bugün
- ispartalı kızlar9
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması4
- popo liposuction6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik3
- ben divayım5
- arsa kapatmak3
- hangi manifest kızısın6
- fatma betül sayan kaya71
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek8
- güne acı bir gerçek bırak6
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- evli bir adama aşık oldum sözlük21
- billur tuzu2
- akrabanın 11 milyonu gitmiş3
- oyum ak partiye4
- 41 numerolu metanet vapuru2
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi2
- kız görünce değişen erkek4
- anın görüntüsü15
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek7
- mahalledeki velede oyuncak arabalar vermek2
- sözlüğün manyak dolu olması6
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması4
- meksika açmazı macerası6
- oksijenin aslında 70 yılda öldüren bir zehir oluşu3
- from gold from dust28
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek5
- emekliler türk milletinin derin devletidir2
- günaydın nervio ve diğerleri2
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- fırtınadan midilliye geri dönmek2
- sözlüğün en tatliş yazarı2
- parcalandim toparlanamiyorum34
- tele 22
- fiziği güzel sözlük kızları56
- tinder algoritmasının yazılımcıya attığı kazık2
- asrın soygunu11
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- intel pentium 44
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- yay burcu5
- birine aşık olup kafayı yemek9
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita16
- şarbonlu mektup2
- ona bir cümle bırak2
kendi sayfasında aziz nesin'e sığınan akp'ye ayna tutan harika bir yazı yazmış isim.
HERKES KENDiNi BiR BOK SANIR.
12 Eylülden yaklaşık 1-2 yıl sonraydı, babamı görmeye Nesin Vakfı na gitmiştim. Hem Onun kitaplarını yayınlıyordum hem de yeni kurduğum Düşün Yayınevinin kitaplarını hazırlıyordum. Verdiğim çevirilerin çoğalmasını bekliyordum, arka arkaya 4-5 kitap çıkartarak başlamam gerekiyordu. Babamla bunların programını yaptık, 2-3 gün sohbet ettik. Dönerken bana iki öykü verdi. Bu öyküleri verirken birinin Milliyet Sanatta yayınlanamayacağını biliyordu, iki öykü vermesinin gerekçesi de oydu. Zeynep Oral dan yayınlamayacağı öyküyü alacak ve Gırgırda yayınlanması için Oğuz Aral a verecektim ve öyle de oldu.
Zeynep Orala vermem için, Milliyet Sanatta yayınlanmasını istediği öyküleri vapurda okumaya başladım. Öykülerden biri aşk öyküsüydü, diğeri de birisi hakkındaydı. Ben babamın öykülerini okurken katıla katıla gülmem, sadece başkası okurken kendimi tutamam, bunu da ağabeyim Aliyle beraber keşfettik. Adını tam olarak anımsamıyorum ama sanırım Dingildeyen Şeylerdi, Ali sesli okumaya başladı. Okumaya başladı dediğime bakmayın, biz nerdeyse katılacağız. Ben alıyorum kitabı olmuyor, Ali devam ediyor olmuyor. işte bu olaylardan ikincisini babamın verdiği ikinci öyküde vapurda açıkta herkesin önünde yaşadım. Deli gibi gülmeme neden olan öykünün son bölümü hemen hemen şöyle:
--spoiler--
Aman efendim, Ona ne kadar benziyorsunuz, hele gazetelerde geçen gün trenden eğilerek bir çocuğun başını okşayışınızı gördüm, aynı O gibisiniz. Aman efendim Ona ne kadar benziyorsunuz, konuşmalarınızı izliyorum, ama ne olur Onun gibi konuşsaydınız da yellenir gibi konuşmasaydınız. Aman efendim aynı O gibisiniz, hık demiş de burnundan düşmüş gibisiniz ama akraba olmadığınızdan burnundan düşemezsiniz ama pıt demiş de biyerlerinden düşmüş gibisiniz.
--spoiler--
Dün AKP Recep Tayyip Erdoğan ın grup konuşmasını izlerken geldi bu öykü aklıma. Dün beni şaşırtan bişey oldu, Erdoğan Nazım Hikmetten bahsetti, AKP sıralarından alkışlar koptu,daha sonra Ahmet Kayadan söz etti, yine alkış. Ve en son Aziz Nesin den bahsedince alkışlar tavan yaptı. Nerdeyse "Bis" yapıp babamı sahneye çağıracaklar sandım. Ne yalan söyleyeyim bir tuhaf oldum.
--spoiler--
AKP milletvekillerini düşündüm, büyük bir çoğunluğunun evinde Aziz Nesin ve Nazım Hikmet kitapları yoktur, bir kez bile okumamışlardır. Türkiye nin en önemli iki yazarı ve marksistinden nefret ettiklerine adım gibi eminim. Ahmet Kaya nın da CD leri yoktur evlerinde. Bundan da eminim. Zaten kitap okuyan ve müzik dinleyen bir kalabalık olmadıklarını da biliyorum.
--spoiler--
Ama son dönemin demokratlığı böyle bişey, hem şeriatı savunup hem de demokrat olmaya çalışabiliyorsunuz. Biraz ondan, biraz da diğerinden, garip garip yemekler çıkıyor ortaya, ne tadı var ne de tuzu; Türban tartışmasında eski ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ın dediği gibi "Türbanlı kızlarla Che t-şörtü giyenler kol kola okullarına girmeliler. Bunun aksini savunan demokrat olamaz." Ufuk Uras dün de gösterdi garip demokrat anlayışını, sorumsuz ve sorunsuz cumhurbaşkanının ne kadar sorumlu olduğunu anımsadı ve Anayasa değişimine oy verdi. Oysa kendisini meclise gönderen Kürt Milletvekilleri bu yasaya oy vermediler, yani kendi tabanının demokrasi anlayışına uymayarak ne kadar demokrat olduğunu gösterdi. Şeriatı savunmaktan hapis yatan ve Nazım Hikmet, Ahmet Kaya ve Aziz Nesin örneklerini veren Recep Tayyip Erdoğan la bana göre faşist bir yasaya evet diyen eski Marksist Ufuk Aras arasında bir fark kalmadı.
Yukarıda anımsattığım öyküden sonra yine babamın yazdığı bir taşlama geldi aklıma. ikisine de gülemedim bu kez, gözlerim yaşlı, göğsüm sanki baskı altında. Gerçekten bu insanlar her şeyi biliyor, hele hele demokrasiyi onlar kadar bilen yok. Tek kusuru bir zamanlar benim de üye olduğum partinin başkanlığını yaparken anlatmadı bize demokrasi savaşımının şeriatten geçtiğini. Herkese hayırlı demokratlıklar
HERKES KENDiNi BiR BOK SANIR.
12 Eylülden yaklaşık 1-2 yıl sonraydı, babamı görmeye Nesin Vakfı na gitmiştim. Hem Onun kitaplarını yayınlıyordum hem de yeni kurduğum Düşün Yayınevinin kitaplarını hazırlıyordum. Verdiğim çevirilerin çoğalmasını bekliyordum, arka arkaya 4-5 kitap çıkartarak başlamam gerekiyordu. Babamla bunların programını yaptık, 2-3 gün sohbet ettik. Dönerken bana iki öykü verdi. Bu öyküleri verirken birinin Milliyet Sanatta yayınlanamayacağını biliyordu, iki öykü vermesinin gerekçesi de oydu. Zeynep Oral dan yayınlamayacağı öyküyü alacak ve Gırgırda yayınlanması için Oğuz Aral a verecektim ve öyle de oldu.
Zeynep Orala vermem için, Milliyet Sanatta yayınlanmasını istediği öyküleri vapurda okumaya başladım. Öykülerden biri aşk öyküsüydü, diğeri de birisi hakkındaydı. Ben babamın öykülerini okurken katıla katıla gülmem, sadece başkası okurken kendimi tutamam, bunu da ağabeyim Aliyle beraber keşfettik. Adını tam olarak anımsamıyorum ama sanırım Dingildeyen Şeylerdi, Ali sesli okumaya başladı. Okumaya başladı dediğime bakmayın, biz nerdeyse katılacağız. Ben alıyorum kitabı olmuyor, Ali devam ediyor olmuyor. işte bu olaylardan ikincisini babamın verdiği ikinci öyküde vapurda açıkta herkesin önünde yaşadım. Deli gibi gülmeme neden olan öykünün son bölümü hemen hemen şöyle:
--spoiler--
Aman efendim, Ona ne kadar benziyorsunuz, hele gazetelerde geçen gün trenden eğilerek bir çocuğun başını okşayışınızı gördüm, aynı O gibisiniz. Aman efendim Ona ne kadar benziyorsunuz, konuşmalarınızı izliyorum, ama ne olur Onun gibi konuşsaydınız da yellenir gibi konuşmasaydınız. Aman efendim aynı O gibisiniz, hık demiş de burnundan düşmüş gibisiniz ama akraba olmadığınızdan burnundan düşemezsiniz ama pıt demiş de biyerlerinden düşmüş gibisiniz.
--spoiler--
Dün AKP Recep Tayyip Erdoğan ın grup konuşmasını izlerken geldi bu öykü aklıma. Dün beni şaşırtan bişey oldu, Erdoğan Nazım Hikmetten bahsetti, AKP sıralarından alkışlar koptu,daha sonra Ahmet Kayadan söz etti, yine alkış. Ve en son Aziz Nesin den bahsedince alkışlar tavan yaptı. Nerdeyse "Bis" yapıp babamı sahneye çağıracaklar sandım. Ne yalan söyleyeyim bir tuhaf oldum.
--spoiler--
AKP milletvekillerini düşündüm, büyük bir çoğunluğunun evinde Aziz Nesin ve Nazım Hikmet kitapları yoktur, bir kez bile okumamışlardır. Türkiye nin en önemli iki yazarı ve marksistinden nefret ettiklerine adım gibi eminim. Ahmet Kaya nın da CD leri yoktur evlerinde. Bundan da eminim. Zaten kitap okuyan ve müzik dinleyen bir kalabalık olmadıklarını da biliyorum.
--spoiler--
Ama son dönemin demokratlığı böyle bişey, hem şeriatı savunup hem de demokrat olmaya çalışabiliyorsunuz. Biraz ondan, biraz da diğerinden, garip garip yemekler çıkıyor ortaya, ne tadı var ne de tuzu; Türban tartışmasında eski ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ın dediği gibi "Türbanlı kızlarla Che t-şörtü giyenler kol kola okullarına girmeliler. Bunun aksini savunan demokrat olamaz." Ufuk Uras dün de gösterdi garip demokrat anlayışını, sorumsuz ve sorunsuz cumhurbaşkanının ne kadar sorumlu olduğunu anımsadı ve Anayasa değişimine oy verdi. Oysa kendisini meclise gönderen Kürt Milletvekilleri bu yasaya oy vermediler, yani kendi tabanının demokrasi anlayışına uymayarak ne kadar demokrat olduğunu gösterdi. Şeriatı savunmaktan hapis yatan ve Nazım Hikmet, Ahmet Kaya ve Aziz Nesin örneklerini veren Recep Tayyip Erdoğan la bana göre faşist bir yasaya evet diyen eski Marksist Ufuk Aras arasında bir fark kalmadı.
Yukarıda anımsattığım öyküden sonra yine babamın yazdığı bir taşlama geldi aklıma. ikisine de gülemedim bu kez, gözlerim yaşlı, göğsüm sanki baskı altında. Gerçekten bu insanlar her şeyi biliyor, hele hele demokrasiyi onlar kadar bilen yok. Tek kusuru bir zamanlar benim de üye olduğum partinin başkanlığını yaparken anlatmadı bize demokrasi savaşımının şeriatten geçtiğini. Herkese hayırlı demokratlıklar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar