bunun bir sonucu olarakta tarihte ilk defa II. Dünya Savaşında yaralanarak ölen askerlerin sayısının, salgın hastalıklardan ölenlerin sayısının daha çok olduğu tespit edilmiştir. DDT sayesinde salgın hastalıklar büyük ölçüde önlenmiştir.
II. Dünya Savaşından sonra da madde tifüs, tifo, lekeli humma, kolera,malarya gibi salgın hastalılara karşı uzunca bir süre kullanılmıştır. Milyonlarca ev ve birçok bataklık ilaçlanmıştır. Bütün bunların sonucu olarak da ilk sentezini yapan Alman Kimyacısı Zeidlere değil, insektisit özelliğini bulan işviçreli Kimyacı Meuller’e nobel ödülü verilmiştir.
DDT nihayet milyonlarca insanı ölümden kurtarmış bir madde olarak tekrar literatüre geçmeye hak kazanmıştır. Seylan da geniş çaplı kullanılması sonucu sadece bir yıl sonra insanlar arasındaki ölüm oranı %34 oranında azalmıştır. Bunlarla da kalmamış, bu madde sayesinde mevye, sebze ve özellikle de pamuk üretiminde önemli ölçüde artışlar kaydedilmiştir. Ancak 1950li yılların sonlarına doğru maddenin kullanılması sınırlanmaya başlamıştır. Bunun başlıca iki nedeni vardır:
1)Madde yok etmek için kullanıldığı canlılar dışındaki canlılar(kuşlar, balıklar, bal arıları gibi hedefi olmayan canlılar) için de çok etkilidir ve onlara da büyük zararlar verir.
2)Bazı böcekler bu maddeye karşı bağışıllık kazanmaya başlamışlardır. Yapılan uzun araştırmalar, maddenin zararlı olmasının daha çok sularla dağılmasından ileri geldiğini ortaya koymuştur. Zira kullanılan bütün DDT nin yaklaşık %25i denizlerde ve okyanuslarda toplanmıştır. Budnan başka göl, nehir, baraj sularında da DDT nin biriktiği tespit edilmiştir. DDT nin sulara toplanması başlıca şu yollarla olur:
a)Madde doğrudan suda üreyen böcekleri öldürmek için su yüzüne spreylenir.
b)Uçakta tarlaların ve ormanların ilaçlanması esnasında kazara sulara karışır.
c)Atmosferdeki toz veya duman halindeki madde; yağmur suları ve karla sürüklenir. Yapılan bir çalışmada yağmur sularından 0.34 ppb DDT olduğu tespit edilmiştir.
d)Topraktaki DDT akıntılarla sulara sürüklenir. Pestisidler suda az çözündüklerinden topraktaki DDT nin hepsi akıntılarla su birikintilerine sürüklenmez, büyük bir kısmı toprakta kalır. Zira madde topraktaki oraganik maddelerde suda olduğundan daha çok çözünür. Bundan dolayı su ve rüzgar erozyonları denizlere ve su topluluklarına büyük miktarlarda DDT taşır.
Denizlerde çok büyük miktarlarda DDT birikmesine rağmen buralardaki konsantransyonu çok düşüktür. Çünkü; çok geniş bir hacme dağılır. Bundan dolayı maddenin bu sulardaki konsantrasyonu milyarda birkaç mertebesindedir. Bu oranlar ilk bakışta önemsiz gibi görünsede gerçekte çok önemlidir. Zira gerek bitki gerekse hayvan dokularının bu maddeyi biriktirme özellikleri vardır. Madde gerek bitkisel, gerekse hayvansal yağda çok çözünürler, her iki türlü canlı dokusunda sudakine göre büyük konsantrasyonlarda birikir. Kısaca söylemek gerekirse, bütün canlı dokularının DDT yi biriktirme özellikleri vardır. Örneğin istiridye bünyesindeki DDT konsantrasyonu 350ppm mertebesine kadar çıkabilir. Bu da deniz suyundaki DDT konsantrasyonunun yetmiş bin katı demektir. Su sinekleri maddeyi daha yüksek oranlarda biriktirebilirler. Bunlardaki biriktirme oranı yaklaşık yüzbin mertebesindedir. Bu da yaklaşık 500ppm lik bir konsantrasyon demektir. Maddenin denizlerdeki ortalama konsantrasyonunun 0.5ppm olduğu kabul edilmektedir. Bu şekilde bir maddenin canlı bünyesinde artmasına biyolojik birikme denir.
Deniz suyunda hayat zinciri içinde DDT konsantrasyonunun artması şöyledir:
Deniz suyu 0.5ppm
Planktonlar 0.05ppm
Deniz omurgasızları 0.1ppm
Deniz balıkları 0.5ppm
Avcı kuşlar 10ppm
Tatlı sulardaki ise:
Tatlı su 1ppb
Su bitkileri 0.01ppm
Su omurgasızları 0.1ppm
Tatlı su balıkları 2ppm
Avcı kuşlar 10ppm
DDT nin balıklar üzerinde de önemli etkileri vardır.
1)Balıkların çoğalmasını önler veya hiç değilse azaltır.
2)Yavru balıklar arasında ölüm oranını artırır.
3)Bazı balık türlerine direkt olarak toksik etki gösterir.
4)Balık dokusunda insana zararlı olacak konsantrasyonlara kadar birikir.
DDT nin yasaklanmanın lehinde olan bilim adamları şöyle düşünmektedir:
1)DDTnin insan üzerindeki zararlı etkisi iyi bilinmektedir. Bu nedenle önceden tedbir alıp yasaklanması önemlidir.
2)Kuşlar ve balıklar DDT den büyük ölçüde zarar görmekte ve üreyememektedir. Böylece doğanın dengesi bozulmaktadır.
3)Yeni bulununan birçok pestisid DDT den daha toksik, ama çabuk bozundukları için çevre sorunu yaratmamaktadır. *
II. Dünya Savaşından sonra da madde tifüs, tifo, lekeli humma, kolera,malarya gibi salgın hastalılara karşı uzunca bir süre kullanılmıştır. Milyonlarca ev ve birçok bataklık ilaçlanmıştır. Bütün bunların sonucu olarak da ilk sentezini yapan Alman Kimyacısı Zeidlere değil, insektisit özelliğini bulan işviçreli Kimyacı Meuller’e nobel ödülü verilmiştir.
DDT nihayet milyonlarca insanı ölümden kurtarmış bir madde olarak tekrar literatüre geçmeye hak kazanmıştır. Seylan da geniş çaplı kullanılması sonucu sadece bir yıl sonra insanlar arasındaki ölüm oranı %34 oranında azalmıştır. Bunlarla da kalmamış, bu madde sayesinde mevye, sebze ve özellikle de pamuk üretiminde önemli ölçüde artışlar kaydedilmiştir. Ancak 1950li yılların sonlarına doğru maddenin kullanılması sınırlanmaya başlamıştır. Bunun başlıca iki nedeni vardır:
1)Madde yok etmek için kullanıldığı canlılar dışındaki canlılar(kuşlar, balıklar, bal arıları gibi hedefi olmayan canlılar) için de çok etkilidir ve onlara da büyük zararlar verir.
2)Bazı böcekler bu maddeye karşı bağışıllık kazanmaya başlamışlardır. Yapılan uzun araştırmalar, maddenin zararlı olmasının daha çok sularla dağılmasından ileri geldiğini ortaya koymuştur. Zira kullanılan bütün DDT nin yaklaşık %25i denizlerde ve okyanuslarda toplanmıştır. Budnan başka göl, nehir, baraj sularında da DDT nin biriktiği tespit edilmiştir. DDT nin sulara toplanması başlıca şu yollarla olur:
a)Madde doğrudan suda üreyen böcekleri öldürmek için su yüzüne spreylenir.
b)Uçakta tarlaların ve ormanların ilaçlanması esnasında kazara sulara karışır.
c)Atmosferdeki toz veya duman halindeki madde; yağmur suları ve karla sürüklenir. Yapılan bir çalışmada yağmur sularından 0.34 ppb DDT olduğu tespit edilmiştir.
d)Topraktaki DDT akıntılarla sulara sürüklenir. Pestisidler suda az çözündüklerinden topraktaki DDT nin hepsi akıntılarla su birikintilerine sürüklenmez, büyük bir kısmı toprakta kalır. Zira madde topraktaki oraganik maddelerde suda olduğundan daha çok çözünür. Bundan dolayı su ve rüzgar erozyonları denizlere ve su topluluklarına büyük miktarlarda DDT taşır.
Denizlerde çok büyük miktarlarda DDT birikmesine rağmen buralardaki konsantransyonu çok düşüktür. Çünkü; çok geniş bir hacme dağılır. Bundan dolayı maddenin bu sulardaki konsantrasyonu milyarda birkaç mertebesindedir. Bu oranlar ilk bakışta önemsiz gibi görünsede gerçekte çok önemlidir. Zira gerek bitki gerekse hayvan dokularının bu maddeyi biriktirme özellikleri vardır. Madde gerek bitkisel, gerekse hayvansal yağda çok çözünürler, her iki türlü canlı dokusunda sudakine göre büyük konsantrasyonlarda birikir. Kısaca söylemek gerekirse, bütün canlı dokularının DDT yi biriktirme özellikleri vardır. Örneğin istiridye bünyesindeki DDT konsantrasyonu 350ppm mertebesine kadar çıkabilir. Bu da deniz suyundaki DDT konsantrasyonunun yetmiş bin katı demektir. Su sinekleri maddeyi daha yüksek oranlarda biriktirebilirler. Bunlardaki biriktirme oranı yaklaşık yüzbin mertebesindedir. Bu da yaklaşık 500ppm lik bir konsantrasyon demektir. Maddenin denizlerdeki ortalama konsantrasyonunun 0.5ppm olduğu kabul edilmektedir. Bu şekilde bir maddenin canlı bünyesinde artmasına biyolojik birikme denir.
Deniz suyunda hayat zinciri içinde DDT konsantrasyonunun artması şöyledir:
Deniz suyu 0.5ppm
Planktonlar 0.05ppm
Deniz omurgasızları 0.1ppm
Deniz balıkları 0.5ppm
Avcı kuşlar 10ppm
Tatlı sulardaki ise:
Tatlı su 1ppb
Su bitkileri 0.01ppm
Su omurgasızları 0.1ppm
Tatlı su balıkları 2ppm
Avcı kuşlar 10ppm
DDT nin balıklar üzerinde de önemli etkileri vardır.
1)Balıkların çoğalmasını önler veya hiç değilse azaltır.
2)Yavru balıklar arasında ölüm oranını artırır.
3)Bazı balık türlerine direkt olarak toksik etki gösterir.
4)Balık dokusunda insana zararlı olacak konsantrasyonlara kadar birikir.
DDT nin yasaklanmanın lehinde olan bilim adamları şöyle düşünmektedir:
1)DDTnin insan üzerindeki zararlı etkisi iyi bilinmektedir. Bu nedenle önceden tedbir alıp yasaklanması önemlidir.
2)Kuşlar ve balıklar DDT den büyük ölçüde zarar görmekte ve üreyememektedir. Böylece doğanın dengesi bozulmaktadır.
3)Yeni bulununan birçok pestisid DDT den daha toksik, ama çabuk bozundukları için çevre sorunu yaratmamaktadır. *
"seninle görüşmek bana acı veriyor, her şeyden nefret ediyorum, nefret etmekten de nefret ediyorum, sonra kendimden de nefret ediyorum," dedi, "yok mu bunun ilacı?"
iki dünya arasında suskun, ketum, iki(üç?) yaşamım olduğunu farkettim, bebeklerin sokaklara döküldüğü o alabahar günlerinden birinde. yüreğim acıya durdu.
"soğukkanlı ol, bir böcek gibi... " diyemedim, ezilmeye mahkûm olduğunu ima etmiş olurum diye.
istemeden...
iki dünya arasında suskun, ketum, iki(üç?) yaşamım olduğunu farkettim, bebeklerin sokaklara döküldüğü o alabahar günlerinden birinde. yüreğim acıya durdu.
"soğukkanlı ol, bir böcek gibi... " diyemedim, ezilmeye mahkûm olduğunu ima etmiş olurum diye.
istemeden...
bir arkadaşımdan dinlediğim bir anı: Bir gün evlerine köyden misafir bir kız gelir. kız bitlidir. arkadaşımın annesi kızın bitlerini öldürmek için mükemmel bir yöntem bulur.kızın kafasına şeltoks sıkılır, ardından ddt dökülür. kız uyutulur. ertesi gün kız uyandırılmaya çalışır .kız bir türlü uyanamaz. kız soğuk suya sokulur. zorla uyandırılır. kızın agzına burnuna yoğurt sokulur. kız hayata döndürülür.
Diklorodifeniltrikloretan'ın kısa yazılışı; son derece kuvvetli bir böcek öldürücü. Kalıntıları yaklaşık 15 yıl varlığını sürdürür. Çok zehirli ve inatçı bir böcek öldürücü. Kolayca vücut dokusundaki yağlarda çözülür ve gıda zincirinde birikmeye başlar. 1939 yılında keşfedilen DDT, dünyada en yaygın biçimde kullanılan böcek ilacıydı. Balıklar ve kuşlar için çok öldürücü olduğu anlaşıldı. Kuşların yumurtalarının kabuklarını zayıflattığı ve üremelerini sonuçsuz bıraktığı için az kaldı bir çok türün, soyunun tükenmesine yol açacaktı. 1970'li yıllarda ABD ve Avrupa'da yasaklanmış, yavaş yavaş çevredeki DDT değerleri düşmeye başlamıştır.
köylerde,çiftliklerde istenmeyen haşereler için kullanılır.
(bkz: insektisit)
ünlü bir rus rock grubudur, dünya görüşlerini tasvip etmesem de müziklerini sever sayarım.
diklorodifeniltrikloroetan. böcek öldürücü olarak kullanılır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar