bugün
- kimseye ihtiyaç duymamak4
- kötü bir insan mıyım ben5
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek5
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi8
- paranın mutluluk getirmemesi7
- hababam sınıfı3
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- sözlüğün yeni tasarımı17
- samsak döveci5
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- kaçak akım rölesi3
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- ajan berber2
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek2
- ucuz atlatmak2
- kendi yanağından makas almak3
- küfürlü atasözleri4
- kafayı kıran geliyor3
- aşk16
- günaydın kızlar4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- tinto brass8
- kaçak akım2
- kendi popona şaplak atmak2
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar3
- bebeksi cilt için tavsiyeler2
- süvari kahvesi3
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey4
- sözlüğün en ılık yazarı2
- ne oldu4
- terhis oluyorum sözlük21
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- gece gelen yemek yapma isteği8
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- blaupunkt3
- travis bickle a gönlünün götürdüğü yere sür demek2
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- fatma betül sayan kaya28
- kitap okumamak3
- michelin2
- tır kabini2
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- ayva reçeli2
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- günaydın devasa uludağ sözlük ailesi2
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- anın görüntüsü24
haruki murakami nin yeni romanı çıktığından bu yana 1 milyonun üzerinde japon 2 milyon çinli ve korelinin
satın aldığı kitap avrupa da yok satıyor.
satın aldığı kitap avrupa da yok satıyor.
1256 sayfalık, orwell'ın 1984'üne gönderme yapan ve dilimize hüseyin can erkin (kendisi japon dili üzerine bir profesördür) tarafından çevrilmiştir. kitabevlerindeki raflarda yerini almıştır bu eser. fiyatı 48 tl civarında.
Okudum bitti.murakaminin daha güzel hikayelerini okumuştum.bu kitap bir şaheser değil.sonlara doğru
verdiği heyecan dalgası azalıyor.aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmasına bir anlam veremedim.hikayenin içindeki aşk empati yapamadığımdan çok saçma geldi.romanın sonuda beni tatmin etmedi.
verdiği heyecan dalgası azalıyor.aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmasına bir anlam veremedim.hikayenin içindeki aşk empati yapamadığımdan çok saçma geldi.romanın sonuda beni tatmin etmedi.
bugün alıp okumaya başladığım haruki murakami eseri.
kalınlığını görenler "o ne ya" tepkisi verse de bu hızla gidersem 1 ayda bitip beni tekrar yanlızlığa bırakacağa benziyor.
kalınlığını görenler "o ne ya" tepkisi verse de bu hızla gidersem 1 ayda bitip beni tekrar yanlızlığa bırakacağa benziyor.
romanda, uzun uzun baş karakterlerden tengo'nun yaptığı yemekler anlatılır.
özellikle bir karides tarifi vardı hoşuma gitti. not aldım.
tarif kitapta anlatıldığı şekliyle şöyle:
--spoiler--
Tengo bir sürü zencefili incecik olana kadar kıydı. sonra biraz kereviz ve mantarı ufak ufak doğradı. çin maydanozunu da incecik kıydı. karidesleri soyup evyede yıkadı. bir kağıt havlunun üzerine, sanki askeri bir birlikmişlercesine düzenli sıralar oluşturarak yaydı.
daha sonra büyük bir kızartma tavasını ocakta ısıtıp, üzerine damlattığı susam yağını kenarlara doğru iyice yaydı. önce kıyılmış zencefili kısık ateşte ağır ağır kızarttı.
daha sonra doğranmış kereviz ve mantarları ekledi. ateşi yükseğe alarak ve tavayı hafifçe çevirerek üzerlerine biraz tuz ve kara biber eklediği sebzeleri dikkatlice bambu bir spatulayla karıştırdı. sebzeler henüz pişmeye başlamışken, suyu süzülmüş karidesleri de tavaya attı. biraz daha tuz ve biber ekledikten sonra,tavaya küçük bir bardak da sake kattı. sonra azıcık soya sosu ve son olarak da üzerine gezdirdiği ufalanmış çin maydanozuyla servis yaptı.
--spoiler--
yıllar oldu kitabı okuyalı. daha pişirmeye fırsat olmadı şu tarifi.
özellikle bir karides tarifi vardı hoşuma gitti. not aldım.
tarif kitapta anlatıldığı şekliyle şöyle:
--spoiler--
Tengo bir sürü zencefili incecik olana kadar kıydı. sonra biraz kereviz ve mantarı ufak ufak doğradı. çin maydanozunu da incecik kıydı. karidesleri soyup evyede yıkadı. bir kağıt havlunun üzerine, sanki askeri bir birlikmişlercesine düzenli sıralar oluşturarak yaydı.
daha sonra büyük bir kızartma tavasını ocakta ısıtıp, üzerine damlattığı susam yağını kenarlara doğru iyice yaydı. önce kıyılmış zencefili kısık ateşte ağır ağır kızarttı.
daha sonra doğranmış kereviz ve mantarları ekledi. ateşi yükseğe alarak ve tavayı hafifçe çevirerek üzerlerine biraz tuz ve kara biber eklediği sebzeleri dikkatlice bambu bir spatulayla karıştırdı. sebzeler henüz pişmeye başlamışken, suyu süzülmüş karidesleri de tavaya attı. biraz daha tuz ve biber ekledikten sonra,tavaya küçük bir bardak da sake kattı. sonra azıcık soya sosu ve son olarak da üzerine gezdirdiği ufalanmış çin maydanozuyla servis yaptı.
--spoiler--
yıllar oldu kitabı okuyalı. daha pişirmeye fırsat olmadı şu tarifi.
ilginç bir şekilde, okuduğum süre boyunca depresif bir ruh haline büründüğüm kitaptır. sadece bende mi böyle oldu bilmiyorum ama kitabı okurken pink floyd' un division bell, ummagumma ve animals albümlerini dinlemiş olmamdan da kaynaklanmış olabilir.
Tuğla gibi bir kitap olmasının yanında (sonradan 3 ayrı cilt haline getirmişlerdi- onları endinmeniz daha iyi olabilir) sıkmayan, kolay okunan ve kalınlığıyla ters orantılı şekilde hızlı biten bir kitaptır.
Kitap bitti, depresyon bitti.
Not: Kitap özellikle depresif falan değildir, güvenle okuyabilirsiniz.
Tuğla gibi bir kitap olmasının yanında (sonradan 3 ayrı cilt haline getirmişlerdi- onları endinmeniz daha iyi olabilir) sıkmayan, kolay okunan ve kalınlığıyla ters orantılı şekilde hızlı biten bir kitaptır.
Kitap bitti, depresyon bitti.
Not: Kitap özellikle depresif falan değildir, güvenle okuyabilirsiniz.
3 cilt halinde okuduğum enfes bir roman. sanırım bir kaç gizemli detay içeriyor fakat o kadar dikkatimi veremediğim için pek çakamadım. yine de çok güzeldi.
haruki murakami' nin yeni okumaya başladığım kitabı. insanı içine çekiyor.
En hızlı bitirdiğim kitap olmakla beraber okurken çoğu zaman kendinizi karakterlerin yerine koyup, o heyecanı ve empatiyi yaşayabilirsiniz.çok güzel bir olay örgüsü verilmiş. Ciddi anlamda düşündüren ince işlenmiş bir kurgusu var. Bir tık üstü (bkz: 1984)
21. yüzyılın en çok zevk alarak okuduğum kitaplarından biri.
okuduğum ilk harukami kitabıydı.
popüler kültür öğelerini japon kültürüyle harmanlayıp detaylı detaylı anlatması, post modernizmden büyülü gerçekciliğe farklı akımları kullanması hoşuma gitti.
ben ingilizce çevirisini okudum. bazı romanların türkçe çevirisini başarılı bulmuyorum. yani beğenmeyenlerden imkanı olanlar farklı dillerde de deneyip bir şans vermeli.
çok katmanlı, bol göndermeli, takip etmesi beyni çalıştıran, bir miktar fantastik öğe ve bir miktar polisiyeye ek olarak hoş bir romantizm de içeren okumaya değer bir eser.
okuduğum ilk harukami kitabıydı.
popüler kültür öğelerini japon kültürüyle harmanlayıp detaylı detaylı anlatması, post modernizmden büyülü gerçekciliğe farklı akımları kullanması hoşuma gitti.
ben ingilizce çevirisini okudum. bazı romanların türkçe çevirisini başarılı bulmuyorum. yani beğenmeyenlerden imkanı olanlar farklı dillerde de deneyip bir şans vermeli.
çok katmanlı, bol göndermeli, takip etmesi beyni çalıştıran, bir miktar fantastik öğe ve bir miktar polisiyeye ek olarak hoş bir romantizm de içeren okumaya değer bir eser.
--spoilerimsi--
Murakami’nin Su siralar okudugum ve bitirmek uzere oldugum romani. Gecen gece yatagima uzanmis okurken hikayenin birden bire fantastiklesmesiyle baya sasirtti, gece gece korkuttu diyebilirim hatta. Boyle surprizler guzel ama biraz “weird”’di o kisim. Karakterlerin hikayelerini merak ettigim icin ikinci ve ucuncu kitabi da okumayi dusunuyorum hemen.
Bu adamin tarzini seviyorum ama cinsellikle cok kafayi bozmus bir insan. Bu kitapta da cok fazla gereksiz cinsellik var. Oralari atlaya atlaya okuyorum sahsen. Hikaye icine cekiyor.
--spoilerimsi--
Murakami’nin Su siralar okudugum ve bitirmek uzere oldugum romani. Gecen gece yatagima uzanmis okurken hikayenin birden bire fantastiklesmesiyle baya sasirtti, gece gece korkuttu diyebilirim hatta. Boyle surprizler guzel ama biraz “weird”’di o kisim. Karakterlerin hikayelerini merak ettigim icin ikinci ve ucuncu kitabi da okumayi dusunuyorum hemen.
Bu adamin tarzini seviyorum ama cinsellikle cok kafayi bozmus bir insan. Bu kitapta da cok fazla gereksiz cinsellik var. Oralari atlaya atlaya okuyorum sahsen. Hikaye icine cekiyor.
--spoilerimsi--
Sonunda ucuncu ve son cildini de bitirmis biri olarak artik her yerde kitap hakkinda yazilmis yorumlari — karakterler hakkinda yapilan mbti tahminleri de dahil — okuyabilirim. benim icin kitap okumanin en heyecanli yonlerinden birisi bu.
--spoiler--
Kendi yorumuma gelecek olursak bi ustteki yorumuma ek olarak cok begendim. Surukleyici bir seruvendi. Bilhassa ilk kitabin sonlarina dogru suruklemeye basliyor, ve ikinci kitapta heyecanin dozu artiyor.
Bu murakami’nin norwegian wood’dan sonra okudugum ikinci romani, ve Dedigim gibi murakami dayi cinsellikle fazlasiyla kafayi bosmus bir yazar. ama guzel bir ask hikayesi var ortada. Cocukluklarindan beri birbirini aramis ve sonunda, romanin son sayfalarinda nihayet birbirlerini bulmus ve birlikte gecirdikleri ilk saatlerine sahit oldugumuz bir cift. Aomame otel odasinda tengo’ya icini dokerken benim de gozlerim doldu. Vicik vicik olmayan bir ask hikayesi, en sevdigim turden.
Ne tesaduftur ki bu romana baslamadan hemen once okudugum roman cold mountain’di. Orda da yine benzer sekilde birbirine ulasmaya calisan iki gencle karsilasiyoruz. Yine 1q84’te oldugu gibi sirasiyla bir genc adamin acisindan dinliyoruz hikayeyi, bir genc kadinin acisindan. Birbirlerine karsi besledikleri duygulari yuzlerce sayfa sonra ogreniyoruz orda da (genc kadininkileri en azindan). anlatilirken de yine vicik vicikliktan uzak, gayet “akli basinda” bir bicimde anlatiliyor. Bu acidan filmiyle biraz ters dusuyor cold mountain. Film, seyredenleri tarafindan “cok buyuk bir ask hikayesi” olarak tarif edilen bir yapim. Halbuki kitapta yazarin bundan ozellikle kacindigi cok net anlasiliyor. Amerikan ic savasi ve savasin getirdigi sefalet daha on planda, ask hikayesi buna gore yan hikaye gibi kaliyor biraz. Filmini cok sevememistim o yuzden. Bunda bir etken de romanda kara gozlu bir kumral guzeli olan ada’nin filmde nicole kidman tarafindan canlandirilmasiydi. Afrika/kizilderili melezi olan ruby’yi ise renee zellweger canlandiriyor, kitabin sonunda evlendigi kizilderili karakteri ise ay beyazi teniyle erkek guzeli jack white canlandiriyor. White washing’in dibine vurulmus yani anlayacaginiz.
Neyse, konumuz 1q84’tü. Keske onun da filmi olsa.
--spoiler--
--spoiler--
Kendi yorumuma gelecek olursak bi ustteki yorumuma ek olarak cok begendim. Surukleyici bir seruvendi. Bilhassa ilk kitabin sonlarina dogru suruklemeye basliyor, ve ikinci kitapta heyecanin dozu artiyor.
Bu murakami’nin norwegian wood’dan sonra okudugum ikinci romani, ve Dedigim gibi murakami dayi cinsellikle fazlasiyla kafayi bosmus bir yazar. ama guzel bir ask hikayesi var ortada. Cocukluklarindan beri birbirini aramis ve sonunda, romanin son sayfalarinda nihayet birbirlerini bulmus ve birlikte gecirdikleri ilk saatlerine sahit oldugumuz bir cift. Aomame otel odasinda tengo’ya icini dokerken benim de gozlerim doldu. Vicik vicik olmayan bir ask hikayesi, en sevdigim turden.
Ne tesaduftur ki bu romana baslamadan hemen once okudugum roman cold mountain’di. Orda da yine benzer sekilde birbirine ulasmaya calisan iki gencle karsilasiyoruz. Yine 1q84’te oldugu gibi sirasiyla bir genc adamin acisindan dinliyoruz hikayeyi, bir genc kadinin acisindan. Birbirlerine karsi besledikleri duygulari yuzlerce sayfa sonra ogreniyoruz orda da (genc kadininkileri en azindan). anlatilirken de yine vicik vicikliktan uzak, gayet “akli basinda” bir bicimde anlatiliyor. Bu acidan filmiyle biraz ters dusuyor cold mountain. Film, seyredenleri tarafindan “cok buyuk bir ask hikayesi” olarak tarif edilen bir yapim. Halbuki kitapta yazarin bundan ozellikle kacindigi cok net anlasiliyor. Amerikan ic savasi ve savasin getirdigi sefalet daha on planda, ask hikayesi buna gore yan hikaye gibi kaliyor biraz. Filmini cok sevememistim o yuzden. Bunda bir etken de romanda kara gozlu bir kumral guzeli olan ada’nin filmde nicole kidman tarafindan canlandirilmasiydi. Afrika/kizilderili melezi olan ruby’yi ise renee zellweger canlandiriyor, kitabin sonunda evlendigi kizilderili karakteri ise ay beyazi teniyle erkek guzeli jack white canlandiriyor. White washing’in dibine vurulmus yani anlayacaginiz.
Neyse, konumuz 1q84’tü. Keske onun da filmi olsa.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com