bugün
- kolye142
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı9
- bik bik'in kraliçe olması11
- sarı tekerin yazar olamaması9
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- peynir dolgulu jalapeno4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- hacker saldırısı gazileri8
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- cep telefonu22
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- nokia20
- türkiye20
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi5
- fransa8
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- usualsuspects'in ayağı4
- azerbaycan5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- tır şoförü olmayı istemek14
- almanya11
- her boku yiyip suçu şeytana atmak2
- yılmaz erdoğan2
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- araba3
- meltem hendem2
- antalya2
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- esaretin bedeli5
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- bilim3
- ay3
- uzay3
- konya denilince akla gelenler7
- fon vurgunu24
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
entry'ler (35)
bir rehabilitasyon merkezinde öğretmenlik yapıyorum. birsürü öğrencim var. geçenlerde aralarına bir tanesi daha katıldı. elif. önce sınıfa gidip elif i çağırdım. sonra birebir ders yapacağımız sınıfa geçtik. ardından tanıştık. türkçe dersi yapmamız gerekiyordu. kitaplığıma yöneldim ve kitabı bulamadım. elif e dönüp:
-elifcim sen beni bekle ben geleceğim şimdi. kitabımızı bulmam lazım, dedim.
sınıfa dönmem bir dakika sürdü. döndüğümde elif çantamı açmış cüzdanımı karıştırıyordu. elif le göz göze geldik. gözlerinde beni mutlu edecek birşeyler vardı. korkmuştu ve en önemlisi de utanmıştı. yaptığı şeyin farkındaydı. hemen tepki vermeden önce bir nefes aldım.
-elif napıyorsun?
-öğretmenim valla ben bir şey almayacaktım çantadan. sadece cüzdandan birşeyler düşmüştü yerine koyacaktım, dedi.
ben tabi inanmadım. ikimiz de ayakta kaldık öyle birkaç saniye. neyse ben kitabı masaya koydum. elif de oturdu. onunla bir süre konuştum. artık dersten ziyade bazı şeyleri yapıp yapmaması üzerinde durmam lazımdı. gözlerindeki korkuya yalvarmalara dayanamadım. bir taraftan konuştum bir taraftan da yere düşen kalemi alayım dedim. tam kalemi alacaktım ki elif in ayaklarıyla tanışmış oldum. elif in üşüyen ayaklarıyla...
elif in ayaklarında sadece terlik vardı. ben kalemi yerine koyarken ne nasihat kaldı aklımda ne de konuşma hevesi. sonra dikkatlice bakınca çocuğumun üstünde zaten doğru düzgün bir kıyafet olmadığını gördüm. hepsi kirli gibiydi sanki. direkt derse başladım konuyu kapatıp.
ders boyunca ona para verip vermemek konusunda kendimle savaştım. ya onun olumsuz davranışını pekiştirecektim ya da elif ayakkabısız kalacaktı. belli bir süre geçtikten ve belli başarılar gösterdikten sonra ona ayakkabı almaya karar verdim sözlük. en doğrusu bu olacaktı.
-elifcim sen beni bekle ben geleceğim şimdi. kitabımızı bulmam lazım, dedim.
sınıfa dönmem bir dakika sürdü. döndüğümde elif çantamı açmış cüzdanımı karıştırıyordu. elif le göz göze geldik. gözlerinde beni mutlu edecek birşeyler vardı. korkmuştu ve en önemlisi de utanmıştı. yaptığı şeyin farkındaydı. hemen tepki vermeden önce bir nefes aldım.
-elif napıyorsun?
-öğretmenim valla ben bir şey almayacaktım çantadan. sadece cüzdandan birşeyler düşmüştü yerine koyacaktım, dedi.
ben tabi inanmadım. ikimiz de ayakta kaldık öyle birkaç saniye. neyse ben kitabı masaya koydum. elif de oturdu. onunla bir süre konuştum. artık dersten ziyade bazı şeyleri yapıp yapmaması üzerinde durmam lazımdı. gözlerindeki korkuya yalvarmalara dayanamadım. bir taraftan konuştum bir taraftan da yere düşen kalemi alayım dedim. tam kalemi alacaktım ki elif in ayaklarıyla tanışmış oldum. elif in üşüyen ayaklarıyla...
elif in ayaklarında sadece terlik vardı. ben kalemi yerine koyarken ne nasihat kaldı aklımda ne de konuşma hevesi. sonra dikkatlice bakınca çocuğumun üstünde zaten doğru düzgün bir kıyafet olmadığını gördüm. hepsi kirli gibiydi sanki. direkt derse başladım konuyu kapatıp.
ders boyunca ona para verip vermemek konusunda kendimle savaştım. ya onun olumsuz davranışını pekiştirecektim ya da elif ayakkabısız kalacaktı. belli bir süre geçtikten ve belli başarılar gösterdikten sonra ona ayakkabı almaya karar verdim sözlük. en doğrusu bu olacaktı.
kendi alanında çalışmıyor olsa da geminis in ta kendisidir.
(bkz: sınıf öğretmenliği)
(bkz: özel eğitim)
(bkz: sınıf öğretmenliği)
(bkz: özel eğitim)
bir adam çıkıp karşıma bana değer vermeye başlıyor sözlük ve ben her seferinde aynı şeyi yapıyorum, kaçıyorum. korkuyorum.
iş yerinde herkes çok iyi. patronum şahane konuşma becerisine sahip güçlü bir kadın. sorun yok yani. ama sanki içlerinden bir hocamız onu işinden edeceğimi ,edebileceğimi, düşünüyor ki geçenlerde "benim ayağımı kaydırma da ne yaparsan yap!"dedi ve çok gergin bir şekilde kahkaha attı ardından. ben de sadece gülebildim ona. sözlük o gitsin ya ordan. o zaman gerçekten benim gerginliğim de onun gerginliği de son bulacak. *
tedavisi yoktur. herhangi psikolojik bir sebepten görülebilir. bebeklerin çok güldüklerinde nefeslerinin kesilmesi durumuna benzer diyebiliriz. belirtileri ise;
yürürken diz kapaklarının sizi taşıyamaması,
gülmekte zorluk çekmeniz,
beyinde yanma hissi.
yürürken diz kapaklarının sizi taşıyamaması,
gülmekte zorluk çekmeniz,
beyinde yanma hissi.
özlediğim şehir. tatilde ne yapsam diye düşünenler mutlaka gitsin. insanları da iyidir ayrıca.
havlu. neden bilmiyorum evimde mutlaka onlarca temiz havlu olmalı.
ahmet ve kuzey.
özlenen dizi.
biraralar gülemiyordum. basbaya gülemiyordum. ama sonra bunu aşmayı öğrendim sözlük. zor günlerdi.
bal rengidir.
sınıfımızda diyarbakırlı kürt bir arkadaşımız vardı. kimse onunla konuşmazdı. sebebi de sadece kürt olmasıydı. birgün dikkatimi çekti sürekli kitap okuyordu. yanına gidip konuştum öyle havadan sudan. sonra en yakın arkadaşım oldu. sürekli kitaplardan bahsederdik. hem de hayat görüşlerimiz ve okuduklarımız birbirine hiç ama hiç uymazken. ardından sınıftakiler benle de konuşamamaya başladı. sadece onları anlamaya çalıştım. onlara hiç kızmadım. lise bitti ben üniversiteye gittim ve duydum ki arkadaşım hapse girmiş. o, ya bu yolu kendisi seçmişti ya da sınıftaki o küçük beyinliler gibi çok insanla karşılaşmıştı sözlük. *
diesel only the brave wild. *
o son hediyeyi almayacaktım sözlük.
mesele para değil.
mesele geçen zaman da değil.
ilk defa içimde güçlü ve bir o kadar da hafif hissettiren bir duygu vardı.
hepsini aldı ve gitti sözlük.
mesele para değil.
mesele geçen zaman da değil.
ilk defa içimde güçlü ve bir o kadar da hafif hissettiren bir duygu vardı.
hepsini aldı ve gitti sözlük.
seni kaybetmek istemiyorum.
babam işten gelmişti. ben daha altı yaşındaydım. erkek kardeşimle bana sakız almıştı. bu şekerli olanlardan... tatlı tatlı gülüyordu bize sakızları verirken. önce ben atıldım ve sakızlardan birini aldım. sonra kardeşimin elindeki sakıza baktım. hemen onun elindekine de saldırdım. yazık yavrum canım kardeşim hiçbir şey demedi. ardından değiştirdim sakızları. halbuki sakızlar aynıydı! Allah' ım! neyse çocukluk işte. sakızlarımızı çiğnedik şekerli tadı gidene kadar. büyük ihtimalle de yuttuk şekeri gidince *
(bkz: işte öyle bir şey)
(bkz: işte öyle bir şey)
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
sadece bir kısmı.
bu şiir bana ömer' i hatırlatıyor. neden diye sormayın. ağlamak istemiyorum. *
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
sadece bir kısmı.
bu şiir bana ömer' i hatırlatıyor. neden diye sormayın. ağlamak istemiyorum. *
cemre ya da asya.