bugün
- ilkokul bebesine türbanı savunmak53
- sözlükteki bölücüler9
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız14
- ağlıyorum sözlük21
- cumaya gitmeyen erkekleri aşağılayan kadın6
- türk arapsız yaşayamaz7
- gilded'in gözyaşları6
- benim de devletim olsun diyen kürt4
- seren serengil5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek41
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- donuzlanan başlığıma yazmasın8
- manifest dinleyen erkek10
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı11
- neo osmanlı3
- adana adliyesi nde kavga sanatlarını öğrenmek4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- cumaya gitmeyen erkek bacımdır3
- sabahları 2 simit 2 açma 2 poğaça yiyen insan8
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı19
- 30 yaş üstü erkeklerin patatese dönmes8
- sen farklısın diyen erkek20
- beni seviyor musun sözlük16
- akit kapatılsın2
- anamgile gittiydim bacı gıı diyen kız4
- son kötü oylanan entrilerim2
- g i l d e d l i l y4
- sabah 7 akşam 7 günlük yevmiye 500 tl3
- sözlük ablası16
- fon vurgunu17
- arkadaşlar porselen mi bunlar yeni geldi4
- avram avinu3
- bütün yazarların bir gün öleceklerini düşünmek9
- beşiktaş9
- pforzheim6
- platon un mağara alegorisi10
- arı2
- osmanlı dönemiyle gurur duymak7
- tarhana çorbası12
- said nursi denilince akla gelen şeyler18
- 623 000 bin asker kaçağı12
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- hasidik hanımı2
- bugün ne oldu2
- ayrıldık36
- iltica23
- futbol12
- köpeği hakaret olarak kullanmak13
- sabahları aç karnına kahve içen özenti2
- evde çiçek yetiştiren erkek19
aylar öncesinden fragmanlarıyla yüksek seviyede bir beklenti oluşturmuş, meraktan dayanamayarak işi gücü bir yana bırakıp sinemaya koşmama neden olan türk filmidir. filmin yönetmeni levent semerci, oyuncuları da pek meşhur olmayan, 40 kişilik bir erkek oyuncu topluluğudur.
şimdi... bu noktadan itibaren filmden kesitleri yorumlamak keyifli olurdu, ama istiyorum ki yazdıklarım filmi görmeyen ama görmek isteyenlere de birşeyler katıversin. o nedenle çevresinden dolanacağım.
bir kere nefes kesinlikle farklı bir film. psikolojik ve sosyolojik yanı daha kuvvetli. o yüzden filmi yabancı savaş filmleriyle kıyaslamak pek doğru olmaz çünkü bu filmde mesaj mesajı, metafor metaforu, sembol sembolü takip etmektedir. o nedenle hala spoiler verip sayfalarca sahneleri yorumlama isteğimi bastırmakta zorlanıyorum.
filmle ilgili benim hoşuma gitmeyen ama başka insanların beğenebileceği bir konuya değineyim: filmde asker doğallığı yoktu. askerliğin doğasında olan bir kısım etmenler de gönderme yapmak amaçlı kullanılınca, türk sinemasının yıllardır yaşadığı doğallığı yakalama es geçilmiş olmuş sanki. sinemadan çok anladığını söyleyip minimalist sıkıcı filmlere prim tanıyan sinema eleştirmenlerinden olumsuz not almamak adına fazla sanatsal takılınmış gibi; uzun manzara sahneleri, sorgulama dolu diyaloglar, bir yere bağlanmayan ve kafa karıştırdığıyla kalan bölümler kimi zaman sıkıntı verdi. daha akıcı, çok da derine girmeyen sahneler belki daha yerinde olurdu. çünkü askerlik o kadar derin değildir, ama sanıyorum her asker kendi zihninde boğulacak kadar düşünür. bu nedenle çok da yadırgayamıyorum.
levent semerci'yi ciddi anlamda takdir ettiğim şöyle bir konu var ki belki dünya sinemalarında bile olmayacak bir risk almış: filmin esas karakteri askerler değil, komutan. şöyle bir düşünelim; hiç bir savaş filminde komutanın yaşadığı ve düşündükleri bu filmdeki kadar deşilmemiştir. o komutan ki, kendini mesleğine sıkı sıkıya adayacak, insani sorunlarını çoğunlukla yok sayıp kendini adadığı o meslekte emrindeki çok sayıda askeri hakkıyla sevk ve idare edecek. yetmedi, her şeyi bilecek, emredilen en acayip işleri sorgusuz sualsiz yapacak. bir de asker karşısında hiç duygusu yokmuş gibi davranacak, çok zor iş. bunu da filmde resmetmek, ufak heyecanları olan askerlerden kafası farklı çalışan birini işlemekten çok ama çok daha zor.
çıkınca ne hissettiğimi düşündüğümde, askerliğime döndüm adeta. demek ki film bunu bana yaşatmış, ki holivudda çekilen benzerleri gaza getirmekten öteye pek gidememişti. halbuki dediğim gibi, filmde askeri doğallık zayıf. demek ki bize özel birşeyler saklı bu filmde; ki birkaç sahnede duygusallığa oynansa gözyaşlarım sel olur akardı hani. evet, askere gidince bazen ne absürdlükler olduğunu, rütbe takanlar arasında nasıl şerefsizler olduğunu görebiliyoruz. ama sonuçta o adamlardır, bizim yakınımızdan gönüllü olarak askere gidenleri yönlendiren. askerlik bence en zor meslektir, öyle bir noktaya gelirsin ki kendini etraftakilerin gözünde ilahmış gibi düşünürsün, hakikaten kahramanca işler yaparsın. halbuki yaptıklarının sivil hayatta hiçbir değeri yoktur, anlamsızdır. mete yüzbaşı ile bu tarz düşüncelere sık sık dalınır filmde.
bir de ucuz kahramanlıklar bu filmde yok, rambo benzeri bir türk askeri profili hiç yok. çatışma sahnelerinin de insanları en çok etkileyen tarafı bu olsa gerek.
sonuç: sıcağı sıcağına gelip buraya kocamaan bir entry döşettiyse bana, bu film iyidir arkadaş. tarz olarak farklı beklentilerim olmuş olsa da, beklediğim filmlerin çekilmesine kapı açmıştır levent semerci ve arkadaşları. kendilerini tebrik ediyor, bir sonraki filmlerini merak içinde bekliyoruz. çok derin film yapmışlar çook, tekrar gidecem o olacak.
dayanamadım:
--spoiler--
mete yüzbaşı nın banka kredisi için dağları teminat gösterip gösteremeyeceğini sorması, resim yapan bir askere çiçek, böcek ve kelebeklerin olduğu bir portre resmettirerek belki buna kredi verirler demesi.
--spoiler--
ah! hüzün, komedi ve tonlarca gönderme barındırıyor.
şimdi... bu noktadan itibaren filmden kesitleri yorumlamak keyifli olurdu, ama istiyorum ki yazdıklarım filmi görmeyen ama görmek isteyenlere de birşeyler katıversin. o nedenle çevresinden dolanacağım.
bir kere nefes kesinlikle farklı bir film. psikolojik ve sosyolojik yanı daha kuvvetli. o yüzden filmi yabancı savaş filmleriyle kıyaslamak pek doğru olmaz çünkü bu filmde mesaj mesajı, metafor metaforu, sembol sembolü takip etmektedir. o nedenle hala spoiler verip sayfalarca sahneleri yorumlama isteğimi bastırmakta zorlanıyorum.
filmle ilgili benim hoşuma gitmeyen ama başka insanların beğenebileceği bir konuya değineyim: filmde asker doğallığı yoktu. askerliğin doğasında olan bir kısım etmenler de gönderme yapmak amaçlı kullanılınca, türk sinemasının yıllardır yaşadığı doğallığı yakalama es geçilmiş olmuş sanki. sinemadan çok anladığını söyleyip minimalist sıkıcı filmlere prim tanıyan sinema eleştirmenlerinden olumsuz not almamak adına fazla sanatsal takılınmış gibi; uzun manzara sahneleri, sorgulama dolu diyaloglar, bir yere bağlanmayan ve kafa karıştırdığıyla kalan bölümler kimi zaman sıkıntı verdi. daha akıcı, çok da derine girmeyen sahneler belki daha yerinde olurdu. çünkü askerlik o kadar derin değildir, ama sanıyorum her asker kendi zihninde boğulacak kadar düşünür. bu nedenle çok da yadırgayamıyorum.
levent semerci'yi ciddi anlamda takdir ettiğim şöyle bir konu var ki belki dünya sinemalarında bile olmayacak bir risk almış: filmin esas karakteri askerler değil, komutan. şöyle bir düşünelim; hiç bir savaş filminde komutanın yaşadığı ve düşündükleri bu filmdeki kadar deşilmemiştir. o komutan ki, kendini mesleğine sıkı sıkıya adayacak, insani sorunlarını çoğunlukla yok sayıp kendini adadığı o meslekte emrindeki çok sayıda askeri hakkıyla sevk ve idare edecek. yetmedi, her şeyi bilecek, emredilen en acayip işleri sorgusuz sualsiz yapacak. bir de asker karşısında hiç duygusu yokmuş gibi davranacak, çok zor iş. bunu da filmde resmetmek, ufak heyecanları olan askerlerden kafası farklı çalışan birini işlemekten çok ama çok daha zor.
çıkınca ne hissettiğimi düşündüğümde, askerliğime döndüm adeta. demek ki film bunu bana yaşatmış, ki holivudda çekilen benzerleri gaza getirmekten öteye pek gidememişti. halbuki dediğim gibi, filmde askeri doğallık zayıf. demek ki bize özel birşeyler saklı bu filmde; ki birkaç sahnede duygusallığa oynansa gözyaşlarım sel olur akardı hani. evet, askere gidince bazen ne absürdlükler olduğunu, rütbe takanlar arasında nasıl şerefsizler olduğunu görebiliyoruz. ama sonuçta o adamlardır, bizim yakınımızdan gönüllü olarak askere gidenleri yönlendiren. askerlik bence en zor meslektir, öyle bir noktaya gelirsin ki kendini etraftakilerin gözünde ilahmış gibi düşünürsün, hakikaten kahramanca işler yaparsın. halbuki yaptıklarının sivil hayatta hiçbir değeri yoktur, anlamsızdır. mete yüzbaşı ile bu tarz düşüncelere sık sık dalınır filmde.
bir de ucuz kahramanlıklar bu filmde yok, rambo benzeri bir türk askeri profili hiç yok. çatışma sahnelerinin de insanları en çok etkileyen tarafı bu olsa gerek.
sonuç: sıcağı sıcağına gelip buraya kocamaan bir entry döşettiyse bana, bu film iyidir arkadaş. tarz olarak farklı beklentilerim olmuş olsa da, beklediğim filmlerin çekilmesine kapı açmıştır levent semerci ve arkadaşları. kendilerini tebrik ediyor, bir sonraki filmlerini merak içinde bekliyoruz. çok derin film yapmışlar çook, tekrar gidecem o olacak.
dayanamadım:
--spoiler--
mete yüzbaşı nın banka kredisi için dağları teminat gösterip gösteremeyeceğini sorması, resim yapan bir askere çiçek, böcek ve kelebeklerin olduğu bir portre resmettirerek belki buna kredi verirler demesi.
--spoiler--
ah! hüzün, komedi ve tonlarca gönderme barındırıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar