bugün
- sözlükte kavga olmayacak hissi9
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- kiraz cicegi kolonyasi26
- kendini çok önemli sanan yazar13
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
- tai lung'un sürekli yanlış bilgi vermesi3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı14
- üniversiteli eskort kadınlar10
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı76
- format at düzelir3
- ağırlık kaldıramayan erkek4
- türk kızı6
- sivas3
- şahin siyonistle islamcı kardeştir5
- fikir paylaşma günü6
- woke2
- orta doğu teknik üniversitesi2
- kızılay avm2
- ateizm sekülerizm deccaliyet ruhunun bi parçasıdır4
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek4
- bir insanı tanımak5
- bütün dövmeli kızlar patlaktır7
- nineteen ninety four5
- türkiye'yi ışid zihniyeti yönetseydi nasıl olurdu4
- modern çağın insanı2
- allah tüm insanları isa'nın suretinde yaratmıştır4
- leroy sane2
- şehrin bağırsaklarını sevmek5
- yeni iş yerinde yaşanan olaylar ve klişeler2
- e r'e k t o r5
- kedi sevmeyen insan4
- küs olan yazarları öpüştürüp barıştırmak7
- adalet bakanlığı'nın 15 bin alım süreci2
- ey insan7
- güne bir söz bırak2
- 9 eylül 2026 barcelona feyenoord maçı2
- mutfağına konuk olunan yazara arkadan sarılmak5
- osimhensiz galatasaray6
- okul zilinin pavlovsal etkisi7
- tulumba tatlısı5
- özgür özel11
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak6
- kazandibinin pişmemiş kek olması2
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek14
- hazreti muhammed yahudilerle ticaret yapmaz mıydı2
- sudekiray7
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı17
- tava böreği3
turgut uyar,
içimdeki charles milles manson..
küçükparmakkapı sokak'ın önünde bir arkada$ımı bekliyordum.
parmakları kesilmi$ eldivenlerin sigara içenlere kolaylık sağladığını öğrendiğim ya$taydım. meftun olmaya alı$maya ba$ladığım zamanlardan biri olduğunu dü$ündüğümdendir ki, önümden geçen ve rüzgarın darbesiyle ka$kolu boğazının soluna doğru dü$mü$ olan kumral kızın gözbebeklerine doğru deruni bir glans yolladım ancak o, reaksiyon vermemeyi tercih etti. takmadım elbet. hani bazen insan a$ık olmak ister ya, kalbini pır pır ettirecek minik heyecanların pençesine dü$mek için kasar; susar ya en konu$acağı yerde, tam o ya$taydım. saate baktım. 45 dakika gecikmi$ti. poetika cafe'nin aurası beni çağırdı o ân. girdim. uzun beyaz saçlarını yele olarak nitelendirebileceğim heybetli bir adam yakınıma geldi ve bana, " çay içer misin dostum? " dedi. tırstım ama kabul ettim. sonrası malum edebiyat payla$ımları : yazarlar, $airler, ele$tirmenler, muharrirler derken konu her zamanki gibi benim ve kar$ımdaki efsunlu adamın favorilerine geldi.
ben,
nazım hikmet ran, edip cansever, sunay akın, küçük iskender, paul eluard, rabindranath tagore, cemal süreya, can yücel, nevzat çelik, yılmaz odaba$ı, murathan mungan, akgün akova falan derken adamın söylediği isimle irkilmem ve daha sonra ona, " evet ben bu ismi bir yerden hatırlıyorum! " demem ve ardından o isim hakkında uzun uzun konu$an adamın göğe bakma durağı demesi ile dudaklarımdan çıkan harbi bir "hassiktir" ile doğrulmam, yani bu bahsettiğim olay örgüsü ile aklıma kazınan ismin turgut uyar olu$u ile kendime küfretmem, sığlığıma rücu etmem, komplekslerimden arındırdı beni..
göğe bakma durağı demi$ bir adamın, kaçak ya$ama yergisi gibi bir $iiri yazabilmi$ bir adamın, hızla geli$ecek kalbimiz diyebilmi$ birinin varlığını geç farkettiğim için kendimi asla affetmedim.
munis bir kedi gibi hayalbaz, gözya$larından ta$an akvaryumunun zemininde yoga yapan japon balığı kadar mazo$ist, kulağını kesen van gogh'un siklameni kadar da betimlenmeye müsait bir canlı formu halinde, yağmur yemi$ ortancalarına baktım bahçemizdeki.. yeat s grave çalıyordu, odamda hüzün değil de hınç ve öfke vardı. evet kendimi affetmeyecektim, evet salak olacak ya$taydım, evet akd i mebhusünanh'a sadıktım ama yine de geç kalmı$ sayılmam diyerek turgut babanın $iirlerinin içine attım kendimi. tuzlu bir yutkunma, buruk bir tad hissediyordum ama;
bahçeye çıktım. bulduğum tüm çiçekleri yaktım.
içimdeki charles milles manson..
küçükparmakkapı sokak'ın önünde bir arkada$ımı bekliyordum.
parmakları kesilmi$ eldivenlerin sigara içenlere kolaylık sağladığını öğrendiğim ya$taydım. meftun olmaya alı$maya ba$ladığım zamanlardan biri olduğunu dü$ündüğümdendir ki, önümden geçen ve rüzgarın darbesiyle ka$kolu boğazının soluna doğru dü$mü$ olan kumral kızın gözbebeklerine doğru deruni bir glans yolladım ancak o, reaksiyon vermemeyi tercih etti. takmadım elbet. hani bazen insan a$ık olmak ister ya, kalbini pır pır ettirecek minik heyecanların pençesine dü$mek için kasar; susar ya en konu$acağı yerde, tam o ya$taydım. saate baktım. 45 dakika gecikmi$ti. poetika cafe'nin aurası beni çağırdı o ân. girdim. uzun beyaz saçlarını yele olarak nitelendirebileceğim heybetli bir adam yakınıma geldi ve bana, " çay içer misin dostum? " dedi. tırstım ama kabul ettim. sonrası malum edebiyat payla$ımları : yazarlar, $airler, ele$tirmenler, muharrirler derken konu her zamanki gibi benim ve kar$ımdaki efsunlu adamın favorilerine geldi.
ben,
nazım hikmet ran, edip cansever, sunay akın, küçük iskender, paul eluard, rabindranath tagore, cemal süreya, can yücel, nevzat çelik, yılmaz odaba$ı, murathan mungan, akgün akova falan derken adamın söylediği isimle irkilmem ve daha sonra ona, " evet ben bu ismi bir yerden hatırlıyorum! " demem ve ardından o isim hakkında uzun uzun konu$an adamın göğe bakma durağı demesi ile dudaklarımdan çıkan harbi bir "hassiktir" ile doğrulmam, yani bu bahsettiğim olay örgüsü ile aklıma kazınan ismin turgut uyar olu$u ile kendime küfretmem, sığlığıma rücu etmem, komplekslerimden arındırdı beni..
göğe bakma durağı demi$ bir adamın, kaçak ya$ama yergisi gibi bir $iiri yazabilmi$ bir adamın, hızla geli$ecek kalbimiz diyebilmi$ birinin varlığını geç farkettiğim için kendimi asla affetmedim.
munis bir kedi gibi hayalbaz, gözya$larından ta$an akvaryumunun zemininde yoga yapan japon balığı kadar mazo$ist, kulağını kesen van gogh'un siklameni kadar da betimlenmeye müsait bir canlı formu halinde, yağmur yemi$ ortancalarına baktım bahçemizdeki.. yeat s grave çalıyordu, odamda hüzün değil de hınç ve öfke vardı. evet kendimi affetmeyecektim, evet salak olacak ya$taydım, evet akd i mebhusünanh'a sadıktım ama yine de geç kalmı$ sayılmam diyerek turgut babanın $iirlerinin içine attım kendimi. tuzlu bir yutkunma, buruk bir tad hissediyordum ama;
bahçeye çıktım. bulduğum tüm çiçekleri yaktım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar