bugün
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- konfor alanına yapışıp kalmak6
- insanın kendini çok değerli zannetmesi11
- ben geldim kerkenezler13
- velvet36
- her gece yatmadan önceki son mastürbasyon6
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak10
- habire1233
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız8
- basit bir hayat istemek9
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler3
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç12
- seçilen karpuzun neden ben anlatsana demesi5
- aklın fikrin sekse çalışması6
- yeni parti13
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri9
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- yazarların özledikleri şeyler8
- çekirgeleri kim gönderdi9
- her yazdığı artı oy alan yazar4
- sabahlara kadar sexting yapmak3
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- escorta giden erkek3
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- dişçiye gitmek3
- kabataş olayı görüntüleri27
- istanbul un çok pahalı olması27
- en son alınan hediye9
- bisiklet sürerken götü deldirip ibne olan erkek3
- insan sevmeyen insan5
- g'i l d'e d l'i l y4
- gençlere tavsiyeler2
- muslettin amca6
- hiç sevgilisi olmamış insan3
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- nasreddinhoca4
- sevmediğiniz yazarlar2
- bilgi içerikli başlığa gerek yok4
- kürdüm5
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı60
- kahramanmaraş taki okul saldırısı iddianamesi2
- hangi manifest kızısın12
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler7
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz7
- uludağ sözlüğe sürekli kondom reklamı verilmesi7
- ben geldim karılarım3
amerika'nın, süper güç olmanın zevkini yaşadığı, henüz vietnam belasına bulaşmadığı ve amerikan tüketim toplumunun doğduğu müreffeh yıllarında yayınlanmış olmasına rağmen(1959-1964), abd-sscb arasındaki dünyayı tehdit eden nükleer denge, amerikan halkına has bir durum olan toplumsal histeri, mccarthyism, ırkçılık ve toplumdaki ahlaki yozlaşma gibi konuları bilimkurgu ve fantazi hikayeleriyle özdeşleştirerek sunmasıyla halka ders vererek, gelmiş geçmiş en başarılı tv programı olmayı baştan haketmiş programdır, ki öyledir de. gelmiş geçmiş en başarılı televizyon programıdır, the twilight zone.
bu tip konulardan 1950'li yılların amerikan televizyon ekranlarında bahsetmek göt isteyen bir iştir. the twilight zone'un başarısının sebebi de zaten bu olguları mükemmel bir kılıf altında izleyiciye sunmakta yatar. bu başarının arkasındaki adam ise rod serling'dir.
her bölümünde muhakkak ama muhakkak bir alt mesaj vardır. mesaj bazen izleyicinin yüzüne yüzüne vurulur, bazen de çok zekice ve ince biçimde verilir. ama kesinlikle mesaj olmadan geçmez. karakterler neredeyse her bölüm yaptıkları hataların bedelini çok feci şekilde öderler. eğer şanslılarsa, bir daha unutamayacakları bir ders alarak yırtarlar. the twilight zone'da acıma duygusu yoktur. mutlak adalet vardır. adalet muhakkak tecelli eder.
işte bu noktada the twilight zone, gerçek dünyadan ayrılır zaten. çünkü adaletin olmadığı dünyaya alternatif olarak, adaletin her daim yerini bulduğu bir dünyanın portresini çizer.
rod serling her bölümün açılışında:
"You are traveling through another dimension, a dimension not only of sight and sound but of mind. A journey into a wondrous land of imagination. Next stop, the Twilight Zone!"
demektedir ama izlediğimizde görürüz ki, gösterilen yer bizim dünyamızdır. hiç de hayaller diyarı değil. ancak bu dünyayı gerçek dünyadan ayıran asıl mevzu mutlak adalet kavramıdır.
5 sezon lost izlemeye vakti olan bünyelerin*, kesinlikle ama kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıttır the twilight zone.
ancak şunu üzerine bastıra bastıra söylüyorum "1959-1964 arasında yayınlanan 156 bölümlük seriyi izleyiniz". çünkü dizideki zeka pırıltısını göreceğiniz, ne kadar büyük ve önemli bir yapım olduğunu anlayacağınız seri odur.
1985-1989 yılları arasında yayınlanan bölümleri çocukken ağzımız açık vaziyette izlerdik. ama gel gör ki büyüyüp tekrar izlediğimizde ve bir de üstüne 1959-1965 serisini izleyip mukayese ettiğimizde görmüşüzdür ki, bu sadece orijinalin biraz sulandırılmış, felsefi ve politik mesajlarını bir kenara atmış, versiyonundan başka bir şey değil. yani kılıfın içerisindeki asıl malzemeyi atmışlar, boş kılıfı sunmuşlar.
2002 yılında yayınlanan forest whitaker'ın sunduğu seriden ise bahsetmeye bile gerek yok. bir kaç istisna dışında, tamamen mtv gençliği için yayınlanmış rezil bir imitasyondur.
üstüne bir sürü kitap yazılmış bu programı anlat anlat bitmez. en başta yaptığım tanım uygun değilse, tekrar tanım yapıyorum: tv tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı programıdır.
bu tip konulardan 1950'li yılların amerikan televizyon ekranlarında bahsetmek göt isteyen bir iştir. the twilight zone'un başarısının sebebi de zaten bu olguları mükemmel bir kılıf altında izleyiciye sunmakta yatar. bu başarının arkasındaki adam ise rod serling'dir.
her bölümünde muhakkak ama muhakkak bir alt mesaj vardır. mesaj bazen izleyicinin yüzüne yüzüne vurulur, bazen de çok zekice ve ince biçimde verilir. ama kesinlikle mesaj olmadan geçmez. karakterler neredeyse her bölüm yaptıkları hataların bedelini çok feci şekilde öderler. eğer şanslılarsa, bir daha unutamayacakları bir ders alarak yırtarlar. the twilight zone'da acıma duygusu yoktur. mutlak adalet vardır. adalet muhakkak tecelli eder.
işte bu noktada the twilight zone, gerçek dünyadan ayrılır zaten. çünkü adaletin olmadığı dünyaya alternatif olarak, adaletin her daim yerini bulduğu bir dünyanın portresini çizer.
rod serling her bölümün açılışında:
"You are traveling through another dimension, a dimension not only of sight and sound but of mind. A journey into a wondrous land of imagination. Next stop, the Twilight Zone!"
demektedir ama izlediğimizde görürüz ki, gösterilen yer bizim dünyamızdır. hiç de hayaller diyarı değil. ancak bu dünyayı gerçek dünyadan ayıran asıl mevzu mutlak adalet kavramıdır.
5 sezon lost izlemeye vakti olan bünyelerin*, kesinlikle ama kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıttır the twilight zone.
ancak şunu üzerine bastıra bastıra söylüyorum "1959-1964 arasında yayınlanan 156 bölümlük seriyi izleyiniz". çünkü dizideki zeka pırıltısını göreceğiniz, ne kadar büyük ve önemli bir yapım olduğunu anlayacağınız seri odur.
1985-1989 yılları arasında yayınlanan bölümleri çocukken ağzımız açık vaziyette izlerdik. ama gel gör ki büyüyüp tekrar izlediğimizde ve bir de üstüne 1959-1965 serisini izleyip mukayese ettiğimizde görmüşüzdür ki, bu sadece orijinalin biraz sulandırılmış, felsefi ve politik mesajlarını bir kenara atmış, versiyonundan başka bir şey değil. yani kılıfın içerisindeki asıl malzemeyi atmışlar, boş kılıfı sunmuşlar.
2002 yılında yayınlanan forest whitaker'ın sunduğu seriden ise bahsetmeye bile gerek yok. bir kaç istisna dışında, tamamen mtv gençliği için yayınlanmış rezil bir imitasyondur.
üstüne bir sürü kitap yazılmış bu programı anlat anlat bitmez. en başta yaptığım tanım uygun değilse, tekrar tanım yapıyorum: tv tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı programıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar