bu şehir

Bu şehir bir evliyâlar şehridir
Medfundur bir nice pir bu şehirde
Zamantı bir sevgi bir aşk nehridir
Görülmez kimse hakir bu şehirde

Kızılırmak, coşup coşup durulmuş
Erciyes, bir şahtır ufka kurulmuş
Hamuru nur mayasıyla yoğrulmuş
Olmaz ne leke, ne kir bu şehirde

Nice müftü, âlim, şair, üdeba
Bir ince seziş ki sığmaz kitaba
Davud-ı kayseri, somuncu baba
Bir o şehirdedir, bir bu şehirde

Surlarda izi var Sultan mesut'un
Sinan'ındır şu minare, bu sütun.
Gevher nesibe'yle mahperi hatun
Eser bırakmış bir bir bu şehirde

inler at sesiyle meşhed ovası
Keykubat'ın otağ yeri burası
Titretir dağları yiğit narası
Yatmada kaç cihangir bu şehirde

Işık ışık, kubbe kubbe mazimiz
Şahlanır vecd ile melik gazi'miz
Biz kaptan-ı derya, şehid nazım'ız
Ondan kan rengi nehir, bu şehirde

Kabe yollarında karâni'yiz biz
Muhabbet telinde seyrani'yiz biz
ibrahim tennûri hayranıyız biz
Duygu, düşünce, fikir bu şehirde.

Osmanlı'dan kalma şu mangal, sedir
Bünyan halısı bir çini kâsedir
Doğan gün, seyyid'den nur nur bu sedir
Gönül dergahına gir bu şehirde.

Bir irem bağıdır erkilet, gesi
Uzanır sularda mâbet gölgesi
Dört mevsim, hisarcık, talas yöresi
Zümrütten bir zıynettir bu şehirde

Altın çağı seyret, gözünü kapa
Gümüş gümüş sebil, bakır maşrapa
Gereme'den tut da, kaniş-kültepe
Kurulmuş nice şehir, bu şehirde...

Abdullah satoğlu
© copyright 2005 - 2026