bugün
- herkes yatmış görünüyor3
- manifest dinleyen erkek11
- aşk acısı çekiyorum sözlük21
- eğitimde sınav sistemi2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması10
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor3
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi7
- sudekiray'ın 18000 entry kutlaması4
- sudekiray3
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- komik olmayan komedyen2
- kız arkadaşın 4 gündür mesaj atmaması4
- evlenilmeyecek 4 erkek11
- berrak tüzünataç3
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- fahriye evcen3
- ilk buluşmada öpmeye çalışan kız3
- mesele ne senin benden ayrılman3
- mohamed salah ghaly13
- türkiye7
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- yaz yemekleri5
- taşak sütyeni2
- gulmekicinyaratilmis11
- scooter'a 6 kişi binmek5
- taksici muhabbeti5
- insan zamandan ibarettir3
- tofaş2
- spiderman mi döver batman mi5
- trabzonspor7
- mauro icardi3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- gocu4
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- stres yönetimi6
- birleşik krallık3
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- doğuda yaşayan yazarlar5
- elalem ne der4
- almanya5
- ispanya7
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- petrol4
- gocu bay bey birader3
- dost2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
ece temelkuran yazısı.
Benim bir kere arkadaşımı öldürdüler, artık bir daha iflah olmam gibi geliyor. Gittiğimde yerde yatıyordu, kanı kaldırım taşlarına sızıyordu. Ben onu gördüm ya, ben artık başkasıyım. Hrant gitti, hep taze kalacak bir kan karanfil açıldı göğüs kafesimde. "Böyle bir şeymiş meğer" dedim, "Arkadaşını öldürürlerse böyle oluyormuşsun". "meğer" demiştim, "12 Mart"ta, 12 Eylül de arkadaşlarını kaybedenler böyle hissetmiş.
Demek Türkiye de milyonlarca insanın aslında göğüs kafesi ağır ve ağrılı yarılmış, çatır çatır açılmış kemikleri acıyla, ciğerlerinin arasından bir kan karanfil sızmış. Meğer arkadaşı öldürülünce insanın acısı hiç geçmezmiş. Öyleyse bunca insan, bunca sevgili, anne, baba, kardeş, oğul, arkadaş, dost... Eğer hepsinin göğüs kafesi böyle sızılı aralıksa, nasıl yaşıyor bu ülke? Anlamadım ben. En çok Hrant tan sonra anlamadım bunu.
Oku! Arkadaşının adıyla.
Necdet Adalı... Serdar Soyergin... Erdal Eren... Veysel Güney... Ahmet Saner... Kadir Tandoğan... Mustafa Özenç... Ethem Coşkun... Necati Vardar... Seyit Konuk... Ali Aktaş... Ömer Yazgan... Erdoğan Yazgan... Mehmet Kambur... Ramazan Yukarıgöz... ilyas Has... Hıdır Aslan...
Bir isim listesi olduğunu görüp atladıysanız şimdi lütfen geri dönün ve bu isimleri tek tek okuyun. Çünkü bu isimleri, hiç değilse birkaçını aklımızda tutmamız gerekiyor. Bu isimler, Kenan Evren liderliğinde yapılan 12 Eylül 1980 darbesisırasında ciğeri beş para etmez herifler tarafından asılarak katledilen yirmili yaşlarında gençlere aitler. isimleri ve yüzleri, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı nın hazırladığı "12 Eylül Adaleti" adlı belgeselin 15 dakikalık tanıtım filminin sonunda görünüyor. Tek tek geçiyorlar filmin içinden. Avukatlar, yargıçlar, savcılar, anneler, arkadaşlar konuşuyor.
"Erdal Eren"i, heyetin önünde ağzından burnundan kan gelesiye dövdüler diyor avukat, Yargıçların yüzünde bir tebessüm bile vardı. Kenan Paşa nın yaşını büyütüp astırdığı çocuktur Erdal Eren. idamına dört celsede karar verilmiştir. Sakın unutmayın!
Dişlerimle yolacağım.
Mehmet Kambur un annesi "O Kenan Paşa yı bir görsem" diyor, yüzü yol yol olmuş yaşamaktan, başörtüsü kaymış, "Onu dişlerimle yolacağım, dişlerimle!" Gözünde bir bakış var... Daha ben diyemem size o bakışı, öyle bir sözcük bilmiyorum.
Ramazan Yukarıgöz ün annesi tabutun başındaymış gibi anlatıyor:
"Açın tabutu, çocuğumu göreceğim" dedim. "Mühür var, açamayız" dediler. "Ben bu devletin mührünü tanımam" dedim, çektim attım mührü. Bir açtım ki tabutu... Saçları yeni taranmış sanki. Kaşları kalem gibi, yüzü..."
Kenan Paşaaa!
Onun sesi titrerken başka bir avukat başlıyor, başka bir idam sahnesine:
"Cellat boynuna ipi geçirmek için uğraşıyordu. "Bırak" dedi, "Ben yaparım. Bir yerimi sakatlayacaksın yoksa". Aldı yağlı urganı, kendi boynuna geçirdi. Sonra... 21 dakika sallandı ipin ucunda. Yanına gittim... Birkaç dakika önce saçını okşadığım çocuğun... Saçlarını okşadım."
18 yıl önce ölmüş bir çocuk için, bütün çocuklar için, 18 yıl önce teker teker ellerinden alınmış arkadaşları için, kum gibi akıp giden insanlar için, anlatanların sesi titriyor. 15 dakikalık film bitiyor ve ta içimden şunları demek geliyor:
Kenan Paşaaa! Kenan Paşaaa!
Bugün 21 dakikalığına öl. Öl. 21 dakika öl ve geri gel, yeniden ve yeniden öl sonra, yeniden ölmek için yeniden diril. Kaç çocuğu katlettiysen o kadar kere, hepsi için öl sen bugün. Kenan efendiiii! Bugün 12 Eylül; bu memleket seni en derin ve en taze intikam hisleriyle selamlar! Bir gün çıkacağın sanık kürsüsünde salya sümük ağlarken korkudan yerlerde süründüğünü görmek dileğiyle...Ve bunu ne kadar kalpten söylediğimi anlatamam Kenan Paşa!
(bkz: Ece Temelkuran ın 12 Eylül dileğini tüm kalbimizle paylaşıyoruz)
Benim bir kere arkadaşımı öldürdüler, artık bir daha iflah olmam gibi geliyor. Gittiğimde yerde yatıyordu, kanı kaldırım taşlarına sızıyordu. Ben onu gördüm ya, ben artık başkasıyım. Hrant gitti, hep taze kalacak bir kan karanfil açıldı göğüs kafesimde. "Böyle bir şeymiş meğer" dedim, "Arkadaşını öldürürlerse böyle oluyormuşsun". "meğer" demiştim, "12 Mart"ta, 12 Eylül de arkadaşlarını kaybedenler böyle hissetmiş.
Demek Türkiye de milyonlarca insanın aslında göğüs kafesi ağır ve ağrılı yarılmış, çatır çatır açılmış kemikleri acıyla, ciğerlerinin arasından bir kan karanfil sızmış. Meğer arkadaşı öldürülünce insanın acısı hiç geçmezmiş. Öyleyse bunca insan, bunca sevgili, anne, baba, kardeş, oğul, arkadaş, dost... Eğer hepsinin göğüs kafesi böyle sızılı aralıksa, nasıl yaşıyor bu ülke? Anlamadım ben. En çok Hrant tan sonra anlamadım bunu.
Oku! Arkadaşının adıyla.
Necdet Adalı... Serdar Soyergin... Erdal Eren... Veysel Güney... Ahmet Saner... Kadir Tandoğan... Mustafa Özenç... Ethem Coşkun... Necati Vardar... Seyit Konuk... Ali Aktaş... Ömer Yazgan... Erdoğan Yazgan... Mehmet Kambur... Ramazan Yukarıgöz... ilyas Has... Hıdır Aslan...
Bir isim listesi olduğunu görüp atladıysanız şimdi lütfen geri dönün ve bu isimleri tek tek okuyun. Çünkü bu isimleri, hiç değilse birkaçını aklımızda tutmamız gerekiyor. Bu isimler, Kenan Evren liderliğinde yapılan 12 Eylül 1980 darbesisırasında ciğeri beş para etmez herifler tarafından asılarak katledilen yirmili yaşlarında gençlere aitler. isimleri ve yüzleri, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı nın hazırladığı "12 Eylül Adaleti" adlı belgeselin 15 dakikalık tanıtım filminin sonunda görünüyor. Tek tek geçiyorlar filmin içinden. Avukatlar, yargıçlar, savcılar, anneler, arkadaşlar konuşuyor.
"Erdal Eren"i, heyetin önünde ağzından burnundan kan gelesiye dövdüler diyor avukat, Yargıçların yüzünde bir tebessüm bile vardı. Kenan Paşa nın yaşını büyütüp astırdığı çocuktur Erdal Eren. idamına dört celsede karar verilmiştir. Sakın unutmayın!
Dişlerimle yolacağım.
Mehmet Kambur un annesi "O Kenan Paşa yı bir görsem" diyor, yüzü yol yol olmuş yaşamaktan, başörtüsü kaymış, "Onu dişlerimle yolacağım, dişlerimle!" Gözünde bir bakış var... Daha ben diyemem size o bakışı, öyle bir sözcük bilmiyorum.
Ramazan Yukarıgöz ün annesi tabutun başındaymış gibi anlatıyor:
"Açın tabutu, çocuğumu göreceğim" dedim. "Mühür var, açamayız" dediler. "Ben bu devletin mührünü tanımam" dedim, çektim attım mührü. Bir açtım ki tabutu... Saçları yeni taranmış sanki. Kaşları kalem gibi, yüzü..."
Kenan Paşaaa!
Onun sesi titrerken başka bir avukat başlıyor, başka bir idam sahnesine:
"Cellat boynuna ipi geçirmek için uğraşıyordu. "Bırak" dedi, "Ben yaparım. Bir yerimi sakatlayacaksın yoksa". Aldı yağlı urganı, kendi boynuna geçirdi. Sonra... 21 dakika sallandı ipin ucunda. Yanına gittim... Birkaç dakika önce saçını okşadığım çocuğun... Saçlarını okşadım."
18 yıl önce ölmüş bir çocuk için, bütün çocuklar için, 18 yıl önce teker teker ellerinden alınmış arkadaşları için, kum gibi akıp giden insanlar için, anlatanların sesi titriyor. 15 dakikalık film bitiyor ve ta içimden şunları demek geliyor:
Kenan Paşaaa! Kenan Paşaaa!
Bugün 21 dakikalığına öl. Öl. 21 dakika öl ve geri gel, yeniden ve yeniden öl sonra, yeniden ölmek için yeniden diril. Kaç çocuğu katlettiysen o kadar kere, hepsi için öl sen bugün. Kenan efendiiii! Bugün 12 Eylül; bu memleket seni en derin ve en taze intikam hisleriyle selamlar! Bir gün çıkacağın sanık kürsüsünde salya sümük ağlarken korkudan yerlerde süründüğünü görmek dileğiyle...Ve bunu ne kadar kalpten söylediğimi anlatamam Kenan Paşa!
(bkz: Ece Temelkuran ın 12 Eylül dileğini tüm kalbimizle paylaşıyoruz)
okurken gözyaşlarıma hakim olamadığım yazıdır. ne güzel tercüman olmuş hislerimize ece temelkuran. ve emin olunsun ki sadece bugün değil hergün bu lanetleri yağdırıyoruz o ciğeri beş para etmez heriflere. canına kıyılan her yiğit için her gün binlerce kez lanet ediyoruz o şerefsizlere.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar