bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- yaşanmamışların yası5
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- claudian clouds33
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- anın görüntüsü25
- günlük2
- yazarların akşam yemekleri5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sözlük kızlarının kekleri24
- kadınlar6
- önyargı2
- true'nun engelli olması6
- true ile tatlı sert3
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- okan buruk9
- allah11
- morkstar2
- meriç dükalığı8
- sarapci koala hatayi33
- sevdiğiniz yazarlar8
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- islamda namaz yoktur30
- seni tanıyorum4
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung8
- amedspor maçından korkmak3
- fusya semsiyeli yabanci22
- alışkanlığı karakter sanmak2
- kürdistan10
- victor osimhen2
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- kendini yok etmek istemek2
- cumartesi gecesi sıkıcılığı2
- sapık başlık açarken sapıklığa uğramak2
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- sözlüğün ölü gibi olması5
- remote çalışırken slack te flört etmek2
20. yy alman edebiyatının güçlü yazarlarından birisidir, thomas bernhard. aynı zamanda sıradışıdır. daha doğrusu bunun dozu da pek fazladır, çünkü eserlerinde max scheler'in hedefi belirsiz kin olarak addettiği ''resentment'' kavramı hemen hemen her eserinde yer alır.
avusturyalıların her eserinde ağzına sıçar onların hepsinin bu ülke tımarhanesinden çıktıklarını söyler, tualetlerine varana kadar eleştirir. hata eski ustalar isimli eseri de bir nevi ''eski ustalar'' olarak addedilen bir takım filozofları kendi tabiriyle ''sağılamaz derecede yüklü bir felsefe ineği olan sapına kadar alman'' heidegger'i hatta yerden yere vurur. aslında bernhard içimizde belki de hiç bir zaman söyleyeceğimiz belki de bize zarar veren keskin sirkeyi sürekli dışına akıtır.
ve bunu hemen hemen her roman, anlatı ve oyununda tekrarlar. bunu özellikle frost/don isimli ilk romanında derinden derine hissettim, belki de ilk okuduğum romanı olması dolayısıyla. dikkatimi çeken kitaplarındna birisi de der stimmenimitator/ses taklitçisi isimli eseridir. bu eserde özellikle nokta vuruşlarını çok yapar. bir anda neye uğradığınızı şaşırırsınız.
bunu yanında sansürden de pek etkilenmiş bir yazardır bernhard. belki de avusturya'nın üvey evladıdır. annesini ya da babasını tekmelelemiştir belki zamanında belki onlar onu tekmelemiştir kim bilir?
bunlarla birlikte thomas bernhard'ın eserlerinde otobiyografik unsurlar önemli yer tutar. bilindiği gibi kendisi mozarteum'da eğitim görmüştür ve aynı zamanda ''bitik adam'' da yer alan kahramanımız da bu okulda eğitim görmüş. hemen hemen tüm karakterleri ailesinden kopuk, izole eidlmiş esaslı iki üç dost dışında pek yakın çevresi olmayan ve bilinç akımının sürekli gerçekleştiren karakterlerdir. ve sürekli sorgular bu karakterler ama sorgularken de aynı zamanda kendilerini yok ederler ''yoketme bir parçalanma'' isimli eserde gerçekleştiği gibi.. karakteri sürekli varolabilmesi için kendini yok etmesi ve parçalaması gerektiğine inanmıştır.
bununla birlikte bu yok etme parçalanma ve bir daha ki yok ediş için tekrar kendini toparlama sürecinde bernhard hemen hemen bir çok şeyi sorgular. nasyonal sosyalizm, yaşadığı çevre, roma, reel sosyalizm, sanat, eski filozoflar, ot, bok, bok ve ot. açıkçası bazen insanın beyninin duracak duruma getirir bernhard.
ama bernhard'ın çok önemli bir özelliği vardır; ve bu özeliği hep dikkat çekmiştir. ''tekrarlar!'' ve bu tekrarlarda bernhard'ın eserlerinin banşından sonuna kadar hiç bitmeyen bir dil enejisi gizlidir bu yönden okuyucuyu hep dinç tutar. ve beynin sorgulama yönünde zorlar.
aslında bernhard eserlerinde hep iğrendiği şeyleri yaşar ve aynı zamanda bu iğrendiği şeylerden güç alır. valery'nin dediği gibi''nefret edip tiksindiğimiz bayağılıklarımızdan alsında yakından ilgileniriz'' dememiş miydi? ve hep bu iğrendiği şeyleri yapar, aslında sevdiği birşey de yoktur. belki nefret ederek yok ederek varoluyordur.
avusturyalıların her eserinde ağzına sıçar onların hepsinin bu ülke tımarhanesinden çıktıklarını söyler, tualetlerine varana kadar eleştirir. hata eski ustalar isimli eseri de bir nevi ''eski ustalar'' olarak addedilen bir takım filozofları kendi tabiriyle ''sağılamaz derecede yüklü bir felsefe ineği olan sapına kadar alman'' heidegger'i hatta yerden yere vurur. aslında bernhard içimizde belki de hiç bir zaman söyleyeceğimiz belki de bize zarar veren keskin sirkeyi sürekli dışına akıtır.
ve bunu hemen hemen her roman, anlatı ve oyununda tekrarlar. bunu özellikle frost/don isimli ilk romanında derinden derine hissettim, belki de ilk okuduğum romanı olması dolayısıyla. dikkatimi çeken kitaplarındna birisi de der stimmenimitator/ses taklitçisi isimli eseridir. bu eserde özellikle nokta vuruşlarını çok yapar. bir anda neye uğradığınızı şaşırırsınız.
bunu yanında sansürden de pek etkilenmiş bir yazardır bernhard. belki de avusturya'nın üvey evladıdır. annesini ya da babasını tekmelelemiştir belki zamanında belki onlar onu tekmelemiştir kim bilir?
bunlarla birlikte thomas bernhard'ın eserlerinde otobiyografik unsurlar önemli yer tutar. bilindiği gibi kendisi mozarteum'da eğitim görmüştür ve aynı zamanda ''bitik adam'' da yer alan kahramanımız da bu okulda eğitim görmüş. hemen hemen tüm karakterleri ailesinden kopuk, izole eidlmiş esaslı iki üç dost dışında pek yakın çevresi olmayan ve bilinç akımının sürekli gerçekleştiren karakterlerdir. ve sürekli sorgular bu karakterler ama sorgularken de aynı zamanda kendilerini yok ederler ''yoketme bir parçalanma'' isimli eserde gerçekleştiği gibi.. karakteri sürekli varolabilmesi için kendini yok etmesi ve parçalaması gerektiğine inanmıştır.
bununla birlikte bu yok etme parçalanma ve bir daha ki yok ediş için tekrar kendini toparlama sürecinde bernhard hemen hemen bir çok şeyi sorgular. nasyonal sosyalizm, yaşadığı çevre, roma, reel sosyalizm, sanat, eski filozoflar, ot, bok, bok ve ot. açıkçası bazen insanın beyninin duracak duruma getirir bernhard.
ama bernhard'ın çok önemli bir özelliği vardır; ve bu özeliği hep dikkat çekmiştir. ''tekrarlar!'' ve bu tekrarlarda bernhard'ın eserlerinin banşından sonuna kadar hiç bitmeyen bir dil enejisi gizlidir bu yönden okuyucuyu hep dinç tutar. ve beynin sorgulama yönünde zorlar.
aslında bernhard eserlerinde hep iğrendiği şeyleri yaşar ve aynı zamanda bu iğrendiği şeylerden güç alır. valery'nin dediği gibi''nefret edip tiksindiğimiz bayağılıklarımızdan alsında yakından ilgileniriz'' dememiş miydi? ve hep bu iğrendiği şeyleri yapar, aslında sevdiği birşey de yoktur. belki nefret ederek yok ederek varoluyordur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar