bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı41
- x de çinliler ve türklerin kavgası12
- benim bileğim yamuk mu10
- ısparta da gece hayatı14
- sözlük erkeklerinin bicepsleri81
- modacı erkeklerin top olması7
- kimsenin memleket takımı tutmaması4
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- sevgili adayını önce traveler'a göstermek5
- bir tırcı sevmek6
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız10
- erzurum vs sivas5
- anın görüntüsü23
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz3
- akplisin yani27
- duanın bir şeye yaramaması28
- erecto bey birader birader beydir4
- ibrahim tatlıses'in 24 yaşında sünnet olması2
- pıttığını diktiren sözlük yazarı3
- hiç uçağa binmemek7
- samsun gece hayatı3
- reddedilince öldürmek3
- uzaylılar futbol takımı tutuyorlar mı2
- kahraman tazeoğlu ahmet batman okuyan tip2
- nişanlının gay çıkması3
- marsupilami2
- bicepsiz fakir erkek6
- sudekiray3
- düşün ki o bunu okuyor5
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar6
- true nerede3
- lille osc2
- nusret3
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey6
- arkadaşların evlenip çocuk sahibi olması3
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır7
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- fon vurgunu52
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- fon mağduru 500 bin insan napacak3
- mr erecto hayratı2
- berke özer2
- ev içinde uludağ sözlüğe bakamamak6
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri7
- canım ıspartam5
- kavala kurabiyesi2
- aykirikadin13
amerika'nın, süper güç olmanın zevkini yaşadığı, henüz vietnam belasına bulaşmadığı ve amerikan tüketim toplumunun doğduğu müreffeh yıllarında yayınlanmış olmasına rağmen(1959-1964), abd-sscb arasındaki dünyayı tehdit eden nükleer denge, amerikan halkına has bir durum olan toplumsal histeri, mccarthyism, ırkçılık ve toplumdaki ahlaki yozlaşma gibi konuları bilimkurgu ve fantazi hikayeleriyle özdeşleştirerek sunmasıyla halka ders vererek, gelmiş geçmiş en başarılı tv programı olmayı baştan haketmiş programdır, ki öyledir de. gelmiş geçmiş en başarılı televizyon programıdır, the twilight zone.
bu tip konulardan 1950'li yılların amerikan televizyon ekranlarında bahsetmek göt isteyen bir iştir. the twilight zone'un başarısının sebebi de zaten bu olguları mükemmel bir kılıf altında izleyiciye sunmakta yatar. bu başarının arkasındaki adam ise rod serling'dir.
her bölümünde muhakkak ama muhakkak bir alt mesaj vardır. mesaj bazen izleyicinin yüzüne yüzüne vurulur, bazen de çok zekice ve ince biçimde verilir. ama kesinlikle mesaj olmadan geçmez. karakterler neredeyse her bölüm yaptıkları hataların bedelini çok feci şekilde öderler. eğer şanslılarsa, bir daha unutamayacakları bir ders alarak yırtarlar. the twilight zone'da acıma duygusu yoktur. mutlak adalet vardır. adalet muhakkak tecelli eder.
işte bu noktada the twilight zone, gerçek dünyadan ayrılır zaten. çünkü adaletin olmadığı dünyaya alternatif olarak, adaletin her daim yerini bulduğu bir dünyanın portresini çizer.
rod serling her bölümün açılışında:
"You are traveling through another dimension, a dimension not only of sight and sound but of mind. A journey into a wondrous land of imagination. Next stop, the Twilight Zone!"
demektedir ama izlediğimizde görürüz ki, gösterilen yer bizim dünyamızdır. hiç de hayaller diyarı değil. ancak bu dünyayı gerçek dünyadan ayıran asıl mevzu mutlak adalet kavramıdır.
5 sezon lost izlemeye vakti olan bünyelerin*, kesinlikle ama kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıttır the twilight zone.
ancak şunu üzerine bastıra bastıra söylüyorum "1959-1964 arasında yayınlanan 156 bölümlük seriyi izleyiniz". çünkü dizideki zeka pırıltısını göreceğiniz, ne kadar büyük ve önemli bir yapım olduğunu anlayacağınız seri odur.
1985-1989 yılları arasında yayınlanan bölümleri çocukken ağzımız açık vaziyette izlerdik. ama gel gör ki büyüyüp tekrar izlediğimizde ve bir de üstüne 1959-1965 serisini izleyip mukayese ettiğimizde görmüşüzdür ki, bu sadece orijinalin biraz sulandırılmış, felsefi ve politik mesajlarını bir kenara atmış, versiyonundan başka bir şey değil. yani kılıfın içerisindeki asıl malzemeyi atmışlar, boş kılıfı sunmuşlar.
2002 yılında yayınlanan forest whitaker'ın sunduğu seriden ise bahsetmeye bile gerek yok. bir kaç istisna dışında, tamamen mtv gençliği için yayınlanmış rezil bir imitasyondur.
üstüne bir sürü kitap yazılmış bu programı anlat anlat bitmez. en başta yaptığım tanım uygun değilse, tekrar tanım yapıyorum: tv tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı programıdır.
bu tip konulardan 1950'li yılların amerikan televizyon ekranlarında bahsetmek göt isteyen bir iştir. the twilight zone'un başarısının sebebi de zaten bu olguları mükemmel bir kılıf altında izleyiciye sunmakta yatar. bu başarının arkasındaki adam ise rod serling'dir.
her bölümünde muhakkak ama muhakkak bir alt mesaj vardır. mesaj bazen izleyicinin yüzüne yüzüne vurulur, bazen de çok zekice ve ince biçimde verilir. ama kesinlikle mesaj olmadan geçmez. karakterler neredeyse her bölüm yaptıkları hataların bedelini çok feci şekilde öderler. eğer şanslılarsa, bir daha unutamayacakları bir ders alarak yırtarlar. the twilight zone'da acıma duygusu yoktur. mutlak adalet vardır. adalet muhakkak tecelli eder.
işte bu noktada the twilight zone, gerçek dünyadan ayrılır zaten. çünkü adaletin olmadığı dünyaya alternatif olarak, adaletin her daim yerini bulduğu bir dünyanın portresini çizer.
rod serling her bölümün açılışında:
"You are traveling through another dimension, a dimension not only of sight and sound but of mind. A journey into a wondrous land of imagination. Next stop, the Twilight Zone!"
demektedir ama izlediğimizde görürüz ki, gösterilen yer bizim dünyamızdır. hiç de hayaller diyarı değil. ancak bu dünyayı gerçek dünyadan ayıran asıl mevzu mutlak adalet kavramıdır.
5 sezon lost izlemeye vakti olan bünyelerin*, kesinlikle ama kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıttır the twilight zone.
ancak şunu üzerine bastıra bastıra söylüyorum "1959-1964 arasında yayınlanan 156 bölümlük seriyi izleyiniz". çünkü dizideki zeka pırıltısını göreceğiniz, ne kadar büyük ve önemli bir yapım olduğunu anlayacağınız seri odur.
1985-1989 yılları arasında yayınlanan bölümleri çocukken ağzımız açık vaziyette izlerdik. ama gel gör ki büyüyüp tekrar izlediğimizde ve bir de üstüne 1959-1965 serisini izleyip mukayese ettiğimizde görmüşüzdür ki, bu sadece orijinalin biraz sulandırılmış, felsefi ve politik mesajlarını bir kenara atmış, versiyonundan başka bir şey değil. yani kılıfın içerisindeki asıl malzemeyi atmışlar, boş kılıfı sunmuşlar.
2002 yılında yayınlanan forest whitaker'ın sunduğu seriden ise bahsetmeye bile gerek yok. bir kaç istisna dışında, tamamen mtv gençliği için yayınlanmış rezil bir imitasyondur.
üstüne bir sürü kitap yazılmış bu programı anlat anlat bitmez. en başta yaptığım tanım uygun değilse, tekrar tanım yapıyorum: tv tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı programıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar