bugün
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen8
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- sözlük kızlarının tantunici6
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek4
- sözlük kızalarının takosu5
- israil'i allah cezalandıracak9
- seksten önce dua etmek10
- tarhana çorbası12
- kız peşinde koşarken temiz bir dayak yemek3
- gerdekten önce kılınan namaz4
- filistin37
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- ana baba bacı kardeş dar günümde el olur2
- barış sürecinde siyasallaşma aponun da hakkıdır7
- zall efendi yapacağın işi seveyim2
- sözlük kızlarının humusu3
- pala bıyıklı yazarlar5
- sözlük kızlarının pates salatası3
- yakışıklı olgun erkekler6
- objeci geldi objeci2
- fabrika kızı vs tamirci çırağı4
- her şeyin bir anda anlamsız gelmesi3
- antipanik yemek show2
- cepte para kalmayınca dostların terk etmesi2
- porno entelektüelliği8
- sapık şarkı sözleri10
- antipanik'e bir şey söyle22
- silvermist'e iki şey söyle20
- özelden şeftalisini atan yazar14
- ince memed 23
- sözlük kızlarının şekerpareleri2
- cumartesi gecesi seks yerine sözlüğe bakmak3
- kız fakesi olan yazar buz gibi gaydir3
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar11
- acı biber turşusu3
- sözlükte ki bacılarınız kim5
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu7
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- sözlük kızlarının kombinleri15
- 10 ekim 2026 rizespor fenerbahçe maçı7
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel8
- sözlük yazarlarının akşam yemeği menüsü5
- denizden çıkan erkek3
- sözlüğün azması7
- bir karpuz falan sikin de bitsin bu çile8
- sözlüğü boşverip plaja gitmek7
Yapanları utançlarından yerin dibine sokması gerekirken, ne hikmetse gerim gerim gerinmelerine sebep olan ve Türkiye'yi 50 yıl geriye götüren darbenin günü.
12 Eylül'e dair çok şey söylendi, çok yazıldı çizildi, şimdi müsade ederseniz ben de kendi yazdığım bir masalla olaya dahil olayım:
"BiR 12 EYLÜL MASALI"
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, sen beşiğinde mışıl mışıl uyurken üç tarafı denizlerle çevrili, çiçeklerin çarçabuk solduğu, kırık kanatlı kuşların burukça uçtuğu, babaların yüreği dağlı, annelerin gözü yaşlı olduğu bir ülkede,
zalim mi zalim bir babayla huyu suyu ayrı 4 oğlu yaşarmış.
Bu baba öyle bir babaymış ki; baba demeye bin şahit istermiş. Her türlü ahlaksızlık ondaymış, çalışmayı ve çalışanı sevmemek onda, evlatlarını ayırt etmek onda, çilekeş karısına ihanet onda! Onda da onda...
Bu baba o kadar da vicdansızmış ki, kimseye acıması yokmuş! Ama kendinin şuncacık canının yandığını istemezmiş. Şiddetinden de, hiddetinde de sual olunmazmış, bu yüzdendir ki huzurlu bir gün geçmezmiş o evde ,şefkati ara ki bulasın!
Gelelim her biri dört ayrı yönü gösteren dört evlada.
Kürşat doğuyu, Deniz batıyı, Serdar kuzeyi, Abdullah da güneyi gösterirmiş, masal bu ya...
Oğullardan adı Deniz olanı, bir türlü babasını sevmemiş aklı erdiğinden beri, çünkü babasının kötü biri ve yanlış yolda olduğunu hiç aklından çıkaramıyormuş! babasının ayıplarını, günahlarını, hatalarını en çok yüzüne vuran oymuş. işte bu yüzden Deniz babasının zulmüne en çok maruz kalanmış.
Gelelim Serdar'a... Bu evladın babasından ayrı kalır yanı pek yokmuş,
sadece onu biraz kaba veya aceleci buluyormuş, babası evde onlara hayatı zindan ederken nedense en az zararı Serdar görüyormuş, babası çünkü çaktırmadan onu kolluyormuş, bir sultan-şehzade misali...
Abdullah ise pek etliye-sütlüye karışmayan, namazını orucunu eksik etmeyen, evdeki durumdan çok rahatsız olsa da "elimden ne gelir ki, babama karşı çıkamam ya" deyip tevekkül eder duran biriymiş. Ve Kürşat... Kardeşi Deniz'le olan düşman kardeşliği her fırsatta onunla kavga etmelerine yol açarmış, çoğu zaman evdeki zindan hayatının sebebini, yani babasını unutup kardeşi Deniz'e yüklenirmiş!... Bazen vicdan terazisi şaşıp kardeşini dövermiş!.... Abdullah'la Serdar'ı bile kışkırtıp bazen üçü beraber döverlermiş Deniz'i...
Ve ne hikmetse Kürşat, babasından nefret edeceği yerde Deniz'den nefret edermiş!...
Gel zaman git zaman bir gün evde kıyamet kopmuş, gaddar baba Deniz'e bu kez öyle kızmış ki, onu öldüresiye dövmeye başlamış, Annenin yüreği dayanmamış bayılmış. Baba olacak o zalim,vahşice saldırmış Deniz'e, suçu filan olup olmaması önemli değil, Deniz'in varlığı bile onun planlarına aykırıymış çünkü...
Kardeşler bu olaya seyirci kalmışlar, Abdullah "Allah ıslah etsin babamı" diyormuş içinden, ama kardeşinin tamamen masum olduğuna da inanmıyormuş tabiatı gereği!...
Serdar yüzünde üzüntülü bir hava varmış gibi gözükse de içinden "zamanı gelmişti bunun defterini dürmenin" diye oh diyormuş.
Kürşat ise içinde acıma duygusunu yeşertmeye çabalıyormuş o sırada ama bir türlü o içten duygu zorlamayla yaşanmadığı için boş boş bakıyormuş kardeşinin kanlar içindeki haline!...
Bu korkunç işkence devam ederken baba birden yana dönmüş Kürşat'la göz göze gelivermiş. Ve hiç kimsenin beklemediği bir şey yapmış, tokadı basmış Kürşat'ın suratına! Kürşat daha ne olduğunu anlamadan tokatlar ve tekmeler ardı ardına inmeye başlamış vücuduna!...
Abdullah-Serdar kardeşler şaşkın şaşkın bakarken Kürşat haykırmış babasına: "Baba ben ne kabahat işledim,Deniz'e kızıp niye benden hıncını alıyorsun!.. Senin bugüne kadar dediklerini babamsın diye hep yerine getirmedim mi!
Baba cevap verir: "Doğru,yapmasına yaptın o dediklerini ama Deniz' i döverken şimdi düşündüm ki, sana da senin yardımına da artık ihtiyacım yok, Abdullah ve Muhammed yeter bana."
Serdar, Deniz, Abdullah, Kürşat, masum anne, gaddar baba kimdir orasını da siz düşünün!...
12 Eylül'e dair çok şey söylendi, çok yazıldı çizildi, şimdi müsade ederseniz ben de kendi yazdığım bir masalla olaya dahil olayım:
"BiR 12 EYLÜL MASALI"
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, sen beşiğinde mışıl mışıl uyurken üç tarafı denizlerle çevrili, çiçeklerin çarçabuk solduğu, kırık kanatlı kuşların burukça uçtuğu, babaların yüreği dağlı, annelerin gözü yaşlı olduğu bir ülkede,
zalim mi zalim bir babayla huyu suyu ayrı 4 oğlu yaşarmış.
Bu baba öyle bir babaymış ki; baba demeye bin şahit istermiş. Her türlü ahlaksızlık ondaymış, çalışmayı ve çalışanı sevmemek onda, evlatlarını ayırt etmek onda, çilekeş karısına ihanet onda! Onda da onda...
Bu baba o kadar da vicdansızmış ki, kimseye acıması yokmuş! Ama kendinin şuncacık canının yandığını istemezmiş. Şiddetinden de, hiddetinde de sual olunmazmış, bu yüzdendir ki huzurlu bir gün geçmezmiş o evde ,şefkati ara ki bulasın!
Gelelim her biri dört ayrı yönü gösteren dört evlada.
Kürşat doğuyu, Deniz batıyı, Serdar kuzeyi, Abdullah da güneyi gösterirmiş, masal bu ya...
Oğullardan adı Deniz olanı, bir türlü babasını sevmemiş aklı erdiğinden beri, çünkü babasının kötü biri ve yanlış yolda olduğunu hiç aklından çıkaramıyormuş! babasının ayıplarını, günahlarını, hatalarını en çok yüzüne vuran oymuş. işte bu yüzden Deniz babasının zulmüne en çok maruz kalanmış.
Gelelim Serdar'a... Bu evladın babasından ayrı kalır yanı pek yokmuş,
sadece onu biraz kaba veya aceleci buluyormuş, babası evde onlara hayatı zindan ederken nedense en az zararı Serdar görüyormuş, babası çünkü çaktırmadan onu kolluyormuş, bir sultan-şehzade misali...
Abdullah ise pek etliye-sütlüye karışmayan, namazını orucunu eksik etmeyen, evdeki durumdan çok rahatsız olsa da "elimden ne gelir ki, babama karşı çıkamam ya" deyip tevekkül eder duran biriymiş. Ve Kürşat... Kardeşi Deniz'le olan düşman kardeşliği her fırsatta onunla kavga etmelerine yol açarmış, çoğu zaman evdeki zindan hayatının sebebini, yani babasını unutup kardeşi Deniz'e yüklenirmiş!... Bazen vicdan terazisi şaşıp kardeşini dövermiş!.... Abdullah'la Serdar'ı bile kışkırtıp bazen üçü beraber döverlermiş Deniz'i...
Ve ne hikmetse Kürşat, babasından nefret edeceği yerde Deniz'den nefret edermiş!...
Gel zaman git zaman bir gün evde kıyamet kopmuş, gaddar baba Deniz'e bu kez öyle kızmış ki, onu öldüresiye dövmeye başlamış, Annenin yüreği dayanmamış bayılmış. Baba olacak o zalim,vahşice saldırmış Deniz'e, suçu filan olup olmaması önemli değil, Deniz'in varlığı bile onun planlarına aykırıymış çünkü...
Kardeşler bu olaya seyirci kalmışlar, Abdullah "Allah ıslah etsin babamı" diyormuş içinden, ama kardeşinin tamamen masum olduğuna da inanmıyormuş tabiatı gereği!...
Serdar yüzünde üzüntülü bir hava varmış gibi gözükse de içinden "zamanı gelmişti bunun defterini dürmenin" diye oh diyormuş.
Kürşat ise içinde acıma duygusunu yeşertmeye çabalıyormuş o sırada ama bir türlü o içten duygu zorlamayla yaşanmadığı için boş boş bakıyormuş kardeşinin kanlar içindeki haline!...
Bu korkunç işkence devam ederken baba birden yana dönmüş Kürşat'la göz göze gelivermiş. Ve hiç kimsenin beklemediği bir şey yapmış, tokadı basmış Kürşat'ın suratına! Kürşat daha ne olduğunu anlamadan tokatlar ve tekmeler ardı ardına inmeye başlamış vücuduna!...
Abdullah-Serdar kardeşler şaşkın şaşkın bakarken Kürşat haykırmış babasına: "Baba ben ne kabahat işledim,Deniz'e kızıp niye benden hıncını alıyorsun!.. Senin bugüne kadar dediklerini babamsın diye hep yerine getirmedim mi!
Baba cevap verir: "Doğru,yapmasına yaptın o dediklerini ama Deniz' i döverken şimdi düşündüm ki, sana da senin yardımına da artık ihtiyacım yok, Abdullah ve Muhammed yeter bana."
Serdar, Deniz, Abdullah, Kürşat, masum anne, gaddar baba kimdir orasını da siz düşünün!...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar