bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır6
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- ev içinde uludağ sözlüğe bakamamak5
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- akplisin yani27
- duanın bir şeye yaramaması27
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri7
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- her şeye neden diye sormak4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı25
- erzurum vs sivas3
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- fon vurgunu52
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- ay bayılazaam3
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- biberiye turşusu4
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de5
- fatma betül sayan kaya22
- aykirikadin13
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- ne yapıyorsun8
- akp li akp li bakan tip8
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- ona bir cümle bırak2
- çirkin ama fakir erkek7
- neden 50 tane arap devleti var12
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
- galatasaray11
- akşamki tantana15
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- geliyorum diyen erkek4
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- kısa boylu ama kaba erkek3
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim4
- sözlük çok bozdu4
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra5
- 9 5 çalışan ipneler12
- terlikle döven anne13
- at gözlüklü insanlar6
- kıyamet suresi 22 ayet2
- hz yuşa2
- menuet4
- kadınların çalışması5
- bugün uyuyakalmışım11
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
Din ve bilim, her iki tarafın da kendi çıkarlarını diğerinin pahasına öne sürmesi nedeniyle sıklıkla birbirine zıt olarak sunulmuştur. Bilim, fe-nomenlerin nasıl gerçekleştiğini; din ise neden gerçekleştiğini açıklar. Belirli atomaltı parçacıklarının nasıl çalıştığını biliyor olmanız, size ahlaklı bir yaşam sürmenin, manevi tatmin sağlamanın veya evrenin bir amacı olup olmadığının cevabını vermez.
Dinin bilime karşı hoşgörüsüz olduğu yönündeki yaygın iddialar sıklıkla dile getirilir; ancak göz ardı edilen husus, Katolik Kilisesi'nin modern bilimsel yöntemin temelini attığı, “Karanlık Çağ” boyunca klasik bilgiyi ve okuryazarlığı koruduğu ve Galileo gibi isimlerin araştırmaları da dâhil olmak üzere bilimin en büyük hamisi olduğu gerçeğidir. islam'ın Altın Çağı'nda da durum bundan farklı değildi.
17. yüzyılda Batı ülkelerinin büyük çoğunluğu bilimsel faaliyetleri destekliyordu. insanların çoğu, Katolik Kilisesi'nin Galileo'nun araştırmalarını finanse ettiğinden haberdar değildir. Galileo, Güneş merkezli görüşleri nedeniyle değil, kilise içindeki siyasi çekişmelerin kurbanı olduğu için yargılanmıştır. Dönemin papası VIII. Urbanus aslında Galileo'nun yakın arkadaşı ve destekçisiydi. Ancak Galileo, yazdığı eserde Papa'nın sunduğu ve astronomiyle hiçbir ilgisi olmayan argümanları “Simplicio¹” adlı karaktere söyletince, Papa bunu şahsına yapılmış bir hakaret olarak algıladı. Bu duruma otuz yıl savaşları'nın getirdiği siyasi baskı da eklenince, olay bilimsel bir tartışmadan çok bir güç gösterisine ve otorite savunmasına dönüşerek Galileo'nun yargılanmasıyla sonuçlandı.
(1) ahmak, saf.
---
Öte yandan, kendi ideolojik çıkarları uğruna bilime müdahale ederek onu yozlaştıran nazi, komünist, Pol Pot ve diğer tüm egaliteryen bürokratik yönetimlere bakıldığında, a-gnostik ve ateist ideolojilerin bilime dinden çok daha büyük zararlar verdiği açıkça görülmektedir. Günümüzde ırk, cinsiyet, transformers ve diğer tabu konuları sorgulamanın cancellanarak sosyal linç, hatta hapis cezasına uğramanıza yol açabildiği Batı dünyasının o yozlaşmış toplum yapısına bir bakın. Kendileri de aynı hoşgörüsüzlüğü sergileyen bu insanların dine hangi hakla ve nasıl bu denli nefret kusabildiklerini aklım almıyor.
Kültürel olarak dinden hoşlanmamanızın asıl nedeni, ahlaklı, alçakgönüllü, ölçülü, cesur, nazik ve iffetli olmayı gerektiren herhangi bir standarda tabi tutulmak istemeyişinizdir. Bunu sezgisel olarak ele aldığınızda, elbette hoşunuza gitmiyor; çünkü bu erdemler, doğduğu günden beri helikopter ebeveynlik ile hiçbir disiplin veya kural tanımadan “özgür düşünür” olarak yetiştirilmiş işlevsiz bir “güruh” için oldukça zor ve tatsız süreçlerdir. Toplum olarak dünyaya artık ahlaki bir pencereden bakmıyorsunuz, çünkü bu sorumluluğu üstlenmek istemiyorsunuz ve her türden yüksek standartlar karşısında “sınıfta kalmaktan” kaçınıyorsunuz.
Öte yandan, günümüzdeki anlamıyla bilimsel metodoloji, Orta Çağ'daki manastır rahipleri tarafından kurulmuştur. Entelektüel atılımlara bakarsanız, bunların çoğu durumda ruhani olandan kaynaklandığını görürsünüz. Benzer şekilde, bir toplum mistisizmden ve dinden uzaklaştıkça yaratıcılığını ve zihinsel keskinliğini yitirir. Bu gerçeği, modernite içinde bir anomali olarak açıkça gözlemliyoruz.
Din ve bilim, bugün mistizm olarak isimlendirdiğiniz aynı kökten türemiştir. Dinlerden miras kalan birçok temel varsayımı hafife alıyorsunuz ve bunların hayati öneminin farkına varamıyorsunuz. Örneğin, gerçek¹ kavramı köken itibarıyla dinî düşünceye dayanır. Toplumlar dinî değerlerini yitirdiklerinde, wokeizm, nazizm, feminizm veya komünizm örneklerinde olduğu gibi, hakikati önemsemeyi bırakırlar. Veritas'ı merkeze almayan bir toplumun bilimsel ilerleme kaydetmesi de imkânsızdır. Ayrıca ahlaki bir görev bilinci olmayan bilim adamları, yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eden veya belirli çıkar gruplarınca fonlanan dogmatik mesajları yayan birer araca dönüşürler. Günümüzde bilimin sürekli olarak solun siyasi söylemlerini haklı çıkarmasının temel nedeni budur. Çünkü günümüzde bilim, birçok durumda ideolojik gruplar tarafından kendi ajandaları doğrultusunda yürütülen bir safsataya evrilmiştir. ilginç olan ise aynı “bilimin” ırk, cinsiyet, genetik farklılıklar veya transformers gibi konularda somut bilimsel verileri sistematik olarak görmezden gelmesidir.
(1) veritas ya da hakikat.
---
Batı’nın 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar gerçekleştirdiği en büyük bilimsel ve toplumsal ilerlemelere baktığınızda, bunların Batı’nın koyu bir Hristiyan toplum olduğu dönemlerde yaşandığını görürüz. Tüm medeniyetlerin maceraları apatheia ile başlayıp hedonizmle son bulur.
(1) a-pathos
---
ekim 14, 2026
Dinin bilime karşı hoşgörüsüz olduğu yönündeki yaygın iddialar sıklıkla dile getirilir; ancak göz ardı edilen husus, Katolik Kilisesi'nin modern bilimsel yöntemin temelini attığı, “Karanlık Çağ” boyunca klasik bilgiyi ve okuryazarlığı koruduğu ve Galileo gibi isimlerin araştırmaları da dâhil olmak üzere bilimin en büyük hamisi olduğu gerçeğidir. islam'ın Altın Çağı'nda da durum bundan farklı değildi.
17. yüzyılda Batı ülkelerinin büyük çoğunluğu bilimsel faaliyetleri destekliyordu. insanların çoğu, Katolik Kilisesi'nin Galileo'nun araştırmalarını finanse ettiğinden haberdar değildir. Galileo, Güneş merkezli görüşleri nedeniyle değil, kilise içindeki siyasi çekişmelerin kurbanı olduğu için yargılanmıştır. Dönemin papası VIII. Urbanus aslında Galileo'nun yakın arkadaşı ve destekçisiydi. Ancak Galileo, yazdığı eserde Papa'nın sunduğu ve astronomiyle hiçbir ilgisi olmayan argümanları “Simplicio¹” adlı karaktere söyletince, Papa bunu şahsına yapılmış bir hakaret olarak algıladı. Bu duruma otuz yıl savaşları'nın getirdiği siyasi baskı da eklenince, olay bilimsel bir tartışmadan çok bir güç gösterisine ve otorite savunmasına dönüşerek Galileo'nun yargılanmasıyla sonuçlandı.
(1) ahmak, saf.
---
Öte yandan, kendi ideolojik çıkarları uğruna bilime müdahale ederek onu yozlaştıran nazi, komünist, Pol Pot ve diğer tüm egaliteryen bürokratik yönetimlere bakıldığında, a-gnostik ve ateist ideolojilerin bilime dinden çok daha büyük zararlar verdiği açıkça görülmektedir. Günümüzde ırk, cinsiyet, transformers ve diğer tabu konuları sorgulamanın cancellanarak sosyal linç, hatta hapis cezasına uğramanıza yol açabildiği Batı dünyasının o yozlaşmış toplum yapısına bir bakın. Kendileri de aynı hoşgörüsüzlüğü sergileyen bu insanların dine hangi hakla ve nasıl bu denli nefret kusabildiklerini aklım almıyor.
Kültürel olarak dinden hoşlanmamanızın asıl nedeni, ahlaklı, alçakgönüllü, ölçülü, cesur, nazik ve iffetli olmayı gerektiren herhangi bir standarda tabi tutulmak istemeyişinizdir. Bunu sezgisel olarak ele aldığınızda, elbette hoşunuza gitmiyor; çünkü bu erdemler, doğduğu günden beri helikopter ebeveynlik ile hiçbir disiplin veya kural tanımadan “özgür düşünür” olarak yetiştirilmiş işlevsiz bir “güruh” için oldukça zor ve tatsız süreçlerdir. Toplum olarak dünyaya artık ahlaki bir pencereden bakmıyorsunuz, çünkü bu sorumluluğu üstlenmek istemiyorsunuz ve her türden yüksek standartlar karşısında “sınıfta kalmaktan” kaçınıyorsunuz.
Öte yandan, günümüzdeki anlamıyla bilimsel metodoloji, Orta Çağ'daki manastır rahipleri tarafından kurulmuştur. Entelektüel atılımlara bakarsanız, bunların çoğu durumda ruhani olandan kaynaklandığını görürsünüz. Benzer şekilde, bir toplum mistisizmden ve dinden uzaklaştıkça yaratıcılığını ve zihinsel keskinliğini yitirir. Bu gerçeği, modernite içinde bir anomali olarak açıkça gözlemliyoruz.
Din ve bilim, bugün mistizm olarak isimlendirdiğiniz aynı kökten türemiştir. Dinlerden miras kalan birçok temel varsayımı hafife alıyorsunuz ve bunların hayati öneminin farkına varamıyorsunuz. Örneğin, gerçek¹ kavramı köken itibarıyla dinî düşünceye dayanır. Toplumlar dinî değerlerini yitirdiklerinde, wokeizm, nazizm, feminizm veya komünizm örneklerinde olduğu gibi, hakikati önemsemeyi bırakırlar. Veritas'ı merkeze almayan bir toplumun bilimsel ilerleme kaydetmesi de imkânsızdır. Ayrıca ahlaki bir görev bilinci olmayan bilim adamları, yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eden veya belirli çıkar gruplarınca fonlanan dogmatik mesajları yayan birer araca dönüşürler. Günümüzde bilimin sürekli olarak solun siyasi söylemlerini haklı çıkarmasının temel nedeni budur. Çünkü günümüzde bilim, birçok durumda ideolojik gruplar tarafından kendi ajandaları doğrultusunda yürütülen bir safsataya evrilmiştir. ilginç olan ise aynı “bilimin” ırk, cinsiyet, genetik farklılıklar veya transformers gibi konularda somut bilimsel verileri sistematik olarak görmezden gelmesidir.
(1) veritas ya da hakikat.
---
Batı’nın 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar gerçekleştirdiği en büyük bilimsel ve toplumsal ilerlemelere baktığınızda, bunların Batı’nın koyu bir Hristiyan toplum olduğu dönemlerde yaşandığını görürüz. Tüm medeniyetlerin maceraları apatheia ile başlayıp hedonizmle son bulur.
(1) a-pathos
---
ekim 14, 2026
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar