bugün
- canın et şiş dürüm çekmesi2
- simko318
- poğaca ile kahvaltı yapmak2
- osint metodolojisi2
- velvet7
- memduh bashgan11
- çerçeve yasa11
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- eşitlik mi özgürlük mü8
- ekşi sözlük referans17
- mikroplastik kirliliği2
- ey insan3
- reis2
- yaşlandığının farkına varmak9
- gocu beyin günü aydın olsun2
- farklı alemlere yolculuk2
- mekke anlaşması20
- ekonomi8
- türkiye10
- gammazlığı elinden alınan yazar14
- recep tayyip erdoğan7
- müzik dinlemek5
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- dağ evi olmayan erkek5
- sözlüğün çok durgun olması6
- sözlük yazarlarının kekleri5
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- sıcak hava vs soğuk hava6
- asosyal ve çirkin olmak4
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- günlük tutan erkek19
- kainattaki değişim2
- sonradan olma2
- tarım3
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- kartoncu birader vs erecto bey3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- evlenmeme nedenleri5
- cansever19
- clean girl akımı4
- sigara içmeyen erkek4
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- yanlışlıkla gey olmak9
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
paulo coelho nun mevlana nın mesnevisi nden ilham alarak yazdığı, uzun müddet best seller olmuş romanı.
romanda santiago aldı endülüslü bir çobanın, mısır a hazine aramaya giderken, kendi kişisel menkıbesini keşfetmesi anlatılıyor.
romanda santiago aldı endülüslü bir çobanın, mısır a hazine aramaya giderken, kendi kişisel menkıbesini keşfetmesi anlatılıyor.
beni benden alan, endülüs ovalarından başlayıp mısıra kadar uzanan bir yolculuğa çıkmamı sağlayan muazzam kitaptır. yazarı paulo coelho bunu hep yapmaktadır. kitapta bir çobanın rüyasında ona vadedilen hazineyi bulmak için çıktığı yolculuk anlatılır.
okunulması gereken kitapların başında gelir. ayrıca filminin de çekimlerine başlanacakmış yakında. simyacıyı da matrix serisinde Morpheus'u canlandıran Laurence Fishburne oynayacakmış.
--spoiler--
"benim için beklenmedik bir talih oldun, tanrı`nın lütfu oldun. şimdi eskiden bilmediğim bir şeyi biliyorum: değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor. artık hayattan bir şey beklemiyorum. ama sen, şimdiye kadar aklıma bile getiremediğim zenginliklere ve ufuklara bakmaya zorluyorsun beni. oysa, şimdi bunların neler olduğunu bildiğim, önümdeki olanakları gördüğüm için, kendimi eskiden olduğundan daha kötü hissedeceğim. çünkü her şeye sahip olacağımı biliyorum ve istemiyorum bunu.."
--spoiler--
"benim için beklenmedik bir talih oldun, tanrı`nın lütfu oldun. şimdi eskiden bilmediğim bir şeyi biliyorum: değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor. artık hayattan bir şey beklemiyorum. ama sen, şimdiye kadar aklıma bile getiremediğim zenginliklere ve ufuklara bakmaya zorluyorsun beni. oysa, şimdi bunların neler olduğunu bildiğim, önümdeki olanakları gördüğüm için, kendimi eskiden olduğundan daha kötü hissedeceğim. çünkü her şeye sahip olacağımı biliyorum ve istemiyorum bunu.."
--spoiler--
nedense simyaci denilince aklima ilk giris kisminda ki o muhtesem hikaye gelir.
--spoiler--
- Neden ağlıyorsun? diye sormuş Oreas'lar.
- Narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
- Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebilirdin yakından.
- Narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.
- Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık verdi iyice şaşıran Oreas'lar. Her gün senin kıyılarına gelp sularına bakıyordu!
Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:
- Narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
--spoiler--
--spoiler--
- Neden ağlıyorsun? diye sormuş Oreas'lar.
- Narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
- Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebilirdin yakından.
- Narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.
- Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık verdi iyice şaşıran Oreas'lar. Her gün senin kıyılarına gelp sularına bakıyordu!
Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:
- Narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
--spoiler--
paulo coelhonun kişisel menkıbe adı altında mistisizm ve kadercilik zerk ettiği eseridir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar