bugün

quintessence

aristo denen makedonlu dört unsur ile (toprak, su, hava, ateş) yetinmemiş mi? yetmemiş tabii, ulan bu gökyüzündeki yıldızlar niye bozulmuyor, niye sonsuz dönüyor diye delirip bir de beşinci unsur icat etmiş: beşinci öz yani. esir yani. göklerin o saf, katıksız, bozulmaz özü. ne sıcak ne soğuk, ne ıslak ne kuru. sadece mükemmel dairesel hareket. bizim dünyamızdaki her bok çürüyor, bozuluyor, doğrusal debeleniyor ama yukarıda her şey beşinci özden yapılmış, tertemiz, ölümsüz. aristo oturmuş antik yunan’da, evet lan bu bizim unsurlardan daha üstün demiş ve felsefe tarihinin en büyük bizimki bok, onlarınki saf ayrımını yapmış.

binlerce sene geçmiş, aristo’nun o tozlu beşinci özü raflarda uyurken 1995’te norveç’in buz gibi ormanlarından darkthrone uyanmış (kariyer başlangıcı olarak demedim tabii. ormandan bir kez daha homurdanarak çıkmış anlamında) panzerfaust albümüne dümdüz “quintessence” diye bir parça koymuşlar.

sözleri varg vikernes’ten (o sıralar hapiste, aklı başında değil) işte o zaman aristo’nun göksel saf özü yeryüzüne inmiş, black metal biçimine bürünmüş. filozof düşünürken, darkthrone “eight miles deep the well forgotten by mortals. oh i drank it empty in one single sip” diye uluyor.

iyi ki de ulumuş. selam olsun fenriz’ime. (bkz: gylve fenris nagell)
© copyright 2005 - 2026