bugün
- kolye140
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- kuş5
- mavi4
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- var olmak için ne yaptınız12
- billie eilish'in memeleri7
- flamingo3
- fil9
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- at6
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- gece gece sinirlenmek3
- anın görüntüsü22
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- z kusagi4
- kötüyü alaşağı etmek4
- erken ölüm2
- netflix asaf dizisi3
- brezilya7
- kaplan17
- sevgili nedir7
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- cemil tugay6
- yol5
- aslan15
- gül7
- evi ev yapan şeyler14
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- pıtı atma4
- bileklik19
- paralel evren2
- spider man brand new day2
- gemini2
- elma5
- ankara8
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- sarı teker kim sorunsalı8
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- zebra7
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
barcelona yönetiminin ve teknik heyetinin, çok vefasız olduğu pes bölümü.
kariyerime deportivo forması altında başlamıştım. sağ açık ve bazen forvet olarak oynadığım ilk sezonumda, guardado adlı futbolcuya kıl oldum. adam sol açık. insan bir kez bile mi pas vermez a dostlar. adam, bu genç yaşta oyunda olmamı çekemiyor adeta. beni ceza sahası içinde gördümü, rakip takımın bir oyuncusunu yerde görmüş gibi topa fütursuzca vurup dışarı atıyordu. fenerbahçe, nerde gıcık olduğum futbolcu varsa transfer teklifi götürdü. bunun en yakın örneği 'poulsen'di. umarım guardado akıllarına gelmezde beni yine çileden çıkarmazlar. neyse konumuza dönelim. çarpık ispanyolcayla, guardado ile soyunma odasında yaşadığım tartışmadan sonra, takımda daha fazla kalmamayı kafama koydum. sezon sonunda barcelona'dan gelen teklifi, hiç düşünmeden kabul ettim. başarılı bir sezondan sonra* sözleşme uzatma teklifi beklerken roma'ya gönderildim. yine başarılı bir sezon ve avrupada en iyi futbolcu ödülünden sonra liverpool macerasına atıldım. avrupanın en iyi oyuncusunun yanına, dünyada yılın en iyisi ödülümü de koyduktan sonra, aradan geçen iki sezonun küskünlüğümü unutturmasıyla ve barça yönetiminin, hatalarını anlamış olabilecekleri düşüncesiyle, tekrar nou camp'ta buldum kendimi. ah bulmaz olaydım. bir sezon çita* gibi koştum, mücadele ettim. ligde, avrupa kupalarında ve kral kupasında asist kralı, gol kralı; avrupa ve dünyada yılın en iyisi... tüm ödüller benimdi. en verimli çağımdaydım. sezon sonu geldi ve o da ne! yine kovuldum. bunca emek, yine yönetim tarafından karşılıksız bırakılmıştı. takımdaki dengeleri bozduğum, oyuncuların bana karşı tavır alması gibi nedenler öne sürülerek takımdan gönderilmiştim.* tek başıma bir takım olmamı, barcelona isminin üstüne çıkmamı çekememişti kimse. kariyerime ingilterede, chelsea forması altında devam ettim ve ilerleyen yıllarda da dünyanın en iyisiydim. ama bunların bir önemi kalmamıştı benim için. barça'nın vefasızlığı aklımdaydı hep.
kariyerime deportivo forması altında başlamıştım. sağ açık ve bazen forvet olarak oynadığım ilk sezonumda, guardado adlı futbolcuya kıl oldum. adam sol açık. insan bir kez bile mi pas vermez a dostlar. adam, bu genç yaşta oyunda olmamı çekemiyor adeta. beni ceza sahası içinde gördümü, rakip takımın bir oyuncusunu yerde görmüş gibi topa fütursuzca vurup dışarı atıyordu. fenerbahçe, nerde gıcık olduğum futbolcu varsa transfer teklifi götürdü. bunun en yakın örneği 'poulsen'di. umarım guardado akıllarına gelmezde beni yine çileden çıkarmazlar. neyse konumuza dönelim. çarpık ispanyolcayla, guardado ile soyunma odasında yaşadığım tartışmadan sonra, takımda daha fazla kalmamayı kafama koydum. sezon sonunda barcelona'dan gelen teklifi, hiç düşünmeden kabul ettim. başarılı bir sezondan sonra* sözleşme uzatma teklifi beklerken roma'ya gönderildim. yine başarılı bir sezon ve avrupada en iyi futbolcu ödülünden sonra liverpool macerasına atıldım. avrupanın en iyi oyuncusunun yanına, dünyada yılın en iyisi ödülümü de koyduktan sonra, aradan geçen iki sezonun küskünlüğümü unutturmasıyla ve barça yönetiminin, hatalarını anlamış olabilecekleri düşüncesiyle, tekrar nou camp'ta buldum kendimi. ah bulmaz olaydım. bir sezon çita* gibi koştum, mücadele ettim. ligde, avrupa kupalarında ve kral kupasında asist kralı, gol kralı; avrupa ve dünyada yılın en iyisi... tüm ödüller benimdi. en verimli çağımdaydım. sezon sonu geldi ve o da ne! yine kovuldum. bunca emek, yine yönetim tarafından karşılıksız bırakılmıştı. takımdaki dengeleri bozduğum, oyuncuların bana karşı tavır alması gibi nedenler öne sürülerek takımdan gönderilmiştim.* tek başıma bir takım olmamı, barcelona isminin üstüne çıkmamı çekememişti kimse. kariyerime ingilterede, chelsea forması altında devam ettim ve ilerleyen yıllarda da dünyanın en iyisiydim. ama bunların bir önemi kalmamıştı benim için. barça'nın vefasızlığı aklımdaydı hep.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar