bugün
- balık etli mi kuru götlü mü3
- ilk seçimde akp'nin alacağı oy2
- bjk tv2
- türk müsün türkiyeli misin12
- alin3
- milli muharip uçağı kaan3
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez4
- ona bir şey söyle10
- nasıl birisiniz6
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı3
- beni özleyenler elime mum diksin15
- hırvatistan12
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- rüyada nervio yu görmek8
- ayrılık6
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- yunanistan29
- anın görüntüsü16
- ispanya daki göçmen krizi8
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- ölüm5
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- gecenin rap şarkısı3
- karadeniz'e neden karadeniz denmiştir2
- mutlu kalmak için öneriler6
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- yazarların ruh hali3
- favori coldplay şarkınız4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- gecenin şarkısı3
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- japonya23
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- en son aldığınız iltifat14
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- irmik helvası vs un helvası18
- her gün alkol almak4
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması7
- gürcistan26
- sözlükteki derin yapılanma4
2000’lerde faal olmuş, azrabesk albümüne imza atmış almanyalı türk rapçi. en son 2008’de makale’ye feat verdikten sonra kayıplara karıştı.
serbest çağeışım: (bkz: arıza)
Çok kötü bir isim.
Çok değerli bir isim.
Afganistan'ın paktiya vilayetine bağlı ilçe.
Bir rivayete göre taze fidan anlamına gelen isim.
kelime anlamı; "üzerine basılmamış çöl kumu, delinmemiş inci" olan popüler kız ismi.
"ayak basılmamış kum gibi, bakire, el değmemiş" anlamına gelen güzel bir kız ismi.
(bkz: bakire)
uluslararası bir isimdir.
zira into the blue the reef filmindeki kadının adı da azra idi.
zira into the blue the reef filmindeki kadının adı da azra idi.
izmirli seri katilin üçüncü kurbanı olan transseksüel kadın. diğer iki kurbanın anılarını yaşatmak amacıyla isimleri sokaklara verilirken, bu kurbanın ismi hiç bir sokağa verilmemiştir.
haberi yorumsuz paylaşıyorum:
--alıntı--
seri katilin iki kadın kurbanının adı sokaklara verildi, travesti unutuldu.
izmirde belediye seri cinayete kurban giden bankacı esra yaşar ile üniversite öğrencisi ayşe selen aylanın adlarını ilçedeki iki sokağa verdi. üçüncü kurban travesti azra ise unutuldu
izmir balçova belediyesi geçtiğimiz nisanda seri katil hamdi ayrı tarafından birer gün ara ile öldürülen banka memuru esra yaşar (27) ve izmir ekonomi üniversitesi öğrencisi ayşe selen ayla'nın (22) isimlerini ilçedeki iki sokağa verdi. seri katilin son olarak konak ilçesi'nde öldürdüğü "azra" takma adlı travesti mustafa has'ın (30) ismi ise hiçbir sokağa verilmedi.
mayıs'ta görüştü
öldürülen iki genç kızın isimlerini yaşatma kararı alan balçova belediye meclisi konuyu mayıs ayında görüşmüş ve iki genç kızın iki ayrı sokağa isimlerinin verilmesi komisyonlara sevk edilmişti. yapılan balçova belediye meclisi haziran ayı olağan toplantısında komisyon raporu meclisin chp'li ve akp'li üyeleri tarafından kabul edildi. teleferik mahallesi'ndeki k. fazıl sokak'a esra yaşar'ın, k. mehmet sokak'a ise ayşe selen ayla'nın isimlerinin verilmesi kararlaştırıldı.
başkan: ilçede oturmuyor
konuyla ilgili konuşan balçova belediye başkanı mehmet ali çalkaya ise şunları söyledi: "üç vatandaşımızın ikisi balçova'da oturan ve ikamet eden vatandaşlarımız. meclisimiz oy birliği ile iki vatandaşımızın isminin sokaklara verilmesini uygun gördü. konak'ta katledilen mustafa has isimli vatandaşımızın isminin verilmemesinin tek nedeni ilçemizde ikamet etmemesidir. biz insanları tercihlerine göre sınıflandırmayız."
--alıntı--
haberi yorumsuz paylaşıyorum:
--alıntı--
seri katilin iki kadın kurbanının adı sokaklara verildi, travesti unutuldu.
izmirde belediye seri cinayete kurban giden bankacı esra yaşar ile üniversite öğrencisi ayşe selen aylanın adlarını ilçedeki iki sokağa verdi. üçüncü kurban travesti azra ise unutuldu
izmir balçova belediyesi geçtiğimiz nisanda seri katil hamdi ayrı tarafından birer gün ara ile öldürülen banka memuru esra yaşar (27) ve izmir ekonomi üniversitesi öğrencisi ayşe selen ayla'nın (22) isimlerini ilçedeki iki sokağa verdi. seri katilin son olarak konak ilçesi'nde öldürdüğü "azra" takma adlı travesti mustafa has'ın (30) ismi ise hiçbir sokağa verilmedi.
mayıs'ta görüştü
öldürülen iki genç kızın isimlerini yaşatma kararı alan balçova belediye meclisi konuyu mayıs ayında görüşmüş ve iki genç kızın iki ayrı sokağa isimlerinin verilmesi komisyonlara sevk edilmişti. yapılan balçova belediye meclisi haziran ayı olağan toplantısında komisyon raporu meclisin chp'li ve akp'li üyeleri tarafından kabul edildi. teleferik mahallesi'ndeki k. fazıl sokak'a esra yaşar'ın, k. mehmet sokak'a ise ayşe selen ayla'nın isimlerinin verilmesi kararlaştırıldı.
başkan: ilçede oturmuyor
konuyla ilgili konuşan balçova belediye başkanı mehmet ali çalkaya ise şunları söyledi: "üç vatandaşımızın ikisi balçova'da oturan ve ikamet eden vatandaşlarımız. meclisimiz oy birliği ile iki vatandaşımızın isminin sokaklara verilmesini uygun gördü. konak'ta katledilen mustafa has isimli vatandaşımızın isminin verilmemesinin tek nedeni ilçemizde ikamet etmemesidir. biz insanları tercihlerine göre sınıflandırmayız."
--alıntı--
izmirli seri katilin üçüncü kurbanı olan transseksüel kadın.
gerçek adı mustafa has idi.
görsel
diğer iki kurbandan çok söz edilmesine karşın, kendisinden -nedense- hiç söz edilmemiştir.
ta ki yılmaz özdil'e dek:
.
--alıntı--
esra...
seri katilin ilk kurbanı.
25 yaşında, bankacıydı.
baba ocağı adıyamanda,
ailesi, komşuları, mesai arkadaşları tarafından toprağa verildi.
*
ayşe selen...
seri katilin ikinci kurbanı.
22 yaşında, öğrenciydi.
baba ocağı kütahyada, ailesi, komşuları tarafından toprağa verildi. mimarlık okuduğu izmir ekonomi üniversitesinde binlerce arkadaşının katıldığı törenle uğurlandı.
*
azra...
seri katilin üçüncü kurbanı.
30 yaşında, trans kadındı.
*
onu kimse yazmadı.
*
çok ahlaklıyızdır çünkü...
*
oğlan çocuklarına tecavüz etmeyi, kız bebeleri koynumuza almayı, ırzına geçerken öldürmeyi, "kendi aramızda hallettik" diyerek üstünü örtmeyi, "bu tür rezaletler haber yapılmasın" diye basın yasağı getirmeyi iyi biliriz... transeksüelleri konuşmayı ayıp sayarız!
*
izmirliydi azra.
*
ısrarla "azra" diye yazıyorum, çünkü, bugün duruşması vardı... azra olarak yaşadığı hayatını tescillemek, kimliğini değiştirmek için hâkim karşısına çıkacaktı. kimseye zararı olmayan, ayrımcılığa karşı mücadele etmek için kurulan "siyah pembe üçgen derneği"nin ilk üyesiydi.
*
siyah pembe üçgen derneği ve feminist-iz derneğinin alsancaktaki sessiz oturma eylemiyle uğurlandı. kadınıyla erkeğiyle eşcinseliyle, benim güzel izmirlilerim katıldı. sonra? ege üniversitesi morgundan dayısı aldı azrayı... çünkü, hepimiz gibi, insan evladıydı azra, ailesi vardı. cenaze namazı, ikindiden sonra, buca çamlık camiinde kılındı. dayısı, ablası, arkadaşları oradaydı... buca kaynaklar mezarlığına defnedildi.
*
allah rahmet eylesin azra.
hakkını helal et.
izmir sana borçlu.
*
niye derseniz?
azra sayesinde yakalandı o katil... onu öldürdükten sonra, onun çantasıyla kaçarken kameraya enselendi, onun telefonunu satarken iz bıraktı...
azra olmasaydı, katil buhardı.
*
bitirmeden...
*
sadece azranın kimlik değiştirme duruşması yoktu bugün izmirde...
bir duruşma daha var.
*
azranın üyesi olduğu siyah pembe üçgen derneğinin kapatılma duruşması!
*
çünkü, rezaletler yazılmasın diye zırt pırt basın yasağı getiren sayın devletimiz, ayrımcılığa karşı mücadele eden siyah pembe üçgen derneğini kapatmaya çalışıyor.
*
mahkemeyi etkilemek suçsa, razıyım; gerekirse travestilerle aynı koğuşta yatarım... lütfen, kapatmayın bu derneği... kimse sahip çıkmıyor, bari birbirlerine sahip çıksınlar. alt tarafı "eşit birey" olabilmek için seslerini duyurmaya çalışıyorlar. kapatmayın. lütfen.
--alıntı--
.
hürriyet / yılmaz özdil
04/30/2010
gerçek adı mustafa has idi.
görsel
diğer iki kurbandan çok söz edilmesine karşın, kendisinden -nedense- hiç söz edilmemiştir.
ta ki yılmaz özdil'e dek:
.
--alıntı--
esra...
seri katilin ilk kurbanı.
25 yaşında, bankacıydı.
baba ocağı adıyamanda,
ailesi, komşuları, mesai arkadaşları tarafından toprağa verildi.
*
ayşe selen...
seri katilin ikinci kurbanı.
22 yaşında, öğrenciydi.
baba ocağı kütahyada, ailesi, komşuları tarafından toprağa verildi. mimarlık okuduğu izmir ekonomi üniversitesinde binlerce arkadaşının katıldığı törenle uğurlandı.
*
azra...
seri katilin üçüncü kurbanı.
30 yaşında, trans kadındı.
*
onu kimse yazmadı.
*
çok ahlaklıyızdır çünkü...
*
oğlan çocuklarına tecavüz etmeyi, kız bebeleri koynumuza almayı, ırzına geçerken öldürmeyi, "kendi aramızda hallettik" diyerek üstünü örtmeyi, "bu tür rezaletler haber yapılmasın" diye basın yasağı getirmeyi iyi biliriz... transeksüelleri konuşmayı ayıp sayarız!
*
izmirliydi azra.
*
ısrarla "azra" diye yazıyorum, çünkü, bugün duruşması vardı... azra olarak yaşadığı hayatını tescillemek, kimliğini değiştirmek için hâkim karşısına çıkacaktı. kimseye zararı olmayan, ayrımcılığa karşı mücadele etmek için kurulan "siyah pembe üçgen derneği"nin ilk üyesiydi.
*
siyah pembe üçgen derneği ve feminist-iz derneğinin alsancaktaki sessiz oturma eylemiyle uğurlandı. kadınıyla erkeğiyle eşcinseliyle, benim güzel izmirlilerim katıldı. sonra? ege üniversitesi morgundan dayısı aldı azrayı... çünkü, hepimiz gibi, insan evladıydı azra, ailesi vardı. cenaze namazı, ikindiden sonra, buca çamlık camiinde kılındı. dayısı, ablası, arkadaşları oradaydı... buca kaynaklar mezarlığına defnedildi.
*
allah rahmet eylesin azra.
hakkını helal et.
izmir sana borçlu.
*
niye derseniz?
azra sayesinde yakalandı o katil... onu öldürdükten sonra, onun çantasıyla kaçarken kameraya enselendi, onun telefonunu satarken iz bıraktı...
azra olmasaydı, katil buhardı.
*
bitirmeden...
*
sadece azranın kimlik değiştirme duruşması yoktu bugün izmirde...
bir duruşma daha var.
*
azranın üyesi olduğu siyah pembe üçgen derneğinin kapatılma duruşması!
*
çünkü, rezaletler yazılmasın diye zırt pırt basın yasağı getiren sayın devletimiz, ayrımcılığa karşı mücadele eden siyah pembe üçgen derneğini kapatmaya çalışıyor.
*
mahkemeyi etkilemek suçsa, razıyım; gerekirse travestilerle aynı koğuşta yatarım... lütfen, kapatmayın bu derneği... kimse sahip çıkmıyor, bari birbirlerine sahip çıksınlar. alt tarafı "eşit birey" olabilmek için seslerini duyurmaya çalışıyorlar. kapatmayın. lütfen.
--alıntı--
.
hürriyet / yılmaz özdil
04/30/2010
El değmemişlik, bekaret, masumiyet anlamı taşıyan kız ismidir. Az bulunurluğu da simgeler. Kökeni Arapça'dır; klasik, duru ve saf bir güzellik taşır bu isimdeki bebeler, genç kız ve kadınlar. Etraflarına ışıltı verirler.
altını ben çizdim eylülün, sonbaharlar arasında.. (a.b.ç.)
hiç deniz görmemiş bir nehrin saflığı
sözlüklere geçirirken yeni bir kelime niyetine bakışlarını,
ah tabii ki gecenin elementini bulan bir soytarıydım
asit gibi yaklaşırdım sevgilinin bazına
dağ tavşana sokulurdu, yılan suya
kendi söküğünü dikemeyen terzi
iğneyi makaraya nasıl saplarsa sinirle, örneğin
aynı maceraya düşmüş süpermanle örümcek adam
aynı aşka düşmüş iki senarist:
biri filmlerin son diyaloglarında, biri ilk diyaloglarında zorlanan!
altını ben çizdim sabırsızlığın, kemirilirken etimin (a.b.ç.)
en müstesna köşelerinde lise üçten terk, evki küçük kızlar!
pijamalı, göbekli babalar: rakının yanında mutlaka şalgam suyu içen.
ruh hastası anneler: bütün gün ya mutfakta, ya camda, ya komşuda..
bütün gün açık televizyon, bütün gün uyuyan hamamböcekleri,
bütün gün sokağı bir baştan bir başa dolaşan aylak ihtiraslar!
bütün gün'lerin hayata düşen tasası!
tezgâhtaki ölü balıkla satıcısı arasındaki o ince keskin bıçak yarası
bir memesinde dağ, bir memesinde sarnıçlar taşıyan yeryüzü!
yeryüzü: köklü halkların tabiat süsü!
rölfeyler, heykeller: deniz kenarlarında şehirlerin..
kuleler, köprüler: insan içine çıkamayan!
ölüm, korkunun aşka düşen görüntüsü!
uzaya doğru çekilen harfler
kitaplardan, aşk mektuplarından, yarı açık ceza evi ağızlardan!
bir çam ormanının kozalaklarla kurduğu telefon bağlantısı
karısını öldüren adam, abisini ihbar eden kızkardeş
kadehin dibine korkuyla yapışan salyangozlar
ringte iki boksör: biri geçmişim, biri geleceğim
ben ortada mutsuz bir hakem..
"önce saçlarını gördüm, saçlarını taradım
saçlarından sonrasını hatırlamıyorum!"
serserilik lisansı olan bir kadından konu açıyorum
avukatı gelene kadar aşk hakkında konuşmayacağını söyleyen!
rahat sevişebilmek için göğüslerini kestirmiş bir kadından
rakı içen, tesbih çeken, kaşmiş üstünde sevişen,
dudaklarını ruj yerine vişneyle boyayan
love story'leri sevmeyen bir kadından!
sarı bir plymouth'u var haftabaşların postahane önüne çektiği
torpido gözünde tevfik beyin kırık neyi..
bagajda delik deşik turuncu iç çamaşırları
en adisinden bir şişe tütün kolonyası,
yol haritaları ve
eski bir sevgiliden kalma yükseklik korkusu!
hava muhalefeti nedeniyle alkolik olan bir kadından konu açıyorum
babası komünist: yirmi yıl yatmış
yirmi yıl yattıysa elli yıl, yüz yıl, yüzyıllar uyanmış işin doğrusu
ufak bir dükkânı varmış sirkeci'de
hani şu saat kayışı, çakmak, iskambil kâğıdı satanlarından,
yürek kadar dar, yürek kadar geniş bir dükkân!
baba ise
polislerin şüphelenecekleri kadar güzel gülümseyen bir adam..
o zamanlar henüz yirmi beşinde
annesi lise üç'ten terk, evli küçük kızlardan!
türkan şoray'ın mor eşarbıyla evli, ayhan işık'ın çapkın bakışlarıyla..
evde akşam yemeğinde selma güneriyle, dışarda bakkalda
orhan günşiray'la evli bir küçük kız! içten içe alevi!
camdan, neşeden, buhardan!
lise üç'ten terk demiş miydim, evet, demiştim
lise üç'e kadar karneleri hep dayı dayağından!
karşılaşmışlar bir şekilde, kızın yüzünü çil basmış buram buram
oğlanın soluğu sakız
işte, aileler girmiş araya, gelmelerdi gitmelerdi derken
şiddetli bir eylül öğleden sonrası beyoğlu evlendirme dairesi-
ne teğet geçen bir nikâhla
her yerlerinden yapışmışlar!
ikisi de utanmışlar badem şekeri dağıtamadıkları için
davetiyeler oyal marka zarflarda, en ucuzundan!
kadın, annesinin rahmine
gerdek gecesi düşmüş büyük bir gürültüyle
sanırım altıncısında!
aksilik bu ya, doğumu sırasında baba içerde
rus malı tabaka bulmuş dükkânda polis
anne can vermiş ameliyathane masasında!
azra koymuşlar bebeğin adını!
gözleri mavinin soğuğu, saçları siyah, teni beyaz!
okyanuslar, bakışlarının kötü birer taklidi
fırtınalar saçlarına hayran
teni cami avluları gibi huzur verici, sessiz ve hüzünlü biraz!
bambaşka masallarla büyümüş azra
darbeler yapılan memleket hikâyeleriyle, idamlarla, kahpelerle
filtresiz bafra götürürmüş görüş günlerinde babasına
sigara paketlerinin içine sakladığı nâzım mısraları
elbette güç olmuş, umut olmuş belli bir zaman adama!
gel gelelim, baba da sizlere ömür yine bir eylül akşamında!
yağmurun altında kalıp da ölen babalar kadar
acı bir şey yoktur bu dünyada!
satıp sirkeci'deki dükkânı
sarı bir plymouth almış azra on dokuzunda!
jilet gibi bir araba! sarı kısrakkk gibi bir araba!
bir devrim sabahı kadar hızlı bir araba!
istanbul bu! sustalının açılırken çıkarttığı ses kadar
faydası yoktu korkuya, yalnızlığa!
yollar çeker insanı
uzaklaştıkça ölümden, ölü şehirlerden
yaklaştıkça küçük hayatların kıyısına
ah azra! yine bir eylül akşamı girmiş
papatya tarlalarının arasından bu yeni kuş yuvasına!
haftabaşları postane önüne çekerdi arabasını azra
castro'ya yazdığı mektupları atardı
ilk aşkına yazdığı mektupları atardı kapının önünde yere!
ben onun saçlarını görürdüm, saçlarını tarardım gözlerimle
saçlarından sonrasını hiç hatırlamadım bir daha ömrümde!
azra'nın başından geçenleri
kaldığım pansiyonun sahibi anlattı,
uzaktan bir piyano sesi duydum sanki
chopin çalıyordu biri bu garip anadolu kasabasında;
gazeteciydim meraklıydım
lacivert bir devedikeniydim belalı basında.
ayağa kalkıp sonbaharı, eylülü kokladım
azra, dedim, azra olsun benim de doğacak kızımın adını
altını çizdikçe bunların
üstü açık kaldı acının:
acıya da bir kafiye uyduracaktım
gece bitti
aşk bitti
kin bitti
azra'ya söylenecek söz
kendi kadrime kıymet bulamadım!
kucuk iskender - gozya$larim nal sesleri'nden..
mayıs haziran 1999
hiç deniz görmemiş bir nehrin saflığı
sözlüklere geçirirken yeni bir kelime niyetine bakışlarını,
ah tabii ki gecenin elementini bulan bir soytarıydım
asit gibi yaklaşırdım sevgilinin bazına
dağ tavşana sokulurdu, yılan suya
kendi söküğünü dikemeyen terzi
iğneyi makaraya nasıl saplarsa sinirle, örneğin
aynı maceraya düşmüş süpermanle örümcek adam
aynı aşka düşmüş iki senarist:
biri filmlerin son diyaloglarında, biri ilk diyaloglarında zorlanan!
altını ben çizdim sabırsızlığın, kemirilirken etimin (a.b.ç.)
en müstesna köşelerinde lise üçten terk, evki küçük kızlar!
pijamalı, göbekli babalar: rakının yanında mutlaka şalgam suyu içen.
ruh hastası anneler: bütün gün ya mutfakta, ya camda, ya komşuda..
bütün gün açık televizyon, bütün gün uyuyan hamamböcekleri,
bütün gün sokağı bir baştan bir başa dolaşan aylak ihtiraslar!
bütün gün'lerin hayata düşen tasası!
tezgâhtaki ölü balıkla satıcısı arasındaki o ince keskin bıçak yarası
bir memesinde dağ, bir memesinde sarnıçlar taşıyan yeryüzü!
yeryüzü: köklü halkların tabiat süsü!
rölfeyler, heykeller: deniz kenarlarında şehirlerin..
kuleler, köprüler: insan içine çıkamayan!
ölüm, korkunun aşka düşen görüntüsü!
uzaya doğru çekilen harfler
kitaplardan, aşk mektuplarından, yarı açık ceza evi ağızlardan!
bir çam ormanının kozalaklarla kurduğu telefon bağlantısı
karısını öldüren adam, abisini ihbar eden kızkardeş
kadehin dibine korkuyla yapışan salyangozlar
ringte iki boksör: biri geçmişim, biri geleceğim
ben ortada mutsuz bir hakem..
"önce saçlarını gördüm, saçlarını taradım
saçlarından sonrasını hatırlamıyorum!"
serserilik lisansı olan bir kadından konu açıyorum
avukatı gelene kadar aşk hakkında konuşmayacağını söyleyen!
rahat sevişebilmek için göğüslerini kestirmiş bir kadından
rakı içen, tesbih çeken, kaşmiş üstünde sevişen,
dudaklarını ruj yerine vişneyle boyayan
love story'leri sevmeyen bir kadından!
sarı bir plymouth'u var haftabaşların postahane önüne çektiği
torpido gözünde tevfik beyin kırık neyi..
bagajda delik deşik turuncu iç çamaşırları
en adisinden bir şişe tütün kolonyası,
yol haritaları ve
eski bir sevgiliden kalma yükseklik korkusu!
hava muhalefeti nedeniyle alkolik olan bir kadından konu açıyorum
babası komünist: yirmi yıl yatmış
yirmi yıl yattıysa elli yıl, yüz yıl, yüzyıllar uyanmış işin doğrusu
ufak bir dükkânı varmış sirkeci'de
hani şu saat kayışı, çakmak, iskambil kâğıdı satanlarından,
yürek kadar dar, yürek kadar geniş bir dükkân!
baba ise
polislerin şüphelenecekleri kadar güzel gülümseyen bir adam..
o zamanlar henüz yirmi beşinde
annesi lise üç'ten terk, evli küçük kızlardan!
türkan şoray'ın mor eşarbıyla evli, ayhan işık'ın çapkın bakışlarıyla..
evde akşam yemeğinde selma güneriyle, dışarda bakkalda
orhan günşiray'la evli bir küçük kız! içten içe alevi!
camdan, neşeden, buhardan!
lise üç'ten terk demiş miydim, evet, demiştim
lise üç'e kadar karneleri hep dayı dayağından!
karşılaşmışlar bir şekilde, kızın yüzünü çil basmış buram buram
oğlanın soluğu sakız
işte, aileler girmiş araya, gelmelerdi gitmelerdi derken
şiddetli bir eylül öğleden sonrası beyoğlu evlendirme dairesi-
ne teğet geçen bir nikâhla
her yerlerinden yapışmışlar!
ikisi de utanmışlar badem şekeri dağıtamadıkları için
davetiyeler oyal marka zarflarda, en ucuzundan!
kadın, annesinin rahmine
gerdek gecesi düşmüş büyük bir gürültüyle
sanırım altıncısında!
aksilik bu ya, doğumu sırasında baba içerde
rus malı tabaka bulmuş dükkânda polis
anne can vermiş ameliyathane masasında!
azra koymuşlar bebeğin adını!
gözleri mavinin soğuğu, saçları siyah, teni beyaz!
okyanuslar, bakışlarının kötü birer taklidi
fırtınalar saçlarına hayran
teni cami avluları gibi huzur verici, sessiz ve hüzünlü biraz!
bambaşka masallarla büyümüş azra
darbeler yapılan memleket hikâyeleriyle, idamlarla, kahpelerle
filtresiz bafra götürürmüş görüş günlerinde babasına
sigara paketlerinin içine sakladığı nâzım mısraları
elbette güç olmuş, umut olmuş belli bir zaman adama!
gel gelelim, baba da sizlere ömür yine bir eylül akşamında!
yağmurun altında kalıp da ölen babalar kadar
acı bir şey yoktur bu dünyada!
satıp sirkeci'deki dükkânı
sarı bir plymouth almış azra on dokuzunda!
jilet gibi bir araba! sarı kısrakkk gibi bir araba!
bir devrim sabahı kadar hızlı bir araba!
istanbul bu! sustalının açılırken çıkarttığı ses kadar
faydası yoktu korkuya, yalnızlığa!
yollar çeker insanı
uzaklaştıkça ölümden, ölü şehirlerden
yaklaştıkça küçük hayatların kıyısına
ah azra! yine bir eylül akşamı girmiş
papatya tarlalarının arasından bu yeni kuş yuvasına!
haftabaşları postane önüne çekerdi arabasını azra
castro'ya yazdığı mektupları atardı
ilk aşkına yazdığı mektupları atardı kapının önünde yere!
ben onun saçlarını görürdüm, saçlarını tarardım gözlerimle
saçlarından sonrasını hiç hatırlamadım bir daha ömrümde!
azra'nın başından geçenleri
kaldığım pansiyonun sahibi anlattı,
uzaktan bir piyano sesi duydum sanki
chopin çalıyordu biri bu garip anadolu kasabasında;
gazeteciydim meraklıydım
lacivert bir devedikeniydim belalı basında.
ayağa kalkıp sonbaharı, eylülü kokladım
azra, dedim, azra olsun benim de doğacak kızımın adını
altını çizdikçe bunların
üstü açık kaldı acının:
acıya da bir kafiye uyduracaktım
gece bitti
aşk bitti
kin bitti
azra'ya söylenecek söz
kendi kadrime kıymet bulamadım!
kucuk iskender - gozya$larim nal sesleri'nden..
mayıs haziran 1999
azrail'i çağrıştıran kız ismi.
türk asıllı almanya'lı rapçi.
eko-fresh'le yaptığı ortak projelerden hatırlanmaktadır kendisi.
eko-fresh'le yaptığı ortak projelerden hatırlanmaktadır kendisi.
Üstünde hiç yürünmemis kum anlamına da gelmektedir...
medine şehrinin bir adı.
delinmemiş inci anlamına gelir.
bakire,el değmemiş anlamına gelen kız ismi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar