bugün
- ak parti tabanının fon soygunu eleştirisi4
- hesabını gizleyen erkek yazar13
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı51
- neden uyandınız3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- iş yok bahanesiyle bütün gün evde yatmak4
- öldüreni öldürmek2
- kendimize yaptığımız kötülük2
- günün sözü6
- akplisin yani27
- kimsenin memleket takımı tutmaması13
- duanın bir şeye yaramaması28
- çocukken alındığına en çok sevinilmiş şey2
- erkeklerin evde sıcak yemek olsun takıntısı2
- sevgili olmanın çok saçma bir şey olması7
- eski sevgilinin bıraktığı iz8
- ısparta da gece hayatı14
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan8
- fon vurgunu52
- x de çinliler ve türklerin kavgası11
- introsu atlanılmayan diziler6
- kürtaj hak mıdır sorunsalı11
- benim bileğim yamuk mu10
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz7
- kolye140
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı15
- reddedilince öldürmek7
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler6
- berke özer7
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması2
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- fatma betül sayan kaya22
- 21yy cehaletin yüzyılı olacak2
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- lezbiyen arkadaşınızı kız arkadaşınızla tanıştırma5
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- modacı erkeklerin top olması7
- gaye su akyol4
- anın görüntüsü23
- terlikle döven anne14
- twitter da türklerle çinliler arasındaki kavga2
- 1 kızın peşinden 10000 erkeğin koşması4
- aşk13
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- akşamki tantana15
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- samsun gece hayatı5
bu sene başlamakla beraber, senenin dört ayı ikamet edeceğim şehir.
umarım tutunmayı becerebilirim..
umarım tutunmayı becerebilirim..
kısa süre içerisinde kuru sıcağı ile tekrardan haşır neşir olacağım başkentimiz. 28 derece demeyeydiniz eyiydi.
28 derece gösteren ama güneş altında 48 derece gibi hissettiren şehir.
Yanıyoruz efendiler. Daha mayıs gelmedi.
Yanıyoruz efendiler. Daha mayıs gelmedi.
şu an inanılmaz sıcak olan şehirdir. isteriz ki eski yağmurlu günlerine dönsün.
inşaattan daha çıkamamış, boya badana parası bir türlü denkleştirilmediği için duvarların hala gri betonlarla durup, etraftaki insanların içini karartan, müstakil ev inşaatı havasında olan şehirdir kendisi.
angara ayazı ruhumu keser rapın pavyonunda olur suçukla salam .
ankara üzdü bizi be albayım.
istanbuldan tek iyi tarafı kocaman evleridir. Boş bir şehirdir. eğlenecek mekan azdir. soğuktur. trafik kuralı diye bir şeyin varlığından habersiz sürücülerle doludur. şerit kavramı yoktur. 24 saat yaşamaz bu şehir, gece 11 gibi ölüm uykusuna yatar. ev kiraları istanbula nazire yaparcasına artmaktadır. yaşanmaz bence.
Çok görmedim ama çok taşşaklı bir şehirmiş öyle diyorlar.
şuan bulunduğum şehir.
hafif balık etli hanım kızlarımız için harika hava var şuan ankarada. hafif serin ve güneşli
Dünyadaki tek ıq turnusolü şehir.
Eskiden bir köy idi.
avmden başka birsey yok.
Değişik bir memlekettir ankara.Anlatılmaz yaşanır diyecekleri türden. Birkaç satır var yetmez anlatmaya ...
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
aslen ankaralıyımdır.
doğma büyüme buralıyım.
doğma büyüme buralıyım.
ankara ankara guzeeel ankaraaaa
seni gormek ister her bahti karaaa...
seni gormek ister her bahti karaaa...
Türkiyede çok yer gördüm bir çoğunda da yaşadım ama hiç bi yerden bu kadar tiksinmedim.Hiçliğin ortası, yokluğun kavşağı olmaması gereken bi yer.
suda büyümüş camışlar sevmiyor.
Hava çok güzel, dışarıda da sokak düğünü eşliğinde uzun hava çalıyor. Benim de her zaman dönüp dolaşıp geldiğim kürkçü dükkanım.
soğuk, gri, denizsiz şehir. insanı da havası da soğuk. aşık olduğum adamın yıllarca bu şehirde yaşadığı için bu şehri baya gönülden sevmesi de bana kaderin bir oyunu tabii.
Türkiye’nin başkenti, gri ama dünya güzeli memleket. Çok seviyoruz çok.
Niye sevdiğimi bir türlü çözemediğim şehir. Pek bi numarasi da yok halbuki.
Gri ve monoton şehir, bu şehri başkent yapanları protesto ediyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar