bugün
- tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler7
- kolayca doğrulanamaz ezoterik bilgiler4
- uludağ sözlük ün kaliteli bir sözlük olması4
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak18
- beyaz tenli olmak4
- karımı döverim kime ne2
- murat soner6
- suca suruklenen cocuk2
- rümeysa eker8
- yazlıkçı teyzeler5
- senin yaralarını ben saracağım diyen kadın3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle41
- her başlığa entry giren yazar2
- galatasaray6
- tsk'daki tuğgeneral astsubay kavgası3
- uğurcan çakır2
- başarılı gelecek öngörüleri2
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- memesini küçülten kadına kocasının sitem etmesi9
- petzold'un aynalar no 3 filmi4
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- ismail arı2
- bebe aspirin in tadını çok ama çok özlemek3
- reha muhtar27
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar4
- nasıl bir kadınla evlenilmeli9
- uysaljakoben25
- izmir3
- sivrisinek2
- trabzonspor2
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim15
- yapay zeka ile flört uygulamaları3
- soul calibur3
- dünyanın sonu5
- evlilik masrafları17
- kadınların aradığı erkek modeli11
- kendi değerini başkalarının gözünden ölçen insan10
- masumiyet körlüğü5
- gece yıldızları izlemek5
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- buddy dude'nin fotosunun yapay zeka çıkması28
- istiklal partisi2
- penis deliğinden içeri giren kene10
- katatespizartmasi9
- ispanyolca seviyesini bir cümle ile belli etmek3
- mokv geldi mi8
- kendini dinlemek5
- sözlüğe yeni gelmiş numarası yapan eski yazar4
- özgür özel mallığı6
- vincenzo italiano5
kendini tamamen ilme verme hikayesi
ilkokul bittikten sonra, fatih kolejinde orta öğrenime başladı. bütün ağırlığını, kuran kursunda kuran ilmini öğrenmeye ayırdığı için, kolejdeki derslerine hiç çalışmaz ve ilgilenmezdi, sadece iş olsun diye koleje gidiyordu. kolejle ilgilenmemesine rağmen yine de birinci sınıfı birincilikle bitirdi.
fatih kolejinde: cuma günleri sınıftaki arkadaşlarını bir araya toplar, hep beraber cuma namazına getirirdi.
küçük ahmet artık büyümüştü. fatih kolejinin ikinci sınıfına başlamıştı ki, zaten istemeyerek gittiği okulunu bırakmaya karar verdi. konuyu önce annesine, arkasından da babasına açtı. her ikisinden de destek görmedi. fakat o bir defa kafasına koymuştu , okulu bırakacaktı ve düşündüğünü de yapmakta geçikmedi. okulunu bıraktı. o kuran ilmini öğrenecekti, büyük bir islam alimi olacaktı. tek ideali buydu, bunun için gücünün yettiği kadar çalışacaktı. ailesine kararını bildirdi, ailesi ahmetin kararlılığı karşısında, aldığı karara evet demekten başka bir yol göremediler.
bundan sonra ahmet bütün yoğunluğu ile ismailağa kuran kursundan ders almaya başladı. ona gündüzler yetmiyor, gecelerde çok kısa geliyordu. uykuyu yok denecek kadar kısa uyuyordu. bu şekilde birkaç yıl geçti. bu arada istanbuldaki ilk vaazını yavuz selim camiisinde verdi. cami hınca hınç dolu idi. cübbeli ahmet hoca ilk sohbetinde dinleyenleri mest etmiş, gelecekte büyük kalabalıklara hitap edeceğini , yüz binlerin gönlünde sempati alanı oluşturacağının sinyallerini veriyordu.
cübbeli ahmet hoca bir yandan ilim tahsilini sürdürüyor, bir yandan vaazlara devam ediyordu. sohbetler o derece etkili oluyordu ki her geçen gün cübbeli ahmet hocanın ünü yayılıyor, değişik vilayetlerden davet alıyordu. o, sohbetlerden çok tahsilini düşündüğü için, bu davetleri geri çeviriyor. bütün gücüyle ilim tahsiline devam ediyordu.
ders aldığı hocaları ile küçük problemleri oluyordu, ahmetin ders temposuna diğer talebe arkadaşları yetişemediğinden, o diğer arkadaşlarını beklemek zorunda kalıyordu. o istiyordu ki, dersleri hiç aralıksız alayım ve bir an önce diğer derse geçeyim. cübbeli ahmet hocanın bu temposuna ne hocaları, ne de talebe arkadaşları ayak uyduramadığından bazen küçük anlaşmazlıklar çıkıyordu.
bir gün rizeden ismailağaya bir hoca geldi. bu hoca talebelerin birkaç dersine girdi. hocanın ders vermesi ahmetin çok hoşuna gitmişti. fakat bu hoca birkaç gün sonra tekrar memleketine geri dönecekti. hocanın ders verme metodu ahmeti çok memnun etmişti. işte bana ders verecek hoca diyordu. buradaki dersler ahmete yetişmiyor, o hızlı ve seri ders almayı istiyordu.
bu münasebetle:
- buradaki hocalar bana istediğim dersi vermiyorlar, beraber ders aldığım talebeler bir dersi üç günde alıyorlar, ben onlar için üç gün bekliyorum. halbuki ben bu dersi iki saatte alıyorum .ben bu hoca ile rizeye gideceğim, demişti.
ilim tahsili için gurbet yılları:
küçük tartışma ve itirazlar tatlıya bağlanır, bütün hazırlıklar yapılır ve cübbeli ahmet hoca , geçmiş meşayıhtan miras olarak kalan ; okumak için gurbete çıkma geleneğini yerine getirmek için yola çıkar. bunun , geçmiş büyüklerin şiarı olduğunun bilincinde olup olmadığını bilmiyoruz. bildiğimiz bir şey varsa o da, daha iyi ilim tahsili yapacağına inandığı için, ailesinden, barkından ayrılmayı göze aldığıdır.
manevi babam dediği, gönülden bağlı olduğu, küçüklüğünden bu yana manevi himayesinde olduğu mahmut hocasından izin almadan ilim tahsiline gitmesi hiç mümkün mü? o da gönlünün sultanına sorar.
efendi hazretleri:
-mesele ilim tahsili olduğu için bir şey diyemiyorum, bizimde rızamız gitmesi yönündedir. cübbeli ahmet hoca hiç tanımadığı bir ortamda, kendisini gece gündüz ilim tahsiline verir.
buradaki hocası ahmetin bu azmi karşısında hayretten hayrete düşer. gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürür, zaman olur takıldığı bir konu için gecenin ilerlemiş saatini düşünmeden hocasına müracaat eder, hocası uykuda ise kaldırır, takıldığı yerin cevabını alırdı.
cübbeli ahmet hoca iki yıla yakın bir süre, geceli gündüzlü çalışarak ilim tahsilini sürdürür. nihayet orda öğrenmesi gereken ilimleri öğrenir ve hocalık icazetini alarak istanbula döner.
hocalık icazetinden sonra da, istanbul da hafızlığa başlar. dört ay gibi bir zamanda da hafızlığını tamamlar. cübbeli ahmet hoca, artık hem hoca, hem de hafızdır.
dönüşünde efendi hazretlerinin elini öper, artık şimdi kendisi de hocalık yapacak ve talebe okutacaktır. efendi hazretleri onun için der ki:
- bu çocuğun ilmi vehbidir. çok okumakla bu ilim elde edilmez. ahmet bu ilmin farkında değil.
efendi hazretleri ahmete yakın ilgi gösterir, bu ilgi az da olsa bazı kıskançlıklara sebep olur. ahmetin mütevazılığı ve alçak gönüllülüğü bu küçük problemlerin kolayca çözülmesini sağlar. hocalık ve hafızlıktan sonra , kendisini ilmi araştırmalara verir. gündüzleri gecelere katarak araştırmalarını genişletir. sabah namazlarına kadar çalışır. araştırma ve okuma istediğinden dolayıdır ki, çok geniş bir kütüphaneye sahip olur. aynı yıl yani, 1983 yılında 17 yaşında hacca gider.
ahmet hacca gidip geldikten sonra, ismailağada bazı hocalardan dersler almaya devam etmekle kalmadı aynı zamanda, tilloda yetişmiş bazı büyük alimlerden dersler aldı. ahmet hoca hem kendisi alıyordu, bir taraftan da kendisi talebe yetiştiriyordu. ahmet hoca bütün yaşamını ilim tahsiline ayırmıştır. babası yusuf ünlünün işleri çok iyi durumdadır. devrin en çok kazanan sanayicileri arasında bulunmaktadır. babasını ekonomik dururmunun bu derece iyi olması ahmet hocayı hiç ama hiç etkilememektedir. bu konuda zaman zaman eleştirilere uğrar:
babanın durumu son derece iyidir. sen ise kendini kurslara kapatmış ilim öğrenip, ilim öğretmekle meşgul olmaktasın. cübbeli ahmet hoca bu eleştirilere çoğu kez kulak tıkar, çok ısrar edenlere de biz yolumuzu bulmuşuz: bizim yolumuz allah ve resulünün yoludur, dünya işleriyle bir alakamız yoktur.
cübbeli ahmet hocanın ilim tahsilini tamamlamasına rağmen araştırmaları devam etmektedir. islami ilimleri en detayına varıncaya kadar öğrenmek ve öğretmek amacındadır. bu noktada mahmut efendi hazretlerinin; cübbeli gibi ibare okuyan bir hoca görülmedi sözü onun üstün zeka ve ilim öğrenmedeki gayretini açıklamak için yeterlidir.
cübbeli ahmet hocanın bu insan üstü gayret ve başarısı, bazı küçük kıskançlıkla da sebebiyet vermektedir. bazen bu kıskançlıkların dozunun arttığı olmuştur. bu durumlarda efendi hazretleri olaya müdahale eder ve işi yatıştırırdı.
cübbeli ahmet hoca bu arada eş dost arasındaki küçük küçük vaazlar etmeye başlamış, bu vaazları dinleyenler arasında çok beğenilir olmuştu. bugün yaşı br hayli ilerlemiş olmasına rağmen kendisini ziyaret ettiğimiz hüseyin efendiden(hüseyin hekimoğlu) cübbeli hocanın sohbetlerini ilk dinleyenlerden olduğu için bilgi aldık.
bundan on beş veya yirmi yıl önceydi, vakit namazını kılmak için fatihte girdiğim bir cami de namazdan sonra çocuk denecek yaşta bir hoca kürsüye çıkarak vaaz etmeye başladı. dikkatimi çekti, dinelemeye başladım bu sohbet sıradan bir sohbet değildi, bu çocukta enteresan bir durum vardı, sohbeti beni çok etkilemişti. sohbetin bitiminde kendisini tebrik ederek rabbimin nazardan koruması için dua ettim. bir daha ne zaman sohbet edeceğini sordum o gün bu gündür hoca efendinin sohbetlerini dinlerim allah ondan razı olsun, biz ondan çok şeyler öğrendik ve istifade ettik.
cübbeli ahmet hocanın ara sıra bazı muhitlerde sohbetlerde bulunması, onun şöhretinin artmasına sebep oldu. bir defa onu dinleyen bir daha dinlemek istiyordu. böylece her geçen gün çevresindeki sempati alanı gelişti. çevresindeki halka genişledikçe, hergeçen gün değişik semt ve illerden davet alamaya başladı. artık cübbeli ahmet hoca hem ilim tahsili yapıyor, hem de talebelerine ders veriyor, hem de akşamları değişik bölgelerdeki davetlere icabet ederek sohbetler yapıyordu. cübbeli ahmet hocanın yaşının küçüklüğüne rağmen sohbetlerinde üzerinde durduğu;
allah ve resulünün rızasını kazanmak, onların gittiği yoldan giderek, insanlığı ebedi saadete ulaştırmak. toplumun baş belası olan içki, kumar ve fuhşiyata karşı insanları uyarmak. vatan ve millet sevgisini insanlara aşılamak toplumun ahlak yapısını bozacak, insanları rahatsız edecek hareketlerden uzak durulması, inanların birbirinin kardeşi olduğu, beşeri ilişkilerde bu kardeşlik duyguları ile birbirlerine karşı hareket etmeleri gerektiği gibi konulardır. ömrünü insanların dünyevi ve uhrevi mutluluğuna adayan bir gönül dostu olmuştur.
yaşantısı bu yoğun tempoyla devam ede dursun, bir yandan askerlik çağı yaklaşmaktadır. her türk genci gibi vatan vazifesini sabırsızlıkla beklemekte, bu kutsal vazifeyi bir an önce yapmak istemektedir. askerlik hazırlıkları yapılmaya başlandığı sıralarda, bir gün bir sohbette baş dönmesi yaşar. aynı günün gecesinde eve geldiğinde baygınlık geçirir. doktora gidilir : doktor yorgunluktan olduğu yönünde teşhis koyar. fakat aradan geçen günlerde rahatsızlığı devam eder ve her geçen gün biraz daha artar. çok daha detaylı bir sağlık kontrolünden geçmesi gerekmektedir. tam teşekküllü bir sağlık merkezinde yapılan kontrollerde, sonuç hiç de iyi değildir. hoca efendiye teşhis koyulur. ileri seviye şeker. ahmet hoca şeker hastasıdır, şeker 450 ve üzerine çıkmaktadır. bu durum karşısında tedaviye ve tedbirlere baş vurulur. ahmet hocanın bütün yaşantısı alt üst olmuştur. ahmet hoca hastalığına rağmen programının aksatma taraftarı değildir. yakınlarının ısrarlarına rağmen yoğun temposuna devam eder.
bu arada askere de gitmek istemekte fakat doktorları bu şekilde askerlik yapamayacağını söylemektedirler. bu arada muayene için gittiği askerlik şubesi, onu askeri hastaneye gönderir. askeri hastanede yapılan muayenesinden sonra heyet şu sonuca varır: ahmet mahmut ünlü bu haliyle askerlik yapamaz. bu sonuç ahmet hocayı son derece üzmüştür fakat, elden pek bir şey gelmez.
cübbeli ahmet hoca efendinin sohbetleri tüm ülke sathına yayılmaya başlamıştır. her gün değişik bölgelerden davetler gelmekte, hoca efendi bu davetlere mümkün mertebe cevap vermeye çalışmakta, bir çoğuna da zaman darlığından yetişemeyerek geri çevirmektedir.
cübbeli ahmet hocanın sempati alanının genişlemesi ve ilginin artması beraberinde bazı sorunları, talepleri de beraberinde getirir. bu geniş kitlenin oluşturduğu ilgi alanına değişik ihtiyaç sahipleri de girmeye başlamıştır. bunlar fakir, geçim darlığı çekenlerden tutun, okumak için memleketini terk ederek istanbula gelen öğrencilere yardıma kadar öğrencilere bursdan, hayır kurumlarının yardım talebine kadar bir çok istekle karşı karşıya kalmaktadır.
bu yoğun ilgi ve talep ahmet hocayı arayışa iter. nihayet yakın çevresiyle yaptığı istişareler sonucunda merkezi fatih ilçesinde olmak üzere bir vakıf kurulmasına karar verilir. bu karardan kısa bir süre sonra fatih hak ve hizmet vakfı kurulur. 1990 yılların başında kurulan ve faaliyete geçen vakıf kısa zamanda tüzüğüne uygun çok büyük hizmetler yapar. binlerce ihtiyaç sahibi vakfın imkanlarından faydalanır.
vakıf ilmi faaliyetlerde de bulunur, değişik ülkelerden gelen ilim adamlarını alırlar, onların ülkemizde bulunduğu sürelerdeki ihtiyaçlarını karşılar. ahmet hoca vakfı tüm insanlığın hizmetine sunmak, her ne ihtiyacı olan olursa olsun, bu kapıya gelenin boş geri çevrilmemesi prensibi ile hareket eder. hatta vakfın imkanlarının kafi gelmediği zamanlarda, babasının imkanlarının vakıf için seferber ettirdiği birçoklarınca bilinen bir gerçektir. ahmet hoca vakfın idare heyetine derki;
bu kapıya gelen boş geri çevrilemeyecektir.
fikir yapısı :
bütün vaazu nasihat ve sohbetlerinde; ehli sünnet çizgisinin dışına çıkmamış, dindeki hurafe ve bidatlarla mücadele etmeyi kendine şiar etmiş bir islam alimidir. bu noktadaki tavrı yüzünden zaman zaman kimliği belirsiz illegal güç odaklar tarafından tehdit edildiği de olmuştur. bu konuda yakın çevresi hocayı uyarır, biraz daha temkinli hareket etmesini ister. o bu uyarılara ; hasbunallahi venimel vekil demektedir.
ülkemizin milli birlik ve bütünlüğünü ehemmiyetle gözeten, bu konuda görev yapan müslüman vatan evlatlarına dualarını hiçbir zaman eksik etmediği gibi, bütün sevenleri de bu yönde yönlendirmektedir.
şiddetin her türlüsüne karşı olmuş, bu konuda çevresine uyarılarda bulunmuş, özellikle provokosyonlara karşı sempatizanlarını uyarmıştır. bunun en son örneği de tutuklanması esnasında yaşanmıştır. yakın çevresinde bulunanlara, altını çizerek söylediği:
hiçbir yanlış harekete müsaade etmeyin, sevenlerimizi kışkırtmak isteyenler olabilir, onlara söyleyin her hangi bir kışkırtma ve provakoya gelmesinler.
başına gelen bu musibet ve iftiralar için de söylediği sözler onun ne derece yüksek makam sahibi olduğunu göstermektedir:
vela için bela, zehep için lehep gibidir, kişi dinindeki sağlamlığına göre imtihan olunur. dinin de sıkı olana büyük bela, zayıf olana ise küçük musibetler gelir. işte alimin teslimiyeti böyle olur.
ilkokul bittikten sonra, fatih kolejinde orta öğrenime başladı. bütün ağırlığını, kuran kursunda kuran ilmini öğrenmeye ayırdığı için, kolejdeki derslerine hiç çalışmaz ve ilgilenmezdi, sadece iş olsun diye koleje gidiyordu. kolejle ilgilenmemesine rağmen yine de birinci sınıfı birincilikle bitirdi.
fatih kolejinde: cuma günleri sınıftaki arkadaşlarını bir araya toplar, hep beraber cuma namazına getirirdi.
küçük ahmet artık büyümüştü. fatih kolejinin ikinci sınıfına başlamıştı ki, zaten istemeyerek gittiği okulunu bırakmaya karar verdi. konuyu önce annesine, arkasından da babasına açtı. her ikisinden de destek görmedi. fakat o bir defa kafasına koymuştu , okulu bırakacaktı ve düşündüğünü de yapmakta geçikmedi. okulunu bıraktı. o kuran ilmini öğrenecekti, büyük bir islam alimi olacaktı. tek ideali buydu, bunun için gücünün yettiği kadar çalışacaktı. ailesine kararını bildirdi, ailesi ahmetin kararlılığı karşısında, aldığı karara evet demekten başka bir yol göremediler.
bundan sonra ahmet bütün yoğunluğu ile ismailağa kuran kursundan ders almaya başladı. ona gündüzler yetmiyor, gecelerde çok kısa geliyordu. uykuyu yok denecek kadar kısa uyuyordu. bu şekilde birkaç yıl geçti. bu arada istanbuldaki ilk vaazını yavuz selim camiisinde verdi. cami hınca hınç dolu idi. cübbeli ahmet hoca ilk sohbetinde dinleyenleri mest etmiş, gelecekte büyük kalabalıklara hitap edeceğini , yüz binlerin gönlünde sempati alanı oluşturacağının sinyallerini veriyordu.
cübbeli ahmet hoca bir yandan ilim tahsilini sürdürüyor, bir yandan vaazlara devam ediyordu. sohbetler o derece etkili oluyordu ki her geçen gün cübbeli ahmet hocanın ünü yayılıyor, değişik vilayetlerden davet alıyordu. o, sohbetlerden çok tahsilini düşündüğü için, bu davetleri geri çeviriyor. bütün gücüyle ilim tahsiline devam ediyordu.
ders aldığı hocaları ile küçük problemleri oluyordu, ahmetin ders temposuna diğer talebe arkadaşları yetişemediğinden, o diğer arkadaşlarını beklemek zorunda kalıyordu. o istiyordu ki, dersleri hiç aralıksız alayım ve bir an önce diğer derse geçeyim. cübbeli ahmet hocanın bu temposuna ne hocaları, ne de talebe arkadaşları ayak uyduramadığından bazen küçük anlaşmazlıklar çıkıyordu.
bir gün rizeden ismailağaya bir hoca geldi. bu hoca talebelerin birkaç dersine girdi. hocanın ders vermesi ahmetin çok hoşuna gitmişti. fakat bu hoca birkaç gün sonra tekrar memleketine geri dönecekti. hocanın ders verme metodu ahmeti çok memnun etmişti. işte bana ders verecek hoca diyordu. buradaki dersler ahmete yetişmiyor, o hızlı ve seri ders almayı istiyordu.
bu münasebetle:
- buradaki hocalar bana istediğim dersi vermiyorlar, beraber ders aldığım talebeler bir dersi üç günde alıyorlar, ben onlar için üç gün bekliyorum. halbuki ben bu dersi iki saatte alıyorum .ben bu hoca ile rizeye gideceğim, demişti.
ilim tahsili için gurbet yılları:
küçük tartışma ve itirazlar tatlıya bağlanır, bütün hazırlıklar yapılır ve cübbeli ahmet hoca , geçmiş meşayıhtan miras olarak kalan ; okumak için gurbete çıkma geleneğini yerine getirmek için yola çıkar. bunun , geçmiş büyüklerin şiarı olduğunun bilincinde olup olmadığını bilmiyoruz. bildiğimiz bir şey varsa o da, daha iyi ilim tahsili yapacağına inandığı için, ailesinden, barkından ayrılmayı göze aldığıdır.
manevi babam dediği, gönülden bağlı olduğu, küçüklüğünden bu yana manevi himayesinde olduğu mahmut hocasından izin almadan ilim tahsiline gitmesi hiç mümkün mü? o da gönlünün sultanına sorar.
efendi hazretleri:
-mesele ilim tahsili olduğu için bir şey diyemiyorum, bizimde rızamız gitmesi yönündedir. cübbeli ahmet hoca hiç tanımadığı bir ortamda, kendisini gece gündüz ilim tahsiline verir.
buradaki hocası ahmetin bu azmi karşısında hayretten hayrete düşer. gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürür, zaman olur takıldığı bir konu için gecenin ilerlemiş saatini düşünmeden hocasına müracaat eder, hocası uykuda ise kaldırır, takıldığı yerin cevabını alırdı.
cübbeli ahmet hoca iki yıla yakın bir süre, geceli gündüzlü çalışarak ilim tahsilini sürdürür. nihayet orda öğrenmesi gereken ilimleri öğrenir ve hocalık icazetini alarak istanbula döner.
hocalık icazetinden sonra da, istanbul da hafızlığa başlar. dört ay gibi bir zamanda da hafızlığını tamamlar. cübbeli ahmet hoca, artık hem hoca, hem de hafızdır.
dönüşünde efendi hazretlerinin elini öper, artık şimdi kendisi de hocalık yapacak ve talebe okutacaktır. efendi hazretleri onun için der ki:
- bu çocuğun ilmi vehbidir. çok okumakla bu ilim elde edilmez. ahmet bu ilmin farkında değil.
efendi hazretleri ahmete yakın ilgi gösterir, bu ilgi az da olsa bazı kıskançlıklara sebep olur. ahmetin mütevazılığı ve alçak gönüllülüğü bu küçük problemlerin kolayca çözülmesini sağlar. hocalık ve hafızlıktan sonra , kendisini ilmi araştırmalara verir. gündüzleri gecelere katarak araştırmalarını genişletir. sabah namazlarına kadar çalışır. araştırma ve okuma istediğinden dolayıdır ki, çok geniş bir kütüphaneye sahip olur. aynı yıl yani, 1983 yılında 17 yaşında hacca gider.
ahmet hacca gidip geldikten sonra, ismailağada bazı hocalardan dersler almaya devam etmekle kalmadı aynı zamanda, tilloda yetişmiş bazı büyük alimlerden dersler aldı. ahmet hoca hem kendisi alıyordu, bir taraftan da kendisi talebe yetiştiriyordu. ahmet hoca bütün yaşamını ilim tahsiline ayırmıştır. babası yusuf ünlünün işleri çok iyi durumdadır. devrin en çok kazanan sanayicileri arasında bulunmaktadır. babasını ekonomik dururmunun bu derece iyi olması ahmet hocayı hiç ama hiç etkilememektedir. bu konuda zaman zaman eleştirilere uğrar:
babanın durumu son derece iyidir. sen ise kendini kurslara kapatmış ilim öğrenip, ilim öğretmekle meşgul olmaktasın. cübbeli ahmet hoca bu eleştirilere çoğu kez kulak tıkar, çok ısrar edenlere de biz yolumuzu bulmuşuz: bizim yolumuz allah ve resulünün yoludur, dünya işleriyle bir alakamız yoktur.
cübbeli ahmet hocanın ilim tahsilini tamamlamasına rağmen araştırmaları devam etmektedir. islami ilimleri en detayına varıncaya kadar öğrenmek ve öğretmek amacındadır. bu noktada mahmut efendi hazretlerinin; cübbeli gibi ibare okuyan bir hoca görülmedi sözü onun üstün zeka ve ilim öğrenmedeki gayretini açıklamak için yeterlidir.
cübbeli ahmet hocanın bu insan üstü gayret ve başarısı, bazı küçük kıskançlıkla da sebebiyet vermektedir. bazen bu kıskançlıkların dozunun arttığı olmuştur. bu durumlarda efendi hazretleri olaya müdahale eder ve işi yatıştırırdı.
cübbeli ahmet hoca bu arada eş dost arasındaki küçük küçük vaazlar etmeye başlamış, bu vaazları dinleyenler arasında çok beğenilir olmuştu. bugün yaşı br hayli ilerlemiş olmasına rağmen kendisini ziyaret ettiğimiz hüseyin efendiden(hüseyin hekimoğlu) cübbeli hocanın sohbetlerini ilk dinleyenlerden olduğu için bilgi aldık.
bundan on beş veya yirmi yıl önceydi, vakit namazını kılmak için fatihte girdiğim bir cami de namazdan sonra çocuk denecek yaşta bir hoca kürsüye çıkarak vaaz etmeye başladı. dikkatimi çekti, dinelemeye başladım bu sohbet sıradan bir sohbet değildi, bu çocukta enteresan bir durum vardı, sohbeti beni çok etkilemişti. sohbetin bitiminde kendisini tebrik ederek rabbimin nazardan koruması için dua ettim. bir daha ne zaman sohbet edeceğini sordum o gün bu gündür hoca efendinin sohbetlerini dinlerim allah ondan razı olsun, biz ondan çok şeyler öğrendik ve istifade ettik.
cübbeli ahmet hocanın ara sıra bazı muhitlerde sohbetlerde bulunması, onun şöhretinin artmasına sebep oldu. bir defa onu dinleyen bir daha dinlemek istiyordu. böylece her geçen gün çevresindeki sempati alanı gelişti. çevresindeki halka genişledikçe, hergeçen gün değişik semt ve illerden davet alamaya başladı. artık cübbeli ahmet hoca hem ilim tahsili yapıyor, hem de talebelerine ders veriyor, hem de akşamları değişik bölgelerdeki davetlere icabet ederek sohbetler yapıyordu. cübbeli ahmet hocanın yaşının küçüklüğüne rağmen sohbetlerinde üzerinde durduğu;
allah ve resulünün rızasını kazanmak, onların gittiği yoldan giderek, insanlığı ebedi saadete ulaştırmak. toplumun baş belası olan içki, kumar ve fuhşiyata karşı insanları uyarmak. vatan ve millet sevgisini insanlara aşılamak toplumun ahlak yapısını bozacak, insanları rahatsız edecek hareketlerden uzak durulması, inanların birbirinin kardeşi olduğu, beşeri ilişkilerde bu kardeşlik duyguları ile birbirlerine karşı hareket etmeleri gerektiği gibi konulardır. ömrünü insanların dünyevi ve uhrevi mutluluğuna adayan bir gönül dostu olmuştur.
yaşantısı bu yoğun tempoyla devam ede dursun, bir yandan askerlik çağı yaklaşmaktadır. her türk genci gibi vatan vazifesini sabırsızlıkla beklemekte, bu kutsal vazifeyi bir an önce yapmak istemektedir. askerlik hazırlıkları yapılmaya başlandığı sıralarda, bir gün bir sohbette baş dönmesi yaşar. aynı günün gecesinde eve geldiğinde baygınlık geçirir. doktora gidilir : doktor yorgunluktan olduğu yönünde teşhis koyar. fakat aradan geçen günlerde rahatsızlığı devam eder ve her geçen gün biraz daha artar. çok daha detaylı bir sağlık kontrolünden geçmesi gerekmektedir. tam teşekküllü bir sağlık merkezinde yapılan kontrollerde, sonuç hiç de iyi değildir. hoca efendiye teşhis koyulur. ileri seviye şeker. ahmet hoca şeker hastasıdır, şeker 450 ve üzerine çıkmaktadır. bu durum karşısında tedaviye ve tedbirlere baş vurulur. ahmet hocanın bütün yaşantısı alt üst olmuştur. ahmet hoca hastalığına rağmen programının aksatma taraftarı değildir. yakınlarının ısrarlarına rağmen yoğun temposuna devam eder.
bu arada askere de gitmek istemekte fakat doktorları bu şekilde askerlik yapamayacağını söylemektedirler. bu arada muayene için gittiği askerlik şubesi, onu askeri hastaneye gönderir. askeri hastanede yapılan muayenesinden sonra heyet şu sonuca varır: ahmet mahmut ünlü bu haliyle askerlik yapamaz. bu sonuç ahmet hocayı son derece üzmüştür fakat, elden pek bir şey gelmez.
cübbeli ahmet hoca efendinin sohbetleri tüm ülke sathına yayılmaya başlamıştır. her gün değişik bölgelerden davetler gelmekte, hoca efendi bu davetlere mümkün mertebe cevap vermeye çalışmakta, bir çoğuna da zaman darlığından yetişemeyerek geri çevirmektedir.
cübbeli ahmet hocanın sempati alanının genişlemesi ve ilginin artması beraberinde bazı sorunları, talepleri de beraberinde getirir. bu geniş kitlenin oluşturduğu ilgi alanına değişik ihtiyaç sahipleri de girmeye başlamıştır. bunlar fakir, geçim darlığı çekenlerden tutun, okumak için memleketini terk ederek istanbula gelen öğrencilere yardıma kadar öğrencilere bursdan, hayır kurumlarının yardım talebine kadar bir çok istekle karşı karşıya kalmaktadır.
bu yoğun ilgi ve talep ahmet hocayı arayışa iter. nihayet yakın çevresiyle yaptığı istişareler sonucunda merkezi fatih ilçesinde olmak üzere bir vakıf kurulmasına karar verilir. bu karardan kısa bir süre sonra fatih hak ve hizmet vakfı kurulur. 1990 yılların başında kurulan ve faaliyete geçen vakıf kısa zamanda tüzüğüne uygun çok büyük hizmetler yapar. binlerce ihtiyaç sahibi vakfın imkanlarından faydalanır.
vakıf ilmi faaliyetlerde de bulunur, değişik ülkelerden gelen ilim adamlarını alırlar, onların ülkemizde bulunduğu sürelerdeki ihtiyaçlarını karşılar. ahmet hoca vakfı tüm insanlığın hizmetine sunmak, her ne ihtiyacı olan olursa olsun, bu kapıya gelenin boş geri çevrilmemesi prensibi ile hareket eder. hatta vakfın imkanlarının kafi gelmediği zamanlarda, babasının imkanlarının vakıf için seferber ettirdiği birçoklarınca bilinen bir gerçektir. ahmet hoca vakfın idare heyetine derki;
bu kapıya gelen boş geri çevrilemeyecektir.
fikir yapısı :
bütün vaazu nasihat ve sohbetlerinde; ehli sünnet çizgisinin dışına çıkmamış, dindeki hurafe ve bidatlarla mücadele etmeyi kendine şiar etmiş bir islam alimidir. bu noktadaki tavrı yüzünden zaman zaman kimliği belirsiz illegal güç odaklar tarafından tehdit edildiği de olmuştur. bu konuda yakın çevresi hocayı uyarır, biraz daha temkinli hareket etmesini ister. o bu uyarılara ; hasbunallahi venimel vekil demektedir.
ülkemizin milli birlik ve bütünlüğünü ehemmiyetle gözeten, bu konuda görev yapan müslüman vatan evlatlarına dualarını hiçbir zaman eksik etmediği gibi, bütün sevenleri de bu yönde yönlendirmektedir.
şiddetin her türlüsüne karşı olmuş, bu konuda çevresine uyarılarda bulunmuş, özellikle provokosyonlara karşı sempatizanlarını uyarmıştır. bunun en son örneği de tutuklanması esnasında yaşanmıştır. yakın çevresinde bulunanlara, altını çizerek söylediği:
hiçbir yanlış harekete müsaade etmeyin, sevenlerimizi kışkırtmak isteyenler olabilir, onlara söyleyin her hangi bir kışkırtma ve provakoya gelmesinler.
başına gelen bu musibet ve iftiralar için de söylediği sözler onun ne derece yüksek makam sahibi olduğunu göstermektedir:
vela için bela, zehep için lehep gibidir, kişi dinindeki sağlamlığına göre imtihan olunur. dinin de sıkı olana büyük bela, zayıf olana ise küçük musibetler gelir. işte alimin teslimiyeti böyle olur.
güncel Önemli Başlıklar
