bugün
- anderson talisca6
- tai lung26
- nervio varıdı nerede o8
- gece yarısı evde yarasa uçarken uyanmak3
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı7
- victor osimhen19
- sözlük dayısı dövmek6
- bir zihinden diğer zihne sirayet eden algı2
- su bardağı ile çay içmek5
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması5
- fenerbahçe17
- psikolojik hastalığı olmayan sözlük kızı5
- osuruktan şiirler89
- şile de ceyda yakova'nın öldüğü motosiklet kazası5
- ismet gurbuz 202411
- kadınların muhabbet etmeyi sevdiği erkek olmak4
- corpus hermeticus4
- içki şişeleri3
- muslettin amca10
- anın görüntüsü19
- hiç hakiki sarışın kız görmemek5
- hoşlanılan kızı çorbacıya götürmek4
- burç soran kadının flörtleşmeye çalışıyor olması5
- dolar isterse 100 olsun41
- yemeksepeti4
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- eski sevgilinin mesaj atıp ben aşık oldum demesi3
- arkadaşlar selam4
- balkanlar da sarışın olmaması4
- kitap okuyorum sessiz olun4
- semahta giysi üçetektir2
- steam arkadaşı aranıyor5
- güne bir türkü barcı bırak2
- eski sevgiliyle 50 yıl sonra karşılaşmak5
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı5
- tortellini3
- mekke anlaşması5
- 22 ağustos 2026 sıcak hava dalgası3
- sade sodaya tek atan insan4
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- otogar tuvaleti4
- koku hafızası2
- duşa giriyorum kimi düşüneyim2
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- domuz yemeyiz abi4
- g i l d e d l i l y28
- antrikot2
- clemence baptista5
- mustafa adıgüzel4
yaşamın, her şeye rağmen yaşanmaya değer olduğuna dair inancı, doğanın vazgeçilmezleri olan toprak ve çiçek kokusu ile birlikte getirir.
insanda alkol alma isteği uyandıran süper buluş. o toprak kokusu, o ılık rüzgar. çok değişik işler bunlar.
Şemsiyeleri kapatıp sonuna kadar ıslanma arzusu uyandıran yağmurdur. Sanki ıslanınca her şey bi an için geçecek gibi hissettirir ya da her şey planlanmış da siz yazılanı oynuyorsunuz gibi.
An itibari ile Eskişehir'de yağan yağmur olduğunu düşündüğüm hava olayıdır.
canımın fazlaca kayseri mantısı çekdiği bir akşam üzeri güneşin batmaya yaklaştığı bir saatte ankara güvenparkta takım elbiseli insanların oluşturduğu kalabalığın arasında evime giden dolmuşa ulaşabilmek için takım elbiselileri yara yara ilerlemeye çalışıyodum.
birden yağmur bastırdı. güneş bulutların arsından kendini gösterip yeterince eğik bir açıyla vuruyor, olanca azametiyle ıslanmaya başlayan takım elbiseleri parlatıyordu. bu beklenmedik ağlama şekli karşısında ilk kaçışanlar seyyar satıcılar ve dersaneden çıkan öğrenciler oldu. yağmuru sevmiyorlardı sanırım. takım elbiselilerde ise durum tam tersiydi. yıllarca bekledikten sonra tam umudun kesildiği anda çıkagelen eski bir tanıdık gibi karşılamışlardı yağan yağmuru. bense hala evime gitme derdindeydim.
mayıs ayı en ihtişamlı gösterilerinden birini sergiliyordu.
birden kendilerini diğerlerinden ayırmış biri kadın diğeri erkek orta yaşlı iki takım elbiseli gözüme çarptı. yıldırım düşme ihtimalinin yüksek olduğu çokta korunaklı olmayan bir ağacın altında yağmurdan korunmaya çalışıyorlardı. kadın olanda şemsiye vardı. erkek ise yapraklardan sıyrılan yağmur tanelerinin hedefi oluyordu.
hep böyle olur kadın takım elbiseliler her şeye karşı hazırlıklıdır. onlar çoğu zaman ıslanmaz. hayatın içinde bu gibi durumlar karşısında tedbirlidirler. erkek takım elbiseliler ise daha vurdum duymazdır ve her zaman hazırlıksız yakalanırlar. hayat onları daima ıslatır.
uzaktan anlayabildiğim kadarıyla bir şeyler hakında tartışıyor gibiydiler. onların bulunduğu yöne doğru ilerliyordum.
önlerinden geçerken istemeden diyaloglarına şahit oldum. erkek saçından akarak yüzüne inen suları eliyle sildikten sonra kadına alçak bir ses tonuyla:
karşındaki insana onun senin için değerli olduğunu hissettirmen lazım. dedi.
kadın erkek ilişkilerinde çok sık şekilde kullanılan bu popüler cümleye bir de yağmur altında hem de canım ölesiye kayseri mantısı çekerken şahit olmuştum. tüm ilişkilerin çıkmaza sürüklendiği eşik bu muydu?
gerçekten hissettirememek miydi? değerli olduğunu hissedememek yağmurdan daha fazla ıslatıyor olmalıydı adamı.
şemsiyenin altındaki kuru takım elbiseli kadın insanlık tarihi boyunca ezberlenmiş bu kalıp cümle karşısında bedeniyle ve başıyla onaylamakla yetindi.
şemsiyenin kenarlarından sular akıyordu. kadın kuruydu adam ise ıslanıyordu. tek ortak noktaları ikisinin de takım elbiseli olmalarıydı.
onlardan uzaklaşıp bu güzel bahar yağmurunda ıslandıktan sonra beni evime götürecek dolmuşa bindim. eve varır varmaz kendime lezzetli bir kayseri mantısı yaptım.
mantıyı yediğim an her şey geçmişti artık.
birden yağmur bastırdı. güneş bulutların arsından kendini gösterip yeterince eğik bir açıyla vuruyor, olanca azametiyle ıslanmaya başlayan takım elbiseleri parlatıyordu. bu beklenmedik ağlama şekli karşısında ilk kaçışanlar seyyar satıcılar ve dersaneden çıkan öğrenciler oldu. yağmuru sevmiyorlardı sanırım. takım elbiselilerde ise durum tam tersiydi. yıllarca bekledikten sonra tam umudun kesildiği anda çıkagelen eski bir tanıdık gibi karşılamışlardı yağan yağmuru. bense hala evime gitme derdindeydim.
mayıs ayı en ihtişamlı gösterilerinden birini sergiliyordu.
birden kendilerini diğerlerinden ayırmış biri kadın diğeri erkek orta yaşlı iki takım elbiseli gözüme çarptı. yıldırım düşme ihtimalinin yüksek olduğu çokta korunaklı olmayan bir ağacın altında yağmurdan korunmaya çalışıyorlardı. kadın olanda şemsiye vardı. erkek ise yapraklardan sıyrılan yağmur tanelerinin hedefi oluyordu.
hep böyle olur kadın takım elbiseliler her şeye karşı hazırlıklıdır. onlar çoğu zaman ıslanmaz. hayatın içinde bu gibi durumlar karşısında tedbirlidirler. erkek takım elbiseliler ise daha vurdum duymazdır ve her zaman hazırlıksız yakalanırlar. hayat onları daima ıslatır.
uzaktan anlayabildiğim kadarıyla bir şeyler hakında tartışıyor gibiydiler. onların bulunduğu yöne doğru ilerliyordum.
önlerinden geçerken istemeden diyaloglarına şahit oldum. erkek saçından akarak yüzüne inen suları eliyle sildikten sonra kadına alçak bir ses tonuyla:
karşındaki insana onun senin için değerli olduğunu hissettirmen lazım. dedi.
kadın erkek ilişkilerinde çok sık şekilde kullanılan bu popüler cümleye bir de yağmur altında hem de canım ölesiye kayseri mantısı çekerken şahit olmuştum. tüm ilişkilerin çıkmaza sürüklendiği eşik bu muydu?
gerçekten hissettirememek miydi? değerli olduğunu hissedememek yağmurdan daha fazla ıslatıyor olmalıydı adamı.
şemsiyenin altındaki kuru takım elbiseli kadın insanlık tarihi boyunca ezberlenmiş bu kalıp cümle karşısında bedeniyle ve başıyla onaylamakla yetindi.
şemsiyenin kenarlarından sular akıyordu. kadın kuruydu adam ise ıslanıyordu. tek ortak noktaları ikisinin de takım elbiseli olmalarıydı.
onlardan uzaklaşıp bu güzel bahar yağmurunda ıslandıktan sonra beni evime götürecek dolmuşa bindim. eve varır varmaz kendime lezzetli bir kayseri mantısı yaptım.
mantıyı yediğim an her şey geçmişti artık.
şu anda bursa'da başlamış olandır. huzur vermiştir bünyelere.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar