bugün
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- uyudun mu11
- adana dürüm vs adana porsiyon3
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i22
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- sinek as6
- şeffaf ayakkabı9
- hayattan beklentiler7
- 81 ilde sığınak yapılması7
- queen ravenna ve cinleri14
- özgüven4
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı7
- ey insan6
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- tavuğun neden kanatları var11
- insanı yoran duygular6
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- patso3
- spora başladım4
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- pandela 310
- taliban7
- s'i l v'e r m'i s t35
- gebze yi gebze yapan şeyler3
- sözlüğün en masum yazarları18
- at eti yemek3
- uludağ sözlük size ne kattı27
- gocu34
- izmir yanıyor5
- hayatın insana diz çöktürmeye çalışması5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- kız düşürmenin kısa yolu19
- queen ravennadan mesaj var11
- uludağ sözlük deli istilası4
- karton toplayan birini görseniz naparsınız5
- sonbahar depresyonu4
- kulaklık6
- kaşarlı sucuklu menemen8
- sözlüğün en kültürlü yazarı2
- öldükten sonraki ilk 1 milyar yıl4
entry'ler (107)
keko erkeği sadece yatakta seviyorum. efendi erkeğe göre daha tutkulu, daha sert ve daha yoğun yaşıyorlar. belki varoşluklarından kaynaklanıyordur, bilmiyorum. ama efendi erkek her zaman kazanır. kazanmasa bile gıyabında kazanacaktır.
dom aktif sedat'ın yanında hiçbir şeye benzemeyen yarışmacı.
elimden gelse bütün sözlüğe bira ısmarlamak isterdim. en azından dost meclisi kurulmuş olurdu, iki goygoy ederdik.
sözlük erkeklerinin yarısından çoğunun yavşak abaza, kızlarının yarısından çoğunun kezban olduğu sözlük.
e: bir yazar bana yürüdüğünü unutup bir daha yürümüştü. 3 aydır falan kafa iznindeyim, dönmeyi düşünmüyorum. leş bir ortam.
e: bir yazar bana yürüdüğünü unutup bir daha yürümüştü. 3 aydır falan kafa iznindeyim, dönmeyi düşünmüyorum. leş bir ortam.
icardi için yine seyredeceğim maçtır.
aynen, aşkın olayım!
aynen, aşkın olayım!
günaydın sözlük.
ya azgınım ya da aşık oldum. takdir edersin ki sabah azgınlığı insanda aşık olmuş heyecanı yaşatabiliyor.
umarım aşık olmamışımdır sözlükcüm!
kahve!
ya azgınım ya da aşık oldum. takdir edersin ki sabah azgınlığı insanda aşık olmuş heyecanı yaşatabiliyor.
umarım aşık olmamışımdır sözlükcüm!
kahve!
bu sezon süper ligde hem taraftarıyla hem de oyunuyla seyretmesi en keyifli takımı bana göre. mauro icardi'nin gollerinden sonra aşkın olayım çalması ve yaklaşık 50 bin taraftarın aynı anda şarkıyı söylemesi çok sempatik geliyor bana.
süper ligde de 11 maçlık yenilmezlik serisi var. galatasaray ve okan buruk için bir rekor bu, tebrik ediyorum. bugünkü trabzonspor maçında da başarılar diliyorum.
süper ligde de 11 maçlık yenilmezlik serisi var. galatasaray ve okan buruk için bir rekor bu, tebrik ediyorum. bugünkü trabzonspor maçında da başarılar diliyorum.
kesinlikle ses tonu. parfümü de olabilir ama ses inanılmaz bir karizma yüklüyor erkeğe. çirkin olsa bile başka bir boyuta geçiyor gözümde.
(bkz: nejat işler)
(bkz: okan bayülgen)
(bkz: nejat işler)
(bkz: okan bayülgen)
insan istemiyorum ama yalnızlıktan da çok sıkıldım. ne olursa olursun bir noktada bir insana ihtiyaç duyuyorsun.
köl... aşkın olayım!
icardi için ekran karşısında soyuna... öhm, heyecanlanarak izleyeceğim maç olacaktır.
bdsm kapsamındaysa okeyim.
gittim, 2 ay bile duramadım.
konsept, düşünce olarak güzel ve ekşi'ye alternatif olabilecek bir sözlük ama yazar kitlesi o kadar boktan ki. mesela madalyalı tanım, öne çıkan tanım, sözlük mağazası falan çok başarılı ve yazmaya teşvik eden uygulamalar ama kitle... o mahvediyor işte. erkeklerin çoğunluğu foto atacak, mesajlaşacak yer arıyor. mesela isim vermiyim, bir tane kadın yazar var m ile başlayan. 3-5 tane abaza buna tanım üzerinden yürüyor diye girdiği havalardan geçilmiyor. sözlükte çıkıp büyük büyük konuşuyor böyle, cringe üstüne cringe. kızların büyük çoğunluğu zaten kezban.
çok kıymetli yazarlar da gördüm ama cık, duramadım. uludağ ordan da beter ama en azından burda serbest her şey. hesabınızı tam silemiyorsunuz, kafa izni diye bir şey var. tanımlarınızı silmeden dondurabiliyorsunuz hesabı.
keşke böyle olmasaydı normal sözlük...
konsept, düşünce olarak güzel ve ekşi'ye alternatif olabilecek bir sözlük ama yazar kitlesi o kadar boktan ki. mesela madalyalı tanım, öne çıkan tanım, sözlük mağazası falan çok başarılı ve yazmaya teşvik eden uygulamalar ama kitle... o mahvediyor işte. erkeklerin çoğunluğu foto atacak, mesajlaşacak yer arıyor. mesela isim vermiyim, bir tane kadın yazar var m ile başlayan. 3-5 tane abaza buna tanım üzerinden yürüyor diye girdiği havalardan geçilmiyor. sözlükte çıkıp büyük büyük konuşuyor böyle, cringe üstüne cringe. kızların büyük çoğunluğu zaten kezban.
çok kıymetli yazarlar da gördüm ama cık, duramadım. uludağ ordan da beter ama en azından burda serbest her şey. hesabınızı tam silemiyorsunuz, kafa izni diye bir şey var. tanımlarınızı silmeden dondurabiliyorsunuz hesabı.
keşke böyle olmasaydı normal sözlük...
azgınlığın giderilmesinde çok önemli bir eylem.
candır, hayat kurtarır.
candır, hayat kurtarır.
üniversitede müptelası olduğum ve gerek fiyat gerek tarifin kolaylığı gerekse lezzetinden dolayı kolay kolay bırakmayacağım yoğun karbonhidrat içeren besin.
insan ilişkileri psikolojisiyle alakalıdır. insana ve psikolojiye hakimsen, karşı taraf sinirliyken sakin kalmak karşı tarafı ekstra olarak sinirlendirir. bu yüzden en beklemediği zaman hamleyi yapmak karşı tarafı indirmede daha etkili ve kolay olur.
(bkz: jamie dornan)
(bkz: theo james)
ama jamie daha bir ağır basıyor sanki. hazır efendiliği falan da biliyorken... *
(bkz: theo james)
ama jamie daha bir ağır basıyor sanki. hazır efendiliği falan da biliyorken... *
son yıllarda çıkan komedi filmlerinden daha güzel olan gülse birsel imzalı bir komedi filmi.
filme nihayet bugün gidebildim. açıkçası filme gitmeden önce beklentilerimi ortalama bir seviyede tuttum. çünkü, duyduğum ve okuduğum yerlerde filmi beğenen kitle de beğenmeyen kitle de bir hayli fazlaydı.
dikkat! bundan sonrası ağır spoiler içerir.
--spoiler--
avrupa yakası, gag ve bir erkek bir kadın ile büyümüş biriyim. hala televizyondaki saçma sapan dizileri izleyeceğime açarım bu yapımların herhangi bir bölümünü izlerim. gülse birsel'in sinema filmi yapacağını duyduğumda çok heyecanlanmış, üstüne engin günaydın ve demet evgar'ın da başrol olacağını öğrendiğimde mutluluktan havaya uçmuştum.
öncelikle şunu belirtmem gerekir. ben profesyonel bir eleştirmen ya da sayfalarca senaryo yazmış bir kişi değilim ama o yolda ilerleyen ve nacizane bir şeyler karalayan bir öğrenciyim. benim en büyük idolüm her zaman gülse birsel olmuştur o yüzden asla bir yapımı veya kişiyi eleştirmiyorum. haddime de değil!
film başladığında inanılmaz heyecanlandım çünkü gülse birsel'in senaryosunu yazdığı ilk sinema filmiydi. yalan dünya'nın yayın hayatı boyunca '' dizi saatlerinden ve sansürden '' dert yanan bir kişidir gülse birsel. kendi kendime '' tamam '' dedim, '' özgür ve istediği uzunlukta bir yapım sunacak bize. ''
film boyunca yüzümden gülümseme eksik olmadı. kah hüzünlendim, kah güldüm ama hiç kahkaha atmadım. belki gülse birsel'in amacı izleyenlere kahkaha attırmak değildi ama hiç olmazsa bir ya da iki sahnesinde kahkaha atabileceğimi düşündüm. çünkü karşımda öyle harika bir ekip vardı ki, içinde boş olan hiçbir oyuncu yoktu.
demet evgar'a söylenecek bir söz bulamıyorum. zira kendisine aşığım efenim! o duru oyunculuğu, gerekli zamanlarda gerekli etkiyi izleyenler üstünde yaratan çok değerli bir oyuncu bana göre. dramı da komediyi de mükemmel bir şekilde izleyiciye geçirebiliyor. filmin, tartışmasız yıldızı kesinlikle solmaz karakteriydi zaten.
engin günaydın bana göre çok sönük kalmıştı bu filmde. sanki tekrardan '' burhan altıntop '' olmaktan korkuyor gibiydi. oynadığı fikret karakterinde hep bir gelgit vardı. kendisini bir türlü role verememiş gibiydi. yine söylüyorum engin günaydın hakkında söz söylemek haddim değil sadece seyirci gözüyle birkaç yorum yapıyorum ben.
filmin, demet evgar'dan sonra asıl yıldızı ayta sözeri'dir efenim. sesiyle, hareketleriyle, tavırlarıyla rolü öylesine benimsemişti ki o rakı sofrasında oturup saatlerce onu dinlemek istedim ben. hem istanbul hanımefendisini hem de pavyon şarkıcısını o kadar iyi oynaması beni çok etkiledi. umarım çok başarılı yerlere gelir zira daha fazla görmek istiyorum ben bu zat-ı muhteremi!
gülse birsel... yıl olmuş 2017, hala perukla oynanmaz ki ama ya! plastik makyajların, takma saçların mahalle berberlerinde bile yapıldığı dönemde perukla oynamak izleyiciye saygısızlıktır. oyunculuğuna gelirsek... iki - üç sahnede oynamış ve kaknem mihriban'dan nefret ettirmeyi başarmıştır. bir röportajında '' aile filmleri yazmayı seviyorum '' demiş. gerçekten de aileye özellikle aile kurmaya dair çok güzel mesajlar vermiş gülse birsel. tebrik ediyorum.
erdal özyağcılar ve devrim yakut mükemmel bir ikili olmuş. ikisi de rolünün hakkını başarıyla vermiş.
filmde en sevmediğim sahne ise mihriban'ın üstüne o kocaman avizenin düşmesiydi. aklıma son durak serisi gelmedi desem yalan olur. mihriban karakteri illa hastaneye kaldırılacaksa keşke ayağı takılıp düşseydi ya da böyle basit bir şey olsaydı. o sahnenin bir komedi filmine yakıştığını düşünmüyorum. ayrıca finalde mihriban ne oldu, onu da bilmiyorum. gülse birsel filmde kendini es geçmiş anlaşılan!
filme çok uzun diyenler olmuş ama ben sıkılmadım. bence komedi filmi için ideal bir zamanı vardı.
--spoiler--
diyeceğim odur ki; eğlencelik, tadımlık ve sıcak bir film olmuş aile arasında. küfürler kararındaydı, her sahneye yerleştirilmiş 50.000 tane boş beleş küfür yoktu. 2 saatliğine işten, dersten ve sıkıntılardan uzaklaşmak için ideal bir film. çok büyük beklentilerle girilirse hayal kırıklığına yol açabilir.
filme nihayet bugün gidebildim. açıkçası filme gitmeden önce beklentilerimi ortalama bir seviyede tuttum. çünkü, duyduğum ve okuduğum yerlerde filmi beğenen kitle de beğenmeyen kitle de bir hayli fazlaydı.
dikkat! bundan sonrası ağır spoiler içerir.
--spoiler--
avrupa yakası, gag ve bir erkek bir kadın ile büyümüş biriyim. hala televizyondaki saçma sapan dizileri izleyeceğime açarım bu yapımların herhangi bir bölümünü izlerim. gülse birsel'in sinema filmi yapacağını duyduğumda çok heyecanlanmış, üstüne engin günaydın ve demet evgar'ın da başrol olacağını öğrendiğimde mutluluktan havaya uçmuştum.
öncelikle şunu belirtmem gerekir. ben profesyonel bir eleştirmen ya da sayfalarca senaryo yazmış bir kişi değilim ama o yolda ilerleyen ve nacizane bir şeyler karalayan bir öğrenciyim. benim en büyük idolüm her zaman gülse birsel olmuştur o yüzden asla bir yapımı veya kişiyi eleştirmiyorum. haddime de değil!
film başladığında inanılmaz heyecanlandım çünkü gülse birsel'in senaryosunu yazdığı ilk sinema filmiydi. yalan dünya'nın yayın hayatı boyunca '' dizi saatlerinden ve sansürden '' dert yanan bir kişidir gülse birsel. kendi kendime '' tamam '' dedim, '' özgür ve istediği uzunlukta bir yapım sunacak bize. ''
film boyunca yüzümden gülümseme eksik olmadı. kah hüzünlendim, kah güldüm ama hiç kahkaha atmadım. belki gülse birsel'in amacı izleyenlere kahkaha attırmak değildi ama hiç olmazsa bir ya da iki sahnesinde kahkaha atabileceğimi düşündüm. çünkü karşımda öyle harika bir ekip vardı ki, içinde boş olan hiçbir oyuncu yoktu.
demet evgar'a söylenecek bir söz bulamıyorum. zira kendisine aşığım efenim! o duru oyunculuğu, gerekli zamanlarda gerekli etkiyi izleyenler üstünde yaratan çok değerli bir oyuncu bana göre. dramı da komediyi de mükemmel bir şekilde izleyiciye geçirebiliyor. filmin, tartışmasız yıldızı kesinlikle solmaz karakteriydi zaten.
engin günaydın bana göre çok sönük kalmıştı bu filmde. sanki tekrardan '' burhan altıntop '' olmaktan korkuyor gibiydi. oynadığı fikret karakterinde hep bir gelgit vardı. kendisini bir türlü role verememiş gibiydi. yine söylüyorum engin günaydın hakkında söz söylemek haddim değil sadece seyirci gözüyle birkaç yorum yapıyorum ben.
filmin, demet evgar'dan sonra asıl yıldızı ayta sözeri'dir efenim. sesiyle, hareketleriyle, tavırlarıyla rolü öylesine benimsemişti ki o rakı sofrasında oturup saatlerce onu dinlemek istedim ben. hem istanbul hanımefendisini hem de pavyon şarkıcısını o kadar iyi oynaması beni çok etkiledi. umarım çok başarılı yerlere gelir zira daha fazla görmek istiyorum ben bu zat-ı muhteremi!
gülse birsel... yıl olmuş 2017, hala perukla oynanmaz ki ama ya! plastik makyajların, takma saçların mahalle berberlerinde bile yapıldığı dönemde perukla oynamak izleyiciye saygısızlıktır. oyunculuğuna gelirsek... iki - üç sahnede oynamış ve kaknem mihriban'dan nefret ettirmeyi başarmıştır. bir röportajında '' aile filmleri yazmayı seviyorum '' demiş. gerçekten de aileye özellikle aile kurmaya dair çok güzel mesajlar vermiş gülse birsel. tebrik ediyorum.
erdal özyağcılar ve devrim yakut mükemmel bir ikili olmuş. ikisi de rolünün hakkını başarıyla vermiş.
filmde en sevmediğim sahne ise mihriban'ın üstüne o kocaman avizenin düşmesiydi. aklıma son durak serisi gelmedi desem yalan olur. mihriban karakteri illa hastaneye kaldırılacaksa keşke ayağı takılıp düşseydi ya da böyle basit bir şey olsaydı. o sahnenin bir komedi filmine yakıştığını düşünmüyorum. ayrıca finalde mihriban ne oldu, onu da bilmiyorum. gülse birsel filmde kendini es geçmiş anlaşılan!
filme çok uzun diyenler olmuş ama ben sıkılmadım. bence komedi filmi için ideal bir zamanı vardı.
--spoiler--
diyeceğim odur ki; eğlencelik, tadımlık ve sıcak bir film olmuş aile arasında. küfürler kararındaydı, her sahneye yerleştirilmiş 50.000 tane boş beleş küfür yoktu. 2 saatliğine işten, dersten ve sıkıntılardan uzaklaşmak için ideal bir film. çok büyük beklentilerle girilirse hayal kırıklığına yol açabilir.