bugün
- dünya38
- amerika birleşik devletleri29
- israil7
- telegram5
- sözlük kızları nerede sorunsalı6
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı27
- sözlükte yeni yeni bıdıkların ortaya çıkması4
- 80 bin entry girecek kadar işsiz olmak3
- akaretler3
- taş gibi kalçası olan kadın8
- norveç9
- fransa6
- kırk yaş üstünü sözlükten göndermek2
- avrupa5
- 25 eylül 2026 macaristan ukrayna maçı3
- mustafa kemal atatürk10
- isveç5
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- bilime güvenmek bir inanç mıdır2
- sözlüğün en güzel kadını11
- uğurcan çakır5
- seçilmiş topluluk2
- ecevit denince akla gelen şeyler25
- cuma akşam evde kalan yazarlar4
- türk rock grupları8
- maddi dünyanın kazanımıyla övünmek2
- şuan dinlediğin şarkı4
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli8
- ukrayna3
- macaristan2
- almanya4
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- orospu çocuğu abdullah öcalan8
- finlandiya3
- 25 eylül 2026 isveç romanya maçı2
- evanjelist8
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- hewal ebo12
- mekke ortak savunma anlaşması nda kritik toplantı3
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- hava durumu4
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek5
- türkçe vs arapça vs farsça4
- dikili bir ağacının olmaması6
- allah bize salat etti5
- simko314
- orkun kökçü2
- türkiye6
- danimarka3
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
darmadağınık bir oda, hayır hayır, salon burası.ortasında dağılmanın ve dağıtılmanın belirtilerinden oluşan bir karmaşa var.eşyalar oraya buraya gitmişler ve gittikleri yerde kalmışlar.neresi acaba burası?
saat 23.48 ve dışarıda yağmur var.sesi saate takılıyor, saat ise yağmurun sesinde öylece ilerliyor.müzik var bir de bu gecenin ortasında.önce (bkz: stairway to heaven) ardından bob seger- turn the page çalıyor.bütün bunların arasına sıkışmış bir de adam atıyor, gözleri kapalı, saçları uzun, yüzünde 3-5 günlük sakal... son 3 gündür dışarı çıkmayan adam hafiften sancılı.canı sıkılmış gibi, ama dışarı çıkmayı yinede düşünmüyor gibi.çünkü dışarısı sessiz ve soğuk.bulunduğu ev daha uysal ona göre.dışarıda vefasız bir yığın insan var.insan...insanlar...insan...insanlar...
terkedilmişliğin bir sonrası olmalı diye düşünüyordu adam salonun ortasındaki dünyasında bulunduğu yeri.kendi kendini kandırmayla geçen seneler ve bu senelerin aldıkları, alacakları ve vermedikleri birer birer geçip gidiyordu gözünün ününden.kalktı, bir sigara daha yaktı.iyice azalmıştı sigaralarının sayısı.ama olsundu, nasılsa uykusu gelirdi.ikinci nefesini çekti sigarasından, birden yakın geçmişine indi birkaç saniye için.sonra kendine geldi.böyle olmalıydı diye düşünüyordu.ya da olması gerektiği gibi...her neyse, sonuç ortadaydı.ne olduğunu bilmediği loş bir ışığın etrafında yalnız bir gecedeydi.aklına sigaralarının sayısı geldi, uyurdu nasılsa, ama ya uyuyamazsa?ya dışarı çıkmak zorunda kalırsa bu saatte?uyurdu, hayır hayır,uyumalıydı.çok değil, bir süre önce değer verdiği ama bunu hiç haketneyenleri düşündü.evet, onlar vefasızdı, nankördü, hatta, ve hatta... ama o itmişti onları mutlu olduklarını sandığı yerlere.görünürde iyilikti yaptığı.ama düşürmüştü onları yozlaşmış yerlere, kaybetmişti hepsini.fena da olmamıştı hani.kalktı, bavulunun yanına doğru ilerledi.bir şişe çıkardı, şaraptı.kendisinden uçurduğu o mutluluk abidesi insanlar felekten bir gece çalarken o da karar verdi o an.en güzelini yapacaktı.illa bir gece çalınacaksaydı hayattan bir gece, ömürden bir gece, umutlarda bir gece çalınabilirdi mesela.ona göre hepsi olabilirdi.o diğerlerini düşündü, üzüldü.onlar hayatlarını felekten gecelere ayırmışlardı.başka bir geceye yer yoktu küçücük hayatlarında.neyse dedi, bu gece yeni bir gece eklemeye karar verdi; şaraptan bir gece çalacaktı...
saat 23.48 ve dışarıda yağmur var.sesi saate takılıyor, saat ise yağmurun sesinde öylece ilerliyor.müzik var bir de bu gecenin ortasında.önce (bkz: stairway to heaven) ardından bob seger- turn the page çalıyor.bütün bunların arasına sıkışmış bir de adam atıyor, gözleri kapalı, saçları uzun, yüzünde 3-5 günlük sakal... son 3 gündür dışarı çıkmayan adam hafiften sancılı.canı sıkılmış gibi, ama dışarı çıkmayı yinede düşünmüyor gibi.çünkü dışarısı sessiz ve soğuk.bulunduğu ev daha uysal ona göre.dışarıda vefasız bir yığın insan var.insan...insanlar...insan...insanlar...
terkedilmişliğin bir sonrası olmalı diye düşünüyordu adam salonun ortasındaki dünyasında bulunduğu yeri.kendi kendini kandırmayla geçen seneler ve bu senelerin aldıkları, alacakları ve vermedikleri birer birer geçip gidiyordu gözünün ününden.kalktı, bir sigara daha yaktı.iyice azalmıştı sigaralarının sayısı.ama olsundu, nasılsa uykusu gelirdi.ikinci nefesini çekti sigarasından, birden yakın geçmişine indi birkaç saniye için.sonra kendine geldi.böyle olmalıydı diye düşünüyordu.ya da olması gerektiği gibi...her neyse, sonuç ortadaydı.ne olduğunu bilmediği loş bir ışığın etrafında yalnız bir gecedeydi.aklına sigaralarının sayısı geldi, uyurdu nasılsa, ama ya uyuyamazsa?ya dışarı çıkmak zorunda kalırsa bu saatte?uyurdu, hayır hayır,uyumalıydı.çok değil, bir süre önce değer verdiği ama bunu hiç haketneyenleri düşündü.evet, onlar vefasızdı, nankördü, hatta, ve hatta... ama o itmişti onları mutlu olduklarını sandığı yerlere.görünürde iyilikti yaptığı.ama düşürmüştü onları yozlaşmış yerlere, kaybetmişti hepsini.fena da olmamıştı hani.kalktı, bavulunun yanına doğru ilerledi.bir şişe çıkardı, şaraptı.kendisinden uçurduğu o mutluluk abidesi insanlar felekten bir gece çalarken o da karar verdi o an.en güzelini yapacaktı.illa bir gece çalınacaksaydı hayattan bir gece, ömürden bir gece, umutlarda bir gece çalınabilirdi mesela.ona göre hepsi olabilirdi.o diğerlerini düşündü, üzüldü.onlar hayatlarını felekten gecelere ayırmışlardı.başka bir geceye yer yoktu küçücük hayatlarında.neyse dedi, bu gece yeni bir gece eklemeye karar verdi; şaraptan bir gece çalacaktı...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar