bugün
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı9
- ekrem imamoğlu4
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak4
- regl dönemi dengesizlikleri4
- masaj bekleyen yazarlar3
- bir kadının en güzel bölgesi11
- 2000 tl ile yapılabilecekler2
- 17 yaşındaki kızı sevene pedofili demek2
- tadıldığına pişman eden şeyler2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- her gün poğaça simit yemek2
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları31
- deve besleyip sidiğini satmak2
- pazar günü mesai yapmak3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- michael olise3
- dişlerini fırçalamayan kadınla öpüşmek2
- badem dolgulu kruvasan3
- kabızlık nasıl geçer3
- ingiltere8
- vantilatörü kendine çevirmek10
- fransa7
- elektrikli bisiklet terörü2
- dünyanın en güzel tatlısı11
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- güneş yüzlü çocuğa mektup2
- evde kalmış sözlük kızı2
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı6
- trakya ve istanbul da çekirge istilası3
- mohamed salah ghaly3
- türklerin ileri olduğu konular21
- bugün ispanya arjantin maçı saat 22 de trt 1 de3
- inan akgün alp2
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- 2026 dünya kupası13
- dünya9
- futbol3
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye3
- günün şiiri8
- dinsize inanır mısın17
- kalp kırmak2
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- en gey özelliğiniz8
- devlet bahçeli3
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- antipanik hanımın elleri2
dolabı karıştırırken yine kendime yakalandım, elime düştü o seramik gondol. içinde minik bir çift, dudak dudağa, etrafı yaldızlı su birikintisi, altında da “venezia dreams” yazıyor ama i harfi yamuk basılmış. tozunu silkeledim, parmaklarım o fazla kaygan yüzeyde kaydı gitti. bir an içim ısındı lan, utandım da. çünkü kitsch tam bu boktan şey: acıyı, sevgiyi, hüznü almışsın, eritmişsin, kalıba dökmüşsün, üzerine de daha duygusal olsun diye sim serpmişsin.
gerçek bir kalp kırıklığı seni yavaş yavaş oyarken bu sana hazır gözyaşı veriyor, hem de tuz oranı ayarlı, poşeti yırtmadan. ilk başta küçümsüyorsun tabii, “ulan şu zevksizliğe bak” diye içinden geçiriyorsun. sonra evine bir tane alıyorsun, “ironik olsun” diye. bir tane daha. derken duvarın yarısı doluyor, ruhun da o polimer parlaklıkla kaplanıyor yavaş yavaş. sanki biri hayat çok gri, al bunu, biraz renk kat demiş de sen de tamam ama fazla kaçırma diye pazarlık etmişsin.
yüksek sanat sana surat asıp “yorumla beni serseri” derken bu direkt kucağına oturuyor, “kanka ben çok yalnızım, sen de öylesin, hadi sarılalım” diyor. fazla samimi. fazla dürüst. fazla... biz.
bazen işe yarıyor. o kadar yoruluyorsun ki, derin bir şey kaldıramıyorsun. o zaman zigon sehpanın üstündeki güneş batımı tablosu (resmin kendisi utanıyor resmen) sana sarılıyor. yapay ama sarılıyor işte. filtreyi açıyorsun telefonda, her şey yumuşacık oluyor, fotoğraflara bakıp ne güzel hayatım varmış diyorsun. kapatıyorsun, rezalet. ama kapatınca da o yalanı özlüyorsun, çünkü çıplak gerçek biraz fazla keskin geliyor bazen.
palyaço biblosu benden daha dürüst bu hayatta, itiraf edeyim. o en azından “ben yapayım” diye yalan söylemiyor. sonra bir gün hepsini topluyorsun, çekmeceye tıkıyorsun. misafir gelecek diye. yok ya ben öyle değilim modu. ama gece lambayı kapatınca oda hafif parlıyor hâlâ, o ucuz plastikten yapılma gülün yaprakları sanki gerçekten kokuyor gibi. o an anlıyorsun ki, en masum tuzak bu. kötü niyetli değil. sadece “acı çekme, al bunu” diyor. sen de alıyorsun. çünkü orijinal acı da fazla ağır geliyor bazen.
gerçek bir kalp kırıklığı seni yavaş yavaş oyarken bu sana hazır gözyaşı veriyor, hem de tuz oranı ayarlı, poşeti yırtmadan. ilk başta küçümsüyorsun tabii, “ulan şu zevksizliğe bak” diye içinden geçiriyorsun. sonra evine bir tane alıyorsun, “ironik olsun” diye. bir tane daha. derken duvarın yarısı doluyor, ruhun da o polimer parlaklıkla kaplanıyor yavaş yavaş. sanki biri hayat çok gri, al bunu, biraz renk kat demiş de sen de tamam ama fazla kaçırma diye pazarlık etmişsin.
yüksek sanat sana surat asıp “yorumla beni serseri” derken bu direkt kucağına oturuyor, “kanka ben çok yalnızım, sen de öylesin, hadi sarılalım” diyor. fazla samimi. fazla dürüst. fazla... biz.
bazen işe yarıyor. o kadar yoruluyorsun ki, derin bir şey kaldıramıyorsun. o zaman zigon sehpanın üstündeki güneş batımı tablosu (resmin kendisi utanıyor resmen) sana sarılıyor. yapay ama sarılıyor işte. filtreyi açıyorsun telefonda, her şey yumuşacık oluyor, fotoğraflara bakıp ne güzel hayatım varmış diyorsun. kapatıyorsun, rezalet. ama kapatınca da o yalanı özlüyorsun, çünkü çıplak gerçek biraz fazla keskin geliyor bazen.
palyaço biblosu benden daha dürüst bu hayatta, itiraf edeyim. o en azından “ben yapayım” diye yalan söylemiyor. sonra bir gün hepsini topluyorsun, çekmeceye tıkıyorsun. misafir gelecek diye. yok ya ben öyle değilim modu. ama gece lambayı kapatınca oda hafif parlıyor hâlâ, o ucuz plastikten yapılma gülün yaprakları sanki gerçekten kokuyor gibi. o an anlıyorsun ki, en masum tuzak bu. kötü niyetli değil. sadece “acı çekme, al bunu” diyor. sen de alıyorsun. çünkü orijinal acı da fazla ağır geliyor bazen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar