bugün

iyiler
izlenmesi gereken hoş bir film. Büyük bütçeler ile çekilmemiştir o yüzden çok büyük beklentiler içerisinde izlenmemesi gerekmektedir. Öncelikle Dersim'den sahneler çok hoş ve güzeldi. Cemal'in okulun ilk dönemlerindeki bilinçsizliği ve devamında okuyarak kimliğinin farkına varması güzel özetlenmişti. Yapılan eylem sonrası gözaltılar, sorgular ve işkencelerin ardından dağılan grubun peşine düşen cemal'in küba kantininde deniz gezmis fotoğrafının karşısında, bekle bizi istanbul parçası eşliğinde gözlerinin gülümsediği sahne ayrıca etkileyiciydi..
insana türkiye gerçeklerini oldukça derin ve etkili bir yöntemle anlatan film. öyle ki 90-98 arasında az da olsa devrimci yapılarda yer almış bireylere oldukça duygusal anlar yaşatmaktadır.
van'daki bütün sinemalarda yoğun bir şekilde gösterildikten ve gösterim bittikten birkaç hafta sonra "yoğun istek üzerine" bir daha gösterilmeye başlanan film.
15 Ocak tan 15 Şubat a kadar 10:45, 13:30, 16:15, 19:00 saatlerinde beksav'da gösterimde olacak kazım öz filmi.
ankara'da kızılırmak sineması'nda 1750 ve 2050 seanslarında gösterilen muhteşem bir film. sadece üniversitedeki kürt hareketini değil, sosyalist, komünist hareketleri, halkın içindeki gündelik gerilimleri de nüanslarında yakalayabildiğimiz, birçok ünlü ismin de kastında bulunduğu bir filmdir ayrıca.

televizyonda kürtlerin olmadığından bahseden program ertürk yöndem'in trt1'de yıllarca devlet söylemini kafalarımıza kazıdığı, küçükken beni de kürtlere karşı dolduran perde arkası isimli programdır.

kantinde televizyondaki bu sözü duyan orhan (cemal'in okuldaki dönemdaşı olan kürt çocuk) kürtçe olarak "madem kürtçe yok diyorsun ben sana kürtçe söyleyeyim şerefsiz" demiştir, ve üzerine bir kavga kopmuştur. filmin çok vurucu sahnelerinden birisidir bu.
"kirli savaş"ın en yoğun olduğu bir dönemde, üniversitedeki muhalif kürt öğrencilerini "olduğu" gibi vermeye özen gösteren bir başyapıt diyebileceğimiz bir film... etkisinden kolay kolay çıkılamıyor. izleyin izlettirin.

unutmadan

(bkz: yatay geçiş)
üniversitelerdeki kürt yurtsever öğrenci hareketini anlatan çok başarılı bir film. 90'ların başındaki yurtsever öğrenci hareketini çok iyi yansıttığı söyleniyor , kesinlikle izlenmeli.
bursa'da, ipek yolu film festivali sayesinde izleme fırsatı bulduğum ve oldukça başarılı olduğunu düşündüğüm film.
özellikle bekle bizi istanbul parçasının yeni düzenlemesi ve filmdeki sahnelerle uyumu, tüyleri diken diken etmeye yetecek düzeydeydi.
fakat filmin birçok şehirde gösterime girmemiş olması, birçok kişinin filmi izlemesine engel olmaktadır.*
kısacası gidilip, izlenmesi gereken bir filmdir.
harika bir film.*1990 lı yılların politik üniversite gençliğini ve keyfi baskılar nedeniyle dağa cıkan gençliği anlatan bir film. realist bir film.
gün itibariyle beyazperdedeki yerini almış filmdir. cuma akşamını feda etmeye değmesini bekleyerekten akşamı beklemekteyiz.
şu anda ankara da tek sinemada oyanayan film. izleme fırsatı buldum, gayet güzel bir film olmuş. filme gösterilen ilgiyle, filmin kalitesi bir o kadar tezat durumda. 90 lar özal döneminde geçiyor film ve o dönem okul-yurt-öğrenci evleri ekseninde örgütlenen sol öğrenci hareketlerini başarıyla bizlere aktarıyor. cesur sahneler-söylemler fazlasıyla var. şu an 2000 lerin başında olsak bile bu film o zamanki zihniyetle kesin yasaklanırdı. eğer bulunduğunuz şehirde hala gösterimde ise vakit kaybetmeden izlemenizi tavsiye ederim.
ipek yolu dışında bursada gösterimde mi? çok merak ettiğim yazık ki kaçırdığım çok beğeneceğime emin olduğum hatta vizyona ilk girdiği gün istanbula gidip izleme planları yaptığım kazım öz imzalı film BAHOZ/fırtına...
hem kürt gençlerinin abilerinin geçtiği yolların öğrenip bundan ders çıkarmaları hem de türklerin izleyip yav demek böyle sıkıntılar çekiyormuş bu kürt gençleri diyebileceği kazım öz'ün elinden geçmiş hayli dokunaklı bir film.

mahsum, hiç bir şeyin farkında olmayan hatta filmlerdeki diyaloglardan birinde kendisine kürtlük bilincini aşılamak isteyen yurtseverlere; hem kürt olsam ne olur olmasam ne olur şeklinde tepki verebilen cemal*'den dağa çıkan bir insana dönüşümün aşamalarını görüyorsunuz.

bir fırtına* sahnesiyle başlayıp, cemal'in dağa çıkmasıyla biten filmde; fırtınanın film boyunca şiddetinin artıp azaldığını görüyoruz. öğrenci evlerinin basılmalarını, gözaltında işkenceler, polis fişlemeleri gibi sahneler bize bu sahnelerin hafızamızın uzak yerlerinde olmadığını hissettiriyor.

filmin bir hahnesinde kürt aydını musa anter'in bir kürt kurumunun açılışına geldikten birkaç gün sonra öldürüldüğü haberi o döneme ilişkim önemi ipuçlarından birini oluşturuyor. 9o'lı yılların başında ölümün hayattan daha çok cümle içinde geçtiği günler olarak hatırlanır. bu günlerde pkk itirafçısı abdulkadir aygan'ın musa anter'in öldürülmesi olayı jitem'in işidir demesi bize onca yıl korkularla ve uslu durmazsak başımıza geleceklerle ilgili yaşadıklarımızın anlamsızlığını birkez daha gözler önüne sürüyor.

filmin hoşuma giden güzel bir özelliği de ergenekon olayının harıl harıl tartışıldığı, yerlerin kazılıp cephaneliklerin bulunduğu, o dönem güney doğu'da görev yapmış önemli askerlerin şu an ergenekon olayından dolayı göz altına alındığı bir zamana denk gelmesidir. filmi izlerken o döneme gidip yaşananların anlamsızlığını ve gerçeklikle olan ilişkilerini gözlemleyebilmeniz için bugün yaşananlar önemli başvuru kaynağı niteliğindedir. iyi seyirler
gerçekten güzel ve etkileyici bir film.
üniversitelerde sol siyaset içinde olan öğrencilerin 90'ların başından 2000'lerin başına kadar *hiç değişmeden geldiğini gördüğüm ve etkinlendiğim filmdir. filmdeki birçok ayrıntı* * * çok gerçekçi olmuş. Bu kadar geç izlediğim için üzüldüm şimdi bak.
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com