sevdiği entry'ler

sözlük yazarlarının hayalleri

1 kere, evet sadece 1 kerecik zamanda yolculuk yapmak istiyorum... gitmek istediğim bir gün var o güne gidip 12 saat kalsam yeter...

sevgilinin çok konuşması

birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. sessizlik bizi ürkütüyor. sessizliği denetleyemiyoruz. oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır.

suskunluk, duyuların yoğunlaşmasına yol açar – insanlar arasındaki sessizlik, iletişimin çoğalmasını sağlar. çünkü sessizliğin içinde, ikimizden ya da üçümüzden daha büyük olan bir şeyi paylaşırız. sessizlik, duyularla algılananların tümünün doruk noktasıdır. söylenen sözcük, sessizliğe yapılmış bir müdahale, bütünlüğe yapılmış bir tecavüzdür.

konuşulan söz totaliterdir. buyurur. Sahiplenir. Öteki sözleri dışarıda bırakır. Ağzımızdan çıktığı anda, hiyerarşik bir ilişki yaratır: Bir konuşan, bir de dinleyen vardır. Söz alışverişine dayanan tüm ilişkilerde, birinin ötekine egemen olma durumu vardır. Konuşulan söz, bizzat konuşma eylemi, insanın insana hükmettiği düzenin çok önemli, ayrılmaz bir parçasıdır. Sözcükler, insanların denetlenmesi ve birbirlerini denetlemeleri için şarttır. Sessizliği ilk kimin bozacağını belirleyen hiyerarşik düzenler vardır. Sessizliği ilk bozan, çoğunlukla, hâkim durumdaki kişidir: “Sana söz verilmeden konuşma!” Karşılıklı konuşma sürecinde, konuşma sırasını, yani hâkim rolü ele geçirmek için, çoğu zaman bir yarışma başlar. “Haklısın”, “anlıyorum” sözcükleri, görüş birliğini doğrulamaktan çok, konuşmayı kesmek ve sözü devralmak için kullanılır. Konuşmadaki güç ilişkisi, toplumsal sınıf, yaş ve cinsiyet farklılıklarını yansıtır. Konuşma eylemi, bütün bu ilişkilerdeki hükmetme-boyun eğme düzenini güçlendirir.

(bkz: gündüz vassaf)
(bkz: cehenneme övgü)

30 yaşından sonra anlaşılan gerçekler

30 yaşına çok çabuk gelindiği.
geçmişe duyulan takıntılı özlemin her dönemde yaşandığı.
aslında pek de kimsenin özel olmadığının anlaşıldığı.
olayların her zaman birden fazla açıdan ele alınması gerektiği.
önemli olanın zengin,havalı,güçlü olmak değil de vicdanen rahat ve huzurlu olmak olduğu.
bir şeylere erken sahip olmanın da bir şeylere geç kalmanın da çok önemli olmadığı.
her dönemin ''modası'' olan şeylerin her zaman herkese hitap edemediği gerçeği.
sosyal medyanın iyi yetiştirilmemiş insanların içindeki ''çiğliği'' daha net ortaya çıkardığı.

liste daha da uzayıp gider ama buraya 19 yaşında girmiş şu an 32lik bir yazar olarak bir çırpıda aklıma gelenler bunlardır. sevgiler.

köleler ve kilitler

Peyk'in yeni şarkısıdır efendim...

Ayrıca belirtmeden geçmemek de lazımdır ki; Köleler ve Kilitler sadece bir şarkı olmaktan öte; resmen yakın tarih, felsefe, inanç, mukayese, empati, gerçeklik, ... dolu bir külliyat...

kendinden geçme, trans haline girme de her peyk şarkısında olduğu gibi baki...
yani dinleyiniz, dinletiniz
ısrarla...

http://youtu.be/v86NTQb5L3E

insanı yavaş yavaş öldüren şeyler

Entropi.

derya büyükuncu nun survivor ı kazanması

ailecek ooo yeeee çektiğimiz durumdur.
boş konuşmadan, çirkefleşmeden birşeyler başarılabilir bunu gösterdi bu akşam.

şu an okuduğunuz kitap

her birinden biraz biraz. götüm götüm ilerliyoruz. miss.

Huzursuzluğun Kitabı - Fernando Pessoa
Çürümenin Kitabı - Emil Michel Cioran
Çarpışma Partisi - Chuck Palahniuk
Cehenneme Övgü - Gündüz Vassaf
© copyright 2005 - 2026