bugün
- kim kimi neden sevmiyor14
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek8
- diyanetin fona para yatırması3
- yogartiksen40
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- adana hava durumu5
- her buluşmaya rezalet kombinlerle gitmek4
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- 1 55 boya sahip kızlardaki özgüven kaynağı2
- 6 ayda bir yıkanmak2
- sözlük çirkinlerinin fotoğrafları2
- azerilerce tokatlanan akpli8
- güneşli sıcıcık bir edirne günü5
- türküm doğruyum çalışkanım5
- istanbul daki selin önlenebilirliği2
- aşk11
- yağmurlu bir cumartesi sabahı3
- ev kızı olmak3
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- sözlükte kim kimi seviyor3
- nervio adlı yazara uyarı11
- yüksek enflasyon17
- kolye24
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- antipanik5
- dincileri niçin öldürmeliyiz4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- nervio18
- amim parçalandı diyen kız10
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u3
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- sol frame başlıklarının suyu çıkması2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- sinek as vs as maca4
- queen ravenna büyücülük okulu20
- iphone almak için neden6
- kokan yazarlar2
- murat göğebakan3
- sözlükteki yazar olabilme kriterleri ve süreci5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- çocukluk yanılgıları2
- uçan araba3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı2
- zürafa13
- bileklik11
- kalp14
- kaplan11
- gazze için toplanan paranın fona aktarılması2
- protez tirnak2
cemal granda'nın kitabından :
Moda koyundayız. Sıcak bir yaz akşamı. Sakarya motoruyla bir deniz gezisine çıkmıştık. Mehtabın ilk günleriydi. Koyun manzarası Atatürk'ün çok hoşuna gitmişti.
Atatürk bize :
- " Buraya geldiğimizi kimse görmesin. Elektrikleri de söndürüp kendi kendimize rahat bir şekilde yeyip içelim. Mehtap da hazır " dedi.
Fakat daha on beş dakika bile geçmemişti ki, çevremizin sessiz sedasız sandallarla çevrilmekte olduğunu gördük. Atatürk sarıldığımızı görünce:
- "Karanlığın anlamı kalmadı. Elektrikleri yakın" dedi.
Ortalık ışıyınca beyaz yazlık elbiseleriyle gecenin içinde Atatürk'ün heybetli vücudu, bir heykel parlaklığıyla ortaya çıktı. O an denizin ortasında bir alkış sesi yükseldi. Bizim orada olduğumuzu öğrenen başka sandallar da kafileye katıldılar.
Atatürk, sevgi gösterisinde bulunan kalabalığa , sanki kendi konuklarıymış gibi sormaya başladı:
- " Size ne ikram edeyim, ne istersiniz? "
Sandallardaki kalabalık arasından sesler yükselmeye başladı:
- "Paşam seni isteriz."
Görülecek manzaraydı bu. Atatürk bir ara eliyle beni çağırdı:
- "Rakı, şarap ne varsa hepsini halka dağıt. Bana da bir şişe bırak" dedi.
Ben de ne kadar içki varsa, orada bulunan herkese dağıttım.
Bağırış, çağırış gırla gidiyor. O zaman Atatürk, karşısında coşan, sevgi gösterisi yapan halka doğru kadehini kaldırarak şöyle konuştu:
- "Vatandaşlarım... Buna rakı derler. Vaktiyle padişahlar gizli içerlerdi. Ben açık içiyorum. Siz de benimle beraber içiyorsunuz. Neticede unutmayın ki, ben de sizin gibi insanım. benim yaptıklarım sizinkilerden bir fazla değildir."
Moda koyundayız. Sıcak bir yaz akşamı. Sakarya motoruyla bir deniz gezisine çıkmıştık. Mehtabın ilk günleriydi. Koyun manzarası Atatürk'ün çok hoşuna gitmişti.
Atatürk bize :
- " Buraya geldiğimizi kimse görmesin. Elektrikleri de söndürüp kendi kendimize rahat bir şekilde yeyip içelim. Mehtap da hazır " dedi.
Fakat daha on beş dakika bile geçmemişti ki, çevremizin sessiz sedasız sandallarla çevrilmekte olduğunu gördük. Atatürk sarıldığımızı görünce:
- "Karanlığın anlamı kalmadı. Elektrikleri yakın" dedi.
Ortalık ışıyınca beyaz yazlık elbiseleriyle gecenin içinde Atatürk'ün heybetli vücudu, bir heykel parlaklığıyla ortaya çıktı. O an denizin ortasında bir alkış sesi yükseldi. Bizim orada olduğumuzu öğrenen başka sandallar da kafileye katıldılar.
Atatürk, sevgi gösterisinde bulunan kalabalığa , sanki kendi konuklarıymış gibi sormaya başladı:
- " Size ne ikram edeyim, ne istersiniz? "
Sandallardaki kalabalık arasından sesler yükselmeye başladı:
- "Paşam seni isteriz."
Görülecek manzaraydı bu. Atatürk bir ara eliyle beni çağırdı:
- "Rakı, şarap ne varsa hepsini halka dağıt. Bana da bir şişe bırak" dedi.
Ben de ne kadar içki varsa, orada bulunan herkese dağıttım.
Bağırış, çağırış gırla gidiyor. O zaman Atatürk, karşısında coşan, sevgi gösterisi yapan halka doğru kadehini kaldırarak şöyle konuştu:
- "Vatandaşlarım... Buna rakı derler. Vaktiyle padişahlar gizli içerlerdi. Ben açık içiyorum. Siz de benimle beraber içiyorsunuz. Neticede unutmayın ki, ben de sizin gibi insanım. benim yaptıklarım sizinkilerden bir fazla değildir."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar