bugün
- ne yapsam iyi olur7
- fatma betül sayan kaya30
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur27
- bana onu sormayin diamond bey birader midir3
- türkçe vs fransızca4
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir7
- arapça3
- sadece kuran ile salat namaz olamaz3
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu4
- ferrarili trbaünlı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- beni yeterince sevseydiniz daha çok eksilerdiniz2
- dört ayda yüzde yirmi bin kazanmak3
- aşk2
- anın görüntüsü29
- güne bir dize bırak2
- günümüz türk muziğinin çöp olması2
- dünya52
- pazar günü bile çalışan ezik3
- bir vatandaşını bile kurtaramayan büyük türkiye3
- çalıyor ama çalışmıyor4
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- koklayarak öpmek16
- 0 0 713
- hele bakın kim gelmiş2
- türkiyede askerlikte değişmesi gerekenler3
- pazar sabahı erkek kalkmak3
- yiyişmeye gidilen sinemada filmin sarması12
- dişler neden çürümeyecek şekilde yaratılmadı3
- meksika açmazı macerası9
- command and conquer generals3
- yarın cennete gidiyorum2
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları19
- akp kazandı11
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
- kemal sunal'ın en başarısız filmleri10
- baldız hanımdan güzel çıkınca yaşanan pişmanlık3
- asansörde kapı kapatma tuşuna basmak2
- gocu29
- erzurumda sokak hayvanı beslemenin yasaklanması5
- sigara içelim mi7
- sözlüğün en güzel kadını25
- bir şey söyle8
- morkstar yazdı bunu12
- cesur olmak4
- sözlükteki anlık online sayısı4
- amerika birleşik devletleri28
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- yalnız erkek sayısının patlaması9
7 Eylül 2006 tarihli serdar turgut yazısı.
Papermoon'da sol darbe!
Bir süre önce 'Beyaz Türk'ün aşevi' olarak fonksiyon gösteren Papermoon'da öğle yemeği yerken ilerideki masada Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ü gördüm. Zaten kapalı bir alanda eğer Mustafa Sarıgül varsa onu görmemek mümkün değil. Gerçi açık alanda da onu görmemeye çalışmanız mümkün değildir. Açık veya kapalı alanın ne kadar büyük olduğu da önemli değildir. Açık alan Türkiye kadar bile büyük olabilir ama yine de Sarıgül'ü bir şekilde görüp fark edersiniz, ondan kaçabilmek imkanı yoktur.
O gün ben de onu gördüm. Daha da kötüsü o da beni gördü. Benim yanımda Oray Eğin ve Reha Muhtar da vardı. Reha'ya o gün birlikte çalıştığımız takdirde ne tür yazılar yazmasını isteyeceğimi anlatıyordum. (O gün verdiğim bu fikirlerin daha sonra Vatan gazetesinde tamamen yanlış bir şekilde uygulanması da beni çok üzdü. Dün de üzüntümü ifade ettim sanıyorum. Eğer fikirleri doğru uygulamayı becerselerdi kendilerinden telif ücreti talep edecektim çünkü...) Evet; bu işin patenti bendedir. Reha çok aşık olduğu için etrafta kimin olup olmadığını pek görmüyordu ama o bile Sarıgül'ü sonunda fark etmek zorunda kaldı. Bir de yan masaya aniden gelen bir 'Beyaz Türk güzeli'ni fark etti Reha. Bütün bunlar olurken Oray da tüm kötülüğünü konsantre etmiş bir şekilde etrafı izliyordu. Oray'ın kafasında insan arşivi vardır. O anda gördüğü bir insanın 10 yıl önce ne hata yaptığını, son zamanlarda kimlerle yatmakta olduğunu işindeki durumunun ne olduğunu ve politik tavrını ya beyin arşivinden çıkarır ya da onları arşivine gönderir. Bu bilgiler önümüzdeki 10 yıl içinde yeri geldiğinde ve gerektiğinde kullanılmak üzere beyninde arşivlenir. Benim korkum Oray'ın bir gün benim aleyhime dönmesi ihtimalinin de bulunmasıdır. Bu olduğu takdirde hakkımda tek yazı değil bir ansiklopedi bile çıkarabilir.
Tüm okuyuculardan özür diliyorum. Bu yazının aynı zamanda gazetenin manşeti de olduğunu unuttuğumdan kendimi kaybettim ve yazdıkça yazdım. Gayet tabii ki serbest bir şekilde laubali de oldum. Ama emin olun bu yazı bittiğinde içinde manşet olmayı hak eden cevherler de olduğunu göreceksiniz. Yani olay bir espriden ibaret değil. Gayet tabii ki Oray biraz ilerideki masada oturanları fark etti. Ben hiç kimseyi tanımadığım ve bundan da mutlu olduğumdan bana da onların kim olduğunu anlattı. Bunun üzerine Oray ve ben kalkıp o masaya gittik. Masada Şişli Belediye Başkanı Sarıgül, DiSK Başkanı Süleyman Çelebi ve CHP Milletvekili Bülent Tanla oturmuş hem pahalı makarnalar yiyip hem de sohbet ediyorlardı. 'Hayrola neler konuşuyorsun' dediğimde aldığımız ortak cevap; 'Gayet tabii ki CHP'yi konuşuyoruz' oldu. Sonra da Sarıgül ekledi: 'Baykal'ı nasıl devireceğimizi konuşuyoruz.' Bence bunu konuşmanın yeri çok uygundu. Papermoon'da günün herhangi bir saatinde yüksek sesle 10. Yıl Marşı'nı söylesem tüm masalardakiler anında saygı duruşuna kalkar ve marşa katılırlar. Dolayısıyla 'Beyaz Türk aşevi'nde sol darbe konuşulması kadar normal bir şey de yoktu bence. Baykal'ı düşürmeyi başarırlar mı bilemiyorum ama en azından hakkında, nelerin nerelerde planlandığını bilmesinde de hayır vardır.
Papermoon'da sol darbe!
Bir süre önce 'Beyaz Türk'ün aşevi' olarak fonksiyon gösteren Papermoon'da öğle yemeği yerken ilerideki masada Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ü gördüm. Zaten kapalı bir alanda eğer Mustafa Sarıgül varsa onu görmemek mümkün değil. Gerçi açık alanda da onu görmemeye çalışmanız mümkün değildir. Açık veya kapalı alanın ne kadar büyük olduğu da önemli değildir. Açık alan Türkiye kadar bile büyük olabilir ama yine de Sarıgül'ü bir şekilde görüp fark edersiniz, ondan kaçabilmek imkanı yoktur.
O gün ben de onu gördüm. Daha da kötüsü o da beni gördü. Benim yanımda Oray Eğin ve Reha Muhtar da vardı. Reha'ya o gün birlikte çalıştığımız takdirde ne tür yazılar yazmasını isteyeceğimi anlatıyordum. (O gün verdiğim bu fikirlerin daha sonra Vatan gazetesinde tamamen yanlış bir şekilde uygulanması da beni çok üzdü. Dün de üzüntümü ifade ettim sanıyorum. Eğer fikirleri doğru uygulamayı becerselerdi kendilerinden telif ücreti talep edecektim çünkü...) Evet; bu işin patenti bendedir. Reha çok aşık olduğu için etrafta kimin olup olmadığını pek görmüyordu ama o bile Sarıgül'ü sonunda fark etmek zorunda kaldı. Bir de yan masaya aniden gelen bir 'Beyaz Türk güzeli'ni fark etti Reha. Bütün bunlar olurken Oray da tüm kötülüğünü konsantre etmiş bir şekilde etrafı izliyordu. Oray'ın kafasında insan arşivi vardır. O anda gördüğü bir insanın 10 yıl önce ne hata yaptığını, son zamanlarda kimlerle yatmakta olduğunu işindeki durumunun ne olduğunu ve politik tavrını ya beyin arşivinden çıkarır ya da onları arşivine gönderir. Bu bilgiler önümüzdeki 10 yıl içinde yeri geldiğinde ve gerektiğinde kullanılmak üzere beyninde arşivlenir. Benim korkum Oray'ın bir gün benim aleyhime dönmesi ihtimalinin de bulunmasıdır. Bu olduğu takdirde hakkımda tek yazı değil bir ansiklopedi bile çıkarabilir.
Tüm okuyuculardan özür diliyorum. Bu yazının aynı zamanda gazetenin manşeti de olduğunu unuttuğumdan kendimi kaybettim ve yazdıkça yazdım. Gayet tabii ki serbest bir şekilde laubali de oldum. Ama emin olun bu yazı bittiğinde içinde manşet olmayı hak eden cevherler de olduğunu göreceksiniz. Yani olay bir espriden ibaret değil. Gayet tabii ki Oray biraz ilerideki masada oturanları fark etti. Ben hiç kimseyi tanımadığım ve bundan da mutlu olduğumdan bana da onların kim olduğunu anlattı. Bunun üzerine Oray ve ben kalkıp o masaya gittik. Masada Şişli Belediye Başkanı Sarıgül, DiSK Başkanı Süleyman Çelebi ve CHP Milletvekili Bülent Tanla oturmuş hem pahalı makarnalar yiyip hem de sohbet ediyorlardı. 'Hayrola neler konuşuyorsun' dediğimde aldığımız ortak cevap; 'Gayet tabii ki CHP'yi konuşuyoruz' oldu. Sonra da Sarıgül ekledi: 'Baykal'ı nasıl devireceğimizi konuşuyoruz.' Bence bunu konuşmanın yeri çok uygundu. Papermoon'da günün herhangi bir saatinde yüksek sesle 10. Yıl Marşı'nı söylesem tüm masalardakiler anında saygı duruşuna kalkar ve marşa katılırlar. Dolayısıyla 'Beyaz Türk aşevi'nde sol darbe konuşulması kadar normal bir şey de yoktu bence. Baykal'ı düşürmeyi başarırlar mı bilemiyorum ama en azından hakkında, nelerin nerelerde planlandığını bilmesinde de hayır vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar