bugün
- karton toplayan çocuk16
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- sözlükteki ayakçılar9
- almanya25
- otel odası6
- romanya52
- sözlük kızlarının ojeleri17
- güzel memelerin öpülmeye değer olması4
- nick vermeden bir yazara seslen14
- açılı nude5
- kadınların sapık olması10
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- türkiye23
- hiçbir şeyin sarmaması10
- nikola tesla'nın kürt olması10
- yunanistan12
- fon soruşturmasında tedbirlerin kaldırılması3
- mal mısın sorusuna verilebilecek alternatifler3
- fatma betül sayan kaya39
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- 4 büyükler bu transferleri nasıl yapıyor3
- gilded ile yağan yağmuru izlemek3
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- domates ve haşlanmış yumurtayı birlikte yemek2
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- dünya61
- çok uykum var3
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- meksika açmazı macerası11
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- lookinin yeni nicki2
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- turizm3
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- judas'ın cesedi2
- hentbol5
- judas adlı yazarın 50 yaşlarında olması2
- offf çok sıkıldım sözlük4
- adidas3
- mehdinin en sevdiği balık7
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- bulgaristan4
- kapalı hava bağımlılığı2
- butlancıların birbirine girmesi5
- anın görüntüsü31
- yarın iş var5
- biriyle konuşurken dinlemeyi unutmak2
- 27 eylül dünya turizm günü3
- borsada 2 milyar kazanan bir kişi eleştirmek4
- amerika birleşik devletleri31
Anafartalar kumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, çıkarcıların, cahillerin ve yobazların elinde bir kazanç aracı, hurafeler, batıl inanışlar dolabı haline gelmiş, yüzyıllardır her türlü ileri atılma, ileri düşünceye engel olmuş dinin çürümüş, bozulmuş zevahiri ile savaştı. Dinle değil, din adına oynanan trajedi ile din adına ulusu medeniyet dünyasından ayıran, cahil bırakan, yoksul bırakan kafa ve düşüncelerle savaşmıştır.
Tanzimat ve ıslahat hareketleri neden başarılı olamadı? Çünkü teokratik temel ve düzen üzerine Batı medeniyeti kurulmak istendi. iki karşıt grup asla birleşemedik, kaynaşamazdı. Tanzimat kurumlarındaki her yönden ikililik buradan geliyordu; işte temeli temizlemekle başlamalıydı bu çözüm yolu. Atatürk'ün dediği gibi; fikirler manasız, mantıksız safsatalarla dolu olursa o fikirler hastadır. Keza içtimai hayat, akıl ve mantıkla ilgisi olmayan faydasız ve zararsız bir takım akideler ve ananelerle dolu olursa felç olur. Evvela fikir ve içtimaiyat kuvvetlerinin kaynaklarını temizlemekle işe başlamak lazımdır. Başarılması gerekli dava da bu idi ve bu sebeple din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, dinin asla devlet veya dünya işleriyle karşılaştırılmaması ve herkesin inanışında serbest olması lazımdı. işte laiklik budur. Hiç vakit kaybetmeden de devletin laik olması düzenine geçildi. Bu bakımdan Cumhuriyet'imizin en büyük eseri laiklik devrimidir. Halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, devletçilik, devrimcilik ve inkılapçılık ancak laik bir düşüncenin temelinde güçlenebilir.
Bütün yurttaşlarım kanun karşısında eşit turulması anlamına gelen halkçılık ancak laiklik ile mümkün olabilmektedir. Çünkü içinde çeşitli dinlere bağlı uyrukları toplayan bir devlet, din ve dünya işlerini tamamıyla birbirinden ayırmayacak olursa her din mensubu için ayrı ayrı kanunlar uygulamak zorunda kalacaktır ki bu durum ise laikliğin dışına çıkmak anlamına gelecektir.
Memleketimizde geride kalmış olan bir hayatın tasfiyesi ve yerine ileri medeniyet kurumlarının konması anlamına gelen devrimcilik te yine laiklik ile mümkündür. Ümmet zihniyetinin değişmez ve başlanmış akidelerine sıkı sıkıya bağlı bir devlet nasıl devrimci olabilir? Hangi kuvvet şer-i hukuk yerine medeni kanunu getirebilir? Harf devrimi, şapka devrimi, kılık kıyafet devrimini yapabilir? Tekke ve zaviyeleri kapatabilirdi? Yalnızca islami veya yalnızca islami olmayan değerlere bağlı millet nasıl muasır medeniyetler seviyesine ulaşırdı?
Laik olmayan bir devletin bağımsızlığının da bir anlamı olmayacaktır çünkü bayrağı hür ama fikir ve vicdanı tutsak olan bir ulus acınacak bir topluluktan başka bir şey olamaz. Laik olmayan bir ulusun hürriyeti de tartışma konusu olamaz. Laikliği uygulamayan bir devlet demokrat olamaz çünkü demokrasinin ilk şartı fikir ve vicdan hürriyetidir. Sonuç olarak diyebiliriz ki; laiklik, bütün devrimlerin temeli, ruhu, özü ve kaynağıdır. Bir devrimin temeli zed elendiği anda da bu temel üzerine kurulmuş olan bütün düzen bir çöküntüye uğrayacaktır.
Tanzimat ve ıslahat hareketleri neden başarılı olamadı? Çünkü teokratik temel ve düzen üzerine Batı medeniyeti kurulmak istendi. iki karşıt grup asla birleşemedik, kaynaşamazdı. Tanzimat kurumlarındaki her yönden ikililik buradan geliyordu; işte temeli temizlemekle başlamalıydı bu çözüm yolu. Atatürk'ün dediği gibi; fikirler manasız, mantıksız safsatalarla dolu olursa o fikirler hastadır. Keza içtimai hayat, akıl ve mantıkla ilgisi olmayan faydasız ve zararsız bir takım akideler ve ananelerle dolu olursa felç olur. Evvela fikir ve içtimaiyat kuvvetlerinin kaynaklarını temizlemekle işe başlamak lazımdır. Başarılması gerekli dava da bu idi ve bu sebeple din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, dinin asla devlet veya dünya işleriyle karşılaştırılmaması ve herkesin inanışında serbest olması lazımdı. işte laiklik budur. Hiç vakit kaybetmeden de devletin laik olması düzenine geçildi. Bu bakımdan Cumhuriyet'imizin en büyük eseri laiklik devrimidir. Halkçılık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, devletçilik, devrimcilik ve inkılapçılık ancak laik bir düşüncenin temelinde güçlenebilir.
Bütün yurttaşlarım kanun karşısında eşit turulması anlamına gelen halkçılık ancak laiklik ile mümkün olabilmektedir. Çünkü içinde çeşitli dinlere bağlı uyrukları toplayan bir devlet, din ve dünya işlerini tamamıyla birbirinden ayırmayacak olursa her din mensubu için ayrı ayrı kanunlar uygulamak zorunda kalacaktır ki bu durum ise laikliğin dışına çıkmak anlamına gelecektir.
Memleketimizde geride kalmış olan bir hayatın tasfiyesi ve yerine ileri medeniyet kurumlarının konması anlamına gelen devrimcilik te yine laiklik ile mümkündür. Ümmet zihniyetinin değişmez ve başlanmış akidelerine sıkı sıkıya bağlı bir devlet nasıl devrimci olabilir? Hangi kuvvet şer-i hukuk yerine medeni kanunu getirebilir? Harf devrimi, şapka devrimi, kılık kıyafet devrimini yapabilir? Tekke ve zaviyeleri kapatabilirdi? Yalnızca islami veya yalnızca islami olmayan değerlere bağlı millet nasıl muasır medeniyetler seviyesine ulaşırdı?
Laik olmayan bir devletin bağımsızlığının da bir anlamı olmayacaktır çünkü bayrağı hür ama fikir ve vicdanı tutsak olan bir ulus acınacak bir topluluktan başka bir şey olamaz. Laik olmayan bir ulusun hürriyeti de tartışma konusu olamaz. Laikliği uygulamayan bir devlet demokrat olamaz çünkü demokrasinin ilk şartı fikir ve vicdan hürriyetidir. Sonuç olarak diyebiliriz ki; laiklik, bütün devrimlerin temeli, ruhu, özü ve kaynağıdır. Bir devrimin temeli zed elendiği anda da bu temel üzerine kurulmuş olan bütün düzen bir çöküntüye uğrayacaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar