bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle16
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek9
- blackberry5
- sebahattin şirin14
- eksi oy alan tanımları siliyorum2
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey3
- çerçeve yasa23
- kırathanede one more cup of coffee dinlemek2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı5
- kova burcu2
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- apo piçtir piç kalacak12
- herkes öldüğü hal üzere diriltilecektir2
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- eski türkiye5
- romelu lukaku7
- bu plak para eder mi3
- rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın2
- kalp krizi7
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- numan kurtulmuş3
- ipsala vs kapıkule2
- aslolan fenerbahce dir vs frank lucas3
- aslolan fenerbahce dir andavalı4
- profilini gizli tutma nedeni9
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı6
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- türk milletine kurulan pusu7
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- en sevdiğin eşofmana çamaşır suyu dökülmesi5
- mel melin palavra sıkması7
- 73 yıllık sigara2
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- kendi doğum gününü unutmak3
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- ekşide yazar olmak vs uludağda birader olmak3
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet6
- atilla kaya2
- sözlüğe taze kan ihtiyacı5
- galatasaray8
- aym'nin evlenen kadin nufus kaydi karari2
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- hangi film karakteri olmak isterdiniz2
- en güzel reçel6
- terörist mecliste konuşma mı yapar3
- en namuslu kadın bile dudaktan öpüşmüştür4
1000 katlı binadan atlayıp sağ kurtulmaktır.
mutsuzlukla sevişendir.
(bkz: tromso)
(bkz: galatasaray)
Dünyayı hiçe satmaktır adı aşk
Döküp varlığı gitmektir adı aşk
Sendeki şekeri ellere sunup
Zehiri kendin yutmaktır adı aşk
Bela yağmur gibi gökten yağarsa
Başını ona tutmaktır adı aşk
Bu dünya bir ateş denizi sanki
Ona kendini atmaktır adı aşk
Var Eşrefoğlu Rumi bil gerçeği
Yaşamayı yok etmektir adı aşk.
Döküp varlığı gitmektir adı aşk
Sendeki şekeri ellere sunup
Zehiri kendin yutmaktır adı aşk
Bela yağmur gibi gökten yağarsa
Başını ona tutmaktır adı aşk
Bu dünya bir ateş denizi sanki
Ona kendini atmaktır adı aşk
Var Eşrefoğlu Rumi bil gerçeği
Yaşamayı yok etmektir adı aşk.
"aşksız olma ki ölü olmayasın, aşkla öl ki diri kalasın" der mevlana.
etkilenmektir. sicak sahilden serin sulara atlarken içilen buz gibi bir coca cola gibi. dokunmaktır, ören bayan yününden bir kazak giymek gibi. metroda seiko marka saate bakıp bir süre beklemektir aşk. beklerken halley yiyip mmmmm demektir çoğunlukla. aşk böyle birşeydir işte, tanımlanamayan bir esintidir, versace parfüm gibi. aşk, insanı derinden etkileyen bir duygudur, 2538 tane girdiye sebep olur, bazen de içinizi carpitan bir reklam aracına dönüşür aşk. unutmadan, oren bayan.
eğer aşık olunan kişi tarafından haksızlığa uğranırsa nefrete kolaylıkla dönüşebilecek duygudur. bu yüzden dikkat edilmelidir. aradaki ince sınırı geçmemek lazım.
dokunmaktır, sevdiğinizin yüreğine.
geri dönüşü olmayan bir rüya.
ilk kez sevismek gibidir, nerde can yakar, nerde haz verir belli olmayandir.
kimi zaman ömrünün son gününe kadar beklenen kişiye, duyulan histir. son nefesime kadar bekleyecem, geleceksin biliyorum..
yerini sevgiye bırakan geçici süreç.
heyecan, deliler gibi çarpan yürek gider, yerine sonsuz bağlılık gelir. kimse koparamaz o bağı; ne başka kadınlar, ne başka erkekler. çocuğunuz gibi sahiplenirsiniz sevdiğiniz kadını. en kötü anınızda onu düşünüp sıyrılırsınız karanlıklardan. melektir artık o. uykunuzda, yürürken, çalışırken hep korur sizi. öyle bir sevgidir ki, en kavgalı, tartışmalı anınızda bile, bir gülücüğü bütün o siniriniz alıp tebessüm ettirebilir. ama aşk değildir artık bu. bir vücüt olmaktır. tek olmaktır. onun canı yandı mı senin canının yanmasıdır, aynı anda gözyaşı dökmektir. dünyanın en güzel ve en anlayışlı kadınına sahip olmaktır. sevilmektir, en mükemmelinden.
heyecan, deliler gibi çarpan yürek gider, yerine sonsuz bağlılık gelir. kimse koparamaz o bağı; ne başka kadınlar, ne başka erkekler. çocuğunuz gibi sahiplenirsiniz sevdiğiniz kadını. en kötü anınızda onu düşünüp sıyrılırsınız karanlıklardan. melektir artık o. uykunuzda, yürürken, çalışırken hep korur sizi. öyle bir sevgidir ki, en kavgalı, tartışmalı anınızda bile, bir gülücüğü bütün o siniriniz alıp tebessüm ettirebilir. ama aşk değildir artık bu. bir vücüt olmaktır. tek olmaktır. onun canı yandı mı senin canının yanmasıdır, aynı anda gözyaşı dökmektir. dünyanın en güzel ve en anlayışlı kadınına sahip olmaktır. sevilmektir, en mükemmelinden.
özlemi acı kılan, peşinden hayalleri de getiren, ruha ve bedene derin etkileri olan ve bıraktığı izlerin uzun sürelerce gitmediği olgudur.
durdurulamaz.
hayatın odak noktasına konması sakıncalıdır belki ama hayata en güzel arka fon bundan olur gibi gibi.
Biliyor musun sevgilim aslında bütün bunlar gözyaşları ve hüzün eşliğinde sana yazdığım sitem mektubumun cümleleri değil aslında hepsi senin göremediğin ve benim damağımda kalan duyguların minik parçaları ve sen gene göremeyeceksin seni neden ve nasıl bu denli sevebildiğimi çünkü inan bunu ben de henüz anlayamadım...
Gözlerine neden bakamıyordu gözlerim biliyor musun?
Utana sıkıla cümleler kurmamın sebebi karşımda duran gök mavisi gözlerindi ve sen aynada sadece kusurlarına baktığın ve sadece onları görebildiğin için o gök mavisi gözlerini fark edemiyordun.
Öyle şaşırıyorumki sen yanımda yokken hala güneşin doğup batabilmesine ve hala nefesler alıp verebilmeme.
Meğer senden önce yaşadığım hayat sadece terimlerde bir hayatmış ve sen bana terimleri aşan bir yaşam yaşatmışsınki doğan güneşe doğabildiği için şaşırır hale gelebilmişim.
Ve aynı sen bilinçaltımın ve duygularımın ırzına geçmiş olmalısınki her şey bu kadar anlamsızlaşabilmiş.
Her şeyin anlamsızlaşmasının yanında doğan güneşlere, açan çiçeklere şaşırmalar da başlamış zihnimde.
Tanrım nasıl bir çelişkidir bu!
Hayal et, en güzel şarkıların en güzel nakaratlarında yağmur altında dans ettiğimizi.
Düşün, senden ve benden başka kimsenin olmadığı bir Dünya'da umarsızca var olduğumuzu.
Hisset, bedenlerimizin birbirine çarparak yarını düşünmeden seviştiğini.
Dularımız, yakarışlarımız, ah o hormonlarımıza ve nefsimize yenik düşüp de yaptıklarımız, ya şarkılarımız ?
Unut hepsini ve kendini sonsuza kadar uzak tut varlığımdan.
Ben var oldukça kendini uzaklaştır benden ve bunu seni bana özletmeden yap ki ben de var olabileyim sanki sen hiç yokmuşcasına...
Gözlerine neden bakamıyordu gözlerim biliyor musun?
Utana sıkıla cümleler kurmamın sebebi karşımda duran gök mavisi gözlerindi ve sen aynada sadece kusurlarına baktığın ve sadece onları görebildiğin için o gök mavisi gözlerini fark edemiyordun.
Öyle şaşırıyorumki sen yanımda yokken hala güneşin doğup batabilmesine ve hala nefesler alıp verebilmeme.
Meğer senden önce yaşadığım hayat sadece terimlerde bir hayatmış ve sen bana terimleri aşan bir yaşam yaşatmışsınki doğan güneşe doğabildiği için şaşırır hale gelebilmişim.
Ve aynı sen bilinçaltımın ve duygularımın ırzına geçmiş olmalısınki her şey bu kadar anlamsızlaşabilmiş.
Her şeyin anlamsızlaşmasının yanında doğan güneşlere, açan çiçeklere şaşırmalar da başlamış zihnimde.
Tanrım nasıl bir çelişkidir bu!
Hayal et, en güzel şarkıların en güzel nakaratlarında yağmur altında dans ettiğimizi.
Düşün, senden ve benden başka kimsenin olmadığı bir Dünya'da umarsızca var olduğumuzu.
Hisset, bedenlerimizin birbirine çarparak yarını düşünmeden seviştiğini.
Dularımız, yakarışlarımız, ah o hormonlarımıza ve nefsimize yenik düşüp de yaptıklarımız, ya şarkılarımız ?
Unut hepsini ve kendini sonsuza kadar uzak tut varlığımdan.
Ben var oldukça kendini uzaklaştır benden ve bunu seni bana özletmeden yap ki ben de var olabileyim sanki sen hiç yokmuşcasına...
bir başkasını kendinize tercih etmenizdir.
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim dediğiniz kişiler girdi mi hayatınıza?
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
eğer sistem salakça bir şekilde "entry nerde?" diye hata vermeseydi sadece şu olacaktı entry:
yakar.
yakar.
bir cemal süreya şiiridir.
platoniği yürek yakar.
oglan kızı sever, kavusurlarsa seks olur kavusamazlarsa ask.
tanrı'nın göbek adıdır.
aşk
gölgeden sizan bir sari isik
çölde esen rüzgar
boşlukta düştügün
ucurumda bir dal tutunduğun
ah.. aşk
kamelyalı kadın
gölgeden sizan bir sari isik
çölde esen rüzgar
boşlukta düştügün
ucurumda bir dal tutunduğun
ah.. aşk
kamelyalı kadın
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar