bugün
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- acı soslu süs domuzu6
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- özelden gelen saçma mesajlar12
- fon vurgunu36
- mercimek makarnası5
- kim bu erzincanlı9
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- sergen yalçın6
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur10
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- murat ağırel4
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- clemence baptista16
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması3
- nohut köftesi2
- hakkını helal etmeyen anne3
- boşalırken anıran erkek2
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- pavyon bu dünya4
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- yemek yapmayı bilmeyen erkek2
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- palmiye3
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- platon un mağara alegorisi10
- kemal kılıçdar3
- george puşt2
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- buz mavisi gözler3
- saraca'ya uzaylı soruları4
- kolye140
- anın görüntüsü16
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz5
- türkiye de liyakata önem verilseydi3
- s'i l v'e r m'i s t15
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- türkiye20
- futbol16
- kahvaltım güzel mi8
- ktç3
- kostas mitroglou nun akhisarspor a attığı gol3
- etrüsk anforası2
ergun babahanın düsünce kabızı insanlara kapak gibi yazısını okumak için kollarınızı sıvayınız.sindire sindire okuyunuz.yazı 23 kasım 2006 tarihinde sabah gazetesinde yazılmıstır
Üniversitede yargısız infaz
Türkiye'de liberal düşüncenin önde gelen isimlerinden Prof. Atilla Yayla, AKP izmir örgütünün düzenlediği panelde yaptığı konuşmanın ardından üniversiteden uzaklaştırıldı.
Olay, Yeni Asır'ın Yayla'nın konuşmasını haberleştirmesiyle başladı. Grubumuzun gazetesi Yeni Asır'ın yaptığı da haberden çok, yargısız infazdı.
Konuşmanın tam metni okunmadan, Yayla'nın ne dediğine bakılmadan bir küfür yağmuru takip etti.
Yayla, sonuç itibariyle Türkiye tarihini değerlendirmiş ve buna ilişkin kimi yargılarda bulunmuştu.
Bunlara katılır veya katılmazsınız bu ayrı.
Ama Yayla'nın bilimsel temele dayandırdığı görüşlerini açıklama hakkını elinden alamazsınız.
Türkiye giderek tuhaf bir ülke haline geliyor. islam'a ilişkin tartışma, dine hakaret çerçevesi içinde susturulmaya çalışılıyor, Kemalizm'e de...
TESEV'in araştırmasına göre halkın önemli bir bölümü "Oldukça dindarım" demiş ama görünen o ki, en azından sesi yüksek çıkanlar "Oldukça faşist."
Haydi diyelim ki, küfredenlerin önemli bir bölümü yazıyı okuyup anlamadan, gazete başlığından yola çıkıp Yayla'yı infaz etti.
Peki üniversiteye ne demeli?
Bunlar üniversitenin ne demek olduğundan habersiz. Üniversite eğitimini, lise öğretimi ile karıştırıyorlar.
Bunların üniversitesinde bilimadamı da, öğrenci de tek tip olacak. Recep Peker geri geldi sanki.
Eğer üniversitenin resmi görüşünün dışına çıkarsan, Kemalizm'i eleştirirsen aforoz ediliyorsun. Tıpkı Yahudilerin, Katoliklerin resmi inançtan sapan üyelerine davrandığı gibi davranıyorsun.
Bu üniversite tek doğrunun olduğu ibadethane midir ki, senin görüşünden farklı bir görüş ortaya koyanı hemen aforoz etme hakkını kendinde buluyorsun.
Üniversite, F Tipi cezaevi midir ki, tek tip elbise giymeyeni cezalandırıyorsun.
Elbette her sosyal bilimcinin bir ideoloji olarak Kemalizm'i değerlendirme, eleştirme hakkı vardır. Sosyal bilimcinin görevi sorgulamaktır, düzenin temsilcilerinin görüşlerini aynen tekrarlamak değil...
Bir başka bilimadamı çıkar, bu görüşün doğru olmadığını söyler, tezlerini ileri sürer, ona da herkes saygı gösterir.
Ama bilimsel bir görüşü, karşısında bile olsanız, küfürle susturmaya çalışırsanız "Ortaçağ karanlığına" saplanıp kaldığınızı göstermiş olursunuz. (O ortaçağ karanlığında ispanyol Vittoria'nın rektörü, profesörün ders içeriğine müdahaleye kalkan krala bile meydan okuyordu.)
Bu gelişmeler gösteriyor ki, ülkenin sorunu ceza yasaları ve maddelerinden çok, toplumun bir kısım kanaat önderlerinin çapsızlığı, hoşgörüsüzlüğü ve farklı fikirlere tahammülsüzlüğüdür.
Siz yasaları istediğiniz gibi değiştirin, kafaları değiştiremezseniz, Ortaçağ karanlığından kurtulamazsınız.
Üniversitede yargısız infaz
Türkiye'de liberal düşüncenin önde gelen isimlerinden Prof. Atilla Yayla, AKP izmir örgütünün düzenlediği panelde yaptığı konuşmanın ardından üniversiteden uzaklaştırıldı.
Olay, Yeni Asır'ın Yayla'nın konuşmasını haberleştirmesiyle başladı. Grubumuzun gazetesi Yeni Asır'ın yaptığı da haberden çok, yargısız infazdı.
Konuşmanın tam metni okunmadan, Yayla'nın ne dediğine bakılmadan bir küfür yağmuru takip etti.
Yayla, sonuç itibariyle Türkiye tarihini değerlendirmiş ve buna ilişkin kimi yargılarda bulunmuştu.
Bunlara katılır veya katılmazsınız bu ayrı.
Ama Yayla'nın bilimsel temele dayandırdığı görüşlerini açıklama hakkını elinden alamazsınız.
Türkiye giderek tuhaf bir ülke haline geliyor. islam'a ilişkin tartışma, dine hakaret çerçevesi içinde susturulmaya çalışılıyor, Kemalizm'e de...
TESEV'in araştırmasına göre halkın önemli bir bölümü "Oldukça dindarım" demiş ama görünen o ki, en azından sesi yüksek çıkanlar "Oldukça faşist."
Haydi diyelim ki, küfredenlerin önemli bir bölümü yazıyı okuyup anlamadan, gazete başlığından yola çıkıp Yayla'yı infaz etti.
Peki üniversiteye ne demeli?
Bunlar üniversitenin ne demek olduğundan habersiz. Üniversite eğitimini, lise öğretimi ile karıştırıyorlar.
Bunların üniversitesinde bilimadamı da, öğrenci de tek tip olacak. Recep Peker geri geldi sanki.
Eğer üniversitenin resmi görüşünün dışına çıkarsan, Kemalizm'i eleştirirsen aforoz ediliyorsun. Tıpkı Yahudilerin, Katoliklerin resmi inançtan sapan üyelerine davrandığı gibi davranıyorsun.
Bu üniversite tek doğrunun olduğu ibadethane midir ki, senin görüşünden farklı bir görüş ortaya koyanı hemen aforoz etme hakkını kendinde buluyorsun.
Üniversite, F Tipi cezaevi midir ki, tek tip elbise giymeyeni cezalandırıyorsun.
Elbette her sosyal bilimcinin bir ideoloji olarak Kemalizm'i değerlendirme, eleştirme hakkı vardır. Sosyal bilimcinin görevi sorgulamaktır, düzenin temsilcilerinin görüşlerini aynen tekrarlamak değil...
Bir başka bilimadamı çıkar, bu görüşün doğru olmadığını söyler, tezlerini ileri sürer, ona da herkes saygı gösterir.
Ama bilimsel bir görüşü, karşısında bile olsanız, küfürle susturmaya çalışırsanız "Ortaçağ karanlığına" saplanıp kaldığınızı göstermiş olursunuz. (O ortaçağ karanlığında ispanyol Vittoria'nın rektörü, profesörün ders içeriğine müdahaleye kalkan krala bile meydan okuyordu.)
Bu gelişmeler gösteriyor ki, ülkenin sorunu ceza yasaları ve maddelerinden çok, toplumun bir kısım kanaat önderlerinin çapsızlığı, hoşgörüsüzlüğü ve farklı fikirlere tahammülsüzlüğüdür.
Siz yasaları istediğiniz gibi değiştirin, kafaları değiştiremezseniz, Ortaçağ karanlığından kurtulamazsınız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar