bugün
- ne kadar yaşlısın16
- kendisiyle övünen insanlar10
- asrın soygunu21
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- trt tarafsız olmalı11
- nokia 3310 denince akla gelenler8
- malum kesimin her şeyi yemesi4
- sevgili5
- kavga havasında olmak4
- bu nasıl hava lan7
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı36
- frankyfourfingers3
- herkesle arası iyi olan tip2
- sigara böreği5
- koyu saç açık ten4
- fatma betül sayan kaya47
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- asuman krause3
- istanbul un havasının deli bir kadın gibi olması4
- zulzula cin kabilesi5
- from gold from dust5
- nokia 6600 denince akla gelenler3
- motorola razr v32
- barış alper yılmaz8
- paranın devrinin bitmesi10
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- uludağ itiraf3
- eti üç harfli portakal jöleli bisküvi2
- sarma saran kaslı sözlük erkekleri13
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması13
- yasak cinsel ilişkiler15
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- patates kızartmak4
- romanya53
- türkiye28
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak11
- beyza4
- sarma saramayan kız10
- futbol13
- gocu'nun 2 günde unutulması12
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- italya12
- sözlük erkeğine cin musallat etmek7
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- abberline ın yeni hesabı11
- eylül ayı2
- dünya60
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis15
- true'nun çaylak olması7
entry'ler (107)
keko erkeği sadece yatakta seviyorum. efendi erkeğe göre daha tutkulu, daha sert ve daha yoğun yaşıyorlar. belki varoşluklarından kaynaklanıyordur, bilmiyorum. ama efendi erkek her zaman kazanır. kazanmasa bile gıyabında kazanacaktır.
dom aktif sedat'ın yanında hiçbir şeye benzemeyen yarışmacı.
elimden gelse bütün sözlüğe bira ısmarlamak isterdim. en azından dost meclisi kurulmuş olurdu, iki goygoy ederdik.
sözlük erkeklerinin yarısından çoğunun yavşak abaza, kızlarının yarısından çoğunun kezban olduğu sözlük.
e: bir yazar bana yürüdüğünü unutup bir daha yürümüştü. 3 aydır falan kafa iznindeyim, dönmeyi düşünmüyorum. leş bir ortam.
e: bir yazar bana yürüdüğünü unutup bir daha yürümüştü. 3 aydır falan kafa iznindeyim, dönmeyi düşünmüyorum. leş bir ortam.
icardi için yine seyredeceğim maçtır.
aynen, aşkın olayım!
aynen, aşkın olayım!
günaydın sözlük.
ya azgınım ya da aşık oldum. takdir edersin ki sabah azgınlığı insanda aşık olmuş heyecanı yaşatabiliyor.
umarım aşık olmamışımdır sözlükcüm!
kahve!
ya azgınım ya da aşık oldum. takdir edersin ki sabah azgınlığı insanda aşık olmuş heyecanı yaşatabiliyor.
umarım aşık olmamışımdır sözlükcüm!
kahve!
bu sezon süper ligde hem taraftarıyla hem de oyunuyla seyretmesi en keyifli takımı bana göre. mauro icardi'nin gollerinden sonra aşkın olayım çalması ve yaklaşık 50 bin taraftarın aynı anda şarkıyı söylemesi çok sempatik geliyor bana.
süper ligde de 11 maçlık yenilmezlik serisi var. galatasaray ve okan buruk için bir rekor bu, tebrik ediyorum. bugünkü trabzonspor maçında da başarılar diliyorum.
süper ligde de 11 maçlık yenilmezlik serisi var. galatasaray ve okan buruk için bir rekor bu, tebrik ediyorum. bugünkü trabzonspor maçında da başarılar diliyorum.
kesinlikle ses tonu. parfümü de olabilir ama ses inanılmaz bir karizma yüklüyor erkeğe. çirkin olsa bile başka bir boyuta geçiyor gözümde.
(bkz: nejat işler)
(bkz: okan bayülgen)
(bkz: nejat işler)
(bkz: okan bayülgen)
insan istemiyorum ama yalnızlıktan da çok sıkıldım. ne olursa olursun bir noktada bir insana ihtiyaç duyuyorsun.
köl... aşkın olayım!
icardi için ekran karşısında soyuna... öhm, heyecanlanarak izleyeceğim maç olacaktır.
bdsm kapsamındaysa okeyim.
gittim, 2 ay bile duramadım.
konsept, düşünce olarak güzel ve ekşi'ye alternatif olabilecek bir sözlük ama yazar kitlesi o kadar boktan ki. mesela madalyalı tanım, öne çıkan tanım, sözlük mağazası falan çok başarılı ve yazmaya teşvik eden uygulamalar ama kitle... o mahvediyor işte. erkeklerin çoğunluğu foto atacak, mesajlaşacak yer arıyor. mesela isim vermiyim, bir tane kadın yazar var m ile başlayan. 3-5 tane abaza buna tanım üzerinden yürüyor diye girdiği havalardan geçilmiyor. sözlükte çıkıp büyük büyük konuşuyor böyle, cringe üstüne cringe. kızların büyük çoğunluğu zaten kezban.
çok kıymetli yazarlar da gördüm ama cık, duramadım. uludağ ordan da beter ama en azından burda serbest her şey. hesabınızı tam silemiyorsunuz, kafa izni diye bir şey var. tanımlarınızı silmeden dondurabiliyorsunuz hesabı.
keşke böyle olmasaydı normal sözlük...
konsept, düşünce olarak güzel ve ekşi'ye alternatif olabilecek bir sözlük ama yazar kitlesi o kadar boktan ki. mesela madalyalı tanım, öne çıkan tanım, sözlük mağazası falan çok başarılı ve yazmaya teşvik eden uygulamalar ama kitle... o mahvediyor işte. erkeklerin çoğunluğu foto atacak, mesajlaşacak yer arıyor. mesela isim vermiyim, bir tane kadın yazar var m ile başlayan. 3-5 tane abaza buna tanım üzerinden yürüyor diye girdiği havalardan geçilmiyor. sözlükte çıkıp büyük büyük konuşuyor böyle, cringe üstüne cringe. kızların büyük çoğunluğu zaten kezban.
çok kıymetli yazarlar da gördüm ama cık, duramadım. uludağ ordan da beter ama en azından burda serbest her şey. hesabınızı tam silemiyorsunuz, kafa izni diye bir şey var. tanımlarınızı silmeden dondurabiliyorsunuz hesabı.
keşke böyle olmasaydı normal sözlük...
azgınlığın giderilmesinde çok önemli bir eylem.
candır, hayat kurtarır.
candır, hayat kurtarır.
üniversitede müptelası olduğum ve gerek fiyat gerek tarifin kolaylığı gerekse lezzetinden dolayı kolay kolay bırakmayacağım yoğun karbonhidrat içeren besin.
insan ilişkileri psikolojisiyle alakalıdır. insana ve psikolojiye hakimsen, karşı taraf sinirliyken sakin kalmak karşı tarafı ekstra olarak sinirlendirir. bu yüzden en beklemediği zaman hamleyi yapmak karşı tarafı indirmede daha etkili ve kolay olur.
(bkz: jamie dornan)
(bkz: theo james)
ama jamie daha bir ağır basıyor sanki. hazır efendiliği falan da biliyorken... *
(bkz: theo james)
ama jamie daha bir ağır basıyor sanki. hazır efendiliği falan da biliyorken... *
son yıllarda çıkan komedi filmlerinden daha güzel olan gülse birsel imzalı bir komedi filmi.
filme nihayet bugün gidebildim. açıkçası filme gitmeden önce beklentilerimi ortalama bir seviyede tuttum. çünkü, duyduğum ve okuduğum yerlerde filmi beğenen kitle de beğenmeyen kitle de bir hayli fazlaydı.
dikkat! bundan sonrası ağır spoiler içerir.
--spoiler--
avrupa yakası, gag ve bir erkek bir kadın ile büyümüş biriyim. hala televizyondaki saçma sapan dizileri izleyeceğime açarım bu yapımların herhangi bir bölümünü izlerim. gülse birsel'in sinema filmi yapacağını duyduğumda çok heyecanlanmış, üstüne engin günaydın ve demet evgar'ın da başrol olacağını öğrendiğimde mutluluktan havaya uçmuştum.
öncelikle şunu belirtmem gerekir. ben profesyonel bir eleştirmen ya da sayfalarca senaryo yazmış bir kişi değilim ama o yolda ilerleyen ve nacizane bir şeyler karalayan bir öğrenciyim. benim en büyük idolüm her zaman gülse birsel olmuştur o yüzden asla bir yapımı veya kişiyi eleştirmiyorum. haddime de değil!
film başladığında inanılmaz heyecanlandım çünkü gülse birsel'in senaryosunu yazdığı ilk sinema filmiydi. yalan dünya'nın yayın hayatı boyunca '' dizi saatlerinden ve sansürden '' dert yanan bir kişidir gülse birsel. kendi kendime '' tamam '' dedim, '' özgür ve istediği uzunlukta bir yapım sunacak bize. ''
film boyunca yüzümden gülümseme eksik olmadı. kah hüzünlendim, kah güldüm ama hiç kahkaha atmadım. belki gülse birsel'in amacı izleyenlere kahkaha attırmak değildi ama hiç olmazsa bir ya da iki sahnesinde kahkaha atabileceğimi düşündüm. çünkü karşımda öyle harika bir ekip vardı ki, içinde boş olan hiçbir oyuncu yoktu.
demet evgar'a söylenecek bir söz bulamıyorum. zira kendisine aşığım efenim! o duru oyunculuğu, gerekli zamanlarda gerekli etkiyi izleyenler üstünde yaratan çok değerli bir oyuncu bana göre. dramı da komediyi de mükemmel bir şekilde izleyiciye geçirebiliyor. filmin, tartışmasız yıldızı kesinlikle solmaz karakteriydi zaten.
engin günaydın bana göre çok sönük kalmıştı bu filmde. sanki tekrardan '' burhan altıntop '' olmaktan korkuyor gibiydi. oynadığı fikret karakterinde hep bir gelgit vardı. kendisini bir türlü role verememiş gibiydi. yine söylüyorum engin günaydın hakkında söz söylemek haddim değil sadece seyirci gözüyle birkaç yorum yapıyorum ben.
filmin, demet evgar'dan sonra asıl yıldızı ayta sözeri'dir efenim. sesiyle, hareketleriyle, tavırlarıyla rolü öylesine benimsemişti ki o rakı sofrasında oturup saatlerce onu dinlemek istedim ben. hem istanbul hanımefendisini hem de pavyon şarkıcısını o kadar iyi oynaması beni çok etkiledi. umarım çok başarılı yerlere gelir zira daha fazla görmek istiyorum ben bu zat-ı muhteremi!
gülse birsel... yıl olmuş 2017, hala perukla oynanmaz ki ama ya! plastik makyajların, takma saçların mahalle berberlerinde bile yapıldığı dönemde perukla oynamak izleyiciye saygısızlıktır. oyunculuğuna gelirsek... iki - üç sahnede oynamış ve kaknem mihriban'dan nefret ettirmeyi başarmıştır. bir röportajında '' aile filmleri yazmayı seviyorum '' demiş. gerçekten de aileye özellikle aile kurmaya dair çok güzel mesajlar vermiş gülse birsel. tebrik ediyorum.
erdal özyağcılar ve devrim yakut mükemmel bir ikili olmuş. ikisi de rolünün hakkını başarıyla vermiş.
filmde en sevmediğim sahne ise mihriban'ın üstüne o kocaman avizenin düşmesiydi. aklıma son durak serisi gelmedi desem yalan olur. mihriban karakteri illa hastaneye kaldırılacaksa keşke ayağı takılıp düşseydi ya da böyle basit bir şey olsaydı. o sahnenin bir komedi filmine yakıştığını düşünmüyorum. ayrıca finalde mihriban ne oldu, onu da bilmiyorum. gülse birsel filmde kendini es geçmiş anlaşılan!
filme çok uzun diyenler olmuş ama ben sıkılmadım. bence komedi filmi için ideal bir zamanı vardı.
--spoiler--
diyeceğim odur ki; eğlencelik, tadımlık ve sıcak bir film olmuş aile arasında. küfürler kararındaydı, her sahneye yerleştirilmiş 50.000 tane boş beleş küfür yoktu. 2 saatliğine işten, dersten ve sıkıntılardan uzaklaşmak için ideal bir film. çok büyük beklentilerle girilirse hayal kırıklığına yol açabilir.
filme nihayet bugün gidebildim. açıkçası filme gitmeden önce beklentilerimi ortalama bir seviyede tuttum. çünkü, duyduğum ve okuduğum yerlerde filmi beğenen kitle de beğenmeyen kitle de bir hayli fazlaydı.
dikkat! bundan sonrası ağır spoiler içerir.
--spoiler--
avrupa yakası, gag ve bir erkek bir kadın ile büyümüş biriyim. hala televizyondaki saçma sapan dizileri izleyeceğime açarım bu yapımların herhangi bir bölümünü izlerim. gülse birsel'in sinema filmi yapacağını duyduğumda çok heyecanlanmış, üstüne engin günaydın ve demet evgar'ın da başrol olacağını öğrendiğimde mutluluktan havaya uçmuştum.
öncelikle şunu belirtmem gerekir. ben profesyonel bir eleştirmen ya da sayfalarca senaryo yazmış bir kişi değilim ama o yolda ilerleyen ve nacizane bir şeyler karalayan bir öğrenciyim. benim en büyük idolüm her zaman gülse birsel olmuştur o yüzden asla bir yapımı veya kişiyi eleştirmiyorum. haddime de değil!
film başladığında inanılmaz heyecanlandım çünkü gülse birsel'in senaryosunu yazdığı ilk sinema filmiydi. yalan dünya'nın yayın hayatı boyunca '' dizi saatlerinden ve sansürden '' dert yanan bir kişidir gülse birsel. kendi kendime '' tamam '' dedim, '' özgür ve istediği uzunlukta bir yapım sunacak bize. ''
film boyunca yüzümden gülümseme eksik olmadı. kah hüzünlendim, kah güldüm ama hiç kahkaha atmadım. belki gülse birsel'in amacı izleyenlere kahkaha attırmak değildi ama hiç olmazsa bir ya da iki sahnesinde kahkaha atabileceğimi düşündüm. çünkü karşımda öyle harika bir ekip vardı ki, içinde boş olan hiçbir oyuncu yoktu.
demet evgar'a söylenecek bir söz bulamıyorum. zira kendisine aşığım efenim! o duru oyunculuğu, gerekli zamanlarda gerekli etkiyi izleyenler üstünde yaratan çok değerli bir oyuncu bana göre. dramı da komediyi de mükemmel bir şekilde izleyiciye geçirebiliyor. filmin, tartışmasız yıldızı kesinlikle solmaz karakteriydi zaten.
engin günaydın bana göre çok sönük kalmıştı bu filmde. sanki tekrardan '' burhan altıntop '' olmaktan korkuyor gibiydi. oynadığı fikret karakterinde hep bir gelgit vardı. kendisini bir türlü role verememiş gibiydi. yine söylüyorum engin günaydın hakkında söz söylemek haddim değil sadece seyirci gözüyle birkaç yorum yapıyorum ben.
filmin, demet evgar'dan sonra asıl yıldızı ayta sözeri'dir efenim. sesiyle, hareketleriyle, tavırlarıyla rolü öylesine benimsemişti ki o rakı sofrasında oturup saatlerce onu dinlemek istedim ben. hem istanbul hanımefendisini hem de pavyon şarkıcısını o kadar iyi oynaması beni çok etkiledi. umarım çok başarılı yerlere gelir zira daha fazla görmek istiyorum ben bu zat-ı muhteremi!
gülse birsel... yıl olmuş 2017, hala perukla oynanmaz ki ama ya! plastik makyajların, takma saçların mahalle berberlerinde bile yapıldığı dönemde perukla oynamak izleyiciye saygısızlıktır. oyunculuğuna gelirsek... iki - üç sahnede oynamış ve kaknem mihriban'dan nefret ettirmeyi başarmıştır. bir röportajında '' aile filmleri yazmayı seviyorum '' demiş. gerçekten de aileye özellikle aile kurmaya dair çok güzel mesajlar vermiş gülse birsel. tebrik ediyorum.
erdal özyağcılar ve devrim yakut mükemmel bir ikili olmuş. ikisi de rolünün hakkını başarıyla vermiş.
filmde en sevmediğim sahne ise mihriban'ın üstüne o kocaman avizenin düşmesiydi. aklıma son durak serisi gelmedi desem yalan olur. mihriban karakteri illa hastaneye kaldırılacaksa keşke ayağı takılıp düşseydi ya da böyle basit bir şey olsaydı. o sahnenin bir komedi filmine yakıştığını düşünmüyorum. ayrıca finalde mihriban ne oldu, onu da bilmiyorum. gülse birsel filmde kendini es geçmiş anlaşılan!
filme çok uzun diyenler olmuş ama ben sıkılmadım. bence komedi filmi için ideal bir zamanı vardı.
--spoiler--
diyeceğim odur ki; eğlencelik, tadımlık ve sıcak bir film olmuş aile arasında. küfürler kararındaydı, her sahneye yerleştirilmiş 50.000 tane boş beleş küfür yoktu. 2 saatliğine işten, dersten ve sıkıntılardan uzaklaşmak için ideal bir film. çok büyük beklentilerle girilirse hayal kırıklığına yol açabilir.