bugün
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek16
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı5
- en sevdiğiniz müzik türü8
- chp'nin hali ne olacak33
- kimseye borç vermeyen insan9
- hoşlanılan kızın ittihatçı çıkması5
- sedat pekmez karakteri3
- m r e r e c t o20
- uysaljakoben buraya bak aslanım2
- bir kadını sözlük yazarı yapıp onunla sex yapmak4
- başarılı sigara bırakma teknikleri5
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması5
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi2
- mecnun bir am için çöllere düşmesi3
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları4
- 35 yaşında şort giyen erkeklerin olması4
- togg t10f4
- mhp li yazarlar5
- bihter2
- aisu3
- hiç gelmeyecek birini beklemek3
- zayıflamanın en güzel yanı3
- dirilse konserine gidilecek sanatçı5
- el sıkıştığında ne hissediyorsun7
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak7
- sedat pekmez24
- lvbel c5 dinlemenin zevkli olması2
- almanya2
- diamond bosphoruss denen yazar22
- hürmüz boğazı nda abd helikopteri düştü3
- erkek adam dediğin3
- esat oktay yıldıran4
- aşkını itiraf edememek2
- vurdurmayan sözlük yazarları6
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- bir gün onsuz kaç saattir sorunsalı5
- özdemir asaf bir gün taksiye biner3
- gram altın5
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler3
- gocu28
- aylık 339 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- true nun çaylak olması3
- kayyum kemal8
- özgür özel den kılıçdaroğlu'na ihraç uyarısı4
- eve atılan kızın ekşici çıkması6
- tai lung11
- kızlar kıllı göbek sever mi3
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- sözlükteki porno muhabbetlerini lanetlemek2
- asansöre binerken ayakkabıları çıkartmak2
filmi 3 sefer izledikten sonra buraya hakkında yorum yazmaya karar verdim açıkçası. yazarların yaptığı çoğu yorumuda okudum ve kendi adıma çok beğendiğimi söyleyebilirim.
--spoiler--
öncelikle bu film ne matrix ile karşılaştırılabilir ne de başka bir filmle. bir defa işlenen konu ve yapılan işlem bakımından çok farklı idi. ayrıca matrix filmi diye bahsettiğiniz film bir üçleme arkadaşlar. evet üç filmden oluşuyor yani, ve üçünün toplamında açıklanan şeyler bize dünya üzerindeki herşeyi programlardan oluştuğunu aslında bu dünyanın gerçek olmadığını söylüyor.
inception ise tamamen bambaşka bir yapıdadır. bu filmde çocuklarını özlemiş, karısının intiharından kendini sorumlu tutan, psikolojik problemli bir babanın hikayesini izliyoruz. bu babanın elinde ki para kazanmasını sağlayan tek mesleği ise milletin rüyalarında dolanması ve onların sırlarını çalıp başkalarına söylemesi. kendisinin dünyanın en iyi fikir çalıcısı olduğunu söylüyor filmin başında bizlere. ancak başarısız oluyor, * fakat bu başarısızlık dom cobb'a yeni bir iş olanağı sağlıyor ve bugüne kadar yaptığı şeyin tam tersi isteniyor ondan. fikir yerleştirme ya da fikir ekme siz nasıl söylerseniz. ve karşılığında da çocuklarına dönmek vaad ediliyor. daha sonra gelişen olayları hepimiz biliyoruz.
ilk olarak, bir kaç arkadaş "rüyaya girilen aleti açıklamadı bik bik" diye bişeyler söylemiş, madem ki anlamamışlar ben anlatayım o zaman, öncelikle o çantanın içinden çıkan kabloların ucunda iğne veya benzeri bir enjektör olduğunu hepimiz anladık sanırım? çantanın içine yatıştırıcı konulduğunu ve o büyük kırmızı düğmeye basıldığında çıkan fıss sesiyle o yatıştırıcının enjekte edildiğini de anladık değil mi film boyunca? peki hangi kısımları anlamadınız dostlar?
ikinci olarak söylemek istediğim şey, rüya içinde rüya olgusunun çok iyi işlenmiş olması. bilinçaltının yansımaları vs. olgularla kuvvetlendirilmiş olması daha da iyi olmuş. bu olayı anlamayanlar için cobb abimizin ariadne'yi kendi rüyasında gezdirişini tekrar izlemesini öneriyoruz, ne diyor cobb abim? mimarlar labirenti tasarlar, biz rüyasına girdiğimiz kişiyi o labirente getiririz *, ve onlar da labirenti bilinçaltıyla doldurur. rüya içinde rüya olgusunun fikir ekmekte özellikle gerekli olmasının sebebini ise eames abimiz işi planlarken bize anlatıyor. "birinci aşamada ben browning'in kılığına girip onu işi benim yaptırdığıma inandıracağım, ikinci aşamada ise zaten fischer'ın browning ile ilgili yansıması ona aynı şeyleri söyleyecektir. kendiliğinden böyle düşünmeli tek yolu bu." diyor. yani katman inmek zorunlu imiş.
üçüncü olarakta, bir arkadaş demiş ki, dom cobb, saito'nun limbosuna nasıl düştü? bunu da cobb abimiz, eames'in saito'yu öldürmesini engellediğinde ariadne sormuştu, "limbo mu? o da ne?" ve arthur abimiz ne dedi? "içinde sadece sınıflandırılmamış saf bilinçaltı bulunan ortak rüya paylaşım mekanı." yani limbo herkes için ortak mekan. mal ve dom orada 50 yıl sıkıştıkları için koca bir şehir kurmuşlar oraya. ancak onlardan önce hiçbir şey yoktu orada. dom cobb minibüsün içinde ölüp oraya düştüğünde, zaten yıllardır orada olan saito'yu daha önceden mal ve dom'un yarattığı yere yerleşmiş ve büyük bir krallık kurmuş olarak görüyoruz. ve dom oraya geldiğinde aralarında geçen konuşmada saito'ya yalvaran gözlerle bakıyor ve diyor ki : "come back, and we can be young men together again." daha sonra saito'nun eli silaha gidiyor ve muhtemelen ikisinide öldürüyor ve uçakta uyanıyorlar. yani diğerleri katmanlardan geçerek uyanırlarken saito ve cobb express geçişle uçağa kadar çıkıyorlar.
filmin sonunda ise topacın titreyerek, durmak ile durmamak arasında kalması ise tamamen christopher nolan'ın ibneliğinden kaynaklıdır. kesinlikle tırt bir son olduğu için biraz aksiyon koymak amaçlı değil, seyircinin anın gerçekliğini sorgulaması için yapılmıştır. kısaca, "yaşadığınız hayat ne kadar gerçek?" diyor bize ibne.
--spoiler--
sonuç olarak, güzel filmdi. yine olsa yine izlerim, yine etkilenirim. benim için kült filmler arasına girmiştir bu film. ve afişi evimin duvarını süsleyecek büyük ihtimalle.
edit : imla hatalarımdan dolayı.
--spoiler--
öncelikle bu film ne matrix ile karşılaştırılabilir ne de başka bir filmle. bir defa işlenen konu ve yapılan işlem bakımından çok farklı idi. ayrıca matrix filmi diye bahsettiğiniz film bir üçleme arkadaşlar. evet üç filmden oluşuyor yani, ve üçünün toplamında açıklanan şeyler bize dünya üzerindeki herşeyi programlardan oluştuğunu aslında bu dünyanın gerçek olmadığını söylüyor.
inception ise tamamen bambaşka bir yapıdadır. bu filmde çocuklarını özlemiş, karısının intiharından kendini sorumlu tutan, psikolojik problemli bir babanın hikayesini izliyoruz. bu babanın elinde ki para kazanmasını sağlayan tek mesleği ise milletin rüyalarında dolanması ve onların sırlarını çalıp başkalarına söylemesi. kendisinin dünyanın en iyi fikir çalıcısı olduğunu söylüyor filmin başında bizlere. ancak başarısız oluyor, * fakat bu başarısızlık dom cobb'a yeni bir iş olanağı sağlıyor ve bugüne kadar yaptığı şeyin tam tersi isteniyor ondan. fikir yerleştirme ya da fikir ekme siz nasıl söylerseniz. ve karşılığında da çocuklarına dönmek vaad ediliyor. daha sonra gelişen olayları hepimiz biliyoruz.
ilk olarak, bir kaç arkadaş "rüyaya girilen aleti açıklamadı bik bik" diye bişeyler söylemiş, madem ki anlamamışlar ben anlatayım o zaman, öncelikle o çantanın içinden çıkan kabloların ucunda iğne veya benzeri bir enjektör olduğunu hepimiz anladık sanırım? çantanın içine yatıştırıcı konulduğunu ve o büyük kırmızı düğmeye basıldığında çıkan fıss sesiyle o yatıştırıcının enjekte edildiğini de anladık değil mi film boyunca? peki hangi kısımları anlamadınız dostlar?
ikinci olarak söylemek istediğim şey, rüya içinde rüya olgusunun çok iyi işlenmiş olması. bilinçaltının yansımaları vs. olgularla kuvvetlendirilmiş olması daha da iyi olmuş. bu olayı anlamayanlar için cobb abimizin ariadne'yi kendi rüyasında gezdirişini tekrar izlemesini öneriyoruz, ne diyor cobb abim? mimarlar labirenti tasarlar, biz rüyasına girdiğimiz kişiyi o labirente getiririz *, ve onlar da labirenti bilinçaltıyla doldurur. rüya içinde rüya olgusunun fikir ekmekte özellikle gerekli olmasının sebebini ise eames abimiz işi planlarken bize anlatıyor. "birinci aşamada ben browning'in kılığına girip onu işi benim yaptırdığıma inandıracağım, ikinci aşamada ise zaten fischer'ın browning ile ilgili yansıması ona aynı şeyleri söyleyecektir. kendiliğinden böyle düşünmeli tek yolu bu." diyor. yani katman inmek zorunlu imiş.
üçüncü olarakta, bir arkadaş demiş ki, dom cobb, saito'nun limbosuna nasıl düştü? bunu da cobb abimiz, eames'in saito'yu öldürmesini engellediğinde ariadne sormuştu, "limbo mu? o da ne?" ve arthur abimiz ne dedi? "içinde sadece sınıflandırılmamış saf bilinçaltı bulunan ortak rüya paylaşım mekanı." yani limbo herkes için ortak mekan. mal ve dom orada 50 yıl sıkıştıkları için koca bir şehir kurmuşlar oraya. ancak onlardan önce hiçbir şey yoktu orada. dom cobb minibüsün içinde ölüp oraya düştüğünde, zaten yıllardır orada olan saito'yu daha önceden mal ve dom'un yarattığı yere yerleşmiş ve büyük bir krallık kurmuş olarak görüyoruz. ve dom oraya geldiğinde aralarında geçen konuşmada saito'ya yalvaran gözlerle bakıyor ve diyor ki : "come back, and we can be young men together again." daha sonra saito'nun eli silaha gidiyor ve muhtemelen ikisinide öldürüyor ve uçakta uyanıyorlar. yani diğerleri katmanlardan geçerek uyanırlarken saito ve cobb express geçişle uçağa kadar çıkıyorlar.
filmin sonunda ise topacın titreyerek, durmak ile durmamak arasında kalması ise tamamen christopher nolan'ın ibneliğinden kaynaklıdır. kesinlikle tırt bir son olduğu için biraz aksiyon koymak amaçlı değil, seyircinin anın gerçekliğini sorgulaması için yapılmıştır. kısaca, "yaşadığınız hayat ne kadar gerçek?" diyor bize ibne.
--spoiler--
sonuç olarak, güzel filmdi. yine olsa yine izlerim, yine etkilenirim. benim için kült filmler arasına girmiştir bu film. ve afişi evimin duvarını süsleyecek büyük ihtimalle.
edit : imla hatalarımdan dolayı.
güncel Önemli Başlıklar
