bugün

/636
bıyığı yeni terleyen bir liseliyken başlamasına rağmen üniversite bittiği halde bitmeyendir.
en güzel tarifi, cemal safi tarafından yapılmış duygu. (bkz: tek hece)
halen beraberiz galiba. bitti demediğimize göre. ama benim için sanki hiç başlamadı. sadece beni istemene izin verdim, isteyince de cevap. hepsi bu. şimdi bu olanlardan sonra ne düşünüyorum biliyor musun?

aşk sahip olmak değilmiş. aşk vücudun ele geçirilişi değilmiş, şuymuş:

insanın kendi başına kendi umutsuzluğuna inanmasıymış. ve kendisiyle başbaşa kaldıkça, kendisini dinledikçe, ya da bunları yaptığı için, o mutsuzluk inancını ölümcül bir mutluluğa dönüştürmesiymiş.

buymuş işte böyleymiş. böyle olmadığı durumda ise sadece seksmiş ve her seks gibi hayatın kullan-at haliymiş...
"oğlan sever kavuşamazsa aşk olur." aşık veysel
"beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup 'Aşk' sanıyorsunuz!" w.shakespeare

yaşanılması için kıza açılma zamanı da önemlidir.erken açılırsan "seni yeterince tanımıyorum" olur. geç açılırsan "sana artık arkadaş gözüyle bakıyorum." olur. nerden bilicek lan insan o kesin zamanı, eşref saati gibi bişey hay lanet olsun amk...
reddedildikten sonra bile onun fotoğraflarına bakıp için cız etmesi, kalbin güm güm çarpmasıdır.
her insanın farklı tanımları olan ve herkese göre değişen bir duygudur. herkes aşık oldum der ama aslında olmamıştır. 1 hfta 1 ay 2 sene 5 sene zaman önemli değildir sonunda onutuyorsan aşk yoktur ki artık unutulmayan insan olacağına inanmıyorum çünkü ruhlarımız yozlaşmış artık. Aşk artık sadece filmlerde vardır.
aşk sarmaşıkgibidir...
sarmaşık bir kere sarmayıversin, hazin son kaçınılmazdır, ağaç dilediğince dirensin, elbet o sarmaşık içten içe çürütecek, kurutacaktır ağacı..
bir zaman sonra dışardan yeşil görünen ağacın içerden kuruduğuna şahit olursunuz...
bitmesin istediğindir..kendini bıraktığın, hiçbir şey düşünmediğin, sadece içinden "sev beni" dedirtendir.."sev beni"..yüreğin yüreğimde atsın. bitmesin dediğindir, bitmesin diye dua ettiğindir. bitince küçük bir çocuk gibi dizlerini kollarının arasına alıp ağlatandır seni..
" bir önyargı biçimidir aşk..
ihtiyaç duyduğun şeyi seversin, sana iyi bir duygu veren şeyi, işine geleni. dünyada tanıyabilsen daha çok seveceğin on kişi varken birine aşık olduğunu nasıl söyleyebilirsin? ama asla tanımayacaksın o insanları..."
*
gözü kör oLası aşktır hayatını boktan kıLan...
Umulmadık anda kapıya çalan ve evde yokuz dedirme imkanı olmayandır.
biraz bira tadında… az içersen hiçbir etkisi olmaz kıvamında içersen tadından yenmez fazla dozda alırsan şişkinlik yapar...
aslında rakı gibi de… tatlı bir acılığı olan... yalnız başına gitmeyen… içtikçe güzelleştiren…
votkayı da anımsatıyor sanki… yudum yudum içersen tatlıdır shot atarsan kafayı bulandırır. yanında meyve suyuyla aldatılması da diğer yüzü...
şarap gibidir de... sadece bazıları yıllara dayanır, güzelleşir... önce boğaz da hafif bir mayhoşluk, sonra kafada hafif bir mayhoşluk…
biraz da tekila gibi aslında. tek shotluk tada neler sığdırır neler... yanında tuzu limonu da kavgalar... tat veren azizim…
üç harfli deyince akla gelir birde… genelde... “aşk”…
oysa üç harf deyince niye akla “ben” geliyor?
kapılıpta sürünen çok.
ilki gibi olmuyor tekrar. ilki dediğim, o salak yaşlarındaki, farkında olmadığın zamanlardaki değil. en çok içine işleyeni kişi ilk sayıyor. anlata anlata bitiremediğini, bitmiş eski sevgiliyi. bir zamanlar koca, koskoca adam olanı. hayran olunanı. yürüyüşüne, gülüşüne gücüne...noktası kalın, sert, vurucu, yıkıcı, yaralayıcı cümlelerine...kişi aynı yerde durmuyor, değişiyor, yaşlanıyor, öğreniyor, yitiriyor. adam da yenileniyor. ama hala aşk onun adı oluyor. hoşlanma değil, iç kıpırtısı değil, yalnızca sevgi değil, başka...ilkini onun kapması, ruhunda bir yerinin olması, onun senin senin de onun hep içinde bir yerlerde olması, olacağını bilmek, hala görüşmek uzaklardan, sesinin kulağına aynı gelmese de, bahsi açılınca aşkın; ilk onun adının geçmesi. biri vardı içimde, kimdi kimdi??? denmesi...telefon edilecek birinin varmış gibi gelmesi hep...kimi özlediğini belki unutmak ama onun hep içinde bir yerde kalması...
engelleri yalnızca filmlerde aşar.*
sıçmak gibi birşey. istemesende geliyor durduramıyorsun.
'Uğruna bir şiir yazmaya çalışmaktı galiba aşk. Yıllar geçmiş olsa bile tebessümle hatırlamak galiba aşk.'
sezen aksu hakkında şöyle birşeyler söylemiş "can çekiyor elbette, ama çok yaralı gönüller".
aramaya olan inancını kaybettirebilir...
toplumumuzda bu kadar basitleştirilmemiş yerler altına alınmamış bir kelime olsaydı kutsaldır iyidir hoştur derdim fakat artık bacak kadar çocuk bile aşk acısı çekmekte,vajina uğruna aşkı ayaklar altına alan * yüzünden anlamını kaybetmiştir.

-yaa neriman beni anla aşığım sana seviyorum seni sensiz yaşayamam
-aşıkmısın bana yani??
-evettt!!!
-sektir uleyyynn!
insana karşı duyulanını sittin sene hissedemeyeceğim duygu sanırım. yalnız gözlemlediğim kadarıyla kendisi, kişinin ruhunu beslemesi olayıdır. zira aşık olunan kişi belirli aralıklarla farklılık gösterebiliyor. ruhun acıkınca, aşık oluyorsun işte.
karanlık bir gece yarısında, gözünden süzülen göz yaşıdır onun yokluğunda...
başladığı an ile şu an arasında 180 derece açı farkı olan duygu.
düşünmeden evet diyebilmektir.
insanın gözünü karartan olmadık şeyler yaptıran şey.

tanımı olmaz bunun yaşamadan bilemez insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026