bugün
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay6
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması5
- sözlük whatsapp grupları3
- dayatılmış güzellik algısı4
- deccal internetten çıkacak2
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- kıyamet döneminde yaşanacak felaketler2
- ekşi sözlük11
- gocu bak bi5
- ismail kartal10
- düşün ki o bunu okuyor7
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- ruhi çenet5
- diamond bey biraderelle2
- kırbaç isteyen var mı4
- kpss 20262
- anın görüntüsü26
- togg t6x5
- fenerbahçe12
- güne bir şarkı bırak7
- enayimiknatisii36
- suriye'nin medeniyete katkıları2
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- dansöz izleme keyfi12
- köylü2
- ölüm9
- gocu51
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüleri3
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- aziz yıldırım12
- çocuklara verilen farklı isimler12
- tek maçtan yatan iddaa kuponu2
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- bursa da yakıt dökülmesiyle zincirleme kaza2
- evliliği zorlaştırmak2
- serhat kılıç13
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- iltica2
- beşiktaş9
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- tai lung34
- uyuşturucu2
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- süper lig3
amerika'nın, süper güç olmanın zevkini yaşadığı, henüz vietnam belasına bulaşmadığı ve amerikan tüketim toplumunun doğduğu müreffeh yıllarında yayınlanmış olmasına rağmen(1959-1964), abd-sscb arasındaki dünyayı tehdit eden nükleer denge, amerikan halkına has bir durum olan toplumsal histeri, mccarthyism, ırkçılık ve toplumdaki ahlaki yozlaşma gibi konuları bilimkurgu ve fantazi hikayeleriyle özdeşleştirerek sunmasıyla halka ders vererek, gelmiş geçmiş en başarılı tv programı olmayı baştan haketmiş programdır, ki öyledir de. gelmiş geçmiş en başarılı televizyon programıdır, the twilight zone.
bu tip konulardan 1950'li yılların amerikan televizyon ekranlarında bahsetmek göt isteyen bir iştir. the twilight zone'un başarısının sebebi de zaten bu olguları mükemmel bir kılıf altında izleyiciye sunmakta yatar. bu başarının arkasındaki adam ise rod serling'dir.
her bölümünde muhakkak ama muhakkak bir alt mesaj vardır. mesaj bazen izleyicinin yüzüne yüzüne vurulur, bazen de çok zekice ve ince biçimde verilir. ama kesinlikle mesaj olmadan geçmez. karakterler neredeyse her bölüm yaptıkları hataların bedelini çok feci şekilde öderler. eğer şanslılarsa, bir daha unutamayacakları bir ders alarak yırtarlar. the twilight zone'da acıma duygusu yoktur. mutlak adalet vardır. adalet muhakkak tecelli eder.
işte bu noktada the twilight zone, gerçek dünyadan ayrılır zaten. çünkü adaletin olmadığı dünyaya alternatif olarak, adaletin her daim yerini bulduğu bir dünyanın portresini çizer.
rod serling her bölümün açılışında:
"You are traveling through another dimension, a dimension not only of sight and sound but of mind. A journey into a wondrous land of imagination. Next stop, the Twilight Zone!"
demektedir ama izlediğimizde görürüz ki, gösterilen yer bizim dünyamızdır. hiç de hayaller diyarı değil. ancak bu dünyayı gerçek dünyadan ayıran asıl mevzu mutlak adalet kavramıdır.
5 sezon lost izlemeye vakti olan bünyelerin*, kesinlikle ama kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıttır the twilight zone.
ancak şunu üzerine bastıra bastıra söylüyorum "1959-1964 arasında yayınlanan 156 bölümlük seriyi izleyiniz". çünkü dizideki zeka pırıltısını göreceğiniz, ne kadar büyük ve önemli bir yapım olduğunu anlayacağınız seri odur.
1985-1989 yılları arasında yayınlanan bölümleri çocukken ağzımız açık vaziyette izlerdik. ama gel gör ki büyüyüp tekrar izlediğimizde ve bir de üstüne 1959-1965 serisini izleyip mukayese ettiğimizde görmüşüzdür ki, bu sadece orijinalin biraz sulandırılmış, felsefi ve politik mesajlarını bir kenara atmış, versiyonundan başka bir şey değil. yani kılıfın içerisindeki asıl malzemeyi atmışlar, boş kılıfı sunmuşlar.
2002 yılında yayınlanan forest whitaker'ın sunduğu seriden ise bahsetmeye bile gerek yok. bir kaç istisna dışında, tamamen mtv gençliği için yayınlanmış rezil bir imitasyondur.
üstüne bir sürü kitap yazılmış bu programı anlat anlat bitmez. en başta yaptığım tanım uygun değilse, tekrar tanım yapıyorum: tv tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı programıdır.
bu tip konulardan 1950'li yılların amerikan televizyon ekranlarında bahsetmek göt isteyen bir iştir. the twilight zone'un başarısının sebebi de zaten bu olguları mükemmel bir kılıf altında izleyiciye sunmakta yatar. bu başarının arkasındaki adam ise rod serling'dir.
her bölümünde muhakkak ama muhakkak bir alt mesaj vardır. mesaj bazen izleyicinin yüzüne yüzüne vurulur, bazen de çok zekice ve ince biçimde verilir. ama kesinlikle mesaj olmadan geçmez. karakterler neredeyse her bölüm yaptıkları hataların bedelini çok feci şekilde öderler. eğer şanslılarsa, bir daha unutamayacakları bir ders alarak yırtarlar. the twilight zone'da acıma duygusu yoktur. mutlak adalet vardır. adalet muhakkak tecelli eder.
işte bu noktada the twilight zone, gerçek dünyadan ayrılır zaten. çünkü adaletin olmadığı dünyaya alternatif olarak, adaletin her daim yerini bulduğu bir dünyanın portresini çizer.
rod serling her bölümün açılışında:
"You are traveling through another dimension, a dimension not only of sight and sound but of mind. A journey into a wondrous land of imagination. Next stop, the Twilight Zone!"
demektedir ama izlediğimizde görürüz ki, gösterilen yer bizim dünyamızdır. hiç de hayaller diyarı değil. ancak bu dünyayı gerçek dünyadan ayıran asıl mevzu mutlak adalet kavramıdır.
5 sezon lost izlemeye vakti olan bünyelerin*, kesinlikle ama kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıttır the twilight zone.
ancak şunu üzerine bastıra bastıra söylüyorum "1959-1964 arasında yayınlanan 156 bölümlük seriyi izleyiniz". çünkü dizideki zeka pırıltısını göreceğiniz, ne kadar büyük ve önemli bir yapım olduğunu anlayacağınız seri odur.
1985-1989 yılları arasında yayınlanan bölümleri çocukken ağzımız açık vaziyette izlerdik. ama gel gör ki büyüyüp tekrar izlediğimizde ve bir de üstüne 1959-1965 serisini izleyip mukayese ettiğimizde görmüşüzdür ki, bu sadece orijinalin biraz sulandırılmış, felsefi ve politik mesajlarını bir kenara atmış, versiyonundan başka bir şey değil. yani kılıfın içerisindeki asıl malzemeyi atmışlar, boş kılıfı sunmuşlar.
2002 yılında yayınlanan forest whitaker'ın sunduğu seriden ise bahsetmeye bile gerek yok. bir kaç istisna dışında, tamamen mtv gençliği için yayınlanmış rezil bir imitasyondur.
üstüne bir sürü kitap yazılmış bu programı anlat anlat bitmez. en başta yaptığım tanım uygun değilse, tekrar tanım yapıyorum: tv tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı programıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar