bugün

https://www.youtube.com/watch?v=NfFWfElcHhM

--spoiler--
Islak sokaklar mevsimindeyiz artık
Bu kalabalık şehre hüzün yağar bu zamanlar
Yalnızlık yağar caddelerine
Darmadağın saçlar, ıslanmış yüzler hep yere bakar
Kahveleri bile dert yüklenir
Çayları daha bir demli
Unutulan sevgililer hatırlanır veya sevgililer unutulmaya çalışılır
Bu mevsimde vitrinleri az sulu rakı gibidir bu şehrin
Her adımın yalnızlığa uzanır
Yine de hızlı adımlar atılır, koşulur bu sokaklarda
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünü buruşturarak,
Herkes kendi hikayesini en acıklı sanır

Dün gece bir aşkı gömdüm derine
Dün gece sensiz öldüm
Gözlerimi kapattım uyumadan.
Düşümde seni gördüm
Sensiz olan bu şehir
istemem aşksız olsun
Sensiz olan bu aşk
istemem bensiz olsun

Kendisi koca bir yalanken gerçeği arar bu şehir
Sokakları gibi evleri de acı doludur,
Gözyaşları taşar pencerelerinden…
Geceleri gerçeklerini saklar da
Her gün başka bir maske takar insanları…
Hayatları vardır anlatıkları, bir de tek başına kalınca yaşadıkları…
Aşkları bir damla gözyaşında boğulur bu şehrin
Onun için geceleri yeni hayatlar yazılır kimsenin bilmediği zamanlara
Onun için kimse üzülmez gidenlere ve acır geride kalanlara
Herken kendi türküsünü söyler bu şehirde sadece kendi acısına ağlar
Herkesin tiyatrosudur bu şehir herkesin en yalandan sahnesi
Ve onun için bulunmayı bekler
bu şehrin denizlerinde incilerin en sahtesi
Yine de yalan olduğunu bile bile hergün aynı oyunu oynar
Bu şehrin insanları
Herkes kendi hikayenini en acıklı sansa da
Her geceyi pembeye boyar gündüzün yalanları…
Bu mevsimde vitrinleri az sulu rakı gibidir bu şehrin
Her yudumun yalnızlığa uzanır
Yine de hızlı adımlar atılır, koşulur yalnızlığa
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünde bir maskeyle
Hergün insanlığından bin defa utanır

Dün gece bir aşkı gömdüm derine
Dün gece sensiz öldüm
Gözlerimi kapattım uyumadan.
Düşümde seni gördüm
Sensiz olan bu şehir
istemem aşksız olsun
Sensiz olan bu aşk
istemem bensiz olsun
--spoiler--
https://www.youtube.com/watch?v=rGh8xRoHsvI çok iyi.
görsel
girdap gülüm.
Benden çok biz barındırıyor. Senin olmayan bu şehir benden çok seni gördü. Benim gölgemi yakalayamayan şu sokaklar hep bize şahit oldu. Şimdi ben yine çıkmıyorum sokağa öylece kaldık anılarla.

Sensizlikten değil yanlış anlama sokak karantinada.
Islak sokaklar mevsimindeyiz artık
Bu kalabalık şehire hüzün yağar bu zamanlar
Yalnızlık yağar caddelerine
Darmadağın saçlar, ıslanmış yüzler hep yere bakar
Kahveleri bile dert yüklenir
Çayları daha bir demli
Unutulan sevgililer hatırlanır
Veya sevgililer unutulmaya çalışılır
Bu mevsimde vitirinleri az sulu rakı gibidir bu şehirin
Her adımın yalnızlığa uzanır
Yinede hızlı atılır adımlar
Koşulur bu sokaklarda
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünü buruşturarak
Herkes kendi hikayesini en acıklı sanır
Dün gece bir aşkı gömdüm derine
Dün gece sensiz öldüm
Gözlerimi kapattım uyumadan
Düşümde seni gördüm...

Abdullah Özdagan - Bu Şehir.
senin hasretin varken bu şehirde yaşanmaz. böyle devam ederse sensiz hayat olamaz.
insana tuzak kuruyor.
https://www.youtube.com/watch?v=rGh8xRoHsvI
benimki izmir. turknet gigafiber'in olduğu bir muhitte olmak ayrı güzel tabii.
Bu şehir bir evliyâlar şehridir
Medfundur bir nice pir bu şehirde
Zamantı bir sevgi bir aşk nehridir
Görülmez kimse hakir bu şehirde

Kızılırmak, coşup coşup durulmuş
Erciyes, bir şahtır ufka kurulmuş
Hamuru nur mayasıyla yoğrulmuş
Olmaz ne leke, ne kir bu şehirde

Nice müftü, âlim, şair, üdeba
Bir ince seziş ki sığmaz kitaba
Davud-ı kayseri, somuncu baba
Bir o şehirdedir, bir bu şehirde

Surlarda izi var Sultan mesut'un
Sinan'ındır şu minare, bu sütun.
Gevher nesibe'yle mahperi hatun
Eser bırakmış bir bir bu şehirde

inler at sesiyle meşhed ovası
Keykubat'ın otağ yeri burası
Titretir dağları yiğit narası
Yatmada kaç cihangir bu şehirde

Işık ışık, kubbe kubbe mazimiz
Şahlanır vecd ile melik gazi'miz
Biz kaptan-ı derya, şehid nazım'ız
Ondan kan rengi nehir, bu şehirde

Kabe yollarında karâni'yiz biz
Muhabbet telinde seyrani'yiz biz
ibrahim tennûri hayranıyız biz
Duygu, düşünce, fikir bu şehirde.

Osmanlı'dan kalma şu mangal, sedir
Bünyan halısı bir çini kâsedir
Doğan gün, seyyid'den nur nur bu sedir
Gönül dergahına gir bu şehirde.

Bir irem bağıdır erkilet, gesi
Uzanır sularda mâbet gölgesi
Dört mevsim, hisarcık, talas yöresi
Zümrütten bir zıynettir bu şehirde

Altın çağı seyret, gözünü kapa
Gümüş gümüş sebil, bakır maşrapa
Gereme'den tut da, kaniş-kültepe
Kurulmuş nice şehir, bu şehirde...

Abdullah satoğlu
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026