bugün
- japonya17
- kırgızistan8
- gürcistan25
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- ctrlx22
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin12
- yeni yazarlara öneriler3
- çin8
- geceye bir şarkı bırak17
- latin atasözleri6
- geceniz nasıl geçiyor7
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması2
- ağlamamak için kendini tutmak11
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- antalya şu an 28 derece4
- hewal ebo18
- kuran da namaz yok21
- sözlük sağ baştan saysın2
- tez yazmak4
- cep telefonu4
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- lahmacunu elle yiyen kız14
- sinem dedetaş'ın gözaltına alınması2
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- ilgi isteyen kız16
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- isveç3
- on ikinci neslin ezik olması2
- içim yanıyor be sözlük7
- ispanya3
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- yalnız yaşamak5
- almanya10
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- anın fotoğrafı3
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- e'e f e6
- kazakistan2
- hikayeyi devam ettir52
- danimarka7
- asansörde kalmak7
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
dış güçler yüzünden ekonominin bozulması, dış güçler tarafından türkiye ekonomisine saldırılması konseptinden nedense hunharca dışta tutulan merhum başbakan. ama onun dönemindeki "dış güçler" mevzusu öyle varsayılan, lafla söylenip ispatı olmayan değil, adıyla sanıyla ambargo şeklinde falandı. liseliler bilmez.
Clinton denen puştun bir konferansta konuşması vardı. Afrika'daki açlığın büyük sorumlusunun kendisi ve uyguladığı uluslararası tarım politikası olduğunu anlatıyordu. Videosu var ama şimdi bulamadım. Bunu aklınızda tutun.
Şimdi de şu meşhur fotoğrafa bakalım.
görsel
Burada ecevit amerikan başkanı ile çatır çatır tarım kotası pazarlığı yapıyordu. Türk çiftçisi bu sayede istediği ürünü istediği miktarda ekebiliyordu. Türkiye de afrika ülkelerinin çektiği sıkıntıyı çekmiyordu.
Şimdi asrın liderimiz Yan yana sandalyelerde oturuyor ama biz bundan 20 sene öncesine kadar hayatında hiç mercimek tatmamış kanada'dan mercimek ithal ediyoruz.
Çiftçimiz ve ülkedeki tarım bu halde.
Siz önünüze konana değil, resmin geneline bakın.
Şimdi de şu meşhur fotoğrafa bakalım.
görsel
Burada ecevit amerikan başkanı ile çatır çatır tarım kotası pazarlığı yapıyordu. Türk çiftçisi bu sayede istediği ürünü istediği miktarda ekebiliyordu. Türkiye de afrika ülkelerinin çektiği sıkıntıyı çekmiyordu.
Şimdi asrın liderimiz Yan yana sandalyelerde oturuyor ama biz bundan 20 sene öncesine kadar hayatında hiç mercimek tatmamış kanada'dan mercimek ithal ediyoruz.
Çiftçimiz ve ülkedeki tarım bu halde.
Siz önünüze konana değil, resmin geneline bakın.
Ajan bir papazın bile cezasını veremeyenler tarafından eleştirilmesin bi zahmet. Kıbrıs fatihidir.
Kpss sınavı ile birçok garibanı hakkı ile memur yapmış kişidir. Cennet varsa sırf bu yüzden cennete girecektir. Torpil ile bir yerlere gelen islamcılar sevmez bu yüzden.
Önsöz; Ben siyasete inanmam, parti tutmam, hepsinden ülke çıkarları olmadığı sürece eşit derecede nefret ediyorum.. Yeni nesil ve geçmişini bilmeyen hoşaf beyinliler boş konuşmaya devam ettikçe sadece uyuz oluyorum.. Yavşak yavşak 'Nooaalmış yani' diyenleri görünce kan beynime sıçrıyor o kadar.. Geçmişini bil;
Bir maden kazası olmuştu, evindeydi, haberi duyar duymaz sefertasına yemeğini koydu ve makam aracına binerek, kazanın olduğu madene doğru yola çıktı, yolu uzun, yol şartları zordu.. Umursamadı ve kazadan saatler sonra kaza olan madene ulaştı..
Derhal talimat verdi ve kendisi için madenci kıyafeti istedi.. 'Aman efendim..' dediler.. Umursamadı, kıyafeti yeniden istedi, gelen kıyafeti giydi ve kurtarma çalışmalarına destek vermek için madene doğru yürüyerek, gönüllü madencilerin arasında gözden kayboldu! Bu kişi kimdi biliyor musunuz?!
Kendisi, Bülent Ecevit’ti.. Türkiye Cumhuriyeti başbakanıydı.. 4 gün o madende sıradan bir işçi gibi gönüllü olarak çalıştı.. Madende kaldığı dört günü mazeret izni olarak, kaleme aldığı bir dilekçeyle o ay ki maaşından düşürttü..
Anlamazsınız..
Bir maden kazası olmuştu, evindeydi, haberi duyar duymaz sefertasına yemeğini koydu ve makam aracına binerek, kazanın olduğu madene doğru yola çıktı, yolu uzun, yol şartları zordu.. Umursamadı ve kazadan saatler sonra kaza olan madene ulaştı..
Derhal talimat verdi ve kendisi için madenci kıyafeti istedi.. 'Aman efendim..' dediler.. Umursamadı, kıyafeti yeniden istedi, gelen kıyafeti giydi ve kurtarma çalışmalarına destek vermek için madene doğru yürüyerek, gönüllü madencilerin arasında gözden kayboldu! Bu kişi kimdi biliyor musunuz?!
Kendisi, Bülent Ecevit’ti.. Türkiye Cumhuriyeti başbakanıydı.. 4 gün o madende sıradan bir işçi gibi gönüllü olarak çalıştı.. Madende kaldığı dört günü mazeret izni olarak, kaleme aldığı bir dilekçeyle o ay ki maaşından düşürttü..
Anlamazsınız..
Rahmetliyi mumla arar olduk.
ülkedeki amerikan üslerini kapatmaya cesareti olan tek siyasetçimizdir.
eeeeeyyyy trump dedikten sonra "müdür az bi f35 versene" demekle cesur olmuş olmuyorsunuz.
eeeeeyyyy trump dedikten sonra "müdür az bi f35 versene" demekle cesur olmuş olmuyorsunuz.
abd'nin emri ile kıbrıs'ı işgal etmiştir.
görsel
Mayıs 2003'de Rahşan Ecevit hastalandı. GATA'da yapılan tetkiklerde tüberküloz olduğu anlaşıldı. Bünyesini güçlendirmek gerekiyordu. Yaklaşık bir ay hastanede tedavi altında tutulmasına karar verildi.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül 14 Mayıs 2003'de geçmiş olsun ziyaretine geldiler.. O günü Bülent Ecevit şöyle anlatıyor :
"Sohbet ettik. Sayın Erdoğan bir isteğimiz olup olmadığını sordu. Köy Kent projesini yarım bırakmamalarını rica ettim. 'Bütün milletin hayrına olacak bir şeydir, sizin de hayrınıza olacaktır. Bu iyi şeyi tekrar gündeme getirmenizi tavsiye ederim,' dedim. Not aldı, ilgileneceğini söyledi. 'Ben bu konuyu düşüneceğinizi kamuoyuna açıklayabili miyim ?' dedim, 'Evet, açıklayabilirsiniz,' dedi.."
Konuşmanın üzerinden bir yılı aşkın süre geçti. Hükümet Köy Kent uygulamasını kaldırıp onun yerine kendi alternatif projeleri olan Köy-Des'i devreye soktu. Oysa Dünya Bankası'nın 900 milyon dolar kredi açtığı Ordu-Mesudiye'deki Köy Kent projesinde büyük mesafe kat edilmişti. Birbirine yakın dokuz köyün birleştirilmesiyle kurulan Köy Kent'in tamamlanması için Dünya Bankası 300 milyon dolar daha kredi vaadinde bulunmuştu. Proje yarım kaldı, bu kredi kullanılamadı.. Ecevit şöyle devam etti :
"Çok yazık ettiler. Bu projenin devamı kırsal kesimin kalkınması için çok önemliydi. Nüfusumuzun yarıya yakını köylüdür ama hâlâ köylü için bir şey yapmak istediğimiz zaman bu memlekette karşınıza aşılmaz engeller çıkıyor. Koalisyon hükümetimiz döneminde, ortaklarımızın da onayını aldık. Köy Kent projesini gerçekleştirme yolunda adım atmaya başladık. Bunun ilk örneği Mesudiye'de yapıldı biliyorsunuz. Dünya Bankası'ndan çok büyük destek geldi. Devlete hiç yük olmadan köylüler, kentli haline gelebilecekti. Fakat bugünkü hükümetin ilk icraatı projeyi rafa kaldırmak oldu.."
(MEHMET ÇETiNGÜLEÇ, "Ecevit'in Anıları").
Mayıs 2003'de Rahşan Ecevit hastalandı. GATA'da yapılan tetkiklerde tüberküloz olduğu anlaşıldı. Bünyesini güçlendirmek gerekiyordu. Yaklaşık bir ay hastanede tedavi altında tutulmasına karar verildi.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül 14 Mayıs 2003'de geçmiş olsun ziyaretine geldiler.. O günü Bülent Ecevit şöyle anlatıyor :
"Sohbet ettik. Sayın Erdoğan bir isteğimiz olup olmadığını sordu. Köy Kent projesini yarım bırakmamalarını rica ettim. 'Bütün milletin hayrına olacak bir şeydir, sizin de hayrınıza olacaktır. Bu iyi şeyi tekrar gündeme getirmenizi tavsiye ederim,' dedim. Not aldı, ilgileneceğini söyledi. 'Ben bu konuyu düşüneceğinizi kamuoyuna açıklayabili miyim ?' dedim, 'Evet, açıklayabilirsiniz,' dedi.."
Konuşmanın üzerinden bir yılı aşkın süre geçti. Hükümet Köy Kent uygulamasını kaldırıp onun yerine kendi alternatif projeleri olan Köy-Des'i devreye soktu. Oysa Dünya Bankası'nın 900 milyon dolar kredi açtığı Ordu-Mesudiye'deki Köy Kent projesinde büyük mesafe kat edilmişti. Birbirine yakın dokuz köyün birleştirilmesiyle kurulan Köy Kent'in tamamlanması için Dünya Bankası 300 milyon dolar daha kredi vaadinde bulunmuştu. Proje yarım kaldı, bu kredi kullanılamadı.. Ecevit şöyle devam etti :
"Çok yazık ettiler. Bu projenin devamı kırsal kesimin kalkınması için çok önemliydi. Nüfusumuzun yarıya yakını köylüdür ama hâlâ köylü için bir şey yapmak istediğimiz zaman bu memlekette karşınıza aşılmaz engeller çıkıyor. Koalisyon hükümetimiz döneminde, ortaklarımızın da onayını aldık. Köy Kent projesini gerçekleştirme yolunda adım atmaya başladık. Bunun ilk örneği Mesudiye'de yapıldı biliyorsunuz. Dünya Bankası'ndan çok büyük destek geldi. Devlete hiç yük olmadan köylüler, kentli haline gelebilecekti. Fakat bugünkü hükümetin ilk icraatı projeyi rafa kaldırmak oldu.."
(MEHMET ÇETiNGÜLEÇ, "Ecevit'in Anıları").
ülkedeki abd üslerini kapatmaya cesaret gösterebilen tek türk babayiğit.
eyyy trump demekle olmuyor o işler..
eyyy trump demekle olmuyor o işler..
kıbrisi erbakan almıştır.
"Siz Bülent Ecevit, CHP koalisyonunda iken izmir ve çevresinde bu zindan zebanilerini yetiştirici Nurcu ocaklarının açılması için CHP’lilerin nasıl çalıştığını CHP'lilerden dinlemişimdir. ilk kurucu da benim 'Ulus'tan çekildiğim günlerdeki CHP iktidarıdır."
- falih Rıfkı atay, atatürk ne idi? 1968
- falih Rıfkı atay, atatürk ne idi? 1968
fetönün öbür tarafta şefaat edeceğini söylediği kişi.
Siyasi kariyerini Sabetayist bir kadının kuklası olmaktan öteye geçirememiştir.
yani, hakkında Rus edebiyatından kopya, Facebook nostalji gruplarından farksız ucuz sol romantizmi dışında söylenecek pek bir şey yok...
yani, hakkında Rus edebiyatından kopya, Facebook nostalji gruplarından farksız ucuz sol romantizmi dışında söylenecek pek bir şey yok...
görsel
Rahşan benim ilk aşkımdı. Daha önce ciddi anlamda hiç kız arkadaşım olmamıştı. Çok erken yaşta birbirimize bağlandık. 1944'de tanıştık, 1946'da evlendik.
Robert Kız Koleji Arnavutköy'de bir tepe üzerinde, Robert Erkek Koleji de ona yakın bir başka tepedeydi. O zamana kadar kız ve erkek bölümleri arasında herhangi bir sosyal etkinlik olmamıştı. ilk defa 1944 yılında kız ve erkek öğrenciler bir araya gelip tanışır oldular. Ortak etkinlikler başladı, o arada iki piyes oynandı. Altemur Kılıç sınıf arkadaşımdı. Onun yazdığı piyeste, Mehmet Akif'in güzel milliyetçi şiirinden bir bölümü benim okumam isteniyordu. Dekorasyonu da Rahşan yapacaktı. O vesileyle tanışmış olduk. Ondan sonraki piyeste yine bana bir şiir okuma görevi düştü, Rahşan'a da dekor görevi verildi. O şekilde birbirimizi tanımış olduk. Mezuniyet gününe yakın kız ve erkek bölümlerinin ortak çayı-pikniği vardı. O piknikte hiç ayrılmadık. Orada birbirimizi daha yakından tanıdık. Ondan sonra ben evlenme önerisinde bulunmayı aklıma koydum. Çok utangaç bir insandım, ona rağmen büyük bir cesaret geldi, Rahşan'a talip olma konusunda.. Birlikte ilk defa dışarı çıktık, kendisini çok mütevazı bir yemeğe götürdüm. Dolmabahçe'ye Taksim'den inerken sol kolda Rusların Türkiye'de kurmuş olduğu mütevazı ama çok güzel bir lokanta vardı. Oraya götürdüm. Fasulye pilav yedik. Orada aklıma koydum, buradan çıkıp Dolmabahçe'ye inerken teklifimi yapacağım, nedense orayı seçmişim. "Dünyada en çok sevdiğim kimse sensin, benimle evlenir misin ?" dedim. Ben söyledim, Rahşan çok şaşırdı, ne diyeceğini bilemedi ama reddetmedi..
Zenginlikler falan önermedim, tam tersine çok mütevazı şeyler önerdim ama onun buna ne diyeceğini bilmiyordum. Öyle lüks bir hayat değil, mümkünse kırsal alanda, küçük bir ev ve orada sen resim yaparsın, ben şiir yazarım, ara sıra da şehre ineriz. Bunları söylemiştim. hayalimdeki şeyleri ona aktardım. Rahşan da bunlara şaşırmadı, tepki göstermedi..
Onun güzelliğine bağlandım. Çok tatlı bir yüz ifadesi vardı. Bir de sanat sevgisi ve sanatkârlığına.. Bunlar herhalde beni çekti. Daha ilk aşamada uyum sağlayabileceğimizi hissettim. O konuda yanılmadığımı da görmüş oldum....
Mehmet Çetingüleç - Ecevit'in Anıları.
Rahşan benim ilk aşkımdı. Daha önce ciddi anlamda hiç kız arkadaşım olmamıştı. Çok erken yaşta birbirimize bağlandık. 1944'de tanıştık, 1946'da evlendik.
Robert Kız Koleji Arnavutköy'de bir tepe üzerinde, Robert Erkek Koleji de ona yakın bir başka tepedeydi. O zamana kadar kız ve erkek bölümleri arasında herhangi bir sosyal etkinlik olmamıştı. ilk defa 1944 yılında kız ve erkek öğrenciler bir araya gelip tanışır oldular. Ortak etkinlikler başladı, o arada iki piyes oynandı. Altemur Kılıç sınıf arkadaşımdı. Onun yazdığı piyeste, Mehmet Akif'in güzel milliyetçi şiirinden bir bölümü benim okumam isteniyordu. Dekorasyonu da Rahşan yapacaktı. O vesileyle tanışmış olduk. Ondan sonraki piyeste yine bana bir şiir okuma görevi düştü, Rahşan'a da dekor görevi verildi. O şekilde birbirimizi tanımış olduk. Mezuniyet gününe yakın kız ve erkek bölümlerinin ortak çayı-pikniği vardı. O piknikte hiç ayrılmadık. Orada birbirimizi daha yakından tanıdık. Ondan sonra ben evlenme önerisinde bulunmayı aklıma koydum. Çok utangaç bir insandım, ona rağmen büyük bir cesaret geldi, Rahşan'a talip olma konusunda.. Birlikte ilk defa dışarı çıktık, kendisini çok mütevazı bir yemeğe götürdüm. Dolmabahçe'ye Taksim'den inerken sol kolda Rusların Türkiye'de kurmuş olduğu mütevazı ama çok güzel bir lokanta vardı. Oraya götürdüm. Fasulye pilav yedik. Orada aklıma koydum, buradan çıkıp Dolmabahçe'ye inerken teklifimi yapacağım, nedense orayı seçmişim. "Dünyada en çok sevdiğim kimse sensin, benimle evlenir misin ?" dedim. Ben söyledim, Rahşan çok şaşırdı, ne diyeceğini bilemedi ama reddetmedi..
Zenginlikler falan önermedim, tam tersine çok mütevazı şeyler önerdim ama onun buna ne diyeceğini bilmiyordum. Öyle lüks bir hayat değil, mümkünse kırsal alanda, küçük bir ev ve orada sen resim yaparsın, ben şiir yazarım, ara sıra da şehre ineriz. Bunları söylemiştim. hayalimdeki şeyleri ona aktardım. Rahşan da bunlara şaşırmadı, tepki göstermedi..
Onun güzelliğine bağlandım. Çok tatlı bir yüz ifadesi vardı. Bir de sanat sevgisi ve sanatkârlığına.. Bunlar herhalde beni çekti. Daha ilk aşamada uyum sağlayabileceğimizi hissettim. O konuda yanılmadığımı da görmüş oldum....
Mehmet Çetingüleç - Ecevit'in Anıları.
görsel
Büyük adamdı. 1980-2000 arası nesil bu adam sayesinde torpilsiz bir kpss sonucu puanı ile devlet kadrolarına yerleşti. Sağ hükümetlerin yaptığı ekonomik kriz bu adama patladı. Bu adama kızanlar Necmettin Erbakan a, mesut Yılmaz a, tansu çiller e birşey diyemedi. Çünkü bu adam garibandı. Medya desteği yoktu. Kolay harcandı. Sırf kpss sayesinde torpilsiz iş bulan milyonu geçkin insan sayesinde eğer varsa cennete girecektir inanıyorum. Öldüğünde 2 apartman dairesi vardı. Birini korumasına diğerini eşine bıraktı. Ruhun şad olsun büyük insan. Yaşasaydın barış pınarı harekatını ne yarıda bırakır, ne de Süleyman Şah türbesini kaçırırdın. Çünkü sen milliyetçiliğini haşaş tarlalarında, Kıbrısta, aponun yakalanmasında gösterdin. Şimdikiler gibi millicilik oynamadan.
Büyük adamdı. 1980-2000 arası nesil bu adam sayesinde torpilsiz bir kpss sonucu puanı ile devlet kadrolarına yerleşti. Sağ hükümetlerin yaptığı ekonomik kriz bu adama patladı. Bu adama kızanlar Necmettin Erbakan a, mesut Yılmaz a, tansu çiller e birşey diyemedi. Çünkü bu adam garibandı. Medya desteği yoktu. Kolay harcandı. Sırf kpss sayesinde torpilsiz iş bulan milyonu geçkin insan sayesinde eğer varsa cennete girecektir inanıyorum. Öldüğünde 2 apartman dairesi vardı. Birini korumasına diğerini eşine bıraktı. Ruhun şad olsun büyük insan. Yaşasaydın barış pınarı harekatını ne yarıda bırakır, ne de Süleyman Şah türbesini kaçırırdın. Çünkü sen milliyetçiliğini haşaş tarlalarında, Kıbrısta, aponun yakalanmasında gösterdin. Şimdikiler gibi millicilik oynamadan.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Ecevit, 2. Meclis binası önünde (1958)
görsel
görsel
Vahdettin hain değildi,adlı kitabın yazarı.
Biz demirellerden, türkeşlerden milliyetçilik dersi almayız.
sevgili kardeşlerim;
Biz milliyetçiliği; sokak duvarlarına değil,
kıbrısın topraklarına,
Egenin deniz yataklarına yazmışız,
biz milliyetçiliği batı anadolunun haşhaş tarlasına yazmışız...
Türkiye Cumhuriyeti döneminde doğmuş en önemli siyasetçilerden biriydi..
sevgili kardeşlerim;
Biz milliyetçiliği; sokak duvarlarına değil,
kıbrısın topraklarına,
Egenin deniz yataklarına yazmışız,
biz milliyetçiliği batı anadolunun haşhaş tarlasına yazmışız...
Türkiye Cumhuriyeti döneminde doğmuş en önemli siyasetçilerden biriydi..
kıbrıs Fatihi merhum başbakan bülent ecevit.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar