bugün
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi11
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- ceketimizi koysak kazanırız zaten6
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor3
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- yazarların pazar günü planları5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi5
- bilerek ponziye dahil olmak3
- evlilik3
- evlenmeyecek olmak4
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- köy2
- hayatın çok sıkıcı olması5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı8
- millileri eleştiren kemalistlerin sus pus olması2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı32
- çöp konteynerine girip ağlamak2
- türk düşmanı piçler6
- kürdü sevin23
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- evrene enerji gönderen müslüman6
- barça bu galatasaray'a kaç atar5
- okan buruk10
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi4
- koç burcu erkeği kabalığı2
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile6
- keşke yunan galip gelseydi diyen adamı savunmak4
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı2
- müslüman vikingler3
- doktor3
- 0 0 713
- futbolun barbarca bir oyun olması4
- osimhensiz galatasaray5
- claudian clouds33
- fener şampihahahaha3
- dünyanın en iyi müslüman futbolcusu2
- ya ben supernaturalin kaçıncı bölümünde kaldım2
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı5
- istanbul'dan izmit'e yürümek3
- gary oldman3
- sözlük kızlarının kekleri24
- iltica16
- islami nato2
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak5
- atatürk diyor ki2
- çöpe atılan erik2
- turkanime tv2
- insan ne ister6
- rafael leao4
hedefsiz bomboş bir istanbul cumartesi günüdür efendim.
yaşın 31 e dayandığı şu günlerde bazı şeyler için artık çok mu geç kaldım acaba?
30 yaş kesinlikle psikolojik bir sınırmış benim içim. hele hele 50 li yaşlarda ölen insanları görünce ve de babam da görünce bu hayatı çok mu ciddiye alıyorum acaba diye kendi kendime söylemiyor değilim doğrusu.
kitap okumaya karar veriyorum. kitaplar o kadar çok düşünmeye sevkediyor ki insanı kafka gibi kafayı üşütmekten korkuyorum. evet bence franz kafka kafayı üşütmüş.
genede okumak yazmak dinlemek güzel. zihni açan, vay anasını dedirten şeyler dinlemek okumak hoş.
bazen ekşide sol frame de '' 30 yaşını geçen erkeklerin patatese dönmesi '' diye başlık açılıyor. vücut olarak daha dönmedim ama sanki kafa olarak döndüm.
çok hedefsiz kaldım. artık şu hayatta muhakkak şunu yapmalıyım dediğim birşey yok gibi.
işe gidiyorum geliyorum. evlenmiyorum çoluk çocuk karı da yok. olsa nasıl olur bilmiyorum ama sanki daha kötü olur gibi.
evlensem daha mutlu olur muyum bilmiyorum ama bu ara muhakkak kendime bir sevgili yapacağım artık.
daha 30,5 yaşındayım 55 te ölsem 25 sene nasıl geçecek gerçekten hiçbir fikrim yok.
martta karadağ bosnaya gideceğim ilk yurtdışı turum olacak bu. nisan gibi de karadeniz -tiflis turu yapacağım.
eğer gezmek bana iyi gelirse bundan sonraki hayatımı gezerek ve gezmenin hayalini kurarak bitirmek iyi bir fikir olabilir.
ama teoman gibi '' ben yurtdışına gitmeyi sevmiyorum, ben eminönü'ne gitmeyi seviyorum '' gibi bir düşünce bende hasıl olursa o zaman yandık.
hem o kadar kazandığım parayı nereye harcayacağım . öyle bankada birikir durur artık.
hayatı yaşayanlar, yaşamaktan zevk alanlar özelden bana fikirlerini yazsalar ne güzel olur aslında ama burada daha doğru düzgün bir özel mesaj almadım. muhtemelen bu entry de pek okunmaz zaten.
velhasıl kelam uzay boşluğunda gereksiz yer kaplamaya devam ediyorum.
işe yarayasım da yok. üretesim de yok. nefes alıyorum işte. boş oksijen israfıyım.
yaşın 31 e dayandığı şu günlerde bazı şeyler için artık çok mu geç kaldım acaba?
30 yaş kesinlikle psikolojik bir sınırmış benim içim. hele hele 50 li yaşlarda ölen insanları görünce ve de babam da görünce bu hayatı çok mu ciddiye alıyorum acaba diye kendi kendime söylemiyor değilim doğrusu.
kitap okumaya karar veriyorum. kitaplar o kadar çok düşünmeye sevkediyor ki insanı kafka gibi kafayı üşütmekten korkuyorum. evet bence franz kafka kafayı üşütmüş.
genede okumak yazmak dinlemek güzel. zihni açan, vay anasını dedirten şeyler dinlemek okumak hoş.
bazen ekşide sol frame de '' 30 yaşını geçen erkeklerin patatese dönmesi '' diye başlık açılıyor. vücut olarak daha dönmedim ama sanki kafa olarak döndüm.
çok hedefsiz kaldım. artık şu hayatta muhakkak şunu yapmalıyım dediğim birşey yok gibi.
işe gidiyorum geliyorum. evlenmiyorum çoluk çocuk karı da yok. olsa nasıl olur bilmiyorum ama sanki daha kötü olur gibi.
evlensem daha mutlu olur muyum bilmiyorum ama bu ara muhakkak kendime bir sevgili yapacağım artık.
daha 30,5 yaşındayım 55 te ölsem 25 sene nasıl geçecek gerçekten hiçbir fikrim yok.
martta karadağ bosnaya gideceğim ilk yurtdışı turum olacak bu. nisan gibi de karadeniz -tiflis turu yapacağım.
eğer gezmek bana iyi gelirse bundan sonraki hayatımı gezerek ve gezmenin hayalini kurarak bitirmek iyi bir fikir olabilir.
ama teoman gibi '' ben yurtdışına gitmeyi sevmiyorum, ben eminönü'ne gitmeyi seviyorum '' gibi bir düşünce bende hasıl olursa o zaman yandık.
hem o kadar kazandığım parayı nereye harcayacağım . öyle bankada birikir durur artık.
hayatı yaşayanlar, yaşamaktan zevk alanlar özelden bana fikirlerini yazsalar ne güzel olur aslında ama burada daha doğru düzgün bir özel mesaj almadım. muhtemelen bu entry de pek okunmaz zaten.
velhasıl kelam uzay boşluğunda gereksiz yer kaplamaya devam ediyorum.
işe yarayasım da yok. üretesim de yok. nefes alıyorum işte. boş oksijen israfıyım.
Okuduk hacı.
Patlat bi osbir iyi gelir.
Neyse testis geçmeyi bir kenara bırakırsak; mutluluğun anahtarı, tarifi, metodu diye bir şeyin olmadığını öğrendim diyebilirim sana.
Aramadığımda, beklenmedik bir anda, bazen bir "an"ın bir ömür hatırlanacağı kıvamda, bazen çok bazen hiç parada, bazen başarım bazen de başarısızlığımda, bazen pür ateş topu gibi önümde bazen o kadar her şeyin içiçe girdiği bir formda...
Bu yorumların sonu yok. Yaşadığın ömürde; artık ying yang mı dersin "her şerde bir hayır vardır" mı dersin bilmem ama mutlu olacak bir şey ya vardır ya da olacaktır.
Sadece zamanı gelmemiştir.
Şu kitap okuma konusunda da diyeceğim şey; buhranlı bir dönemdeyken ilk sarıldığım şey kitaplar olmuşken sonraları dedim ki
"Aleksi Zorba haklıymış".
Gugıllayabilirsin: "zorba felsefesi".
Patlat bi osbir iyi gelir.
Neyse testis geçmeyi bir kenara bırakırsak; mutluluğun anahtarı, tarifi, metodu diye bir şeyin olmadığını öğrendim diyebilirim sana.
Aramadığımda, beklenmedik bir anda, bazen bir "an"ın bir ömür hatırlanacağı kıvamda, bazen çok bazen hiç parada, bazen başarım bazen de başarısızlığımda, bazen pür ateş topu gibi önümde bazen o kadar her şeyin içiçe girdiği bir formda...
Bu yorumların sonu yok. Yaşadığın ömürde; artık ying yang mı dersin "her şerde bir hayır vardır" mı dersin bilmem ama mutlu olacak bir şey ya vardır ya da olacaktır.
Sadece zamanı gelmemiştir.
Şu kitap okuma konusunda da diyeceğim şey; buhranlı bir dönemdeyken ilk sarıldığım şey kitaplar olmuşken sonraları dedim ki
"Aleksi Zorba haklıymış".
Gugıllayabilirsin: "zorba felsefesi".
En azından aşık olduğun kız en yakın arkadaşından hoşlanmıyor. Ya öyle olsaydı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar