bugün
- akepe dönemi16
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- fransa da sokağa çıkma yasakları7
- kitap okumanın bir sike yaramaması5
- ben geldim naneler12
- kelle paça6
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- teomancalmasur6
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- izmir de gece hayatı4
- komşusu abazan iken hunharca sevişen komşu4
- ismet el kumandan pişdar ayn'ı calutevi vel suriya3
- izmirin en güzel semtleri5
- hastane acil bölümü7
- trabzon da gece hayatı3
- türkiyenin geleceği2
- vermeyen kızın götünü kaldırmak3
- el cami2
- uludağ sözlük magazin ekibi5
- la loba22
- tavuklu pilav3
- yemek seçen insan3
- çorabın tekinin hep kaybolması3
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- engineer2820
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- toksik pozitiflik2
- nasılsınız8
- rasim ozan kütahyalı2
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nervio'nun ayakları17
- öyle bir dünya yok5
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar6
- nerede ne yenir7
- eski yazarlar geri gelsin12
- karma doğru çalışıyor mu4
- fransa da yağmalanan apple mağazası8
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması8
- benzini ayın birinde alın çünküüüü6
- osman yağmurdereli2
- gürcü ile kürtçü5
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- lady d arbanville2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- karapapak türkleri3
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- menemen yiyen erkek13
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
ağlamayı unutan gözlerimden dökülen,
nafile gözyaşları bunlar.
çok gerilerde kalmak değil ki sebebim
arkama her yaslandığımda önümde beliren anılar
izmiri sever gibi,
körfezde boyozun yanına çay içer gibi sevmiştim
kordonda imbatı seyreder gibi,
midye dolmanın yanına bira yudumlar gibi
tarifsizdi hissettiklerim
bir süreliğine dinmişti o karabasanlar,
geceleri çığlıklarını duyduğum küçük kızla barışmış,
ruhumu işgale yeltenen o,
tek dişi kalmış canavarla da savaşmıştım
sıcak kasıp kavururken toprağı,
ben gönlüne aşk tohumları bırakıyordum.
belki hiç tutmayacak,
belki de hasret ateşi kavuracaktı.
ama olsun
hayatımda ilk defa bu kadar seviyordum .
oralarda bi yerdeydin ama göremiyordum
ve bana hayaline sarılmak kalıyordu.
sensiz uyanıp sensiz yatıyordum
yokken yemekler bi hayli tuzsuz,
çaylarım zehir zıkkım tadında oluyordu.
göz kepenklerim hala açık
uykusuzluğumun 7/24 hizmet verdiği
o hüzün ve hasret yüklü geceler ise
bitmek nedir öğrenemiyordu
senli-benli cümleler kuruyorduk hani
kızımız olursa adı gökçe,
evimiz izmir karşıyakada,
akşamları iki kadeh rakı biraz peynir ve kavun,
evinin huzur melaikesi, biraz kıskanç,
biraz mahsun, az huysuz ama tatlı kadın
hayallerime sığmayan sendin hani?
hatırlıyormusun
anlam fukarası bestelerin,
kulak tırmalayan güfteleriyle haşrolmuş
ucube notalarına inat;
bir şarkı vardı bizi anlatan
dinledikçe kıskandıtıyordu gülleri,
tılsımlı sesiyle mustafa ceceli
ve o malum şarkı; ..
ama bak ben,
amatemin kamuya açık alanında
dizlerimin üstüne çökmüş bir haldeyim,
kollarım mosmor, pempe düşlere isyan
ve kulağımda sadist kahkahalardan son esintiler
nerdesin diye soruyordun ya tanrım:
işte burdayım.
senin çoktan unuttuğun ve unutulduğun yerdeyim.
şimdi artık rahat bırakın gülleri
senin gittiğin gün soldu,
içimde ki tüm limon çiçekleri !..
nafile gözyaşları bunlar.
çok gerilerde kalmak değil ki sebebim
arkama her yaslandığımda önümde beliren anılar
izmiri sever gibi,
körfezde boyozun yanına çay içer gibi sevmiştim
kordonda imbatı seyreder gibi,
midye dolmanın yanına bira yudumlar gibi
tarifsizdi hissettiklerim
bir süreliğine dinmişti o karabasanlar,
geceleri çığlıklarını duyduğum küçük kızla barışmış,
ruhumu işgale yeltenen o,
tek dişi kalmış canavarla da savaşmıştım
sıcak kasıp kavururken toprağı,
ben gönlüne aşk tohumları bırakıyordum.
belki hiç tutmayacak,
belki de hasret ateşi kavuracaktı.
ama olsun
hayatımda ilk defa bu kadar seviyordum .
oralarda bi yerdeydin ama göremiyordum
ve bana hayaline sarılmak kalıyordu.
sensiz uyanıp sensiz yatıyordum
yokken yemekler bi hayli tuzsuz,
çaylarım zehir zıkkım tadında oluyordu.
göz kepenklerim hala açık
uykusuzluğumun 7/24 hizmet verdiği
o hüzün ve hasret yüklü geceler ise
bitmek nedir öğrenemiyordu
senli-benli cümleler kuruyorduk hani
kızımız olursa adı gökçe,
evimiz izmir karşıyakada,
akşamları iki kadeh rakı biraz peynir ve kavun,
evinin huzur melaikesi, biraz kıskanç,
biraz mahsun, az huysuz ama tatlı kadın
hayallerime sığmayan sendin hani?
hatırlıyormusun
anlam fukarası bestelerin,
kulak tırmalayan güfteleriyle haşrolmuş
ucube notalarına inat;
bir şarkı vardı bizi anlatan
dinledikçe kıskandıtıyordu gülleri,
tılsımlı sesiyle mustafa ceceli
ve o malum şarkı; ..
ama bak ben,
amatemin kamuya açık alanında
dizlerimin üstüne çökmüş bir haldeyim,
kollarım mosmor, pempe düşlere isyan
ve kulağımda sadist kahkahalardan son esintiler
nerdesin diye soruyordun ya tanrım:
işte burdayım.
senin çoktan unuttuğun ve unutulduğun yerdeyim.
şimdi artık rahat bırakın gülleri
senin gittiğin gün soldu,
içimde ki tüm limon çiçekleri !..
Tasarımı çok karışık olan bir web sitesi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar