bugün

/14
(bkz: arkadaşın sol eline bakıp yenge naber demek)
kimi durumlarda sevgiliden kat kat ötededir. candır.
yanında olunduğunda mutlu olunandır,beraber sürekli kahkaha atılandır, dedikodu yapılandır candır o candır,yığmırımdır.
türkçe'de öyle sözcükler vardır ki kendinizi ifade edebilmek için kullanır geçersiniz lakin, kökleri ve ekleri açısından irdelediğinizde tuhaf durumlar ortaya çıkar.

'arkadaş' sözcüğü de bunlardan biridir. -daş eki çoğu kez; belli bir ortak paydada birleşen ya da nitelikleri yönünden benzeşen bireyleri tanımlamak için kullanılır.

- yol-daş ( fikren ya da bedenen aynı yolda yürüyen ),
- sır-daş ( aynı sırrı paylaşan ),
- soy-daş ( ortak atadan gelen ),
- gar-daş* ( aynı yatağı paylaşan ),

gibi. bazı durumlarda ise insanı garip duygulara sevkeden kuralsızlıklar görülür ve kendinizi 'bu ne lan!' demekten alamazsınız;

- arka-daş

örneğinde olduğu gibi. sonra döner tdk sözlüğe bakar ve hepten çileden çıkarsınız;

'' birbirlerine sevgi ve anlayışla yaklaşan kişilerden her biri ''.
her zaman arka çıkmayan kişi.(ymiş)
kerim afşar ın ismini 'kerim avşar' zanneden insanların izlediği ve hakkında entryler girdikleri yılmaz güney filmi.

toplumsal gerçekçidir. hatta kan damlarcasına gerçekçi. sınıf bilincinin ciğeridir bu film.

filmde yılmaz güney in canlandırdığı karakterin ismi de âzem'dir. şapkasını unutmak ayıp olur çirkin kral'a.

ayriyeten melike demirağ bu filmde çok güzeldir be arkadaş.
sen sevgilinle çıkarken hiç yakışıklı bulmadığı ama sen ayrıldıktan sonra kendini eski sevgiline yamamaya çalışan kişidir.
beynini kaplayan bi dünya düşüncenin ruhu paniğe sokmasıyla, düşüncelerinin iyice saçmalaştığı anda sakinliği öğütleyen sen yapamıyorsan seni geyiğe sürükleyip bi dünya eğlendiren ruhunu dinlendiren; ancak iyi niyet, samimiyet timsalleriyle gerçekleştirilebilicek ve sayelerinde her daim ''dünya süpersonik bi yer'' diye düşündürecek olan insanın insana gönlünden kopartıp taktığı isimdir.budur.
Üç çeşit arkadaşımız vardır.
1. Bizi sevenler,
2. Bizi umursamayanlar,
3. Bizden nefret edenler.
Ali Püsküllüoğlu şiiri.

Arkadaş, iyi bir günü
Sakla kötü günlere
iyi dostu da öyle
Güleç bir yüzü de sakla
Sakla yiğitliği korkaklığı sevgiyi
Kini sakın saklama

Ağaç dik, sula çiçekleri
Çocukları görünce gülsün gözlerinin içi
Üç günlük dünya
De, bağışla herkesi
Söz götüreni, söz getireni
Kalleşi hayını sakın bağışlama

Arkadaş, ezberle ya da yaz bir yana
Otogarlarda, istasyonlarda
Ayrılık sözlerini
Hastanelerde, mapusanelerde
Söylenen türküleri
Ezberle ve sakın unutma..
sanırım nisan ayıydı. adana, haliyle sıcak. insanları da öyle ya, neyse. ben yine okula gidiyordum, her zamanki gibi. okula giden tek yoldan, sabah güneşinin altında yürüyordum. yürürken bugün neler yaşayacağımı bilmiyordum ama nedenini bilmeden ve olacak şeylere göğüs gerercesine emin adımlarla yürüyordum. öyle ya da böyle bir şeyler olacaktı, bundan kesinlikle emindim. ve birisi giriverdi hayatıma o gün. hiç istemediğim halde hayatıma girdi. göğüs gerercesine emin adımlarla yürümenin sonuçları diyelim buna. kim olduğunu bile bilmiyordum ama beni yönlendirmeye çalışıyordu sürekli olarak. emin olmadığım bir şeyden, emin olmamı istiyordu. önceleri söyledikleri mantıklı gelse de, söyledikleri-pardon yazdıkları gittikçe saçmalaşıyordu. neler dedi bir bilseniz. bir kişinin duygularından emin olmadan ona nasıl açılırsınız. hele ki öyle duygular beslemiyor olsanız bile. ama o kişi sizi zorluyor; o benim arkadaşım ve senden oldukça emin, hadi emin olma sırası sende diyor. ben ise neden böyle saçma şeyler söylediğini anlamakta güçlük çekiyordum. benim kalbim sadece bir kişiye ait olamaz. kiminki olmuş, varsa ulaşsın o kişi bana lütfen. arkadaşlık olgusunu neden berbat etmek isteyeyim ki. her kadına karşı gösterdiğim ilgi, her daim o şekilde algılanabilir miydi? kalbini vermek, hem de sadece o kişiye, bir kişiye? kalbimi kimseye vermedim ve bu aralar böyle bir şeyler yapmayı da düşünmüyorum. bu arada o kişinin hayatımdan çıkmasıyla arkadaşlarımı kaybeder oldum bir an. ama sonra anladım ki, ben öyle sanmışım. yanılsama, kendimi kendi sihirbazlığımla kandırmıştım. kendi tarafımdan kandırıldığımı fark ettiğim an ise ne kadar çok arkadaşım olduğunun farkına vardım. gerçekten bana değer veren arkadaşlarım olduğunu gördüm. beni seven ve bana değer veren arkadaşlarım. ben onlara ait oluyorum işte, bana emin olmadıklarımı yaptırmak isteyenlere değil
ingilizce: friend
an itibarıyla uzakta olandır.

beni de bekle istanbul
kötü gününüzde sirtinizi sivazlayan, iyi gününüzde sizinle eglenmesini de bilen güzide insandir.
böyle bir şey vardı sahi.
adı üstünde arka-daş;
arkanı döndüğünde vurmayandır. sıtını rahat rahat dayayabileceğin bir dağ gibidir. Sırdaştır, yeri geldiğinde yar' dır, bazen sadece sen olur. Şöyle de bir hikâyesi vardır:

Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. aşk, kendinden emin bir şekilde sorar:
--Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsin ki bu dünyada?

Arkadaşlık cevap verir:
--Sen gittikten sonra biraktığın gözyaşlarını silmek için.
bir yılmaz güney efsanesidir.
iyi gündede kötü gündede kişinin arkasında olan gerekinde arkadan fordlayan kimi zaman aile bireylerinden daha yakın görülen tanıdık kişi.
dostun bir kademe altıdır.
herhangi bir yanlışında veya soysuzluğunda kafası parçalanması gereken insana yakın kişi ya da kişiler.
hep aranandır arkadaş.
neden aramak yerine, olmak istenmez ki? önce kişi hak etmeli, arkadaş olunmayı.
Çirkin kral'ın başrolünde olduğu ve emekçilerede konunun bağlandığı bir film.
geçen bunların , içmeden sarhoş olunabilinen türlerinden üç dört tanesiyle birlikteydik.güzel saatlerdi, iyiydi hoştu.
"yek diğerinin aynasıdır."
çalıştığım hostele gelen iki alman.. 5 günde ne kadar samimi olabilir insan sorusunun cevabı olduk. giderken deftere yazdıkları yazıdan bir parça :

Here we drink three cups of tea: the first you are a stranger,the second you became a friend and the third you joined our family''-One more cup to come.See you again,our brother.

Max & Fabi
© copyright 2005 - 2026