bugün
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı27
- moğolların araplara saldırma nedeni11
- enayimiknatisii25
- 14 ekim 20267
- 007 dayı12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- dede nine isimleri5
- sözlükteki seks tarikatı6
- erkeği karizmatik gösteren şeyler23
- akrabaların içindeki en zengin insan6
- barcelona ve ispanya'nın pas yapma olayı3
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı85
- seks neden ayıptır8
- dün gece intihar eden sözlük yazarı11
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- 007'nin ilk 20 dk gol yemezsek iyi yorumu8
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- deve sidiği içen piç8
- yogartiksen15
- naruto dayı seni seviyorum7
- arkadaşlar linçlemeyecekseniz sizce ben8
- erkek yazarların doğum günlerinin kutlanmaması9
- yoğurt yapmanın püf noktaları5
- yeni parti'nin halk tv protestosu3
- karım çapkınlık yapmama izin veriyor7
- dem terör partisi22
- israilin husilere karşı suudilere katılması7
- yol3
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- birisi bakarken işeyememek2
- diktatör erdoğan18
- 24 yaşında el değmemiş çıtır erkek6
- akp iktidarı13
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- gokyuzunun silinen rengi9
- ayyaş piç3
- kapitalizm işçiye sadece lahmacun vaat ediyor5
- 1 milyon lirayı küçümseyen asgari ücretli3
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı8
- lambada titreyen alevin üzerini örtmek5
- hırt sorununa kesin çözüm8
- bedeviden peydah olup bedevi beğenmemek4
- dana şırdan2
- bu sefer kesin vintange kız olacam6
- piç'i azam2
- uzaylılar neye inanır6
- gocunun finosu4
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum18
- konyalıların özellikleri10
- windows3
bir kemalist olmayarak, kemalistlerin özenle ve anlayarak okumasını dilediğim sonra da aynaya bakıp kendileriyle yüzleşmelerini ve kendilerine buradan yola çıkarak bazı sorular sormalarını istediğim enfes attila ilhan kitabıdır.
putçuluktan, devrim yobazlığından, halka saldıran halksız , batıcı , taklitçi laik tamtamcılıktan uzak, azıllı ve kahraman bir antiemperyalist olan attila ilhan'a yakışan eserdir.
okudukça , katılmadığınız bazı noktaları olsa bile "evet, işte bu atatürk" dedirtir.
bilhassa "emperyalizme karşı türk-arap dayanışması" başlıklı bölümünde özellikle türkiye'nin şu günkü ortadoğu politikasına dair dersler çıkarılacak ve altı çizilecek önemli hususları barındırmaktadır.
gazi'ye ait 1922 tarihli şu bildik pasaja da rastlanır :
--spoiler--
Efendiler,
Avrupa'nın bütün ilerlemesine yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre uygun yapmak, yürümek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatiyle, ecnebilerin planlarıyla yükseltilebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. işte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür.
Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa'nın en önemli devletleri, Türkiye'nin zararıyla, Türkiye'nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran, en güçlü gelişmeler, Türkiye'nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi, denebilir ki ingiltere'nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı. Türkiye, Viyana'dan sonra Peşte ve Belgrat'ta yenilmeseydi, Avusturya/Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, italya, Almanya da, aynı kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini geliştirmişler ve güçlendirmişlerdir.
Bir şeyin zararıyla, bir şeyin yok olmasıyla yükselen şeyler, elbette, o şeylerden zarar görmüş olanı alçaltır. Gerçekten de Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına karşılık, Türkiye gerilemiş, düştükçe düşmüştür. Türkiye'yi yok etmeye girişenler, Türkiye'nin ortadan kaldırılmasında çıkar ve hayat görenler, zararlı olmaktan çıkmışlar, aralarında çıkarları paylaşarak, birleşmiş ve ittifak etmişlerdir. Ve bunun sonucu olarak, birçok zekâlar, duygular, düşünceler, Türkiye'nin yok edilmesi noktasında yoğunlaştırılmıştır. Ve bu yoğunlaşma, yüzyıllar geçtikçe oluşan kuşaklarda, adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür. Ve bu geleneğin, Türkiye'nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda, nihayet Türkiye'yi ıslah etmek, Türkiye'yi uygarlaştırmak gibi birtakım bahanelerle, Türkiye'nin iç hayatına, iç yönetimine işlemiş ve sızmışlardır. Böyle elverişli bir zemin hazırlamak güç ve kuvvetini elde etmişlerdir.
Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddi şeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye ve Türk halkı, ahlâk bakımından da düşüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Doğu maneviyatıyla sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Doğu'yla Batı'nın birleştiği yerde bulunduğumuz, Batı'ya yaklaştığımızı zannettiğimiz takdirde, asıl mayamız olan Doğu maneviyatından tamamıyla soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki bundan, bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten başka, bir sonuç beklenemez.
Bu düşüşün çıkış noktası korkuyla, aczle başlamıştır.
Türkiye'nin, Türk halkının nasılsa başına geçmiş olan birtakım insanlar, galip düşmanlar karşısında, susmaya mahkûmmuş gibi, Türkiye'yi âtıl ve çekingen bir halde tutuyorlardı. Memleketin ve milletin çıkarlarının gerektiğini yapmakta korkak ve mütereddit idiler. Türkiye'de fikir adamları, âdetâ kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki: Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı.Onlar bizi idare etsin diyorlardı.
--spoiler--
putçuluktan, devrim yobazlığından, halka saldıran halksız , batıcı , taklitçi laik tamtamcılıktan uzak, azıllı ve kahraman bir antiemperyalist olan attila ilhan'a yakışan eserdir.
okudukça , katılmadığınız bazı noktaları olsa bile "evet, işte bu atatürk" dedirtir.
bilhassa "emperyalizme karşı türk-arap dayanışması" başlıklı bölümünde özellikle türkiye'nin şu günkü ortadoğu politikasına dair dersler çıkarılacak ve altı çizilecek önemli hususları barındırmaktadır.
gazi'ye ait 1922 tarihli şu bildik pasaja da rastlanır :
--spoiler--
Efendiler,
Avrupa'nın bütün ilerlemesine yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre uygun yapmak, yürümek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatiyle, ecnebilerin planlarıyla yükseltilebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. işte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür.
Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa'nın en önemli devletleri, Türkiye'nin zararıyla, Türkiye'nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran, en güçlü gelişmeler, Türkiye'nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi, denebilir ki ingiltere'nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı. Türkiye, Viyana'dan sonra Peşte ve Belgrat'ta yenilmeseydi, Avusturya/Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, italya, Almanya da, aynı kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini geliştirmişler ve güçlendirmişlerdir.
Bir şeyin zararıyla, bir şeyin yok olmasıyla yükselen şeyler, elbette, o şeylerden zarar görmüş olanı alçaltır. Gerçekten de Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına karşılık, Türkiye gerilemiş, düştükçe düşmüştür. Türkiye'yi yok etmeye girişenler, Türkiye'nin ortadan kaldırılmasında çıkar ve hayat görenler, zararlı olmaktan çıkmışlar, aralarında çıkarları paylaşarak, birleşmiş ve ittifak etmişlerdir. Ve bunun sonucu olarak, birçok zekâlar, duygular, düşünceler, Türkiye'nin yok edilmesi noktasında yoğunlaştırılmıştır. Ve bu yoğunlaşma, yüzyıllar geçtikçe oluşan kuşaklarda, adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür. Ve bu geleneğin, Türkiye'nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda, nihayet Türkiye'yi ıslah etmek, Türkiye'yi uygarlaştırmak gibi birtakım bahanelerle, Türkiye'nin iç hayatına, iç yönetimine işlemiş ve sızmışlardır. Böyle elverişli bir zemin hazırlamak güç ve kuvvetini elde etmişlerdir.
Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddi şeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye ve Türk halkı, ahlâk bakımından da düşüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Doğu maneviyatıyla sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Doğu'yla Batı'nın birleştiği yerde bulunduğumuz, Batı'ya yaklaştığımızı zannettiğimiz takdirde, asıl mayamız olan Doğu maneviyatından tamamıyla soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki bundan, bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten başka, bir sonuç beklenemez.
Bu düşüşün çıkış noktası korkuyla, aczle başlamıştır.
Türkiye'nin, Türk halkının nasılsa başına geçmiş olan birtakım insanlar, galip düşmanlar karşısında, susmaya mahkûmmuş gibi, Türkiye'yi âtıl ve çekingen bir halde tutuyorlardı. Memleketin ve milletin çıkarlarının gerektiğini yapmakta korkak ve mütereddit idiler. Türkiye'de fikir adamları, âdetâ kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki: Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı.Onlar bizi idare etsin diyorlardı.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar