bugün
- özbek kadınlar5
- deccal internetten çıkacak7
- yeni bir din kurmak3
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması7
- ruhi çenet8
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay7
- sözlük whatsapp grupları5
- sıcak havaların sona ermesi4
- 06 eylül 2026 antalya da orman yangını2
- yazarların otopsileri3
- togg t6x6
- dayatılmış güzellik algısı5
- cennetin de bu hayatta olması2
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- kpss 20263
- ellerim bos gonlum hos27
- deizm6
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- ekşi sözlük11
- gocu bak bi5
- kırbaç isteyen var mı5
- siyasi vesayet2
- bana onu sormayin2
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- bütün yazarları eksileyen yazar kim sorunsalı2
- enayimiknatisii36
- ismail kartal10
- anın görüntüsü26
- düşün ki o bunu okuyor7
- fenerbahçe12
- kıyamet döneminde yaşanacak felaketler2
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- diamond bey biraderelle2
- gocu51
- ölüm9
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- dansöz izleme keyfi11
- güne bir şarkı bırak7
- anderson talisca3
- aziz yıldırım12
- şarap3
- serhat kılıç13
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- çocuklara verilen farklı isimler12
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı12
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- tai lung34
ağlamayı unutan gözlerimden dökülen,
nafile gözyaşları bunlar.
çok gerilerde kalmak değil ki sebebim
arkama her yaslandığımda önümde beliren anılar
izmiri sever gibi,
körfezde boyozun yanına çay içer gibi sevmiştim
kordonda imbatı seyreder gibi,
midye dolmanın yanına bira yudumlar gibi
tarifsizdi hissettiklerim
bir süreliğine dinmişti o karabasanlar,
geceleri çığlıklarını duyduğum küçük kızla barışmış,
ruhumu işgale yeltenen o,
tek dişi kalmış canavarla da savaşmıştım
sıcak kasıp kavururken toprağı,
ben gönlüne aşk tohumları bırakıyordum.
belki hiç tutmayacak,
belki de hasret ateşi kavuracaktı.
ama olsun
hayatımda ilk defa bu kadar seviyordum .
oralarda bi yerdeydin ama göremiyordum
ve bana hayaline sarılmak kalıyordu.
sensiz uyanıp sensiz yatıyordum
yokken yemekler bi hayli tuzsuz,
çaylarım zehir zıkkım tadında oluyordu.
göz kepenklerim hala açık
uykusuzluğumun 7/24 hizmet verdiği
o hüzün ve hasret yüklü geceler ise
bitmek nedir öğrenemiyordu
senli-benli cümleler kuruyorduk hani
kızımız olursa adı gökçe,
evimiz izmir karşıyakada,
akşamları iki kadeh rakı biraz peynir ve kavun,
evinin huzur melaikesi, biraz kıskanç,
biraz mahsun, az huysuz ama tatlı kadın
hayallerime sığmayan sendin hani?
hatırlıyormusun
anlam fukarası bestelerin,
kulak tırmalayan güfteleriyle haşrolmuş
ucube notalarına inat;
bir şarkı vardı bizi anlatan
dinledikçe kıskandıtıyordu gülleri,
tılsımlı sesiyle mustafa ceceli
ve o malum şarkı; ..
ama bak ben,
amatemin kamuya açık alanında
dizlerimin üstüne çökmüş bir haldeyim,
kollarım mosmor, pempe düşlere isyan
ve kulağımda sadist kahkahalardan son esintiler
nerdesin diye soruyordun ya tanrım:
işte burdayım.
senin çoktan unuttuğun ve unutulduğun yerdeyim.
şimdi artık rahat bırakın gülleri
senin gittiğin gün soldu,
içimde ki tüm limon çiçekleri !..
nafile gözyaşları bunlar.
çok gerilerde kalmak değil ki sebebim
arkama her yaslandığımda önümde beliren anılar
izmiri sever gibi,
körfezde boyozun yanına çay içer gibi sevmiştim
kordonda imbatı seyreder gibi,
midye dolmanın yanına bira yudumlar gibi
tarifsizdi hissettiklerim
bir süreliğine dinmişti o karabasanlar,
geceleri çığlıklarını duyduğum küçük kızla barışmış,
ruhumu işgale yeltenen o,
tek dişi kalmış canavarla da savaşmıştım
sıcak kasıp kavururken toprağı,
ben gönlüne aşk tohumları bırakıyordum.
belki hiç tutmayacak,
belki de hasret ateşi kavuracaktı.
ama olsun
hayatımda ilk defa bu kadar seviyordum .
oralarda bi yerdeydin ama göremiyordum
ve bana hayaline sarılmak kalıyordu.
sensiz uyanıp sensiz yatıyordum
yokken yemekler bi hayli tuzsuz,
çaylarım zehir zıkkım tadında oluyordu.
göz kepenklerim hala açık
uykusuzluğumun 7/24 hizmet verdiği
o hüzün ve hasret yüklü geceler ise
bitmek nedir öğrenemiyordu
senli-benli cümleler kuruyorduk hani
kızımız olursa adı gökçe,
evimiz izmir karşıyakada,
akşamları iki kadeh rakı biraz peynir ve kavun,
evinin huzur melaikesi, biraz kıskanç,
biraz mahsun, az huysuz ama tatlı kadın
hayallerime sığmayan sendin hani?
hatırlıyormusun
anlam fukarası bestelerin,
kulak tırmalayan güfteleriyle haşrolmuş
ucube notalarına inat;
bir şarkı vardı bizi anlatan
dinledikçe kıskandıtıyordu gülleri,
tılsımlı sesiyle mustafa ceceli
ve o malum şarkı; ..
ama bak ben,
amatemin kamuya açık alanında
dizlerimin üstüne çökmüş bir haldeyim,
kollarım mosmor, pempe düşlere isyan
ve kulağımda sadist kahkahalardan son esintiler
nerdesin diye soruyordun ya tanrım:
işte burdayım.
senin çoktan unuttuğun ve unutulduğun yerdeyim.
şimdi artık rahat bırakın gülleri
senin gittiğin gün soldu,
içimde ki tüm limon çiçekleri !..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar