bugün

kanyon, metrocity ve daha sayamayacağım kadar lüks mekanları bünyesinde barındıran avrupa yakasınında lüks bir muhit.
bir osmanlı şehzadesi. padişah olma umudunu koruma maksadıyla birinci sıfatını taşımaktaymış.
istanbul'daki bilumum taksicilerin, dolmuş şöförlerinin, yayaların, tükkan sahiplerinin, belediye meclis üyelerinin, kısacası herkesin ama herkesin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği konusunda fikir çatışmasında olduğu semt.

Kafa karıştıranların büyük çoğunluğu birinci levent semtini etilerle özdeşleştirir efendim; onlara göre tüm birinci levent, üç iki, levazım, hisarüstü her yer etilerdir ve akmerkez'dir.

Taksiye bindiniz bir levent dediniz, Zincirlikuyu'dan akmerkez yolu sapağına (ayyıldız mayosu binası) geldiğinizde taksiciye buradan demezseniz sizi doğrudan kanyona götürür; "buradan" derseniz o zaman bi güzel "burası etiler" diye azarlanırsınız, bir de aşağılayan bakışlar altında küçülürsünüz.

Arkadaşınıza Yol tarif edersiniz, birinci levente gel orada belediye binasını bul dersiniz; arkadaşınız, sizi gördüğünde üzerinize saldırır, "birinci levent dedin beni çarşı içine gönderdiler orada iki saat olduğum yerde döndüm" diye çemkirir.

Velhasıl hayallerde ünlülerin, zenginlerin semti olarak mitleşmiş bu semt, reelde etiler, dört levent ve zincirlikuyu arasında itil kakıl bir semttir, kimisi burasından çekip uzatır, kimisi orasından itekler, kimse kaale almaz.*
© copyright 2005 - 2026