bugün
- gocunun nerede olması13
- nickten isim tahmini yapmak69
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi6
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler12
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- hikayeyi devam ettir30
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- biber dolması olsa da yesek5
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- yeşilçam filmi izlemek6
- jackie chan2
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- sıla'nın uyuşturucu testi açıklaması2
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- cinsel hikaye yazıyoruz3
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- cioran neden intihar etmedi2
- aziz nikola3
- aylık 100 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- uysaljakoben16
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- önüne gelene ayar verebileceğini zanneden insan3
- aylık 497 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- hayattan zevk alamamak10
- sen true yu savundun2
- penisi en uzun yazar hangisi sorunsalı2
- finike2
- bal porsuğu3
- cem küçük5
- dizel araç devrinin bitmesi3
- sözlüğün kızlık zarı ile imtihanı4
- 11 kişilik kılıçdaroğlu destek yürüyüşü4
- yeni parti50
- nick vermeden bir yazara seslen16
- sözlükçülerin zeka seviyeleri4
- aylık 498 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor6
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- takip edilesi instagram sayfaları2
- kobra dürüm2
- yarrağı boka bulayıp kızartmak5
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı7
- mala vurarak çoluğunu çocuğunu geçindiren baba5
- sünnet olmak3
- habire12 adamdır37
eski bir atv dizisi. halil ergün orda da acılı kız babasıydı.
yuva, sıgınılacak lıman.
orhan kemal in yazmış olduğu mükemmel bir kitap.
roman adana-konya-beyrut üçgeninde roman kahramanının küçüklük ve ilk gençlik anılarının anlatıldığı anı-belgesel yanı ağır basan bir romandır. baba evi her ne kadar romana ismini verecek kadar etkili bir motif olsa da orhan kemal'in anlatısının ideal,sıcak baba evi metaforuyla yakından uzaktan alakası yoktur. babasıyla arasında sıklıkla fiili şiddete dönen gerilimli bir ilişki vardır romandaki kahramanın, öyle ki kendisini en iyi hissettiği dönem konya'da yaşarlarken babasının beyrut'a sürgüne gittiği dönemdir. romanın satır aralarında anadolu'daki ermeni mallarının nasıl gaspedildiğini ve özellikle adana ve havarisindeki yeni yeni halkın merakını celbeden futbol aşkının izlerini görmek de dikkat çekicidir. orhan kemal bizim edebiyatımızın en nitelikli basit insan hikayecilerinden biri olduğunu bir kez daha bu romanla ispatlamıştır.
orhan kemal' in kitabinin adı.
oftur, ziyanlıktır, kayıptır.
yıllar sonra "bir gideyimde uzun süre kalayım eskiden kralıydım nasılsa" denir ve gidilir.
lakin, oftur, ziyanlıktır, kayıptır.
yıllar sonra "bir gideyimde uzun süre kalayım eskiden kralıydım nasılsa" denir ve gidilir.
lakin, oftur, ziyanlıktır, kayıptır.
Kendini misafir hissetmeyecegin tek yerdir.
çocukluğumda izleyip unutamadığım dizilerden biri... bilge karakteri ömrüm boyu silinmeyecek sanırım belleğimden, sevinç erbulak bilge'dir bu yüzden benim için, nerede görsem, hangi karakteri oynarsa oynasın...
müzikleri de cengiz onural'dan olduğundan apayrı:
youtube.com/watch?v=tZa419uC874&feature=share&list=PLsQsQAgyxkceHG2GSIWSD6DGTYC2TZW2t
müzikleri de cengiz onural'dan olduğundan apayrı:
youtube.com/watch?v=tZa419uC874&feature=share&list=PLsQsQAgyxkceHG2GSIWSD6DGTYC2TZW2t
bir yere kadardır. sonra erkek aslanın yuvayı terk edip kendi avlanması gerekir.
süper baba bitince ekrandaki boşluğu doldurmak için çekilen benim de azcık hatırladığım baba figürlü dizi.
baba ocağı.
Kötü evlat varsa hiç çekilmeyecek ev.geldigine geleceğine pişman ederler.
bir orhan kemal romanıdır. yazarın bazı anılarıyla acı bir tebessüme sebep olduğu doğrudur. örneği aşağıdadır.
--spoiler--
"bak oğlum," dedi, "seninle pazarlık edelim! biliyorsun ki, dünyada herkesin rızkı başka başka yollardan... kimisi bakkal, kimisi kunduracı, kimisi çiftçi, kimisi de mesela, çöpçü. bu neden böyle? çünkü allah herkese derece derece akıl vermiştir. bir doktorun işini bir çöpçü beceremediği gibi, bir çöpçünün işini de bir doktor göremez. şimdi olabilir ki, senin kafan da, okuyup bey olmaya uygun değildir. içinden, "ben okuyup bey olmak istemiyorum, ben kunduracı olacağım, yahut da çöpçü!" ha? söyle, sen ne olmak istiyorsun mesela?"
eğer ağzımı aramıyorsa...
"fikrini apaçık söyle, korkma... bak çöpçülere ne okul kitapları var ne de akşam ders soran beybabaları sen de, ben çöpçü olacağım okumak istemiyorum, dersen, ben de senin yakanı bırakırım, bir daha da ders sormam "
Uzatmayalım, çöpçü olacağımı söylemiş bulundum.
Sen misin
Tekme, tokat, yumruk ve iskemlemle beraber yerlere ondan sonra dersler bir kat daha bindi, tabii dayaklar da.
Çok zaman "aman yâ rabbi," derdi, "aman yâ rabbi! Böyle mi olacaktı benim oğlum?"
o, kuran'ı beş yaşında hatmetmiş!
--Spoiler--
Babasına buradan teşekkür etmek istiyorum ayrıca, edebiyatımıza zorla bir orhan kemal kazandırdığı için.
--spoiler--
"bak oğlum," dedi, "seninle pazarlık edelim! biliyorsun ki, dünyada herkesin rızkı başka başka yollardan... kimisi bakkal, kimisi kunduracı, kimisi çiftçi, kimisi de mesela, çöpçü. bu neden böyle? çünkü allah herkese derece derece akıl vermiştir. bir doktorun işini bir çöpçü beceremediği gibi, bir çöpçünün işini de bir doktor göremez. şimdi olabilir ki, senin kafan da, okuyup bey olmaya uygun değildir. içinden, "ben okuyup bey olmak istemiyorum, ben kunduracı olacağım, yahut da çöpçü!" ha? söyle, sen ne olmak istiyorsun mesela?"
eğer ağzımı aramıyorsa...
"fikrini apaçık söyle, korkma... bak çöpçülere ne okul kitapları var ne de akşam ders soran beybabaları sen de, ben çöpçü olacağım okumak istemiyorum, dersen, ben de senin yakanı bırakırım, bir daha da ders sormam "
Uzatmayalım, çöpçü olacağımı söylemiş bulundum.
Sen misin
Tekme, tokat, yumruk ve iskemlemle beraber yerlere ondan sonra dersler bir kat daha bindi, tabii dayaklar da.
Çok zaman "aman yâ rabbi," derdi, "aman yâ rabbi! Böyle mi olacaktı benim oğlum?"
o, kuran'ı beş yaşında hatmetmiş!
--Spoiler--
Babasına buradan teşekkür etmek istiyorum ayrıca, edebiyatımıza zorla bir orhan kemal kazandırdığı için.
annemin favori dizilerindendi zamanında. kendisi baba evini özlemiş olmalı ki diziyle avunuyordu zaar.
Veda etmeme son 15 gün kalan huzurun adresi. "Hem ağlarım hem giderim" lafı neymiş anladım. Günlerdir ağlıyorum.
Şimdi bu son 15 gün 15 yıl sürsün istiyorum. Kahvaltılarımız akşam yemeklerimiz zamansız aksın gitsin istiyorum. Canım ailem ya yeri geldi didişip bağırıştık çoğu zaman hep mutluyduk birarada şimdi evlenip gidiyorum ama bu bi son değil, en büyük şansım yine aynı şehirde olmak.
Ağır hüzün doluyum ellemeyin beni, eşyalarım yeni evime gittiğinden beri ağlıyorum.sevdiğim adamla yeni bir yuva oluşturucağım için çok mutluyum ama baba evinden ayrılmak başka bir şey ya, yaşım 29, hadi şimdi vazgeçtim evlenmekten sizi bırakamam desem 45 yaşıma gelince evlensem bile yine sizi bırakmak ağır gelicek bana, çünkü bu böyle.
Hep evlilik için yaşımın geçtiğini düşünürdüm, 29 yaşındayım 15 gün sonra evleniyorum ve şimdi dediğim tek şey "iyiki"
Çünkü birsürü kız 18inde 22sinde 26sında evleniyor, ailesine doyamadan, hayattan hiçbir şey anlamadan gidiyor, ben çok şükür herşeyi doyasıya yaşadım canım ailemle, yeri geldi didiştik ama hep en kıymetlimsiniz.
Şimdi mesela 40 yaşında olsam ve evlensem yine aileme doyamam, yine hüzünlenirim. Çünkü aileden o yuvadan baba evinden kaç yaşında çıkarsan çık aynı şey, HÜZÜN..
Allahtan mustakbel eşim bana çok destek oluyo, elimi tutuyo, sen nezaman istersen ailenle kalırız uyuruz kahvaltı akşam yemeği her şey işte uzakta değilizki yine hep onlarla oluruz diyo.
Oda kendi baba evinden uzaklaşıyo oda hüzünlü ama işte biz kadınlar daha yoğun yaşıyoruz.
Sağlıklı olduklarını bilmek iyi olduklarını bilmek yeter bana, bu baba evi bu çatı hep benim yuvam asla değişmeyecek, bunun değişmeyeceğini bana hissettiren müstakbel eşime canım anneme bitanecik babama kuzucum ablama ve en çokta Allahıma şükürler olsun..
Şimdi bu son 15 gün 15 yıl sürsün istiyorum. Kahvaltılarımız akşam yemeklerimiz zamansız aksın gitsin istiyorum. Canım ailem ya yeri geldi didişip bağırıştık çoğu zaman hep mutluyduk birarada şimdi evlenip gidiyorum ama bu bi son değil, en büyük şansım yine aynı şehirde olmak.
Ağır hüzün doluyum ellemeyin beni, eşyalarım yeni evime gittiğinden beri ağlıyorum.sevdiğim adamla yeni bir yuva oluşturucağım için çok mutluyum ama baba evinden ayrılmak başka bir şey ya, yaşım 29, hadi şimdi vazgeçtim evlenmekten sizi bırakamam desem 45 yaşıma gelince evlensem bile yine sizi bırakmak ağır gelicek bana, çünkü bu böyle.
Hep evlilik için yaşımın geçtiğini düşünürdüm, 29 yaşındayım 15 gün sonra evleniyorum ve şimdi dediğim tek şey "iyiki"
Çünkü birsürü kız 18inde 22sinde 26sında evleniyor, ailesine doyamadan, hayattan hiçbir şey anlamadan gidiyor, ben çok şükür herşeyi doyasıya yaşadım canım ailemle, yeri geldi didiştik ama hep en kıymetlimsiniz.
Şimdi mesela 40 yaşında olsam ve evlensem yine aileme doyamam, yine hüzünlenirim. Çünkü aileden o yuvadan baba evinden kaç yaşında çıkarsan çık aynı şey, HÜZÜN..
Allahtan mustakbel eşim bana çok destek oluyo, elimi tutuyo, sen nezaman istersen ailenle kalırız uyuruz kahvaltı akşam yemeği her şey işte uzakta değilizki yine hep onlarla oluruz diyo.
Oda kendi baba evinden uzaklaşıyo oda hüzünlü ama işte biz kadınlar daha yoğun yaşıyoruz.
Sağlıklı olduklarını bilmek iyi olduklarını bilmek yeter bana, bu baba evi bu çatı hep benim yuvam asla değişmeyecek, bunun değişmeyeceğini bana hissettiren müstakbel eşime canım anneme bitanecik babama kuzucum ablama ve en çokta Allahıma şükürler olsun..
Sezen aksunun son albümünden muazzam eserlerinden birisi.
"biraz pop biraz sezen" albümünden muhteşem bir parça. mutlaka dinleyin.
satmayın. koruyun daha sonra çok ararsınız. ben ayıktıriyim.
harikadır. yokluğunu düşünmek bile berbat hissettirir.
4 sene olmuş ayrılalı. Erkek ya da kız evlat fark etmez, üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin kendini rahat hissettiğin en özel yerdir.
Kendi evim dediğin evde dahi yabancılaşıyor insan ama baba evinin kokusu hiç değişmiyor. Şahane.
Allah başımızdan eksik etmesin.
Kendi evim dediğin evde dahi yabancılaşıyor insan ama baba evinin kokusu hiç değişmiyor. Şahane.
Allah başımızdan eksik etmesin.
Babanın evidir.
hatıra ama öyle böyle değil.
gerçi ilk iki ev artık yok ama şüküren şimdi farkediyorum ki eşyalarının epey bi kısmı duruyor.
gardolap, 5 kapılı ama şimdikiler gibi değil. hayvan gibi kapıları var. yaramazlık ya da şımarıklık yaptığımda anahtarına basıp, tepesine zıplardım. anam ne yapsa işlemezdi artık. terlik atar, bağırır. in aşağı der. ben kıs kıs güler inmezdim.
ha gardrop deniyor galiba, neyse.
dikiş makinası, esnaf olmamızdan dolayı işimiz onlaydı ve evde dururdu çünkü ana, baba, ablalar kullanırdı.
italyan malı, necchi sanırım ya da ona benzer. ama bir mobilyası var. hayran kalırsın. direk ağaç kullanılmış, sunta falan değil. makina yağı ve ağaç kokusu karışımı bi koku yayar yaklaştıkça ki 1 trilyona değişmem o kokuyu.
1 trilyon kazanma ihtimalim var ama o kokuyu kayberdersem, trilyon versem geri getiremem.
gittiğimde saygı gösteririm makinama, onun da katkılarıyla büyüdüm. neredeyse sevip okşuycam yani o derece. otururum sandalyesine ki, bizim evde makinanın sandalyesi diye bir deyim vardır. aslında taburemsidir. son zamanlara kadar saklıyordum onu, çürüdü. otururum demiştim ya, evet, otururum makinanın yeni sandalyesine. çekmecelerini açarım, kaparım. motoruna bakarım. ne güzelmiş derim. eski troleybüslerin çizgilerini taşır, motoru. her hattı yuvarlak.
çekmecelerini açar kaparım, yağ gibi kayar. çok ilginç dizaynı olan bir iğneliği vardır. iğneleri oraya koyarsın. böyle arkasına elini getirirsin iğneliğin hafif itersin o tıkırt diye açılır.
banko, banko evin değil aslında. banko dükkanın tezgahı. baba banko derdi bizde haliyle öyle öğrendik. o da ağaçtır. o da sıcacıktır.
geçen ev halkı atalım, işe yaramıyor, kurt yapar falan dediler. laaaayn dedim ne diyonuz siz.
ben onun üstünde büyüdüm. okuldan gelip baba, dükkana bak diyip çıktığında, onun üstünde ders yaptım. aldığım büskiviyi onun üzerinde yedim. aşık olunca onun üzerine başımı koyup üzüldüm, sevindim. attırmadım. aksine, içine ilaçlar falan sıkıp kurt gelmesin yaşasın diye uğraştım.
makas, iki tane var ikiside duruyor. aslında biri duruyordu, pederin garajında diğerini de buldum. silip temizleyip onu da evine kavuşturdum.
konuya gelirsek şimdiki baba evi en az kaldığım baba evi daha öncekilerde fazla kalmıştım ama olsun. bu da onlardan izler taşıyor ve her yerinde delikanlılık hatıralarım var.
gücüm yettiğince ayakta ve bizim olarak kalsın.
(bkz: baba gitti)
gerçi ilk iki ev artık yok ama şüküren şimdi farkediyorum ki eşyalarının epey bi kısmı duruyor.
gardolap, 5 kapılı ama şimdikiler gibi değil. hayvan gibi kapıları var. yaramazlık ya da şımarıklık yaptığımda anahtarına basıp, tepesine zıplardım. anam ne yapsa işlemezdi artık. terlik atar, bağırır. in aşağı der. ben kıs kıs güler inmezdim.
ha gardrop deniyor galiba, neyse.
dikiş makinası, esnaf olmamızdan dolayı işimiz onlaydı ve evde dururdu çünkü ana, baba, ablalar kullanırdı.
italyan malı, necchi sanırım ya da ona benzer. ama bir mobilyası var. hayran kalırsın. direk ağaç kullanılmış, sunta falan değil. makina yağı ve ağaç kokusu karışımı bi koku yayar yaklaştıkça ki 1 trilyona değişmem o kokuyu.
1 trilyon kazanma ihtimalim var ama o kokuyu kayberdersem, trilyon versem geri getiremem.
gittiğimde saygı gösteririm makinama, onun da katkılarıyla büyüdüm. neredeyse sevip okşuycam yani o derece. otururum sandalyesine ki, bizim evde makinanın sandalyesi diye bir deyim vardır. aslında taburemsidir. son zamanlara kadar saklıyordum onu, çürüdü. otururum demiştim ya, evet, otururum makinanın yeni sandalyesine. çekmecelerini açarım, kaparım. motoruna bakarım. ne güzelmiş derim. eski troleybüslerin çizgilerini taşır, motoru. her hattı yuvarlak.
çekmecelerini açar kaparım, yağ gibi kayar. çok ilginç dizaynı olan bir iğneliği vardır. iğneleri oraya koyarsın. böyle arkasına elini getirirsin iğneliğin hafif itersin o tıkırt diye açılır.
banko, banko evin değil aslında. banko dükkanın tezgahı. baba banko derdi bizde haliyle öyle öğrendik. o da ağaçtır. o da sıcacıktır.
geçen ev halkı atalım, işe yaramıyor, kurt yapar falan dediler. laaaayn dedim ne diyonuz siz.
ben onun üstünde büyüdüm. okuldan gelip baba, dükkana bak diyip çıktığında, onun üstünde ders yaptım. aldığım büskiviyi onun üzerinde yedim. aşık olunca onun üzerine başımı koyup üzüldüm, sevindim. attırmadım. aksine, içine ilaçlar falan sıkıp kurt gelmesin yaşasın diye uğraştım.
makas, iki tane var ikiside duruyor. aslında biri duruyordu, pederin garajında diğerini de buldum. silip temizleyip onu da evine kavuşturdum.
konuya gelirsek şimdiki baba evi en az kaldığım baba evi daha öncekilerde fazla kalmıştım ama olsun. bu da onlardan izler taşıyor ve her yerinde delikanlılık hatıralarım var.
gücüm yettiğince ayakta ve bizim olarak kalsın.
(bkz: baba gitti)
Hiç bilmem. Ne girdim ne gördüm. Anlatılanlardan duyduğum kadarıyla sığınılacak liman, düşmeyen kale imiş. Benim olmadi ama Umarım ileride ćocuklarım da beni böyle bilir, evime sık sık gelir.
Tabi analarının büyük katkılarıyla..
Tabi analarının büyük katkılarıyla..
her cuma ailecek izlenen sıcacık diziydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar