bugün

yaşılarının 30 u geçtiğini görüp de kendilerine gülümsediğim ve saygı duyduğum abi\abla yazarlarının içinde bulundukları yaştır. insana ne hissettirdiğini merak ettirir. ne düşünüyorlar, daha mı hızlı planlıyorlar, yoksa daha mı yavaş? sabah hep erken kalkmak zorunda olmak, gecenin bir yarısı ağlamalarla uyanmak, en zoru da sanırım eve ekmek getirmek, şahsen ben unuturum ekmek almayı diye çok korkuyorum şimdiden.bunlara nasıl bakıyorlar bu bir merak konusu sanırım.

Ama ben 13 yaşımda filanken 18 olmayı çok merak ederdim en çok, abi bara gircez, ehliyet alcaz filan. iyi 18 oldukta bir baktım ki bir boka benzemiyor arkadaş hala liseli gibiyiz, aşklar aynı tat evdekiler aynı tad, bir de sizden bahseden insanlar "deliçağında dokunmayın" filan demezler miydi? deli oluyordu gerçekten insan.

sonraları yaşın yanına 2 geldi, böyle karizma bir görüntüsü var allasen, iki yazıyordun sonra yanına 0 koyuyordun filan, 5 böl, 10 a böl daha özgürsün, baba sormaz nerdesin diye zira şehirleriniz farklı, ana arada serzenişte bulunur niye aramıyon diye ama kısa sürer o zamanlar. bir de kardeşin seni görmeyeli beri olmuştur bir kaç sene, o da kendi yaşını 5e bölebildiğinden midir nedir, senden bir farklı bakar hayata. lan dersin bu o mu filan... sonra 2nin yanına bir geldi önce, daha büyük hissettim kendimi o dönemde, bir de arda turandan yaşça büyük olmak çok koydu bünyeye...

şimdilerde 2 koyuyoruz yanına ve merak ediyorum, 3 ile başlayan yaşlarımı şimdiden. en çok merak ettiğim oğluma\kızıma bir tokat atacak mıyım cidden? bu cümleyi yazarken durup biraz düşündüm biliyor musun sözlük, cevap bulamadım. yani bilemedim atar mıyım atmaz mıyım ama sen şahitsin atarsam ellerim kırılsın.

a bi de karımı merak ediyorum ama o sonra.
22 yaşında kızların kalkıp yer verdiği , abi dediği yaştır.gençlik uçtu gitti, artık orta yaşlı bir insanım, üniversite gençliğinin takıldığı ortamlarda sırıtırım artık, başka mekanlara takılmak lazım- dedirten yaştır.
tüm akranlar evlendiği için ortalıkta yaşıtınız da yoktur nerde lan bu 78 liler nesli mi tükendi bu kuşağın dersiniz.
çok boktan bir yaştır. atlattıktan sonra 31 e alışmak o kadar zor gelmez.
Boş ver be yaşı başı!
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?
şöyle atıp koyu grileri - siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?
koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında
bırak aksın yollarına
yağ geç , yık geç, kimse inanmazsa inanmasın
sen inan yüreğine
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
büyü büyü....
bak ellerin ayakların kocaman,
aklında maşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
boş ver yaşı başı,
aşk var mı aşk sen ondan haber ver?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere
o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü
öl gitsin...
Boş ver be yaşı başı!
kim tutar seni kim?
kendi yüreğinden başka kim?
Aklını ak da öyle git
ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra, bayıra vur da git
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine
o biri de gelir gerçekten istediğin oysa
seveceksen ve öleceksen uğruna..
yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa...
yaş 70'e gelse bile hayat daha bitmemiş
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı
YAŞADIM ULAN DiBiNE KADAR diyemeyecek misin?

can yücel
die die sonunda bizi de sokacaklar bu yaş sendromuna.
küçükken kendinize sorduğunuz, sıkça merak ettiğiniz soruların yanıtını aldığınız yaşlardır bu yaşlar.

"büyüyünce ne olacağım"
"kimle evleneceğim" gibi. *

hani bakarsınız bir resme, sene kaç düşünürsünüz, fotoğraf nerede çekilmişti hatırlamaya çalışırsınız, hatırlarsınız ve dersiniz " vay be zaman ne çabuk geçmiş" diye... 30'lu yaşlarda insan günün nasıl hızla geçtiğinin dahi farkında oluyor, zaman çabuk geçermiş ya bunu daha iyi idrak ediyor.

küçükken kendine sorduğu soruların yanıtlarını 30'lu yaşlarında halen bilemeyenler, sıkı bir muhakeme yapıyorlar içlerinde ama. hani herkesin hayatını sorguladığı bir dönem vardır ya ki o dönem değişir herkese göre ama bana göre sıklıkla bu yaş diliminde yapılır bu muhakeme; tabiri caizse bir baltaya sap olamamışlar * geç kalmışlığın endişesini taşıyorlar içlerinde. (bkz: geç kalmışlık duygusu) "yaş aldıkça dert artar" sözü de geçerliyse onlara göre bir bunalım baş gösterir bu dönemde. (bkz: otuz yaş bunalımı)

bunalım demişken, bir makalede okumuştum; uzmanlara göre 30 yaş sendromunun en önemli sebepleri, "her şeyin düşünüldüğü gibi olmadığını birden fark etmek, yaşlanma endişesi, hala hayallerini gerçekleştirememiş olmanın doğurduğu panik..." miş. çelişkiler dönemi... bir yanda, içinde kıpırdayıp duran gençlik coşkusu; o deli çocuk, öbür yanda "artık sorumluluk sahibi, akıllı uslu biri olmak" ya da öyle görünmek zorunluluğu... 20'li yaşların dünyaya baş kaldıran genç adamı ya da kadını, otuzuna geldiğinde harika bir rüyadan uyanmış gibi şaşkınlaşıyor ve sarsılıyor.

ve ekliyor makaleyi yazan ki ne kadar doğru; bu yaşlarda insan, çok az şey bildiğinin farkına varıyor. 20'lerde çok şeyi hatta her şeyi bildiğini sanırken 30'larda, kendini uçsuz bucaksız bir ormanda, yolunu kaybetmiş biri olarak görüyor. öğrenilecek, okunacak çok şey var; gidilecek, görülecek... dedim ya zaman çok hızlı ve acımasızca geçiyor. insan, otuzunda kendini yetersiz hissetmeye, adam akıllı sorgulamaya başlıyor; doğrularını gözden geçiriyor bir bir. her şey, ak ya da kara olmuyor artık...

çevresindekilere " ne düşünüyorsun" sorusunu daha az yöneltiyorlar belki hiç yöneltmiyorlar. neden çünkü umrunda olmuyor ne düşündüğünüz ya da ağzınızdan çıkanla aklınızdan geçenin aynı olmayacağının farkında oluyor kendisi.

daralan sosyal hayat, maddi kaygılar, alınan sorumluklar daha bir umursamaz yapıyor belki onları. 30'lu yaşlarda insan boşver demeyi becerebiliyor.

ağırbaşlı oluyorlar sonra. en azından olmalılar. *

albüm sayısı artıyor. çocukluk resimleri, ortaokul lise fotografları, üniversitede çekilenler, bak şu var ya işyerinden arkadaşım, düğün resimleri gibi...

genede korkulacak bir şey yok bu yaşa dair.

her yaşın ayrı bir güzelliği var diyerek, aralarda bahsetmiş olduğum o makalenin son cümlesini yazarak bitireceğim entry mi.

korkulacak bir şey yok;
yeter ki umut, o ebedi azık eksik olmasın heybenizden.
© copyright 2005 - 2026