bugün
- terhis oluyorum sözlük14
- balık hazır herkese afiyet olsun5
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım7
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum6
- markaların whatsapptan mesaj atması4
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz8
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- aşk15
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- grup vitamin4
- fatma betül sayan kaya28
- kaç gammaz var9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek6
- duş yağı5
- kezo etc2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır6
- sözlük yazarlarının olası meslekleri3
- sözlük açacak olsanız8
- fransa daki krizin ab'ye yayılma ihtimali2
- bir şeyler söyle5
- 6 kasım 20183
- münafık7
- carlsberg2
- kale3112 kardeştir4
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- asansörde yukarı bakma refleksi5
- yapay zekanın çok yapay olması8
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- 6 kasım 20024
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- birbirini kollayan torba götlü yazarlar3
- batan gün kana benziyor2
- wundebar2
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- güne bir kitap alıntısı bırak5
- camilerdeki ayak kokusu7
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı2
- istanbul8
- mazide kalmış sözlük yazarları4
- 7 kasım 20263
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- iyi menemenin sırrı22
- frene basınca arabanın durması3
canımın fazlaca kayseri mantısı çekdiği bir akşam üzeri güneşin batmaya yaklaştığı bir saatte ankara güvenparkta takım elbiseli insanların oluşturduğu kalabalığın arasında evime giden dolmuşa ulaşabilmek için takım elbiselileri yara yara ilerlemeye çalışıyodum.
birden yağmur bastırdı. güneş bulutların arsından kendini gösterip yeterince eğik bir açıyla vuruyor, olanca azametiyle ıslanmaya başlayan takım elbiseleri parlatıyordu. bu beklenmedik ağlama şekli karşısında ilk kaçışanlar seyyar satıcılar ve dersaneden çıkan öğrenciler oldu. yağmuru sevmiyorlardı sanırım. takım elbiselilerde ise durum tam tersiydi. yıllarca bekledikten sonra tam umudun kesildiği anda çıkagelen eski bir tanıdık gibi karşılamışlardı yağan yağmuru. bense hala evime gitme derdindeydim.
mayıs ayı en ihtişamlı gösterilerinden birini sergiliyordu.
birden kendilerini diğerlerinden ayırmış biri kadın diğeri erkek orta yaşlı iki takım elbiseli gözüme çarptı. yıldırım düşme ihtimalinin yüksek olduğu çokta korunaklı olmayan bir ağacın altında yağmurdan korunmaya çalışıyorlardı. kadın olanda şemsiye vardı. erkek ise yapraklardan sıyrılan yağmur tanelerinin hedefi oluyordu.
hep böyle olur kadın takım elbiseliler her şeye karşı hazırlıklıdır. onlar çoğu zaman ıslanmaz. hayatın içinde bu gibi durumlar karşısında tedbirlidirler. erkek takım elbiseliler ise daha vurdum duymazdır ve her zaman hazırlıksız yakalanırlar. hayat onları daima ıslatır.
uzaktan anlayabildiğim kadarıyla bir şeyler hakında tartışıyor gibiydiler. onların bulunduğu yöne doğru ilerliyordum.
önlerinden geçerken istemeden diyaloglarına şahit oldum. erkek saçından akarak yüzüne inen suları eliyle sildikten sonra kadına alçak bir ses tonuyla:
karşındaki insana onun senin için değerli olduğunu hissettirmen lazım. dedi.
kadın erkek ilişkilerinde çok sık şekilde kullanılan bu popüler cümleye bir de yağmur altında hem de canım ölesiye kayseri mantısı çekerken şahit olmuştum. tüm ilişkilerin çıkmaza sürüklendiği eşik bu muydu?
gerçekten hissettirememek miydi? değerli olduğunu hissedememek yağmurdan daha fazla ıslatıyor olmalıydı adamı.
şemsiyenin altındaki kuru takım elbiseli kadın insanlık tarihi boyunca ezberlenmiş bu kalıp cümle karşısında bedeniyle ve başıyla onaylamakla yetindi.
şemsiyenin kenarlarından sular akıyordu. kadın kuruydu adam ise ıslanıyordu. tek ortak noktaları ikisinin de takım elbiseli olmalarıydı.
onlardan uzaklaşıp bu güzel bahar yağmurunda ıslandıktan sonra beni evime götürecek dolmuşa bindim. eve varır varmaz kendime lezzetli bir kayseri mantısı yaptım.
mantıyı yediğim an her şey geçmişti artık.
birden yağmur bastırdı. güneş bulutların arsından kendini gösterip yeterince eğik bir açıyla vuruyor, olanca azametiyle ıslanmaya başlayan takım elbiseleri parlatıyordu. bu beklenmedik ağlama şekli karşısında ilk kaçışanlar seyyar satıcılar ve dersaneden çıkan öğrenciler oldu. yağmuru sevmiyorlardı sanırım. takım elbiselilerde ise durum tam tersiydi. yıllarca bekledikten sonra tam umudun kesildiği anda çıkagelen eski bir tanıdık gibi karşılamışlardı yağan yağmuru. bense hala evime gitme derdindeydim.
mayıs ayı en ihtişamlı gösterilerinden birini sergiliyordu.
birden kendilerini diğerlerinden ayırmış biri kadın diğeri erkek orta yaşlı iki takım elbiseli gözüme çarptı. yıldırım düşme ihtimalinin yüksek olduğu çokta korunaklı olmayan bir ağacın altında yağmurdan korunmaya çalışıyorlardı. kadın olanda şemsiye vardı. erkek ise yapraklardan sıyrılan yağmur tanelerinin hedefi oluyordu.
hep böyle olur kadın takım elbiseliler her şeye karşı hazırlıklıdır. onlar çoğu zaman ıslanmaz. hayatın içinde bu gibi durumlar karşısında tedbirlidirler. erkek takım elbiseliler ise daha vurdum duymazdır ve her zaman hazırlıksız yakalanırlar. hayat onları daima ıslatır.
uzaktan anlayabildiğim kadarıyla bir şeyler hakında tartışıyor gibiydiler. onların bulunduğu yöne doğru ilerliyordum.
önlerinden geçerken istemeden diyaloglarına şahit oldum. erkek saçından akarak yüzüne inen suları eliyle sildikten sonra kadına alçak bir ses tonuyla:
karşındaki insana onun senin için değerli olduğunu hissettirmen lazım. dedi.
kadın erkek ilişkilerinde çok sık şekilde kullanılan bu popüler cümleye bir de yağmur altında hem de canım ölesiye kayseri mantısı çekerken şahit olmuştum. tüm ilişkilerin çıkmaza sürüklendiği eşik bu muydu?
gerçekten hissettirememek miydi? değerli olduğunu hissedememek yağmurdan daha fazla ıslatıyor olmalıydı adamı.
şemsiyenin altındaki kuru takım elbiseli kadın insanlık tarihi boyunca ezberlenmiş bu kalıp cümle karşısında bedeniyle ve başıyla onaylamakla yetindi.
şemsiyenin kenarlarından sular akıyordu. kadın kuruydu adam ise ıslanıyordu. tek ortak noktaları ikisinin de takım elbiseli olmalarıydı.
onlardan uzaklaşıp bu güzel bahar yağmurunda ıslandıktan sonra beni evime götürecek dolmuşa bindim. eve varır varmaz kendime lezzetli bir kayseri mantısı yaptım.
mantıyı yediğim an her şey geçmişti artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com