bugün
- herkesi seven insan7
- hard sevmeyen bir kızı harda nasıl ikna edersiniz7
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- ikizler burcu kadını olmak7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği10
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- götünden tanırım seni8
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz28
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler9
- sarı poşet kudurtması15
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek10
- çok hastayım sözlük4
- true nickli yazar14
- en çok ihanet eden burçlar7
- her konuda bilgisi olanı ukala diyerek hor görmek6
- celal şengör'ün burç yorumu6
- evliliği ayakta tutan güçler13
- iş hayatında takılan maskeler6
- manisada okul saldırısı17
- türkiye de muhalefet var mı10
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- tai lung11
- kutsi3
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- iyiliğin yan etkileri4
- y o r u l d u m5
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- oğlak burcu kadını4
- kova burçlari bakar misiniz5
- 22 eylül 2026 istanbul sağanak uyarısı2
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz5
- hava burçları3
- kış geliyor6
- odam kireç tutmuyor2
- siyaset üstü yazarlar9
- inşaat mühendislerindeki dayanılmaz çekicilik4
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- betray me5
- z kuşağı9
- yılbaşında marketler havai fişek satmalı3
- beyaz torosta büyümüş kaltaklar4
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
- sözlükte herkesin kavga edecek bir şey bulması5
- beleş tuvalet kağıdı ve beleş sıvı sabun3
- kendinden bile sakladığın şey4
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü8
- berbere gidince söylenenler5
ece temelkuran yazısı.
Benim bir kere arkadaşımı öldürdüler, artık bir daha iflah olmam gibi geliyor. Gittiğimde yerde yatıyordu, kanı kaldırım taşlarına sızıyordu. Ben onu gördüm ya, ben artık başkasıyım. Hrant gitti, hep taze kalacak bir kan karanfil açıldı göğüs kafesimde. "Böyle bir şeymiş meğer" dedim, "Arkadaşını öldürürlerse böyle oluyormuşsun". "meğer" demiştim, "12 Mart"ta, 12 Eylül de arkadaşlarını kaybedenler böyle hissetmiş.
Demek Türkiye de milyonlarca insanın aslında göğüs kafesi ağır ve ağrılı yarılmış, çatır çatır açılmış kemikleri acıyla, ciğerlerinin arasından bir kan karanfil sızmış. Meğer arkadaşı öldürülünce insanın acısı hiç geçmezmiş. Öyleyse bunca insan, bunca sevgili, anne, baba, kardeş, oğul, arkadaş, dost... Eğer hepsinin göğüs kafesi böyle sızılı aralıksa, nasıl yaşıyor bu ülke? Anlamadım ben. En çok Hrant tan sonra anlamadım bunu.
Oku! Arkadaşının adıyla.
Necdet Adalı... Serdar Soyergin... Erdal Eren... Veysel Güney... Ahmet Saner... Kadir Tandoğan... Mustafa Özenç... Ethem Coşkun... Necati Vardar... Seyit Konuk... Ali Aktaş... Ömer Yazgan... Erdoğan Yazgan... Mehmet Kambur... Ramazan Yukarıgöz... ilyas Has... Hıdır Aslan...
Bir isim listesi olduğunu görüp atladıysanız şimdi lütfen geri dönün ve bu isimleri tek tek okuyun. Çünkü bu isimleri, hiç değilse birkaçını aklımızda tutmamız gerekiyor. Bu isimler, Kenan Evren liderliğinde yapılan 12 Eylül 1980 darbesisırasında ciğeri beş para etmez herifler tarafından asılarak katledilen yirmili yaşlarında gençlere aitler. isimleri ve yüzleri, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı nın hazırladığı "12 Eylül Adaleti" adlı belgeselin 15 dakikalık tanıtım filminin sonunda görünüyor. Tek tek geçiyorlar filmin içinden. Avukatlar, yargıçlar, savcılar, anneler, arkadaşlar konuşuyor.
"Erdal Eren"i, heyetin önünde ağzından burnundan kan gelesiye dövdüler diyor avukat, Yargıçların yüzünde bir tebessüm bile vardı. Kenan Paşa nın yaşını büyütüp astırdığı çocuktur Erdal Eren. idamına dört celsede karar verilmiştir. Sakın unutmayın!
Dişlerimle yolacağım.
Mehmet Kambur un annesi "O Kenan Paşa yı bir görsem" diyor, yüzü yol yol olmuş yaşamaktan, başörtüsü kaymış, "Onu dişlerimle yolacağım, dişlerimle!" Gözünde bir bakış var... Daha ben diyemem size o bakışı, öyle bir sözcük bilmiyorum.
Ramazan Yukarıgöz ün annesi tabutun başındaymış gibi anlatıyor:
"Açın tabutu, çocuğumu göreceğim" dedim. "Mühür var, açamayız" dediler. "Ben bu devletin mührünü tanımam" dedim, çektim attım mührü. Bir açtım ki tabutu... Saçları yeni taranmış sanki. Kaşları kalem gibi, yüzü..."
Kenan Paşaaa!
Onun sesi titrerken başka bir avukat başlıyor, başka bir idam sahnesine:
"Cellat boynuna ipi geçirmek için uğraşıyordu. "Bırak" dedi, "Ben yaparım. Bir yerimi sakatlayacaksın yoksa". Aldı yağlı urganı, kendi boynuna geçirdi. Sonra... 21 dakika sallandı ipin ucunda. Yanına gittim... Birkaç dakika önce saçını okşadığım çocuğun... Saçlarını okşadım."
18 yıl önce ölmüş bir çocuk için, bütün çocuklar için, 18 yıl önce teker teker ellerinden alınmış arkadaşları için, kum gibi akıp giden insanlar için, anlatanların sesi titriyor. 15 dakikalık film bitiyor ve ta içimden şunları demek geliyor:
Kenan Paşaaa! Kenan Paşaaa!
Bugün 21 dakikalığına öl. Öl. 21 dakika öl ve geri gel, yeniden ve yeniden öl sonra, yeniden ölmek için yeniden diril. Kaç çocuğu katlettiysen o kadar kere, hepsi için öl sen bugün. Kenan efendiiii! Bugün 12 Eylül; bu memleket seni en derin ve en taze intikam hisleriyle selamlar! Bir gün çıkacağın sanık kürsüsünde salya sümük ağlarken korkudan yerlerde süründüğünü görmek dileğiyle...Ve bunu ne kadar kalpten söylediğimi anlatamam Kenan Paşa!
(bkz: Ece Temelkuran ın 12 Eylül dileğini tüm kalbimizle paylaşıyoruz)
Benim bir kere arkadaşımı öldürdüler, artık bir daha iflah olmam gibi geliyor. Gittiğimde yerde yatıyordu, kanı kaldırım taşlarına sızıyordu. Ben onu gördüm ya, ben artık başkasıyım. Hrant gitti, hep taze kalacak bir kan karanfil açıldı göğüs kafesimde. "Böyle bir şeymiş meğer" dedim, "Arkadaşını öldürürlerse böyle oluyormuşsun". "meğer" demiştim, "12 Mart"ta, 12 Eylül de arkadaşlarını kaybedenler böyle hissetmiş.
Demek Türkiye de milyonlarca insanın aslında göğüs kafesi ağır ve ağrılı yarılmış, çatır çatır açılmış kemikleri acıyla, ciğerlerinin arasından bir kan karanfil sızmış. Meğer arkadaşı öldürülünce insanın acısı hiç geçmezmiş. Öyleyse bunca insan, bunca sevgili, anne, baba, kardeş, oğul, arkadaş, dost... Eğer hepsinin göğüs kafesi böyle sızılı aralıksa, nasıl yaşıyor bu ülke? Anlamadım ben. En çok Hrant tan sonra anlamadım bunu.
Oku! Arkadaşının adıyla.
Necdet Adalı... Serdar Soyergin... Erdal Eren... Veysel Güney... Ahmet Saner... Kadir Tandoğan... Mustafa Özenç... Ethem Coşkun... Necati Vardar... Seyit Konuk... Ali Aktaş... Ömer Yazgan... Erdoğan Yazgan... Mehmet Kambur... Ramazan Yukarıgöz... ilyas Has... Hıdır Aslan...
Bir isim listesi olduğunu görüp atladıysanız şimdi lütfen geri dönün ve bu isimleri tek tek okuyun. Çünkü bu isimleri, hiç değilse birkaçını aklımızda tutmamız gerekiyor. Bu isimler, Kenan Evren liderliğinde yapılan 12 Eylül 1980 darbesisırasında ciğeri beş para etmez herifler tarafından asılarak katledilen yirmili yaşlarında gençlere aitler. isimleri ve yüzleri, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı nın hazırladığı "12 Eylül Adaleti" adlı belgeselin 15 dakikalık tanıtım filminin sonunda görünüyor. Tek tek geçiyorlar filmin içinden. Avukatlar, yargıçlar, savcılar, anneler, arkadaşlar konuşuyor.
"Erdal Eren"i, heyetin önünde ağzından burnundan kan gelesiye dövdüler diyor avukat, Yargıçların yüzünde bir tebessüm bile vardı. Kenan Paşa nın yaşını büyütüp astırdığı çocuktur Erdal Eren. idamına dört celsede karar verilmiştir. Sakın unutmayın!
Dişlerimle yolacağım.
Mehmet Kambur un annesi "O Kenan Paşa yı bir görsem" diyor, yüzü yol yol olmuş yaşamaktan, başörtüsü kaymış, "Onu dişlerimle yolacağım, dişlerimle!" Gözünde bir bakış var... Daha ben diyemem size o bakışı, öyle bir sözcük bilmiyorum.
Ramazan Yukarıgöz ün annesi tabutun başındaymış gibi anlatıyor:
"Açın tabutu, çocuğumu göreceğim" dedim. "Mühür var, açamayız" dediler. "Ben bu devletin mührünü tanımam" dedim, çektim attım mührü. Bir açtım ki tabutu... Saçları yeni taranmış sanki. Kaşları kalem gibi, yüzü..."
Kenan Paşaaa!
Onun sesi titrerken başka bir avukat başlıyor, başka bir idam sahnesine:
"Cellat boynuna ipi geçirmek için uğraşıyordu. "Bırak" dedi, "Ben yaparım. Bir yerimi sakatlayacaksın yoksa". Aldı yağlı urganı, kendi boynuna geçirdi. Sonra... 21 dakika sallandı ipin ucunda. Yanına gittim... Birkaç dakika önce saçını okşadığım çocuğun... Saçlarını okşadım."
18 yıl önce ölmüş bir çocuk için, bütün çocuklar için, 18 yıl önce teker teker ellerinden alınmış arkadaşları için, kum gibi akıp giden insanlar için, anlatanların sesi titriyor. 15 dakikalık film bitiyor ve ta içimden şunları demek geliyor:
Kenan Paşaaa! Kenan Paşaaa!
Bugün 21 dakikalığına öl. Öl. 21 dakika öl ve geri gel, yeniden ve yeniden öl sonra, yeniden ölmek için yeniden diril. Kaç çocuğu katlettiysen o kadar kere, hepsi için öl sen bugün. Kenan efendiiii! Bugün 12 Eylül; bu memleket seni en derin ve en taze intikam hisleriyle selamlar! Bir gün çıkacağın sanık kürsüsünde salya sümük ağlarken korkudan yerlerde süründüğünü görmek dileğiyle...Ve bunu ne kadar kalpten söylediğimi anlatamam Kenan Paşa!
(bkz: Ece Temelkuran ın 12 Eylül dileğini tüm kalbimizle paylaşıyoruz)
okurken gözyaşlarıma hakim olamadığım yazıdır. ne güzel tercüman olmuş hislerimize ece temelkuran. ve emin olunsun ki sadece bugün değil hergün bu lanetleri yağdırıyoruz o ciğeri beş para etmez heriflere. canına kıyılan her yiğit için her gün binlerce kez lanet ediyoruz o şerefsizlere.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar