bugün
- ragnar rockefeller38
- sözlük yazarlarının trileçeleri15
- ilk buluşmada evden kek getiren kız12
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- türklerin tembel bir millet olması3
- evli olduğunu saklayan kişi7
- valiz hazırlamak4
- uzun boylu kızın ayağı3
- tek gecelik ilişki yaşayan kadınlar4
- lahmacunun yanında ne içilir7
- ayaklarını görünce hoşlanılan kızdan soğumak3
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- türkiyede konuşma dilinin bozulma sebebi7
- ayak fetişi erkek popüler kültürün köpeğidir5
- yalnız hissetmek4
- kızların yakışıklı ve zengin erkeklere güvenmemesi7
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum4
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi4
- ilk buluşmada evden erkek getiren kız3
- anın görüntüsü13
- dudaktan öpmek vs boyundan öpmek vs ayaktan öpmek2
- akrep soksa hangi yazarın emmesini istersin8
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı9
- ama yürümek2
- erkeklerin meme sevdası3
- küçük kadınlar4
- buna da kalkma be3
- almanya5
- kuran kursları4
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması2
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- en sevdiği film şabaniye olan insan2
- mackolik3
- bu saatte uyanan insanın amacı3
- güne bir şarkı bırak3
- ispanya3
- fondöten sürmek10
- anlık sinir patlamaları3
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- ayak fetişinin başlangıcı2
- sinema tarihinde ayak fantazisi sahneleri5
- hot girl summer6
- tarihteki ilk ayak fetişisti2
- bugün ne yaptınız12
- yazarların spor programları3
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi7
- isviçre2
- velvet35
- belçika3
beyaz perdeden, sahnelere de aktarılmış. müzikalin galasından çıkanlar şiddetin etkisini bir süre üzerlerinden atamamışlar ayrıca.
freud'un "şiddet ve toplum" adlı manzumesine derin göndermeler yapan frisby. luxell overtüründe üstüne yoktur. filmin kahramanı alex'in a4tech tekniği filmden sonra çok meşhur olmuştur.
(bkz: funny games)
şiddetin şiddet gibi anlatıldığı, izlendiği andan itibaren etkisine alan kubrick şaheseri.
ingilteredeki suc oranını cıddı derecede dusuren kubrick filmi. Alex'in gozunu acık tutması ıcın yapılan işkenceler insanın içini urpertiyor. bu arada film hayatla ilgili bir gercegide ortaya koyuyor; Hic birşeyin karşılıksız olmadıgını. sıkıcı bir filmdir ama son derece guzel bir filmdir. bence herkesin de izlemesi gerekn bir filmdir.
kitabı okunduktan sonra aman tanrım bi de kubrick bunun filmini yapmış hadi izleyeyim diye kıvrandığım, sonrasında filmde kitapta anlatılanlar gereğinden fazla rahatsız edici düzeyde vurgulandığı için hoşuma gitmeyen ancak konu olarak okunası-izlenesi kitap-film.
stanley kubrick'in beyaz perdede yaptığı mastürbasyondur a clocwork orange. Şiddet teması ancak bu kadar güzel işlenebilirdi. Şiddetin hepimizin bir parçası olduğu gerçeği film boyunca anlatılıyor.
stanley kubrick'in deha olduğunu ispatlayan, bir daha yaratılamaz bir film.
o kadar rahatsız edici bir film ki, batman'i satmış robin gibi hisseder, sonra batman'in intikamına ağlarsınız. (dikkatinizi çekerim biz burada robin'iz, gerçi bir sik değiliz ya olsun.)
süper sadist süt iksirini içip de sokaklarda beytofın'ın dokuzuncu senfonisi eşliğinde dolaşıp çocukları dövmek bu filmden sonra sünnettir.
o kadar rahatsız edici bir film ki, batman'i satmış robin gibi hisseder, sonra batman'in intikamına ağlarsınız. (dikkatinizi çekerim biz burada robin'iz, gerçi bir sik değiliz ya olsun.)
süper sadist süt iksirini içip de sokaklarda beytofın'ın dokuzuncu senfonisi eşliğinde dolaşıp çocukları dövmek bu filmden sonra sünnettir.
şiddet ve sanat gibi iki apayrı ögeyi ironik bir anlatım tarzıyla karşımıza çıkaran bir stanley kubrick filmidir.
Kült film gibi garip bir nitelendirme türünün içerisinde yerini çoktan almış olan filmde ayrıntılar büyük önem taşır..
2 perdelik bir tiyatro oyunu da diyebilirsiniz buna.. ilk perdede kin güdersiniz ikincisinde ise acırsınız...
içeriğinde gizlenen ironi bütüne de müthiş bir şekilde dağıtılmış...
Tavsiyedir, izlenesidir...
Kült film gibi garip bir nitelendirme türünün içerisinde yerini çoktan almış olan filmde ayrıntılar büyük önem taşır..
2 perdelik bir tiyatro oyunu da diyebilirsiniz buna.. ilk perdede kin güdersiniz ikincisinde ise acırsınız...
içeriğinde gizlenen ironi bütüne de müthiş bir şekilde dağıtılmış...
Tavsiyedir, izlenesidir...
her izlendiğinde rahatsız olunan fakat rahatsız oldukça daha artan bir istekle izlenen, şiddetin mükemmel bir şekilde işlendiği şaheser. Yönetmenin diğer filmlerinde de rastlayabileceğiniz ilginç ve abartılı mekanlar sayesinde filmin içine rahatlıkla girebiliyorsunuz.
filmi izlemeye başlarsınız ve ne ki bu dersiniz? sonra film içine almaya başlar sizi yavaş yavaş... çıkamazsınız.
doğru anlaşılabilmesi için birkaç kez izlenmesi gereken filmlerden.
alex sonunda iyileşmiş gibi olarak algılanamaz mı? son gördüğü hayal ile?
doğru anlaşılabilmesi için birkaç kez izlenmesi gereken filmlerden.
alex sonunda iyileşmiş gibi olarak algılanamaz mı? son gördüğü hayal ile?
ruh hastasi bir film.. kubrick ten baska bisey beklenemez zaten, sınırları surekli zorlayan teknikler deniyor. bize de yillar sonra tekrar tekrar izledikce ayni tempoda alkis tutmak dusuyor.. ayrica sahneyi butunuyle alip ardindan kareyi kahramana yaklastirmak gibi artik kubrick klasigi olmus cekim tekniklerini de bu filminde yeterince goruyoruz, kim bilir belki de ilk kez burada denemistir. basyapit..
otomatik portakal ingiliz dilinde her gün işine/okuluna giden, saatleri ve ömürleri belli olan, sanki kurulmuş bir çalar saat gibi yaşayan insanlar için kullanılan bir kalıptır.
belki de alex'in olmaktan kaçındığı şey de buydu ve en sonunda düştüğü çukur gene buydu.
belki de alex'in olmaktan kaçındığı şey de buydu ve en sonunda düştüğü çukur gene buydu.
kitabında alex'in "kötülük ve ahlaksızlık yayıcılarının okuyucusu" deyip çetesiyle dövdüğü adamı filmde göremeyiz. *
manuel portakal diye geyik konusu olan film adı.
edit: eğer buraya "iğrenç" ibaresini ekleseydim eksi oylanmazdı. sözlük ortamı o kadar taraflı ki artık objektifliğinizi belirtmek için bunu "ayrıyetten" belirtmeniz gerekiyor. eksi oylayanın da bunu neden eksi oyladığını çok iyi bilioyrum. bu espriyi ben yapmadım. gördüm ilettim. gözlem yapmanın karşılığı eksi oy. devam edin. devam edin.
edit: eğer buraya "iğrenç" ibaresini ekleseydim eksi oylanmazdı. sözlük ortamı o kadar taraflı ki artık objektifliğinizi belirtmek için bunu "ayrıyetten" belirtmeniz gerekiyor. eksi oylayanın da bunu neden eksi oyladığını çok iyi bilioyrum. bu espriyi ben yapmadım. gördüm ilettim. gözlem yapmanın karşılığı eksi oy. devam edin. devam edin.
filmin başlarında alex ve arkadaşlarının patakladığı çetenin elemanlarının nazi üniformaları giydiği enfes film.
"sebepsiz şiddet nasıl sergilenir ve kötü ehlileştirilebilir mi ?" minvalinde geçen stanley kubrick f'ilmi'dir.. hayatımı ve sinemaya bakış açımı değiştirdi tarzı söylemlere bile sebebiyet vermiştir bazı kesimlerde. fikrimce cok da abartılmamalıdır ama iyi de bir filmdir.
filmin her planı tam bir usta işidir,muazzam dekorlarla ve ayrıntılarla süslüdür, oyunculuklar ise yer yer sinema oyunculuğundan çok tiyatro oyunculuğuna kayar, müzik ise filmin gizli baş aktörüdür,ki çok da iyi oynar rolünü..
--spoiler--
alex ve tayfasının süt içerek ve beethoven dinleyerek serserilik yapması ve bunun gibi birçok zıtlıklar, bakanın alex'e yemek yedirirken alex'in gevşek ifadeyle ağzını açması, toplama kampı sahnelerinde alex'in "şu müziği durdurun bu beethoven'a yapılabiecek en büyük kötülüktür" diye haykırması, alex ve iki hatun'un hızlı çekim seks sahnesi ,kızların kıyafetlerini giyip alex'in onları tekrar soyup devam etmesi ,hapishanede peder'le beraber o kötü kötü adamların hep beraber bir kilise korosu gibi ilahi söylemeleri, iyilerin de damarlarına basılırsa nasıl şiddete yönelebilceğinin örneklendirilmesi ve filmin , alex'in gözlerinin parlayıp çırılçıplak hatunla icraat'laşırken bitmesi, filmin güzel detaylarıydı...*
--spoiler--
ez cümle derim ki, kubrick iyi yönetmenmiş kral yönetmenmiş falan filan tamam da, cok da mavrakar bir adammış, isterdim iki muhabbet çevirmek, ironilerine bayıldım...
filmin her planı tam bir usta işidir,muazzam dekorlarla ve ayrıntılarla süslüdür, oyunculuklar ise yer yer sinema oyunculuğundan çok tiyatro oyunculuğuna kayar, müzik ise filmin gizli baş aktörüdür,ki çok da iyi oynar rolünü..
--spoiler--
alex ve tayfasının süt içerek ve beethoven dinleyerek serserilik yapması ve bunun gibi birçok zıtlıklar, bakanın alex'e yemek yedirirken alex'in gevşek ifadeyle ağzını açması, toplama kampı sahnelerinde alex'in "şu müziği durdurun bu beethoven'a yapılabiecek en büyük kötülüktür" diye haykırması, alex ve iki hatun'un hızlı çekim seks sahnesi ,kızların kıyafetlerini giyip alex'in onları tekrar soyup devam etmesi ,hapishanede peder'le beraber o kötü kötü adamların hep beraber bir kilise korosu gibi ilahi söylemeleri, iyilerin de damarlarına basılırsa nasıl şiddete yönelebilceğinin örneklendirilmesi ve filmin , alex'in gözlerinin parlayıp çırılçıplak hatunla icraat'laşırken bitmesi, filmin güzel detaylarıydı...*
--spoiler--
ez cümle derim ki, kubrick iyi yönetmenmiş kral yönetmenmiş falan filan tamam da, cok da mavrakar bir adammış, isterdim iki muhabbet çevirmek, ironilerine bayıldım...
(#1268214)
kitaptaki büyünün filme tam olarak yansımadığını düşündüğüm lakin yine de kubrick in budur diyebileceğim müthiş filmidir.
insanı psikolojik açıdan, hayat felsefesine müdahele edecek, onu dürtecek kadar derinden etkileme kapasitesine sahip film.
anthony burgess şaheseri * . kitaptaki alex karakterinin sadece 16 yaşında olması da düşündürücüdür (hele stanley kubrick yapımı filminde, karakteri canlandıran malcolm mcdowell in yaşıyla durum daha garip bir hal alıyor). elemanlar garip bir argo kullanır, içki ruhsatı alamadığı için "bıçaklı" süt satan karova süt barında takılır; canları sıkıldı mı da dışarı çıkıp ona buna sataşır, kadınlara tecavüz ederler. kitap ya da film boyunca her ne kadar baş kahramanımızın yaptıklarından tiksinsek ya da ondan nefret etsek de sonunda kendisini karşılayan sonda da tamamen onun yanında oluruz sonra da oturup kendi kendimize düşünürüz "hangisi daha kötü?" diye... ya da hangisi daha doğru... bi gecede okunup bitirilesi bir kitap * . okunmalı okunmalı...
(bkz: singing in the rain)
bütün sinema anlayısımı bir anda değiştirmemi sağlayan başyapıt.
birtakım insanların çok beğendiği bazılarının ise hiçbirşey anlamadığı neden yapılmış ki dediği bir stanley kubrick filmi.
bir DJ Tiesto eseri...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar