bugün
- kin tutmayı beceremeyen insan8
- tai lung41
- askerliğin gençler için faydalı olması5
- mavi göz4
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- yalnız ölmek4
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- claudian clouds22
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- yalnızlık edebiyatı3
- kadını kurtarmak isterken bıçaklanan'u y4
- entrylerimin hala beğenilmesi3
- islam'ın hak dini olması6
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- en sevmediğin insan tipleri3
- kitap kapakları2
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- namazın amacı6
- bir sonsuzluk ifadesi olarak antipanik depresyonu3
- uludağ itiraf10
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- ikinci defa askere gitmek4
- askerde ahmet kaya dinleyen tip3
- bizim cacıklar2
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- friedrich hegel la bi cay icek12
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- melissa vargas7
- hoşlanılan kıza atılan mesajın sevgiliye gitmesi3
- özbek kadınlar14
- demokrasinin meşruiyet sorunu5
- sözlük whatsapp grupları13
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- düşün ki o bunu okuyor10
- türkiye ermenileri ve azerbaycan türkleri2
- filenin sultanları5
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- kendinle ilgili bir özellik bırak4
- islak kek2
- askerde çok fazla kürtçü olması2
- sarapci koala47
- aslında italyanın kazanması4
- şu an ki ruh halim2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- sözlükteki kızlara çok mu yüz vermek3
- sözlüğün en tembel yazarı5
bursalı bir thrash & progressive grubu. 2008 yılının eylül ayında kurulmuş ancak adını duyurması 2009un kasım ayını bulmuştur.
edit: kadrosuda tamamlanmıştır,
gitar& vokal : onur demiroğlu (ex-metafor)
davul : metin güler (ex-darknight, ex-çıngırock)
bass gitar : mutlu ülker (apartopar -yetenek sizsinizde artistik bir solo atmıştır-, bozuk plak)
edit: kadrosuda tamamlanmıştır,
gitar& vokal : onur demiroğlu (ex-metafor)
davul : metin güler (ex-darknight, ex-çıngırock)
bass gitar : mutlu ülker (apartopar -yetenek sizsinizde artistik bir solo atmıştır-, bozuk plak)
zeki müren lunapark konseri albümündeki kostüm.
chp nın düzenliği sergi iyi bir örnektir.
hande yener'in kafayı yediği zamanlardaki tipi buna bir örnektir.
"olabildiğince çok sayıda insanın, ne pahasına olursa olsun hoşuna gitmek isteyenin tutum ve davranışı... kitsch, basmakalıp düşüncelerin budalılığının güzellik ve heyecan diliyle anlatımıdır."
bu kitsch açıklaması, bu kavramı ilk okuduğum kişiye ait:
(bkz: milan kundera)
bu kitsch açıklaması, bu kavramı ilk okuduğum kişiye ait:
(bkz: milan kundera)
yapay sanat. yapmacık sanat. günümüzde sanatın yerini alan sözde sanat. sanat öldü yaşasın kitsch!!!
Rüküşlük ve banallık. Çarpıcı orijinalinin imitasyonu, ama crap dedikleri bokum gibi bir imitasyon, ucuzluk.
tasarım dünyasının tırtıdır. jüriden yenebilicek en ağır küfürlerdendir.
Kitsch (Kiç diye okunur) var olan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak, ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir. Bu terim ayrıca, kibirli ve bayağı bir tada sahip şeylere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal, rüküş ve sıkıcı ürünlere gönderme yaparken de kullanılır.
Örnek : Günümüz yapım teknolojileri almış başını gitmişken Toplu kışlasının 73 yıl sonra aynı mimariyle tekrar yapılması...
Mimar Sinan bugün yaşasa böyle mi yapardı acaba
Örnek : Günümüz yapım teknolojileri almış başını gitmişken Toplu kışlasının 73 yıl sonra aynı mimariyle tekrar yapılması...
Mimar Sinan bugün yaşasa böyle mi yapardı acaba
Dandik olanın popüler olması.
Hayatlar onkadar kitsch ki bu kitschliğe karşı olanlar bile kitsch.
Ulan beyniniz de mi yok? Evet yok.
Olsa kitsch olmaz zaten.
Amk. Ben sizin yerinize utanmaktan bıktım.
Hayatlar onkadar kitsch ki bu kitschliğe karşı olanlar bile kitsch.
Ulan beyniniz de mi yok? Evet yok.
Olsa kitsch olmaz zaten.
Amk. Ben sizin yerinize utanmaktan bıktım.
19. yüzyılda almanya' da ortaya çıkmış bir kavramdır. daha çok sanat alanında kullanıldığını görürsünüz, ucuz sanat ürünü olarak tanımlamak mümkün. ya da rüküş, ucuz , abes ürünlere gönderme yaparken de kullanılır.
herman broch kitsch kavramını “sanatta kötü olan her şeydir” şeklinde tanımlar.
örneklemek gerekirse kuş şeklinde yapılan bir havalimanı, martı şeklindeki kabataş iskelesi, klasik cami mimarisinin ucuz kopyası olan "çamlıca cami" kitsch tanımına uyar. kabe şeklinde pasta, ezan okuyan çalar saat, asırlık konaklara atıfta bulunurcasına gösterişli yeni gelin evlerini de bu tanıma uydurabiliriz.
herman broch kitsch kavramını “sanatta kötü olan her şeydir” şeklinde tanımlar.
örneklemek gerekirse kuş şeklinde yapılan bir havalimanı, martı şeklindeki kabataş iskelesi, klasik cami mimarisinin ucuz kopyası olan "çamlıca cami" kitsch tanımına uyar. kabe şeklinde pasta, ezan okuyan çalar saat, asırlık konaklara atıfta bulunurcasına gösterişli yeni gelin evlerini de bu tanıma uydurabiliriz.
endüstri devrimi sonrası almanya'da ucuz ve popüler resimleri veya eskizleri betimlemek için kullanılmış bir sözcük. zamanla başka dillerde çevirisi yapılmaksızın kendine yer bulan karmaşık bir kavrama dönüştü. bazılarına göre çirkinliği ve bayağılığı kavramsallaştırıp güzelin mertebesine erişiyor, bazılarına göre güzelin tanımını sarsarak kendine alan açıyor.
dolabı karıştırırken yine kendime yakalandım, elime düştü o seramik gondol. içinde minik bir çift, dudak dudağa, etrafı yaldızlı su birikintisi, altında da “venezia dreams” yazıyor ama i harfi yamuk basılmış. tozunu silkeledim, parmaklarım o fazla kaygan yüzeyde kaydı gitti. bir an içim ısındı lan, utandım da. çünkü kitsch tam bu boktan şey: acıyı, sevgiyi, hüznü almışsın, eritmişsin, kalıba dökmüşsün, üzerine de daha duygusal olsun diye sim serpmişsin.
gerçek bir kalp kırıklığı seni yavaş yavaş oyarken bu sana hazır gözyaşı veriyor, hem de tuz oranı ayarlı, poşeti yırtmadan. ilk başta küçümsüyorsun tabii, “ulan şu zevksizliğe bak” diye içinden geçiriyorsun. sonra evine bir tane alıyorsun, “ironik olsun” diye. bir tane daha. derken duvarın yarısı doluyor, ruhun da o polimer parlaklıkla kaplanıyor yavaş yavaş. sanki biri hayat çok gri, al bunu, biraz renk kat demiş de sen de tamam ama fazla kaçırma diye pazarlık etmişsin.
yüksek sanat sana surat asıp “yorumla beni serseri” derken bu direkt kucağına oturuyor, “kanka ben çok yalnızım, sen de öylesin, hadi sarılalım” diyor. fazla samimi. fazla dürüst. fazla... biz.
bazen işe yarıyor. o kadar yoruluyorsun ki, derin bir şey kaldıramıyorsun. o zaman zigon sehpanın üstündeki güneş batımı tablosu (resmin kendisi utanıyor resmen) sana sarılıyor. yapay ama sarılıyor işte. filtreyi açıyorsun telefonda, her şey yumuşacık oluyor, fotoğraflara bakıp ne güzel hayatım varmış diyorsun. kapatıyorsun, rezalet. ama kapatınca da o yalanı özlüyorsun, çünkü çıplak gerçek biraz fazla keskin geliyor bazen.
palyaço biblosu benden daha dürüst bu hayatta, itiraf edeyim. o en azından “ben yapayım” diye yalan söylemiyor. sonra bir gün hepsini topluyorsun, çekmeceye tıkıyorsun. misafir gelecek diye. yok ya ben öyle değilim modu. ama gece lambayı kapatınca oda hafif parlıyor hâlâ, o ucuz plastikten yapılma gülün yaprakları sanki gerçekten kokuyor gibi. o an anlıyorsun ki, en masum tuzak bu. kötü niyetli değil. sadece “acı çekme, al bunu” diyor. sen de alıyorsun. çünkü orijinal acı da fazla ağır geliyor bazen.
gerçek bir kalp kırıklığı seni yavaş yavaş oyarken bu sana hazır gözyaşı veriyor, hem de tuz oranı ayarlı, poşeti yırtmadan. ilk başta küçümsüyorsun tabii, “ulan şu zevksizliğe bak” diye içinden geçiriyorsun. sonra evine bir tane alıyorsun, “ironik olsun” diye. bir tane daha. derken duvarın yarısı doluyor, ruhun da o polimer parlaklıkla kaplanıyor yavaş yavaş. sanki biri hayat çok gri, al bunu, biraz renk kat demiş de sen de tamam ama fazla kaçırma diye pazarlık etmişsin.
yüksek sanat sana surat asıp “yorumla beni serseri” derken bu direkt kucağına oturuyor, “kanka ben çok yalnızım, sen de öylesin, hadi sarılalım” diyor. fazla samimi. fazla dürüst. fazla... biz.
bazen işe yarıyor. o kadar yoruluyorsun ki, derin bir şey kaldıramıyorsun. o zaman zigon sehpanın üstündeki güneş batımı tablosu (resmin kendisi utanıyor resmen) sana sarılıyor. yapay ama sarılıyor işte. filtreyi açıyorsun telefonda, her şey yumuşacık oluyor, fotoğraflara bakıp ne güzel hayatım varmış diyorsun. kapatıyorsun, rezalet. ama kapatınca da o yalanı özlüyorsun, çünkü çıplak gerçek biraz fazla keskin geliyor bazen.
palyaço biblosu benden daha dürüst bu hayatta, itiraf edeyim. o en azından “ben yapayım” diye yalan söylemiyor. sonra bir gün hepsini topluyorsun, çekmeceye tıkıyorsun. misafir gelecek diye. yok ya ben öyle değilim modu. ama gece lambayı kapatınca oda hafif parlıyor hâlâ, o ucuz plastikten yapılma gülün yaprakları sanki gerçekten kokuyor gibi. o an anlıyorsun ki, en masum tuzak bu. kötü niyetli değil. sadece “acı çekme, al bunu” diyor. sen de alıyorsun. çünkü orijinal acı da fazla ağır geliyor bazen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar