bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu50
- fatma betül sayan kaya18
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- iyi menemenin sırrı20
- fatma betülüm yapmaz5
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı3
- her sorunun çözümü2
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü2
- haram para2
- fon vurgunu5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- murat ünalmış2
- beşiktaş6
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- boğaz ağrısı4
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- kötüye bir şey olmaz5
- sözlüğün yeni tasarımı14
- aşk11
- muslettin amca23
- işe gitmeye üşenmek2
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı10
- uyudunuz mu4
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- sabahları nefret edilen şeyler4
- gece gelen açlık7
- hayatın anlamı ne7
- alexander nübel7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- gülşen in memeleri14
- yeraltı varlıkları7
- sigara içmek8
- aşk bir yemek olsaydı8
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- pankek7
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- sözlüğe ne oldu5
- nervio43
- hamas denince akla gelenler11
- mehmet şimşek5
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
hükümdar otağı..
--spoiler--
Farsça bâr ve gâh kelimelerinden oluşan bu tabir sözlükte “izinle girilen yer” demektir. Terim olarak “sultanın oturduğu saray” anlamında olup aynı mânada dergâh kelimesi de kullanılmıştır.
Kaynaklarda bu iki kelime bazan ayrı ayrı, bazan da birlikte geçmektedir. Ayrıca hükümdarın toplu kabullerine mahiyetine göre bâr-ı hâs ve bâr-ı âm denildiği gibi merasim ve resmikabullere katılanların hükümdarın huzurunda derece ve rütbelerine göre nasıl ve nerede duracaklarını tayin ve kontrol eden görevliye de hâcib-i dergâh denilmekteydi. Karamanoğlu Mehmed Bey XIII. yüzyılın ikinci yarısında Konya’yı ele geçirince “dergâh ve bârgâhta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka bir dil konuşulmamasını” istemişti (ibn Bîbî, s. 696).
Osmanlılar’da olduğu gibi hükümdar bizzat sefere çıktığı zaman sahrada kurulan otağ-ı hümâyuna bârgâh-ı saltanat adı verilirdi. Aynı şekilde Altın Orda Devleti’nde de hükümdar otağına bârgâh denilmiştir. Bu çadır altın yaldızlı gümüş plakalarla kaplı olup dört ağaç direği ve her direğin tepesinde altın yaldızlı gümüşten yapılmış bir başlık bulunurdu. Bârgâh uzaktan bir tepe gibi görünür, içinde sağda ve solda pamuk ve ketenden yapılmış sedirler yer alırdı. Bu sedirlerin üzerine ipek kaliçalar döşenir, bârgâhın ortasında ise taht kurulurdu..
https://islamansiklopedis...%B1lm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.
--spoiler--
ıstılahta kullanılan anlamıyla dergah sultanı hakiki nin (Hakk Teâlâ) huzuru (toplanma meydanı) yani zikir dua ibadet edilmek üzere Allah için toplanılan ehli zikir için ibadethane, bargah ise sultanı dünyevi (sultan hakikatte Allah Teala dır. fakat dünya üzerinde o na mecazla padişah yönetim işini görür. bugünkü itibarla Cumhurbaşkanı yada devlet başkanı) nin saltanat ve yönetim işlerini gördüğü ve halkı kabul ettiği divan meclisi olarak kullanılmıştır..
--spoiler--
Farsça bâr ve gâh kelimelerinden oluşan bu tabir sözlükte “izinle girilen yer” demektir. Terim olarak “sultanın oturduğu saray” anlamında olup aynı mânada dergâh kelimesi de kullanılmıştır.
Kaynaklarda bu iki kelime bazan ayrı ayrı, bazan da birlikte geçmektedir. Ayrıca hükümdarın toplu kabullerine mahiyetine göre bâr-ı hâs ve bâr-ı âm denildiği gibi merasim ve resmikabullere katılanların hükümdarın huzurunda derece ve rütbelerine göre nasıl ve nerede duracaklarını tayin ve kontrol eden görevliye de hâcib-i dergâh denilmekteydi. Karamanoğlu Mehmed Bey XIII. yüzyılın ikinci yarısında Konya’yı ele geçirince “dergâh ve bârgâhta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka bir dil konuşulmamasını” istemişti (ibn Bîbî, s. 696).
Osmanlılar’da olduğu gibi hükümdar bizzat sefere çıktığı zaman sahrada kurulan otağ-ı hümâyuna bârgâh-ı saltanat adı verilirdi. Aynı şekilde Altın Orda Devleti’nde de hükümdar otağına bârgâh denilmiştir. Bu çadır altın yaldızlı gümüş plakalarla kaplı olup dört ağaç direği ve her direğin tepesinde altın yaldızlı gümüşten yapılmış bir başlık bulunurdu. Bârgâh uzaktan bir tepe gibi görünür, içinde sağda ve solda pamuk ve ketenden yapılmış sedirler yer alırdı. Bu sedirlerin üzerine ipek kaliçalar döşenir, bârgâhın ortasında ise taht kurulurdu..
https://islamansiklopedis...%B1lm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.
--spoiler--
ıstılahta kullanılan anlamıyla dergah sultanı hakiki nin (Hakk Teâlâ) huzuru (toplanma meydanı) yani zikir dua ibadet edilmek üzere Allah için toplanılan ehli zikir için ibadethane, bargah ise sultanı dünyevi (sultan hakikatte Allah Teala dır. fakat dünya üzerinde o na mecazla padişah yönetim işini görür. bugünkü itibarla Cumhurbaşkanı yada devlet başkanı) nin saltanat ve yönetim işlerini gördüğü ve halkı kabul ettiği divan meclisi olarak kullanılmıştır..
selçuklu hükümdarı sarayı.
karamanoğlu mehmet bey'in
"Bugünden geru divanda, dergahta, bergahta, mecliste ve meydanda Türkçe'den başka dil kullanılmayacaktır!"
sözünde geçen bugüne kadar gelememiş tek sözcük.
aslen kökeni farsça olduğundan da olabilir.*
otağ, yüksek tavanlı oturma yeri, devlet büyüklerinin divanı diye de bilinen yere verilen addır.
"Bugünden geru divanda, dergahta, bergahta, mecliste ve meydanda Türkçe'den başka dil kullanılmayacaktır!"
sözünde geçen bugüne kadar gelememiş tek sözcük.
aslen kökeni farsça olduğundan da olabilir.*
otağ, yüksek tavanlı oturma yeri, devlet büyüklerinin divanı diye de bilinen yere verilen addır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar