bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı72
- güney kore34
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı3
- kolye21
- meksika6
- yazılımcıların flört edememesi3
- didem soydan6
- jaws filmindeki sikko balik29
- dergilerin değerli olması2
- en son alınan iltifat7
- futbol18
- chatgpt'nin bana yürümesi12
- fenerbahçe8
- okan buruk10
- erotik şarkılar3
- sevgi vs aşk11
- ismail kartal16
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- dinde aşırılık3
- swatch2
- galatasaray10
- 26 ekim 2026 psg lyon maçı2
- nervio tarzı entry girmek18
- fransa9
- depresyon güzelim2
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar7
- ilk buluşmada sevişenler4
- victor osimhen11
- mert hakan yandaş5
- türkiye11
- arda güler16
- cedidacer6
- atatürk ün hataları15
- atilla karaoğlan5
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- kimsenin sizi sevmemesi4
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar8
- ismet bin ebu lülü vel binici ül meydan'ı ilim4
- futbol izleyen erkek pasif gaydir5
- aç uyumak13
- oktay saral13
- para5
- paris2
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- sözlükteki fenerbahçeli yazarların rezil olması4
- karı istiyorum3
- duşa giriyorum kimi düşüneyim9
- meme gifleri atan sözlük yetkilisi6
- gay taklidi yapıp kızlarla takılmak5
- lyon2
corduk'a düştüğüm notlardan az da olsa anlaşılabileceğini umduğum düşünürdür...
--spoiler--
teşekkür ederim hocam, zorlu bir süreç beni bekliyor ama hayatımın konusunu bulduğum ve kendi dert ettiğim şeyi çalışacağım için heyecanlı ve mutluyum. bakalım sonrası nasıl olacak.
senin durumun için yapabileceğim şey çok ama sanırım vakit kısıtlı. elimden geldiğince anlatayım. bakhtin'in dil anlayışı hakkında şöyle kısa notlar düşebilirim belki...
adam saussure'ün dil incelemesini içeriksiz buluyor, dil yetisinin incelenmesinin dildeki değişimleri ve gerilimleri açıklamada yetersiz kaldığını söylüyor. dil yetisinin altına somut dillerin koyulduğunu ve her somut dilin içerisinde canlı söylemlerin birbirleri üzerine katlanarak bir heteroglossia oluşturduğunu söylüyor. bu söylemlerin içerisindeki canlı sözceler üzerinden söylemlerin canlılık kazandığını belirtiyor. her söylemin nesnesine yaklaşım tarzı farklı olabilir, başka söylemlerin bakış açısı ile kesişebilir veya örtüşebilir. bunun nedeni nesneye her yeni bir yönelimin nesneyi yeniden tasarlaması, bunu yaparken de nesneye daha önceden yönelmiş bakışların gerilimleri ile hesaplaşmak zorunda kalması olarak açıklıyor. buna "nesnenin diyalojisi" diyor. ben ankara dilbilim mülakatında buna örnek olarak türban dediğimiz bir bezin ne hallere geldiğini anlatmıştım ve mülakatı geçmiştim.
şimdi... diyaloji terimi, söylemlerin karşı karşıya gelmesini anlatır. farklı söylemlerin birbiri ile karşılaştıkları temel mekan dil dünyası, yaşayan dünya. fakat bir de kendi söylemine sahip olan edebiyat, sanat, siyaset, hukuk gibi kurmaca söylemler var. bakhtin özellikle edebiyatın söylemlerini incelemek istiyor. ona göre roman, farklı söylemlerin karşılaştığı bir yapıyı sağlayan temel edebi tür. romanın ayrıca kendi söylemi olması da onu ayrıcalıklı kılıyor. şiir ise yalnızca şairin egemen söylemini içerdiği için monolojik ve söylemlerin karşılaşması ile oluşacak diyalojik yapıdan yoksun. bu açıdan bakthin şiiri dışlama heveslisi.
--spoiler--
--spoiler--
teşekkür ederim hocam, zorlu bir süreç beni bekliyor ama hayatımın konusunu bulduğum ve kendi dert ettiğim şeyi çalışacağım için heyecanlı ve mutluyum. bakalım sonrası nasıl olacak.
senin durumun için yapabileceğim şey çok ama sanırım vakit kısıtlı. elimden geldiğince anlatayım. bakhtin'in dil anlayışı hakkında şöyle kısa notlar düşebilirim belki...
adam saussure'ün dil incelemesini içeriksiz buluyor, dil yetisinin incelenmesinin dildeki değişimleri ve gerilimleri açıklamada yetersiz kaldığını söylüyor. dil yetisinin altına somut dillerin koyulduğunu ve her somut dilin içerisinde canlı söylemlerin birbirleri üzerine katlanarak bir heteroglossia oluşturduğunu söylüyor. bu söylemlerin içerisindeki canlı sözceler üzerinden söylemlerin canlılık kazandığını belirtiyor. her söylemin nesnesine yaklaşım tarzı farklı olabilir, başka söylemlerin bakış açısı ile kesişebilir veya örtüşebilir. bunun nedeni nesneye her yeni bir yönelimin nesneyi yeniden tasarlaması, bunu yaparken de nesneye daha önceden yönelmiş bakışların gerilimleri ile hesaplaşmak zorunda kalması olarak açıklıyor. buna "nesnenin diyalojisi" diyor. ben ankara dilbilim mülakatında buna örnek olarak türban dediğimiz bir bezin ne hallere geldiğini anlatmıştım ve mülakatı geçmiştim.
şimdi... diyaloji terimi, söylemlerin karşı karşıya gelmesini anlatır. farklı söylemlerin birbiri ile karşılaştıkları temel mekan dil dünyası, yaşayan dünya. fakat bir de kendi söylemine sahip olan edebiyat, sanat, siyaset, hukuk gibi kurmaca söylemler var. bakhtin özellikle edebiyatın söylemlerini incelemek istiyor. ona göre roman, farklı söylemlerin karşılaştığı bir yapıyı sağlayan temel edebi tür. romanın ayrıca kendi söylemi olması da onu ayrıcalıklı kılıyor. şiir ise yalnızca şairin egemen söylemini içerdiği için monolojik ve söylemlerin karşılaşması ile oluşacak diyalojik yapıdan yoksun. bu açıdan bakthin şiiri dışlama heveslisi.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar