bugün
- uludağ sözlük size ne kattı13
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- şarapçı koala yalnız değildir9
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- nervio11
- fusya semsiyeli yabanci14
- sözlükteki mağara adamları3
- sarapci koala45
- bir kadının en zevk aldığı an5
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i7
- recep tayyip erdoğan8
- barbunya2
- 2026 ekonomik krizi2
- yazın anlamının kadın ayağı olması3
- keşan3
- sevmediğiniz insanla devamlı karşılaşmak3
- bireysel emeklilik2
- bazılarına gereken cevabı reis'in vermesi2
- sigara içmeyenleri anlamamak5
- gece 2 de komşu kızının balkonda seksting yapması4
- kıvırcık saç8
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi5
- 4 kez üst üste cumaya gitmemek5
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci19
- melissa vargas'dan tokat yemek5
- çağla idi3
- arkadaşlar görüşürüz2
- rica ediyorum kimse beni savunmasın2
- bir kızın aşkı size naptırabilir5
- serhat kılıç20
- piercing takmanın zorluğu5
- hazret ktc2
- tik tok2
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü13
- hiçbir şeyin tat vermemesi4
- otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi4
- şarapçının mal varlığı9
- iktidarsız erkek2
- mutlu bey biraderin elmas bey birader olması2
- kelebek saç kesimi4
- eksilenmekten aldığım tadı hiçbir şeyden almadım3
- bedelli askerlik yapan erkek erkek midir sorgusu2
- kurucu önder3
- ak çomarların tartışmada fetöcü ilan etme eşiği3
- seri eksicim kooooş3
- tai lung42
- abd de valilik adayına silahlı saldırı3
- yalnızlık edebiyatı13
- yalnız ölmek5
sadece önyargıları değil içinde hayata dair bir çok detayıda eleştiren/konu alan ve "film dediğin nedir" sorusuna cevap olabilecek şahaser.
başyapıt...
en az bütçeyle ve en mütevazi kadrosuyla en iyiler listesine giren enli bir başyapıt.(unutmadan o çocuğun suçlu olup olmadığını hala merak etmekteyim)
engellenemeyen bir şekilde "twelve angry men" olarak değil de "on iki angry men" şeklinde söylüyorum bu filmin adını. ancak inanıyorum ki yalnız değilim*.
hukuk okuyan öğrencilerin mezun olmadan önce muhakkak izlemesi gereken başyapıt.
(bkz: oniki angry men)
amerikan adalet sisteminin nasıl işlediğini merak edenlerin izlemesi gereken, gerek senaryo, gerekse oyunculuk açısından güzel bir film.
izleyenlere 1 doğrunun 11 yanlışı nasıl götüreceğini gösterir. özellikle de henry fonda'nın oynadığı şüpheci yaklaşım kendisine hayran olmanızı sağlar. film tek bir oda da geçer fakat ona rağmen iki dakka olsun sıkılmazsınız. ayrıca bu film sidney lumet'in ilk çalışması olması da gayet ilginçtir. kesinlikle izlenmesi gerekir.
john savoca filmdeki masum* çocuktur. fonda filmin başında ikilem arasında, vereceği kararın sorumluluğunun ağırlığı altında ezilmiş gibi gözükse de ilerleyen şeritlerde ne yaptığını bilen, bir planı olan, zeki bir adam olarak karşımıza çıkar. filmde baba-oğul ilişkilerinin yanında toplumdaki sınıf ayrımına, insanların çevrelerine olan duyarsızlığına kadar pek çok konuya da temas edilir...
Holywood bu işi evvelden de biliyordu dedirtecek güzellikte, bundan yarım asır öncesine ait siyah beyaz güzel bir film.
cinayeti kimin ve nasıl işlediğini merak ettiğim film.
içinde mantık hatası olan film. daha doğrusu oradaki adamların kafasında bir kaç tahta eksik galiba. ama yinede güzel filmdir.
--spoiler--
şu bıçaklama olayında bıçak üstten kalbe girmiş diyorlardı. çocuğun boyu babasından kısa olduğu için, cinayeti daha uzun biri yapmış olmalı diyorlardı ve bıçağın tutuluş şekli konusunda hemfikirdiler. ben de diyorum ki o bıçağı öyle tutarak daha uzun biri olsada adamın kalbine bıçağı üsten sokamaz. sokması için katilin 2.20 felan olması lazım herhalde. sonuç olarak bıçak hemfikir oldukları gibi değil, ilk başta adamın itiraz ettiği gibi* tutulmuş. o şekilde tutmaylada adamdan 20-30 cm kısa birisi bile o bıçağı üstten geçirir.
--spoiler--
not:filme tapanlar çok eksilemeyin*
--spoiler--
şu bıçaklama olayında bıçak üstten kalbe girmiş diyorlardı. çocuğun boyu babasından kısa olduğu için, cinayeti daha uzun biri yapmış olmalı diyorlardı ve bıçağın tutuluş şekli konusunda hemfikirdiler. ben de diyorum ki o bıçağı öyle tutarak daha uzun biri olsada adamın kalbine bıçağı üsten sokamaz. sokması için katilin 2.20 felan olması lazım herhalde. sonuç olarak bıçak hemfikir oldukları gibi değil, ilk başta adamın itiraz ettiği gibi* tutulmuş. o şekilde tutmaylada adamdan 20-30 cm kısa birisi bile o bıçağı üstten geçirir.
--spoiler--
not:filme tapanlar çok eksilemeyin*
çok düşük bir bütçeyle çekilmesine rağmen* gayet başarılı olan, kısa süreli bir filmdir.
rakamla yazıldığı için "oniki engri men" olarak okunan sonrada kendine güldüren film.
(bkz: 50 cent)
(bkz: 50 cent)
bir odada geçmesine ve siyah beyaz olmasına rağmen izlenilmesi gereken filmdir. (bkz: gerçekler ayrıntılırda saklıdır)
benim gibi aksiyon filmleri manyağı olan bir adamı,içinde sıfır aksiyon olmasına rağmen büyülemiş,film budur abi dedirtmiştir.RAR'lı bir filmdir;çok yoğun toplumsal,kişisel analizler barındırır.eee film boşuna efsane olmamıştır.
öncelikle imdb'deki sıralamasının hakkını verdiğini düşündüren filmdir. neden?
çünkü film karar verme sürecini bölmeden ve en önemlisi bunu yaparken seyirciyi de sıkmadan yansıtmış. hoş detaylarla seyirciye verdiği değeri göstermiş yönetmen.şimdi gelelim spoylırlara:
--spoiler--
terleme sahnesi, gözlüklü elemanın gözlük hakkındaki soruda takındığı endişeli tavır, şapkalı elemanın umursamazlığının seyirciye verdiği rahatsızlığın pantolon askısı giymiş adam tarafından belirtilmesi. ama filmdeki en vurucu iki özellik sona saklanmış. bunlardan birincisi çocuğu katı bir şekilde suçlamaya devam eden jüri üyesinin aslında kendi çocuğunu suçladığını ve bu hatanın farkına vardığını belli ettiği o ağlama yani çöküş ve bir nevi teslim olma sahnesi. ikincisi ve daha önemli olanı ise filmde isimlerden pek bahsedilmemesi ve esas adamın yani davis'in isminin öğrenilmesinin sona saklanması. bence burada yönetmen güzel bir detaya değinmiş. böyle bir suç olayını hepimiz bu şekillerde yargılayabiliriz. kimimiz "mantıklı şüpheler"imize başvururuz kimimizse önyargılarımıza... yani aslında oradaki 12 kızgın adam herkes... ve önlerine mantıklı şüpheler sunulmadıkça kızmaya da devam edecekler. ya da filmin sonundaki gibi sakin bir kabullenişle ceketimizi giyip kendi yargımızla çıkacağız o kapıdan.
bilhassa belirtmem gereken başka bir nokta da yaşlı adamın, tanıklık eden yaşlıyla ilgili görüşlerinin önemiydi...önemsenme duygusu...ve diğer jüri üyesinin "nereden biliyorsun ki?" sorusuna karşılık yüzünde oluşan derin ve bilge ifade. sanki "kendimden biliyorum." der gibiydi.
--spoiler--
filmde kusur aradım. ancak bulamadım. bu nedenle ; 10/10
ha bu arada tvaylaytçılar için uyarı; sizi sıkar bu film.
çünkü film karar verme sürecini bölmeden ve en önemlisi bunu yaparken seyirciyi de sıkmadan yansıtmış. hoş detaylarla seyirciye verdiği değeri göstermiş yönetmen.şimdi gelelim spoylırlara:
--spoiler--
terleme sahnesi, gözlüklü elemanın gözlük hakkındaki soruda takındığı endişeli tavır, şapkalı elemanın umursamazlığının seyirciye verdiği rahatsızlığın pantolon askısı giymiş adam tarafından belirtilmesi. ama filmdeki en vurucu iki özellik sona saklanmış. bunlardan birincisi çocuğu katı bir şekilde suçlamaya devam eden jüri üyesinin aslında kendi çocuğunu suçladığını ve bu hatanın farkına vardığını belli ettiği o ağlama yani çöküş ve bir nevi teslim olma sahnesi. ikincisi ve daha önemli olanı ise filmde isimlerden pek bahsedilmemesi ve esas adamın yani davis'in isminin öğrenilmesinin sona saklanması. bence burada yönetmen güzel bir detaya değinmiş. böyle bir suç olayını hepimiz bu şekillerde yargılayabiliriz. kimimiz "mantıklı şüpheler"imize başvururuz kimimizse önyargılarımıza... yani aslında oradaki 12 kızgın adam herkes... ve önlerine mantıklı şüpheler sunulmadıkça kızmaya da devam edecekler. ya da filmin sonundaki gibi sakin bir kabullenişle ceketimizi giyip kendi yargımızla çıkacağız o kapıdan.
bilhassa belirtmem gereken başka bir nokta da yaşlı adamın, tanıklık eden yaşlıyla ilgili görüşlerinin önemiydi...önemsenme duygusu...ve diğer jüri üyesinin "nereden biliyorsun ki?" sorusuna karşılık yüzünde oluşan derin ve bilge ifade. sanki "kendimden biliyorum." der gibiydi.
--spoiler--
filmde kusur aradım. ancak bulamadım. bu nedenle ; 10/10
ha bu arada tvaylaytçılar için uyarı; sizi sıkar bu film.
hakkında hep düşük bütçeyle de güzel film çekilebildiğinin kanıtı denen ancak bütçesi söylenmeyen film. filmin bütçesi 340.000 dolar, 1958 akademi ödüllerinde* 12 angry men'in adaylardan biri olduğu en iyi film dalında ödülü kazanan The Bridge on the River Kwai * filmini bütçesi ise 3 milyon dolar.
tek mekanda geçen ilginç ve izlemesi zevkli bir filmdir.
1957 yapımı dışında aynı isimle bir de 1997 de çekilen versiyonu olduğunu az önce öğrendiğim film.
aşmış sıçmış sıvamış sikmiş öpmüş yalamış gazlamış coşturmuş filmdir.
100 dolarla ya da daha cüzi bir miktarla uzun metrajlı bir film çekilip imdb top 250'de yer edinilebileceğini göstern filmdir.
amerikan hukuk sisteminde jürinin gereksizliğini gösteren filmdir.
insanların ne kadar piç olduğunu gösteren filmdir.
henry fonda'nın süper tonton bir dede olacağına işaret eden filmdir.
50'li yılların amerikasında plastik bardaklar yokken kartondan külah şeklinde bardakların kullanıldığını gösteren filmdir.
kral filmdir.
izlemeyen, beğenmeyen ölsündür.
100 dolarla ya da daha cüzi bir miktarla uzun metrajlı bir film çekilip imdb top 250'de yer edinilebileceğini göstern filmdir.
amerikan hukuk sisteminde jürinin gereksizliğini gösteren filmdir.
insanların ne kadar piç olduğunu gösteren filmdir.
henry fonda'nın süper tonton bir dede olacağına işaret eden filmdir.
50'li yılların amerikasında plastik bardaklar yokken kartondan külah şeklinde bardakların kullanıldığını gösteren filmdir.
kral filmdir.
izlemeyen, beğenmeyen ölsündür.
önyargılarından arınmanın ne demek olduğunu bana öğreten filmdir. o dönem (1957) adalet mekanizmasının nasıl işlediğini de çok sürükleyici bir dille anlatmıştır.
henry fonda'nın başrolde olduğu ve performansınında iyi olduğu filmdir.
henry fonda'nın başrolde olduğu ve performansınında iyi olduğu filmdir.
hem siyah beyaz hem de tek bir mekanda geçip de bu kadar akıcı olan böyle başka bir film yoktur herhalde.
kesinlikle izlenilmesi gereken bir başyapıt. tabiki 1957 yapımı olanı.
başyapıt dediysem, akla gelebilen, o izlerken sıkıldığın, sanatsallığını çözmeye çalıştığın 3 saatlik filmlerden değil. bir çırpıda, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan izleniyor.
başyapıt dediysem, akla gelebilen, o izlerken sıkıldığın, sanatsallığını çözmeye çalıştığın 3 saatlik filmlerden değil. bir çırpıda, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan izleniyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar